ALİ BAL

ALİ BAL

Mail: [email protected]

Kılıçdaroğlu'nun Tahammülsüzlüğü ve CHP'de Yaşanan Tartışmalar!

Cumhuriyet Halk Partisi'nde yaşanan "mutlak butlan" sürecinin ardından yeniden genel başkanlık koltuğuna oturan Kemal Kılıçdaroğlu'nun attığı ilk adımlar, parti içinde yeni tartışmaların fitilini ateşledi. Özellikle parti emekçilerinin işten çıkarılması ve peş peşe gelen ihraç kararları, kamuoyunda farklı değerlendirmelere neden oldu.

Siyasi partilerin temel amacı toplumun farklı kesimlerini bir araya getirmek, örgütlenmeyi güçlendirmek ve üye sayısını artırmaktır. Ancak son dönemde sosyal medyada yayınlanan çeşitli anketlerde CHP'nin üye sayısında gerileme yaşandığı yönünde değerlendirmeler dikkat çekmektedir. Her ne kadar bu tür anketler resmi veri niteliği taşımasa da, parti yönetiminin tabanın sesine daha fazla kulak vermesi gerektiğini gösteren bir işaret olarak değerlendirilebilir.

Son olarak Yozgatlı çiftçi Abdullah Bey'in partiden ihraç edilmesi de kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Emek veren, üretici kimliğiyle tanınan bir partilinin ihraç edilmesi, parti içi demokrasinin nasıl işletildiğine ilişkin yeni soru işaretlerini beraberinde getirdi. Eleştirilerin odağındaki konu yalnızca bir ihraç kararı değil, farklı düşüncelere karşı gösterilen yaklaşımın parti kültürüne ne ölçüde katkı sağladığıdır.

Diğer yandan, geçmişte CHP'nin İstanbul'da seçim kazanması halinde kenti terk edeceğini söyleyen bir sanatçının ziyaret edilmesi de parti tabanında eleştirilen konular arasında yer aldı. Buna karşılık, yıllarca aynı siyasi mücadeleyi paylaşan isimlere yönelik "aklanın da gelin" şeklindeki ifadeler, birçok kişi tarafından çelişkili bulundu. Bu yaklaşımın, geçmişte birlikte yol yürüdüğü isimleri zan altında bıraktığı yönünde yorumlar yapılmaktadır.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun geçmişte, kendi döneminde iktidara yakın medya kuruluşlarında hakkında ortaya atılan iddialara karşı verdiği mücadele de hafızalardaki yerini koruyor. Bu nedenle bugün dile getirilen "aklanma" söyleminin, öncelikle kendi siyasi dönemine ilişkin tartışmalar açısından değerlendirilmesi gerektiğini düşünenlerin sayısı da az değildir.

Elbette bir siyasi partide disiplin mekanizmasının işletilmesi yönetimin doğal hakkıdır. Ancak bu mekanizma uygulanırken adalet, eşitlik ve tutarlılık ilkelerinin gözetilmesi büyük önem taşır. Partiye yıllarca emek vermiş isimlere yönelik alınan kararlar ile yönetim kadrolarına ilişkin geçmişte kamuoyunda gündeme gelen tartışmalara karşı sergilenen yaklaşım arasında denge kurulamadığında, tabanda güven kaybı yaşanması kaçınılmaz hale gelir.

Bugün CHP'nin ihtiyaç duyduğu şeyin öncelikle parti içi hesaplaşma değil, parti içi barışı ve güveni yeniden tesis edecek bir anlayış olduğu kanaatindeyim. Eğer gerçekten bir "temizlik" yapılacaksa, bunun kişilere göre değil ilkelere göre gerçekleştirilmesi gerekir. Geçmişte kamuoyunda tartışma konusu olan tüm iddialar aynı ölçüde değerlendirilmeli, hiçbir isim ayrıcalıklı görülmemelidir.

Aksi halde alınan ihraç kararları, parti disiplinini sağlamaktan çok, farklı görüşlere tahammülsüzlüğün bir göstergesi olarak algılanmaya devam edecektir. Siyasetin kazananı ise kişisel hesaplaşmalar değil; adalet, şeffaflık ve eşitlik ilkeleri olmalıdır.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar