CHP’NİN 36. OLAĞAN KURULTAYI YARIN

CHP’nin 36. Olağan Kurultayı, Ankara Spor Salonu’nda yarın saat 10.00’da başlayacak.

Kuruluşundan bugüne 35 olağan ve 18 olağanüstü kurultay yapan CHP‘de, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten Kemal Kılıçdaroğlu’na kadar da 7 genel başkan görev yaptı.

Partinin 36. Olağan Kurultayı ise yarın Ankara Spor Salonu’nda başlayacak. İki gün sürecek kurultayın ilk gününde genel başkanlık seçimi, ikinci gününde ise 60 kişilik Parti Meclisi (PM) ile Yüksek Disiplin Kurulu üyeleri belirlenecek.

Kulislerin hareketlendiği PM için CHP milletvekillerinin büyük bir kısmının aday olması beklenirken, toplam aday sayısının 500’ü geçeceği tahmin ediliyor.

Genellikle “çarşaf liste”nin tercih edildiği kurultaylarda, 52 PM üyesi doğrudan delege tarafından seçiliyor. Genel Başkan tarafından Bilim Yönetim ve Kültür Platformu (BYKP) üyeliği için gösterilen 8 isim de doğrudan PM’ye giriyor.

BİRLİK TEMALI AFİŞLER

Yarın başlayacak kurultay için salon hazırlıkları tamamlanma aşamasına geldi. Ses, ışık ve sahneyle ilgili çalışmaların sürdüğü salonun orta bölümüne bin 266 delegenin oturması için yer ayrıldı.

Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, CHP’nin bugüne kadarki genel başkanlarının fotoğraflarının asıldığı salonda, partililere Türk bayrağı ve parti flamaları dağıtılacak.

Ağırlıklı olarak mavi rengin kullanılacağı kurultay salonunda, “Biz adaletli bir Türkiye istiyoruz”, “Barışı birlikte inşa edeceğiz”, “Biz biriz, biz bütünüz, biz vatanseveriz” şeklinde afişler asıldı.

BÜYÜKERŞEN’E ÖNEMLİ GÖREV

Kurultayın Divan Başkanının ise Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in olması bekleniyor. Büyükerşen’in ortak imza ile aday gösterileceği belirtiliyor.

Öte yandan kurultayı yaklaşık bin 200 basın mensubunun izlemesi bekleniyor. Basın mensuplarının çalışması için geniş bir yer ayıran CHP, kullanılacak teknik ekipman için de her türlü altyapıyı hazırladı.

Kurultaya, sanatçılardan siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerine, büyükelçilerden eski siyasilere kadar 10 binin üzerinde kişi davet edildi.

Kurultayda, engelliler de unutulmadı. Kurultayda konuşmalar, işitme engelliler için işaret diline çevrilecek.

Kurultay alanında yaklaşık 600 polis, 200 özel güvenlik görevlisi ve 200 partili güvenlik amacıyla görev alacak.

YÜZDE 10 DELEGENİN İMZASI GEREKİYOR

CHP’de şimdiye kadar Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu dışında Yalova Milletvekili Muharrem İnce, eski İstanbul Baro Başkanı Ümit Kocasakal, eski Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, eski CHP İstanbul Ümraniye İlçe Başkanı Alparslan Çabuk genel başkanlığa aday adayı olduğunu açıkladı.

Parti tüzüğüne göre, genel başkanlığa aday olmak isteyenlerin toplam delegenin yüzde 10’unun imzasını alması gerekiyor. Buna göre aday adaylarının 126 delegenin imzasıyla başkanlığa aday olabilecek. Aday adayları arasında bu rakama Kılıçdaroğlu dışında sadece Muharrem İnce’nin ulaşması bekleniyor.

KILIÇDAROĞLU, 33. OLAĞAN KURULTAY’DA SEÇİLMİŞTİ

Kemal Kılıçdaroğlu, CHP‘nin genel başkanlık koltuğuna 2010’da, dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın istifasının ardından gerçekleştirilen 33. Olağan Kurultay’da seçilmişti.

Bu tarihten itibaren, 18-19 Aralık 2010, 26 Şubat 2012, 27 Şubat 2012 ve 5-6 Eylül 2014’te olağanüstü, 17-18 Temmuz 2012 ve 16-17 Ocak 2016’da olağan kurultaylar gören Kılıçdaroğlu, şimdi 36. Olağan Kurultay’a hazırlanıyor.

Bir sürpriz yaşanmazsa seçilmesine kesin gözüyle bakılan Kılıçdaroğlu’nun hem PM’de hem de MYK’da önemli oranda değişikliğe gitmesi bekleniyor.

 

CHP’NİN ÜYE SAYISI ARTTI

Partinin Merkez Yönetim Kurulunca hazırlanan rapora göre, üye sayısı 1 milyon 219 bin 783 oldu.

CHP’nin üye sayısı 1 milyon 219 bin 783’e yükseldi.

CHP Merkez Yönetim Kurulunca (MYK), 3-4 Şubat’ta gerçekleştirilecek 36. Olağan Kurultay öncesi hazırlanan raporda, genel sekreterliğin çalışmalarına yer verildi.

Buna göre, 3 Ocak 2018 itibarıyla CHP’de parti kütüğünde kayıtlı asıl üye sayısı 1 milyon 219 bin 783 oldu.

Kayıtlı üyelerin, 388 bin 361’i kadınlardan, 97 bin 721’i ise 1988 doğumlu olanlar temel alınmak kaydıyla gençlerden oluştu. Partide, kadın üyelerin dağılımı yüzde 31,8 olurken, genç üyelerin dağılımı ise yüzde 8 düzeyinde gerçekleşti.

Raporda il bazında üye sayılarına da yer verildi. Buna göre, CHP’nin en fazla üyesi 259 bin 625 ile İstanbul’da bulunuyor. Bunu 149 bin 436 ile İzmir, 82 bin 124 ile Ankara, 45 bin 434 ile Adana, 42 bin 976 ile Antalya ve 40 bin 499 ile Mersin takip ediyor.

CHP’nin en az üyesinin bulunduğu il ise 373 ile Bayburt oldu. Bayburt’un ardından CHP’nin en az üyesinin bulunduğu il 663 ile Hakkari.

Parti kütüğüne kayıtlı 1 milyon 219 bin 783 üyeden, fotoğrafları kimlik kartı çıkarmaya elverişli olan 1 milyon 123 bin 810 üyeye kimlik kartı düzenlendi. Parti kütüğüne aktarımları tamamlanan yeni üyelerden 9 bin 680’inin kimlik kartlarının yapımları ise sürüyor.

ONLİNE ÜYELİĞİ 76 BİN BAŞVURU

Rapora göre, Genel Merkez Üye Yazım Birimi tarafından kayıtlı üyelerin adres bilgileri 16 Nisan 2017’de yapılan Anayasa halk oylamasına esas olan seçmen kütük adres bilgilerine göre güncellendi.

Partinin, 8 Temmuz 2014’ten itibaren “www.chp.org.tr” adresinden online üyelik başvurusu aldığı hatırlatılan raporda, bugüne kadar 76 bin 622 kişinin elektronik ortamda üyelik için başvuruda bulunduğu belirtildi.

Başvuranlardan 34 bin 349’unun üyeliklerinin kabul edilerek il ve ilçe başkanlıklarına bildirildiği ifade edilen raporda, 3 bin 553 kişinin üyelik işlemlerinin devam ettiği kaydedildi.

Raporda, üyelik süreçleri uygun olmayan, bilgi ve belgelerinde eksik olan 38 bin 720 kişinin ise işlemlerinin sürdüğü aktarıldı.

 

CHP KULİSLERİ HAREKETLENDİ

Genel Başkan ve PM’nin belirleneceği CHP 36. Olağan Kurultayı’na iki hafta kala parti kulislerinde hareketlilik yaşanıyor.

AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Ankara Spor Salonu’nda 3-4 Şubat’ta gerçekleştirilecek CHP 36. Olağan Kurultayı‘nda, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na rakip olmak isteyenler çalışmalarına hız verdi.

Ana temasının “adalet ve cesaret” olarak belirlendiği kurultayda, aday adaylığı için ortaya çıkan ilk isim, eski İstanbul Baro Başkanı Ümit Kocasakal oldu.

CHP Tüzüğüne göre, toplam delege sayısının yüzde 10’unun imzasıyla genel başkanlık başvurusunda bulunması gereken Kocasakal’ın, yaklaşık 120 imzayı toplayabilmek için çalışma yaptığı, çeşitli görüşmeler gerçekleştirdiği öğrenildi. Parti kulislerinde, Kocasakal’ın yeterli imzayı toplaması “sürpriz” olarak görülüyor.

Kurultayda, Kılıçdaroğlu’nun karşısına çıkabilecek en güçlü adayın, partinin 5 Eylül 2014’te yapılan 18. Olağanüstü Kurultayı’nda aday olan Yalova Milletvekili Muharrem İnce olabileceği ifade ediliyor.

Genel başkanlık için nabız yoklayan, yakın çevresiyle ve CHP’li eski politikacılarla görüş alışverişinde bulunan İnce’nin, gelecek günlerde aday olup olmayacağını açıklayacağı belirtiliyor.

İnce, 18. Olağanüstü Kurultay’da 177 delegenin imzasıyla genel başkanlığa aday olmuş, sürpriz bir çıkış yaparak 415 oy almıştı. 944 delegenin imzasıyla genel başkan adayı olan Kılıçdaroğlu ise 740 oy alarak yeniden genel başkan seçilmişti.

CHP’nin 16-17 Ocak 2016’da yapılan 35. Olağan Kurultayı’nda ise İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’ın gerekli delege sayısına ulaşamaması üzerine Kılıçdaroğlu tek aday olarak seçime girmişti.

PM üyeliği de hareketli

Anamuhalefet partisinde, başta İstanbul ve İzmir il kongreleri olmak üzere ortaya çıkan tablo, PM üyeliği yarışının da hareketli geçeceğini gösteriyor.

Partide, PM’ye girmek isteyenlerin de yoğun bir kulis çalışması yürüttüğü ifade ediliyor.

CHP’de PM üyeliğine seçilmek, Genel Başkanın oluşturacağı MYK’da yer alabilmenin de önünü açıyor.

Genellikle “çarşaf liste”nin tercih edildiği kurultaylarda, 60 PM üyesi belirleniyor.

 

NAMIK SÜRMEN CHP’DEN İSTİFA ETTİ

Ataşehir Belediye Başkan eski yardımcısı ve Ataşehir Belediye Meclis CHP’li Üyesi Namık Sürmen sağlık problemleri ve işlerinin yoğunluğu gerekçesi ile partisinden istifa etti.

Avukatı aracılığı ile işleme konulmak üzerek Ataşehir Kaymakamlığı, Siyasi Partiler Masası ve CHP Ataşehir İlçe Başkanlığı’na verdiği istifa dilekçesinde iş, aile ve sağlığını gerekçe göstererek partisi CHP’den istifa ettiğini bildirdi.

Ataşehir Belediye Meclis CHP’li Üyesi Namık Sürmen Avukatı aracılığıyla verdiği istifa dilekçesinde; “Sağlık sorunlarım nedeniyle yoğun bir süreçte bulunmam ve doktorlarımın bu bağlamdaki tavsiyeleri neticesinde; işim, ailem ve sağlığım temelinde yaşamıma devam etmem gerektiği yönünde almış olduğum karar doğrultusunda Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğinden istifa ediyorum” ifadelerine yer verdi.

MART 2016’DA BAŞKAN YARDIMCILIĞINDAN İSTİFA ETMİŞTİ

Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi’nin bilgisi dahilinde 10.03.2016 tarihinde işleme konulmak üzere istifa dilekçesini ilgili mercilere verdiğini kaydeden Namık Sürmen, Ataşehir Belediye Başkan Yardımcılığı görevinden istifrasına gerekçe olarak sağlık problemleri ve işlerinin yoğunluğunu göstermişti.

 

KAYNAK: İTV HABER

 

KILIÇDAROĞLU; “BU BİR DEMOKRASİ AYIBIDIR”

CHP İstanbul 36.Olağan İl kongresi Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve İstanbul milletvekillerinin katılımı ile Bostancı Gösteri Merkezi’nde başladı.

İki adayın yarıştığı İl Kongresinde salona ilk Canan Kaftancıoğlu alkışlar ve sloganlar eşliğinde girdi. İkinci aday Cemal Canpolat Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu il birlikte salona geldi. Her iki aday Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun sağında ve solunda kendilerine ayrılan koltuklara oturdular.

İl Başkanı Cemal Canpolat, kısa bir konuşmasının ardından, CHP İstanbul 36. Olağan İl Kongresi, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.

Divan başkanlığına iki adayın ortak önerdiği CHP eski Milletvekili ve eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay seçildi.

Divanın oluşmasından sonra CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu; “Enis Berberoğlu başta olmak üzere hiçbir milletvekilinin hapishanede olmasını istemiyoruz. Bu bir demokrasi ayıbıdır” dedi.

BU BİR DEMOKRASİ AYIBIDIR”

Kürsüye “Hak, Hukuk, Adalet” sloganı eşliğinde çıkan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu; “Bu kongrede bir eksiğimiz var, temel bir eksiğimiz var, hapishanede bir milletvekili arkadaşımız var. Hiçbir günahı ve suçu olmamasına karşın aramızda olmaması, hapishanede olması, demokrasinin, hukuk sisteminin bir ayıbıdır ve hukukun siyasallaşmasıdır. Gönlümüzde yatan şudur: Milletin oyuyla seçilen milletvekillerinin, hapishanede değil, parlamentoda görev yapmaları gerekir. Halk onları parlamentoda görev yapsın diye seçti ve Ankara’ya gönderdi” sözleriyle konuşmasına başladı.

“BİZ YÜRÜRKEN, O YATARKEN KALBİMİZ AYNI DUYGULARLA ÇARPIYORDU”

Kılıçdaroğlu, adalet yürüyüşü yaptıkları sırada Berberoğlu’nun hapishanede kitap yazdığını dile getirerek, “Biz yürürken, o yatarken kalbimiz aynı duygularla çarpıyordu. Türkiye’nin ve çocukların geleceği, ülkemizin onuru, demokrasimiz için hep birlikte mücadele ettik. İster yatalım ister yürüyelim, ister kavga edelim ister barışalım, bütün çıkarlar Türkiye’nin görkemli bir devlet olması içindir. Ağzımızdan bir söz, bir eleştiri, bir övgü çıkıyorsa bunun tek bir nedeni vardır, Türkiye’yi büyütmek, yüceltmek ve uluslararası arenada saygın bir konuma getirmek. Enis Berberoğlu başta olmak üzere hiçbir milletvekilinin hapishanede olmasını istemiyoruz. Bu bir demokrasi ayıbıdır. Onları hapishaneye koyan yargı sistemini de kınıyoruz” diye konuştu.

“RANT DÜZENİNİ YIKACAĞIZ”

Türkiye’nin temel sorunlarından birinin de işsizlik olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: “Yüzde 11,1 büyüme olmuş. İşsize bakıyorsun yerinde duruyor, emekliye bakıyorsun, paraya muhtaç, asgari ücretliye, memura bakıyorsun geçinemiyor, çiftçiye bakıyorsun ‘zarar ediyorum’ diyor. Sanayiciye bakıyorsun ‘rahat değilim’ diyor. Kim aldı yüzde 11,1? Ben size söyleyeyim; yüzde 11,1’i rantiye kesimi aldı, rantçılar aldı, faizciler aldı.”

 

“KİM ÜRETİYORSA BAŞIMIZIN ÜZERİNDE YERİ VAR”

Alın teri dökenlerin hakkını koruyacaklarını savunan Kılıçdaroğlu; “Kim üretiyorsa başımızın üzerinde yeri var. Ama elinde viski bardağı, bir masa, bir sandalye, cebinde dolarları götürecek, hükümete borç para verecek, dünyanın en yüksek faizini alacak, 80 milyon faiz ödeyecek, Ankara’daki beyler de onlara para aktaracak. Dışarıya 170 Milyar dolar, içte ise 600 milyar lira faize para ödediler.  Bu rant düzenini yıkacağız” şeklinde ifade etti.

” İSTANBUL’U, İSTANBUL’A İHANET EDENLERE BIRAKMAYACAĞIZ”

“Herkes özellikle İstanbullu kardeşlerim şunu çok iyi bilsinler” diyen Kılıçdaroğlu, “2019 geliyor. Referandumda hangi sonucu elde ettiysek İstanbul Büyükşehir Belediye seçimlerinde daha büyük çoğunlukla aynı sonucu elde edeceğiz. İstanbul’u, İstanbul’a ihanet edenlere bırakmayacağız” diye konuştu.

“MECLİSİN FONKSİYONU BÜYÜK ÖLÇÜDE BİTTİ”

Kılıçdaroğlu; “Dün TBMM’de bir kişi üzerine gazyağı döktü ve kendisini ateşe verdi. Niye? Geçinemiyor. 21. yüzyıl Türkiyesinden bahsediyoruz. Size büyümenin yüzde 11 olduğu Türkiye’den söz ediyoruz. Gazetelere baktım. 1 sayfada bile yer almadı. Neden? Korkudan, baskıdan. Bunu yaparsak saraydaki zat üzülür mü? O işçi kardeşime söyleyeyim. Neden meclise geldin. Zaten meclisin fonksiyonu büyük ölçüde bitti. Git Sarayın önünde yaksana kendini. Belki alevini görür ve şöyle yorum yapar; Beni çok seviyor kendisini ateşe verdi” şeklinde konuştu

“GEÇMEZSENİZ NAMERTSİNİZ”

Eğitimin yazboz tahtasına çevirdiklerini söyleyen Kılıçdaroğlu; “Bir ülkeyi yıkmak istiyorsan eğitim ve adalet sistemini bozacaksın. Şimdi yapılan tamda budur. Bugün bazı hakimler, Anayasa Mahkemesi kararını tanımayan hakimler, Führer benzeri bir düzenin içinde yer almış durumdadırlar. Biliyorum, bunu söyledim diye şimdi hemen fezlekeler düzenlenecek, hemen savcılar, hakimler harekete geçecek. Geçmezseniz namertsiniz” dedi.

“ZORDUR BU ÜLKEDE KADIN OLMAK, MÜCADELE ETMEK”

CHP Ataşehir Kadın Kolları 3.Olağan Kongre açılışında konuşan CHP Ataşehir Kadın Kolları Başkanı Nihan Baykal Erol; “Bu ülkede kadın olmak hayatınızın her alanında var olabilmek için mücadele etmek zorunda kalmaktır. Kendi partinizin, evinizin içinde bile. Hayatınızın her anında ”Ben de varım!” diye haykırmak istemektir. Birileri tarafından sesinin hep kısılmasıdır. Öteki olmaya zorlanmaktır. Kısacası zordur bu ülkede kadın olmak” dedi.

Ataşehir CHP İlçe Başkanlığı Kadın Kolları 3.Olağan Kongresi Novada İş Merkezi Cemal Süreya Etkinlik Salonun da yapıldı.

Kongreye Başkan Nihan Erol’un konuşması damgasını vurdu.

CHP Ataşehir İlçe Kadın Kolları Başkanı Nihan Baykal Erol’un konuşması partili kadınlar tarafından ayakta alkışlanarak kendisine sevgi gösterisinde bulundular. Baştan sona mücadeleci, arada sitem ve engellenmelerin de yapıldığının altını çizen Nihan Erol, konuşmasının sonunda mevki makam ne olursa olsun parti ile birlikte mücadelede ön saflarda yer alacağını vurgulaması partili kadınlar tarafından ayakta alkışlandı.

İşte o tarihi konuşmadan kısa satırbaşları şöyle:

“SEÇME VE SEÇİLME HAKKIMIZI ULU ÖNDER ATATÜRK’E BORÇLUYUZ”

“Sevgili arkadaşlarım, dostlarım, bugün itibarıyla 2 yıldır üstlendiğim CHP Ataşehir Kadın Kolu Başkanlığı görevim bitmiş olup bu onurlu görevi bir başka arkadaşımıza devretmiş bulunmaktayım. Sevgili Kadınlar, Zübeyde annemiz, Sultan Ahmet’teki Halide Edip, Erzurum’da ki Nene Hatun, Kürsüdeki Afet İnan, katledilen Bahriye Üçok, hasta yatağında zindanlara gönderilen Türkan Saylan, fabrikada, tarlada, okulda, hayatın her alanında yaşama değer katan demokrasi mücadelesinin yılmaz, yorulmaz savaşçıları hepinizi saygı ve sevgiyle kucaklıyorum. 

Şu dakikalarda mevcut CHP Kadın Kolu Başkanı olarak sizlere alıştığınız, sıradan, ağdalı, sıkıcı bir konuşma yapmayacağım.2 senelik süreçteki çalışmaları hiç anlatmayacağım çünkü biz çalıştık, bir çoğunu da birlikte başardık. Eğer bugün burada özgürce seçme ve seçilme hakkımızı kullanmak için bulunuyorsak bunu öncelikle Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ‘ e borçluyuz” diye ifade etti.

“ADALET KADIN ADI OLARAK KALDI”

Son 16 yılda Türkiye son derece önemli ve hatta dramatik diyebileceğimiz bir değişim yaşadığının altını çizen Nihan Erol; “Acıyı ve gözyaşını kan olup akıtan bir iktidara karşı seçim kazanamadık. İşsizlik artmış, yoksulluk artmış, yolsuzluk tavan yapmıştır. Atatürk’ün stadyumlara dahi isminin verilmesine tahammül edemeyenlerin, milli bayramlarımıza engelleme getirmeye kalkışanların, eğitim müfredatından Atatürk’ü çıkarmaya cüret edenlerin iyi niyet, gerçek sevgi ve samimiyetlerine inanmıyoruz. Bununla beraber özgürlükler budanmış, geleceğe güven azalmış, hukuk kavram olarak kalmış, Adalet ise sadece bir kadın adı olarak isimler sözlüğünde yerini almıştır. Kadın, her alandan elini çekmeye mevcut iktidar yüzünden mecbur bırakılmaya çalışılmaktadır” şeklinde konuştu.

“ ZORDUR BU ÜLKEDE KADIN OLMAK”

Nihan Erol; “ Bu ülkede kadın olmak hayatınızın her alanında var olabilmek için mücadele etmek zorunda kalmaktır. Kendi partinizin, evinizin içinde bile. Hayatınızın her anında ”Ben de varım!” diye haykırmak istemektir. Birileri tarafından sesinin hep kısılmasıdır. Öteki olmaya zorlanmaktır. Kısacası zordur bu ülkede kadın olmak. Evde ev kadını olarak, okulda öğrenci olarak, iş dünyasında çalışan olarak, siyasette seçilmeyen olmaktır”..

“YORULMADIK AMA KIRILDIK”

Görevde oldukları iki yıl boyunca kadının siyasette var olduğu mücadelesini her alanda verdiklerini belirten Erol; “ Partimizin üst organları tarafından düzenlenen eylemlerin yanında iktidarın kadın haklarına yönelik uygulamalarına karşı sesimizi duyurmaya çalıştık. Bu çabalarımız sırasında bazen içerideki dirençle mücadele etmekten yorulmadık ama usandık. Boşaltılan salonlardan tutun da, gelmeyen otobüslere kadar. Soğukta çok bekledik. Çok çalışmayın, geçin bunları dendi.. Yardımlarımıza incik boncuk işi dendi.. Maddi olarak Tüzük’te yazan hakkımızı hiç almadık, alamadık.. Yorulmadık ama kırıldık. Bize samimi olmadığımızı söyleyen ilçe başkanım, aslında samimi olmayan kimdi diye soruyorum? Oysa biz aynı çatı altında değil miyiz? Yoksa farklı mı tenimizin rengi, saçımızın rengi…?”

“KENDİ AYAKLARI ÜZERİNDE DURABİLEN KADINLARIZ”

Nihan Erol; “Bizler çağdaş ilmin ve bilimin ışığıyla aydınlanmış, üretici, örgütleyici, her şeyden önce kendi ayakları üzerinde durabilen, gücünü sadece kendinden ve kadınların oluşturduğu örgütten alan, mevki, makam sahibi erklere ihtiyaç duymadan yörüngesine girme zafiyetine düşmeyen, gerektiğinde tüm Ataşehir örgütüne sahip çıkıp, gasp edilen kadın haklarına sahip çıkmak için çalıştık” şeklinde ifade etti.

“BİZLER ATAŞEHİR İÇİN DEĞİL ÜLKEMİZ İÇİN ÇALIŞTIK”

‘Sadece Ataşehir de değil, vatanımızın her karışına elimiz ve gücümüz yettiğince elimizi uzattık’ diyen Nihan Erol sözlerine şöyle devam etti.. “Öyle ki sadece Bitlis’in Güroymak ilçesinde aynı anda 17 okula, kırtasiye, giysi, ayakkabı, kadınlara giysi, yaşlılara potin, aklınıza ne gelirse birileri için incik boncuk ya da gereksiz  olarak nitelendirilen yardımlarda bulunduk. Hiç tanımadan gönül bağı kurduk partililerimizle. Onlara destek olduk.. Dönüşümü de oradaki ilçe başkanımızın gayretli çalışmalarıyla refarandum da Hayır olarak yansıdı.. Oysa CHP’ye çıkan, daha önceki  seçimde oy sayısı sadece 1007…İstersek, çalışırsak oluyor.. Bu süreçte ilk sene 400,ikinci sene 300  partili olmayan evlere birebir gruplar halinde girildi, sayısız hasta ziyareti ki edeptendir girdiğimiz evlerin mahremiyetini göstermemek için fotoğraf çekmedik. İhtiyaç sahibi evlere gıda kolilerini ulaştırdık. Kolilerin fotoğraflarını çektik ama kimseyi rencide etmedik ihtiyaç sahibidir diye.. Cenazelere katıldık ama merhuma saygımızdan cenazedeyiz diyerek gülerek öz çekimler yapıp yer bildirimi yapmadık.. Biz baba evinde böyle öğrendik.,. Tunceli’den Erzincan’a, Erzurum’a, Zonguldak’a, Suruç’a, Diyarbakır’a çocuklara ulaştık, bazen giydirdik bazen okuttuk.. İstedik” dedi.

“DEĞİŞİM ANCAK SİZ İSTERSENİZ OLUR”

“ Değerli Kadınlar, DEĞİŞİM ancak siz isterseniz olur. Siz birlik olmaz ve istemezseniz kim olursa olsun tek başına ancak yeldeğirmenine karşı savaş açar. Olmaz. Örnek vereyim yaşadıklarımızdan.. Yakın zamanda mahalle delege seçimlerinden örnek vereceğim. İlçemizde 17 mahallenin 12 sinde cinsiyet kotası uygulanmadı.. Belki, çoğunuzun haberi bile yok ya da farkında değil.. 2 mahallede hiç kadın yazılmadı. Biri Mimar Sinan, diğeri Yeni Sahra.. Haklısınız bizim açığımız Mimar sinan mahallesinde Kadın yoldaşımız yok neredeyse ama Yeni Sahrada var. Neden bu mahallelerde hiç kadın delege yok dediğimde ilçe başkanı “Kadınlar istemedi” dedi. Aradaki konuşmaları anlatmıyorum bile.. Hayır efendim var ,Yeni Sahra Mahallesi’nde 3 kadın arkadaşımız bana dilekçe verdi.. Bize sorulmadı bile dediler… Önce ilçeye sonra İl’e BAKTIK Kadını takan yok. Oysa kadınlar her yerde, evlerde, sokaklarda.. En sonda Genel Başkanımız Sayın Kılıçdaroğlu’na çıktık.34 kadının cinsiyet kotası uygulansın diye verdiği dilekçeyle. Teşekkür ederim cesaretiniz için 34 yoldaşım. Süreci anlattık. 2 sene önce cinsiyet kotasıyla ilgili kendisine sorduğum soruya kadınlar da hakkını aramıyor diye cevap veren Genel Başkanımıza “kadınların hakkını aramak için geldim” dedim. “Ben, gerekli talimatı veriyorum” dedi . Elbette bundan duyulacak rahatsızlıkları, bize dönecek riskleri göze alarak ,sizlere karşı aldığımız sorumluluğumuzu yerine getirdik. Güçlü kadın profilinden rahatsız olanların bizi kendilerine cephe aldığını bilerek gittik, Ankara’ya. Beklediğimiz gibi oldu. Ve dönüşte gidiş amacımız saptırılarak farklı mecralara çekilmeye çalışıldı. Bunlarla da mücadele ettik. Oysa ki suçumuz KADIN HAKLARINI ARAMAKTI SADECE.

“SESİMİZİ DUYUN DİYE HAYKIRIYORUZ”

“Biz zaten daha önce de kadın hakkı dediğimiz için  kendilerince cezalandırıldık, çok üzücü ve trajikomik günlerdi… Göreve geldiğimiz ilk aylar.. İlçe başkanımız, Kadın kolunu bir başkan yardımcısına bağlamak istedi. Buna karşı çıktık, genelgeyi gösterdik, kararın uygun olmadığını dile getirdik ve iptalini sağladık. o akşam ilçe binamız içinde, evimizde sözlü olarak şahsım vasıtasıyla aslında tüm kadınlara sesini yükseltme gafletinde bulunan ilçe başkanımıza sevgilerimi gönderiyorum.. Kadınlar baş tacımız değil mi? Sonucunda ilçe başkanımız tarafından mı göklerden gelen bir kararla mı bilmiyorum ama  6 ay kadar yönetim kurulu toplantılarına alınmayarak cezalandırıldık. Bu zihniyet değişmedikçe partimiz 2019 da çok zarar görecek.. Sesimizi duyun diye haykırıyoruz artık. Tabanı, kadınları duymak gerek. Biz kadınlar bir olmadan, var olan bu kadarmış zihniyetini kabullendikçe, arka kapılarda serzenişte bulunup işi eylemi dökmeye gelince evden çıkmıyorsak bu iş olmaz. Önce kendi evimizde hakkımızı tam anlamıyla aramalıyız ve bunu kabullendirmeliyiz. Tutup da birilerinin iteklemesiyle, istemesiyle aday  da olunmaz..”

“KADIN KOLU BAŞKANLIĞI’NA SOYUNMUŞ NE ÇOK ERKEK VARMIŞ”

“ Kadın Kolu Başkanlığına soyunmuş ne çok erkek varmış. Gerçi tüzüğümüzde kadın kolu başkanlığına erkek aday olamaz diye bir yazı da yok… Siz kadınları mı yetersiz buluyorsunuz  da kendi menfaatleriniz ve istekleriniz için karışıyorsunuz, bilmek isterdim? Erkekler, biz kadınların yol arkadaşı olmalı bizi dizayn eden değil bizimle yol yürüyen, fikirlerimize, duruşumuza, saygı duyan arkadaşımız olmalı.. Yan yana omuz omuza.. Biz kadınlar kendi hür irademizle, birilerinin söylemiyle değil, birileri istediği için aday oluyorsak ve sonunda da o makama geliyorsak ancak başkalarının başkanı oluruz. Sırf birileri susmanızı istiyor diye kadının hakkını aramayacaksanız, durumu olduğu gibi kabullenecekseniz, tüzükte yazılı olan %33 CİNSİYET KOTASI  için savaşmayacaksanız lütfen o koltuğa geçmeyin. Bir de şu var aslında.. Hakkımız olan %33 DEĞİL %50 OLUNCA EŞİTLİKTEN BAHSEDEBİLİRİZ. Kadın Kollarının seçimini dizayn etmeye kalkışan erkekler bu davranışınızla kadının aklına mı fikrine mi saygı duymuyorsunuz  ve bunu da dizayn edilmesine izin veren kadınlar size de bir çift sözüm var: Siz birilerinin etekleri altında olduğunuz sürece yöneten değil; yönetilen olursunuz.”

“DÜNYADA HİÇBİR ÜLKE BU KADAR DÜZENSİZLİĞİ VE HUKUKSUZLUĞU KALDIRAMAZ”

“ Ülkece içinde bulunduğumuz durumun hepimiz farkındayız. Çocukların evlendirilmeleri için yasa yapanlarla aynı havayı solumaya aynı topraklarda yaşamaya dahi artık tahammülüm yok benim! Ya adam gibi yönetim kadroları oluşturup insan gibi bunlarla mücadele ederiz ya da kadınları ve çocukları korumayan  yasaları olan bir zihniyetin bundan sonraki sapıkça  yasalarına boyun eğmeye devam ederiz.! Dünyada hiçbir ülke bu kadar düzensizliği, hukuksuzluğu ve adaletsizliği kaldıramaz. Orduda, emniyette, bürokraside hatta sanatta bile liyakati hâkim kılamayan devletler güçlü devlet olamazlar. Türkiye’nin her alanda yaşadığı en önemli sorun; işini iyi yapan, konusunda uzman, hak ettiği için o konuma yükselmiş insan sayısının azlığı. Liyakat denilen ve aslında “hak edenin hak ettiği noktaya gelmesi” demek olan sistem nerden bakarsanız bakın yok olmuş durumda. İşin üzücü yanı, bu sorunun sadece kamuya özgü olmaması… Artık öyle bir noktaya gelindi ki siyasette de sorun var.Her bir hukuksuzluk aslında topyekûn milletin devletine ve hukuk düzenine olan inancını değiştiriyor. Bu yüzden yurdun dört bir yanında milyonlarca insan dürüst olanın, namuslu olanın, yalan söylemeyenin “asla başarılı olamayacağına” inanıyor. Böylece liyakat yerine sadakat öne çıkıyor. Hak etmenin değil biat etmenin önemli olduğu duygusu dalga dalga tüm yurda yayılıyor. Bu da çürümeyi hızlandırıyor her alanda. Özellikle de siyasette.. Liyakat ve sadakat meselesine daha fazla odaklanmak gerek. Dünyayı yakalamak için liyakati esas alan bir yeni düzen kurulması lazım. Zira dünyada şahsi sadakat kriteri üzerinden başarı sağlamış bir devlet yok! Cumhuriyet’in 95. yılında muasır medeniyetler seviyesinin ötesine geçebilmenin yolu liyakat. Cumhuriyetle ve medeniyetle işimiz yok diyorsanız o ayrı mesele tabii.

Ve 450 Km yol yürüyen ve bu yolu sadece Adalet, Hak ve Hukuk için yürüyen tüm söylemlerinde kadının hakkını görmezden gelmeyin diyen genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu boşuna mı yürüdü diye de soruyorum?

“Kaybedecek ne kaldı ki” düşüncesinde olup umursuzca laf ebeliği yapanlar bile var etrafta. Akıl insana bahşedilen en büyük nimettir ve bundan sonra attığımız her adımı akıllıca atmak ve mantığımızla hareket etmek zorundayız. Bu adımlar da, yenilikçi, özgürlükçü, ülke çıkar ve menfaatleri doğrultusunda ve geleceğimizi düşünerek atılmalı ki keşkelerle, pişmanlıklarla uğraşıp zaman öldürmeyelim.”

“BİZ HAKKIMIZI ARIYORUZ”

Üzücüdür ki CHP Ataşehir Kadın Kolu olarak Kadına seçme ve seçilme hakkının verilmesinin 84.yıldönümünü kutlamamıza rağmen parti tüzüğümüzde yazılı olan %33 cinsiyet kotasının uygulanması mücadelesini vermek zorunda kaldık. Her yerde kadınlar olmalı denmesine rağmen; bunun sadece sözlerde kaldığına tanık olduk.Kadının sorunları çözülmeden ülkenin sorunlarının çözülemeyeceği, kadınlar sisteme dahil olmadan ülkenin muasır medeniyetler seviyesine ulaşamayacağı nettir.

İlçe kongresi için tablomuz daha da üzücü. Kusura bakmayın Sayın İlçe başkanı veya her kim bunu uygun görüp hesapladıysa.. Nasıl hesapladığınızı bilmiyorum ama, 17 nin %33’ü 5,61 yani ana kademede 6 kadın arkadaşımız olmalıyken bu sayı 3.. Siz değil misiniz kadınlar başımızın tacı, her yerde kadın olmalı, diyen… Lafla olmuyor bu, görmek istiyoruz.. Şu anda İlçe yönetiminde 3 erkek, 3 kadının yerini işgal etmektedir, gasp etmektedir… Vicdanınız rahatsa sıkıntı yok. Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyeti biz kadınlara ve gençlere emanet etmiştir. Siz erkeklere değil… Şöyle anlatayım. 1927 Martında Türk Kadın Birliği İstanbul’da bir kongrede toplandı. Başkan Nezihe Muhittin Hanım kadınlara, 13 kadın yoldaşı ile birlikte oy hakkı ve yerel seçimlere katılma hakkı istedi.

Dernek tüzüğünde de bu konuda değişiklik yapıldı. Hiç biri ilk mecliste yer almadı ama 18 Kadını o meclise yerleştirdiler.. Biz de şansa 13 kadın arkadaşımızla ilçe seçim kuruluna itirazda bulunduk. Hale bakın ki aradan 90 yıl geçmiş hala aynı yerdeyiz. Sayımız bile aynı. Hala kadınların hakkını arıyoruz. Yazılı ama, sadece kâğıtta. Netice hayal kırıklığı. Bu arada ilçe yönetim kurulu yedek listesinde bulunup asile taşınması için hakkını aradığımız kadınların sadece 2’si yanımızda oluyorsa ve diğerleri seyirci kalıyorsa bu da sorundur. Bu da bizim ayıbımızdır. Bakın şu çok net anlaşılsın istiyorum. Biz partimizi şikayet etmiyoruz. Biz hakkımızı arıyoruz..”

“ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİ ÇALINIYORSA, BUNUN TELAFİSİ YOKTUR”

“Önümüzde 2019 yılı ve ülkemiz için dönüm noktası olacak bir seçim var. ‘Ya kazanacağız, ya kazanacağız!’ Tercih bizim, tercih hepimizin, tercih sağduyulu olmak ve dikkatli adımlar atmaktır. Kaybedilen bir seçim gelecek dönemde kazanılabilir. Kaybedilen paralar çok çalışılarak yerine konabilir. Cumhuriyet değerleri yeniden onarılabilir ancak bizlerin, çocuklarımızın GELECEĞİ çalınıyorsa bunun telafisi yoktur. Kaybedilen bir kimlik ve ruhla, ilkesizlikle artık kazanılacak bir şey olamaz. Kimliğimizden, ruhumuzdan, ilkelerimizden ve geleceğimizden vazgeçmeyelim.”

“HERKESE TEŞEKKÜR EDİYORUM”

Konuşmasını şu sözlerle bitiren Nihan Baykal Erol; “ Öncelikle göreve geldiğim günden beri daima yanımda olan ve bugüne kadar yanımda durmaya devam eden yönetim kurulumdaki yol arkadaşlarıma ve aileme, görev süremiz içinde bizimle birlikte olan, çalışmalarımıza destek veren herkese teşekkürlerimizi sunuyoruz. Köstek olup arkamızdan sadece konuşmuş olmuş için konuşanların, duruşu olmayanların, laf taşıyanların, menfaatçilerin ve koltuk sevdalılarının öğrettiklerine de teşekkür ederiz. Mevcut siyasi konjonktürde yeniden yönetime talip olmayacağız. Ama dün olduğu gibi, bugün de, yarın da her zaman partimizin hizmetinde, Laik Türkiye Cumhuriyetini muhafaza etme mücadelesinin içinde olmaya devam edeceğiz. 2019 da yaşanacak olan büyük demokrasi mücadelesinde örgütüme, kadın kollarına, gençlere büyük görevler düşmektedir. Parti içerisindeki konumumuz ne olursa olsun ben ve arkadaşlarım bu mücadelede en önde olacağımıza örgütümüzün önünde söz veriyoruz. Kongreyi saygı ve sevgiyle selamlarken sözlerimi Büyük Usta Nazım Hikmetin dizeleriyle bitirmek istiyorum..

Ve kadınlar, 

bizim kadınlarımız : 

korkunç ve mübarek elleri, 

              ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle 

                                        anamız, avradımız, yârimiz 

ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen 

ve soframızdaki yeri 

                 öküzümüzden sonra gelen 

ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız 

ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki 

ve karasabana koşulan 

ve ağıllarda 

ışıltısında yere saplı bıçakların 

oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan 

                                           kadınlar, 

                                                 bizim kadınlarımız

 

 

 

 

 

 

CHP’DEN ‘ENİS BERBEROĞLU’ AÇIKLAMASI

CHP Genel Başkan Yardımcısı Tezcan, Enis Berberoğlu davasına bakan mahkeme heyetinin değiştirilmesine tepki göstererek, “Bu, tahliyeyi önleme operasyonudur.” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, Enis Berberoğlu ile ilgili bir gece yarısı operasyonu yapıldığını belirtti.

Dosyaya hakim olan ve bugün tutuklamayla ilgili inceleme görüşmesi yapacak heyetin dün gece yarısı değiştirildiğini aktaran Tezcan, “Gece yarısı göreve getirilen heyet, sabah tutukluluk halinin devamına karar verdi. Bu, tahliyeyi önleme operasyonudur.” dedi.

Tezcan, şöyle konuştu:”Bu dosyayı bugüne kadar yürütmüş, bozma kararı vermiş, şimdi de esasa girmiş inceleyen bir mahkeme var. Kendinizi Enis Berberoğlu’nun yerine koyun. Eğer vicdanlı bir tane vatandaşımız çıkıp ‘bu uygulama normal’ diyorsa bizim söyleyeceğimiz bir şey yoktur. Ama buna bir tek vatandaşın normal diyeceğine inanmıyoruz.”

“TEK TİP ELBİSE GUANTANAMO ÖZENTİSİ”

Kemal Kılıçdaroğlu’nun dün katıldığı televizyon programında tek tip kıyafete yönelik eleştirilerde bulunduğunu anımsatılarak, “FETÖ’cüleri savunuyor eleştirilerine yol açtı bu açıklama ne dersiniz?” sorusu üzerine ise Tezcan, “Tek tip elbise Guantanamo özentisidir, biz bu özentiye karşı çıkıyoruz. 12 Eylül özentisidir, apoletli darbecilerin uygulamalarına karşı çıkıyoruz.” yanıtını verdi.

 

“ MASA BAŞINDA KURULAN BİR PARTİ DEĞİLİZ”

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Ataşehir Belediyesi önünde toplanan vatandaşlara CHP’li Başkan Battal İlgezdi’nin görevden alınması ile ilgili yaptığı konuşmada  “Bizim mücadelemiz hak mücadelesidir. Biz masa başında kurulan bir parti değiliz dedi.

Ataşehir Belediyesinin önünde toplanan vatandaşlara otobüsün üzerine Battal İlgezdi ve CHP İstanbul İl Başkanı Cemal Canpolat ile birlikte çıkan Kılıçdaroğlu sert açıklamalarda bulundu.

“BU ÜLKEDE DEMOKRASİYİ YENİDEN İNŞA EDECEĞİZ”

Kılıçdaroğlu vatandaşlardan belediye başkanlarına sahip çıkmalarını isteyerek konuşmasını şöyle sürdürdü;“Geldiğimiz nokta yeni bir süreci önümüze koyuyor. Demokrasi, hak, hukuk için mücadele ediyoruz. Bizim mücadelemiz halkın ve hakkın mücadelesidir. Bu ülkede demokrasiyi yeniden inşa edeceğiz. 80 milyon vatandaşıma sesleniyorum. Sizin önünüzde tarihi bir görev var. Seçimle iş başına getirdiğin, makam verdiğin başkana sahip çıkacaksın. Zulme boyun eğmeyeceksin. Bize gözdağı veriyorlar” dedi.

“BİZ MASA BAŞINDA KURULAN BİR PARTİ DEĞİLİZ”

Kılıçdaroğlu; “Biz masa başında kurulan bir parti değiliz, hakkı ve hukuku savunan bir partiyiz. Türkiye’nin birleştirici gücüyüz. Biz Kuvay-i Milliye ruhunu taşıyan bir partiyiz. Bütün gücünüzle gelseniz üstümüze, bir tırnağımızı bile sökemezsiniz. Sanıyorlar ki bir şeyler yapacağız, geri adam atacak. Bizim belediye başkanımız ve akrabaları Man Adası’nda şirket mi kurdu. Belediye başkanlarımıza seçildiklerinde harcadığınız her kuruşun hesabını vereceksiniz dedim.Battal başkanımıza da bunu söyledim.  Biz hesap soran değil, hesap veren bir gelenekten geliyoruz.  Biz gücümüzü Saray’dan değil, milletten alıyoruz” diye konuştu.

“ADALET BİZİM VİCDANIMIZDADIR”

Sen Man adalarında şirket kuracaksın, malı götüreceksin. Kılıçdaroğlu konuşmasın diyeceksin, Kılıçdaroğlu konuşacak diyerek; “Beraat etmiş davayı yeniden açacaksın. İstediğiniz kadar dava açın, adalet bizim vicdanımızdadır. Ben bu toplumun vicdanını ayağa kaldıracağım, birlikte kaldıracağız. Bu işin sağı solu yoktur. Bütün Atatürkçü, Ülkücü, muhafazakâr, sosyal demokrat, milliyetçi kardeşlerime; benimle aynı bayrağın altında aynı havayı teneffüs eden namuslu kardeşlerime sesleniyorum: Bizim mücadelemiz, hak, hukuk, adalet mücadelesidir. Türkiye mücadelesidir. Bayrak mücadelesidir. Bir arada huzur içinde yaşama mücadelesidir” şeklinde ifade etti.

“HÜKÜMETE SORMAK İSTİYORUM”

Kılıçdaroğlu; Hükümete sormak istiyorum! Reza’nın önüne yatanlara niye bir şey yapmadınız. Ayakkabı kutularına niye bir şey yapmadınız? Reza’nın önüne yatanlar bize hesap sormaya kalkıyor. Sen önce bunun hesabını vereceksin. Sizde vicdan yok mu, ahlak yok mu? Dava ABD’de görüşülüyor, benim vicdanım sızlıyor” şeklinde konuştu.

O İHANET YAFTASINI BOYNUNUZA ASACAĞIM”

Kılıçdaroğlu konuşmasına şöyle devam etti: “Rıza Sarraf’ı Türk Bayrağı ile ekrana çıkartanların yaptıkları ihanettir. O ihanet yaftasını boynunuza asacağım. Yolsuzun, şarlatanın arkasına bayrağı koyacaksın, ben itiraz edince de bana diyeceksin ki “Beni asacak mısın”, asmayacağım, rezil edeceğim rezil. Daha dur bakalım, bu başlangıç, senin de kirli çamaşırlarını çıkaracağım. Bana hesap mı sormak istiyorsun, sormazsan namertsin. Sizi rezil edeceğim, rezil” dedi.

“HAKSIZLIKLAR KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR “

Kılıçdaroğlu son olarak şunları söyledi: “Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır. Bütün vatandaşlarıma çok açık ve net bir çağrı yapıyorum; Hangi belediye olursa olsun, belediyelerinize gidiniz. Belediye başkanlarına sahip çıkınız. Senin oy verip seçtiğin kişi, gayrimeşru yollarla görevden alınırsa bu kişi vatandaşın onuru ve şerefidir. Bizim belediye başkanlarımız ağlayarak görevini bırakmayacak. CHP’li olmak demek Reza Zarraf’a değil Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e sahip çıkmak demektir. “

 

 

 

CHP İSTANBUL İL VE İLÇE KONGRELERİ DURDURULDU

CHP’den yapılan açıklamaya göre CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun talimatıyla İstanbul il ve ilçe olağan kongre süreçlerinin durdurulduğu açıklandı.

CHP’de kongre takvimi 3 Şubat 2017 tarihinde başlatılan kongre süreci CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun talimatıyla İstanbul il ve ilçe olağan kongre süreçlerinin durdurulduğu açıklandı.

Genel Sekreter Kamil Okyay Sındır ve Genel Başkan Yardımcısı Tekin Bingöl imzasıyla İstanbul İl Başkanlığı ve ilçe başkanlıklarına gönderilen genelgede, Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun talimatıyla CHP İstanbul il ve ilçe kongre sürecinin durdurulduğu belirtildi.

 

 

HELAL AKREDİTASYON KURUMU KURULUYOR

TBMM Genel Kurulunda Helal Akreditasyon Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının birinci maddesi kabul edildi.

TBMM Genel Kurulunda, Helal Akreditasyon Kurumu (HAK) Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının birinci maddesi kabul edildi.

Kabul edilen birinci maddeye göre, helal uygunluk değerlendirme kuruluşlarını akredite etmek, bu kuruluşların ulusal ve uluslararası standartlara göre faaliyette bulunmalarını ve bu suretle düzenledikleri belgelerin ulusal ve uluslararası alanda kabulünü temin etmek amacıyla idari ve mali özerkliğe sahip özel bütçeli Helal Akreditasyon Kurumu kurulacak.

Birinci maddenin kabul edilmesinin ardından TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, birleşime ara verdi.

Verilen aranın ardından komisyonun yerine oturmaması üzerine Bahçekapılı, birleşimi yarın saat 14.00’te toplanmak üzere kapattı.

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Helal Akreditasyon Kurumunun, İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkeler içinde helal akreditasyon yapmak amacıyla oluşturulan ilk kurum olacağını bildirdi.

 

TBMM Genel KurulundaHelal Akreditasyon Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı görüşüldü.

Tasarının tümü üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Zeybekci, Helal Akreditasyon Kanun Tasarısı’nın, bir yılın üzerinde yapılan bir çalışmayla, bütün kurum ve kuruluşların, sivil toplum örgütlerinin görüşleri alınarak hazırlandığını belirtti.

Kurulun helali, haramı belirlemeyeceğini, helal ile haramın 36 ülkenin oluşturduğu bir kurul tarafından zaten belirlenmiş durumda olduğunu anlatan Zeybekci, kurumun helal belgesi vermeyeceğini, helal belgesi verebilecek olan kuruluşları akredite yapacağını, onları takip edeceğini ifade etti.

İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkeler içinde helal akreditasyon amacıyla oluşturulan ilk kurum olacağını ve Türkiye’nin bunda öncülük edeceğini anlatan Zeybekçi, altyapısı, standardizasyonu, teknik kadrosu, tecrübesi, laboratuvarları Türkiye kadar yeterli olmayan birçok ülkede de kurumun faaliyet göstereceğini açıkladı.

Zeybekci, şunları söyledi:

“Türkiye’de üretilen hiçbir ürünün üzerinde helalle ilgili bir şüphe yoktur; geçmişte de yoktu, bugün de yoktur, gelecekte de olmayacak. Bu düzenleme, Türkiye’de bir ihtiyaç olduğundan kaynaklanan bir sebeple de ortaya çıkmamıştır. Türkiye’de helal haramla ilgili bir kısıtlama, sınırlama, bir uygulama yoktur ancak sadece domuzla ilgili Tarım Bakanlığının bir şartı vardır: İçerisinde domuz karışımı olan veya domuz eti olan tüm ürünler üzerine görülür ve ayrıca sergilenmek ve stoklanmak kaydıyla böyle bir uygulamaya tabi olmak zorundadır. Üzerine de yazılmak zorundadır. İçinde ne kadar domuz olduğu da açıklanmak zorundadır.”

TBMM Genel Kurulu’nda Helal Akreditasyon Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı‘nın tümü üzerindeki görüşmelerde siyasi parti temsilcileri söz aldı.

AK Parti Bolu Milletvekili Ali Ercoşkun, küresel ekonomide önemli değişiklikler ve dönüşümlerin yaşandığını, böyle bir dönemde dış ticarette etkin ve girişken olmanın artık bir tercih değil ihtiyaç olduğunu, gittikçe büyümekte olan küresel helal pazarına da bu gözle baktıklarını ve önemsediklerini söyledi.

Dünyada 1,8 milyar Müslümanın yaşadığını dile getiren Ercoşkun, Müslüman nüfusun, helal ürün ve hizmetlere ilişkin ilgisi ile talebinin giderek arttığını kaydetti. Ercoşkun, “Helal deyince aklımıza sadece tükettiğimiz gıdalar gelmesin. Bugün helal kavramı kozmetikten, eczacılık ürünlerine, tekstilden lojistiğe kadar pek çok ürün gurubu ile hizmette talep edilen ve katma değer yaratan bir unsur olarak ön plana çıkıyor.” diye konuştu.

Ercoşkun, en temel amaçlarının ortak helal standartlarına dayanan bir helal belgelendirme sisteminin Müslüman ülkelerinde tesisini sağlamak olduğunu belirterek, “İşte bu sistemin oluşumu için son tuğlayı da Helal Akreditasyon Kurumu ile koymayı hedefliyoruz.” dedi.

MHP İstanbul Milletvekili İzzet Ulvi Yönter, parti olarak helal akreditasyona karşı olmadıklarını, arzularının Türkiye’nin helal akreditasyonda dünya pazarından daha fazla pay alması olduğunu söyledi.

Bu alanda gerekli altyapı, birikim ve tecrübeye sahip Türk Akreditasyon Kurumunun (TÜRKAK) mevcut olduğunu ve sistem, ürün, hizmet, laboratuvar ile personel alanlarında akreditasyon hizmeti verdiğini dile getiren Yönter, “Gelin TÜRKAK’ı helal akreditasyon konusundaki eksikliklerini tamamlayarak daha aktif hale getirelim. Bu alanda bir kurum varken yeni bir kurumun ihdas edilmesinin ne tip bir soruna neden olacağını da zaman elbette gösterecektir. Bugüne kadar helal ürün alanında sayısız çalışmalara imza atan TÜRKAK varken bu kurumdan bağımsız bir yapı oluşturulması öncelikle girişimcimizi yoracak, meşgul edecektir.” diye konuştu.

HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya da 4 Kasım 2016’da HDP eş genel başkanları ile milletvekillerinin gözaltına alınmasının “açık ve net siyasi bir darbe” olduğunu öne sürdü. Kaya, “Helal sadece yediğimiz, giydiğimiz değildir. İnsanların emeğini çalmak, özgürlüğünden alıkoymak en büyük haramdır.” ifadesini kullandı.

CHP İzmir Milletvekili Tacettin Bayır ise televizyonlarının başında Meclisi izleyenlerin şu anda “Türkiye’deki bütün sorunları hallettiniz de sıra buna mı geldi?” diye milletvekilleriyle dalga geçtiğini ileri sürdü. Bayır, “Alın teri ve emeğinizle kazandığınız para helal paraysa aldığınız şey helaldir. Ayakkabı kutularındaki dolarlarla alıyorsan o haramdır. Benim anlayışım budur.” ifadesini kullandı.

 

CHP’DE DELEGE SEÇİMLERİ TAMAMLANDI

CHP, 3 Mayıs’ta başlayan kongre takvimi çerçevesinde mahalle delegelerinin seçimleri tamamlandı.

CHP Genel Sekreteri Kamil Okyay Sındır, AA muhabirine yaptığı açıklamada, CHP Merkez Yönetim Kurulunun (MYK) 3 Mayıs’ta aldığı karar doğrultusunda kongre takviminin başladığını anımsattı.

Sürecin demokratik bir şekilde devam ettiğini belirten Sındır, tüm ilçeler itibariyle muhtarlık bölgesi delege seçimlerinin tamamlandığını bildirdi.

İlçe kongrelerinin de takvime bağlandığını, bazılarının da kongrelerini gerçekleştirdiğini belirten Sındır, “Mahalle delegeleri ve önseçim delegeleri belirlendi. Gayet güzel süreci yaşıyoruz. Başlayan ilçe kongrelerinde ise il kongre delegelerimiz belirlenecek.” dedi.

Aralık ayının ilk haftasında ilçe kongrelerinin tamamlanacağını ve ardından il kongrelerine geçileceğini aktaran Sındır, şöyle devam etti: “Akabinde yıl sonuna kadarki süreçte il kongrelerimizi yapacağız. İl kongrelerinde kurultay delegeleri, il yönetim kurulları, il disiplin kurulları belirlenmiş olacak. Ocak ayının ortalarına doğru da Parti Meclisimizi (PM) toplayacağız. Biliyorsunuz kurultay tarihimizi PM’miz belirliyor. Tahminen şubat ayının başı veya ortasında CHP’nin 36. Olağan Kurultayı’nı gerçekleştireceğiz.”

“DİNAMİK BİR YAPIYLA SEÇİMLERE GİDECEĞİZ”

Sındır, kongre süreçlerinin CHP örgütlerine yeni bir dinamizm kazandıracağını belirterek, 2019’da yapılacak yerel ve genel seçimlere işaret etti.

Delegelerin takdiri ile seçilen yönetimlere herkesin saygı duyacağını vurgulayan Sındır, “Kongre süreçlerini karşılıklı kavga, bir çatışma süreci değil, tam tersine bizi iktidara daha yaklaştıracak kadroların belirlendiği bir süreç olarak görüyoruz. Sonuçta kazanan, kaybeden yok. Kazanan partimiz olacaktır, ülkemiz olacaktır” diye konuştu.

Kamil Okyay Sındır, şunları kaydetti: “Bizim hedefimiz vatandaşımızın refahıdır, huzurudur, mutluluğudur. Bu hedefe yönelik iktidara gelmek için mücadelemizi de sürdürüyoruz. Bu anlamda, kurultay sonrası yeni kadrolarla, daha enerjik, daha dinamik, daha heyecanlı kadrolarla örgütümüzün bütünüyle iktidara yürüyeceğiz.”

 

“UZLAŞI MAHALLE BASKISIYLA GERÇEKLEŞTİ”

Yıllardır çözülemeyen Yeniçamlıca, Mevlana ve Mimar Sinan Mahallerinin mülkiyet sorununu çözmek üzere vatandaşların Ataşehir Belediye Meclisine gelerek CHP ve Ak Parti gruplarını ziyaret etmeleri ve  “Bu işi çözün” talepleri arzulanan uzlaşıyı nihayet sağladı.

Mevlana mahalle Muhtarı Recep Kantarcı ve Mimar Sinan Mahalle Muhtarı Şahin Acar beraberinde mağdur vatandaşlardan oluşan bir grupla, Mülkiyet sorunlarının çözülmesi noktasında Ataşehir Belediye Meclisinde Grubu bulunan CHP ve Ak Parti gruplarını ziyaret ederek dertlerini ve sorunlarını dile getirdiler. Artık birbirini suçlamanın bir yarar getirmediğini anladıklarını, iki siyasi partinin masanın iki tarafına oturarak çözüm aramalarını ısrarla dile getirmeleri amacına ulaştı.

Sadi Özata başkanlığında toplanan Ataşehir Belediye Meclisi 3’üncü oturumunda gündem dışı söz alan grup başkanları mülkiyet sorununun çözülmesi noktasında bir toplantının gerçekleşeceği kararının alındığını, ve bu sorunun asla bir siyasi polemik malzemesi yapılamayacağını söylediler.

Gündem dışı ilk sözü Ak Parti Grup Başkanı M.Cevat Arzık aldı.

DSCF9318

“SİYASİ POLEMİK KONUSUNU YAPMADAN ÇÖZÜME DESTEK VERECEĞİZ”

Arzık; “Geçen oturumda Yeniçamlıca Mahalle sakinlerimiz gelmişti. Onların buraya gelip grupları ziyaret etmesi nedeniyle Büyükşehir Belediyemizle irtibata geçerek Geçen Cuma günü (06.10,2017) yapılan toplantı sonucunda oradaki arkadaşlarımız Ataşehir belediyesi ile irtibat kurarak konunun çözümü noktasında çalışmaların başlaması için bir araya gelme konusunda bir uzlaşı sağlandı. Zannederim bir süre sonra orada bir toplantı yapılacak. Biz öncelikle önce Büyükşehir Belediyesi ve Ataşehir Belediyesi olmak üzere yine CHP ve Ak Parti grubu olarak herhangi bir polemiğe ve siyasi malzeme yapmadan çözüm ile ilgili her türlü desteği vereceğimizi buradan belirtmek isterim” dedi.

DSCF9322

“BİZLERE NE GÖREV DÜŞÜYORSA YAPMAYA HAZIRIZ”

Gelişmelerle ilgili grubunun görüşlerini açıklayan CHP Meclis Grup Başkanı İlhami Yılmaz, herkes taşın altına elini elini sokmalıdır diyerek; “Mustafa Arzık beyin söylediklerine aynen katılıyırum. Teknik Başkan Yardımcımızı Sadık Kayhan Bey,  Büyükşehir Planlama Dairesi Başkanlığından aranmış ve bu toplantının da Perşembe günü saat 10.00’da yapılacağı, her iki belediyenin teknik elemanları yan yana gelerek çözüm noktasında ne yapılması gerekiyorsa herkes elini taşın altına sokarak, oradaki vatandaşlarımızın mağdur olmaması adına bizlere ve belediyemize düşen ne görev varsa yapmaya hazırız” diye konuştu.

DSCF9313

Gündem dışı konuşmalardan sonra Başkan Sadi Özata, 12.10.2017 Perşembe günü saat 17:00’da toplanmak üzere oturumu kapattı.

OĞUZ KAÇMAZ; “ALÇAK SALDIRIYI KINIYORUZ”

Sosyal medya üzerinde “Kadına Uzanan Eller Kırılsın” paylaşımını yapan CHP Ataşehir Gençlik Kolları Başkanı Oğuz Kaçmaz, saldırganın en ağır şekilde cezalandırılmasını istedi.

“Kadına uzanan eller kırılsın” etiketiyle sosyal medya üzerinde paylaşımda bulunan CHP Ataşehir Gençlik Örgütü Başkanı Oğuz Kaçmaz, Ataşehir’de kadına saldırının partileri ile ilişkilendirilmesine izin vermeyeceklerini kaydederek, “Sosyal medya hesapları üzerinden Hakan Dağ isimli şahsın partimiz üyesi olduğu iddiaları gerçeği yansıtmamaktadır. Kadına şiddete karşı olan tavrımız nettir. Hakan Dağ denilen kişiliksiz en ağır şekilde cezalandırılmalıdır” ifadelerinde bulundu.

CHP Ataşehir Gençlik Örgütü Başkanı Oğuz Kaçmaz kadına yapılan yumruklu saldırı ile ilgili paylaşımında şu açıklamaya yer verdi;

chp

CHP’NİN 36. OLAĞAN KURULTAYI’NA DOĞRU

Partinin 3 Mayıs’ta başlayan kongre takvimi çerçevesinde mahalle delegelerinin seçimleri 15 Ekim’de tamamlanarak ilçe kongrelerine geçilecek.

CHP, 3 Mayıs’ta başlayan takvim çerçevesinde ilçe ve il kongrelerini yılsonuna kadar tamamlamayı planlıyor.

Genel Başkan Yardımcısı Tekin Bingöl, AA muhabirine yaptığı açıklamada, CHP Merkez Yönetim Kurulu’nun (MYK) 3 Mayıs’ta aldığı karar doğrultusunda kongre takviminin başladığını anımsattı.

Sürecin demokratik bir şekilde devam ettiğini belirten Bingöl, 15 Ekim’de ülke genelindeki mahalle delegeleri seçimlerinin tamamlanmış olacağını ifade etti.

Ekim ayından itibaren de ilçe kongrelerinin başlayacağını açıklayan Bingöl, “Akabinde il kongrelerimizi yapacağız. İl kongrelerimiz Aralık ayının 25’inde tamamlanarak Parti Meclisi’ne (PM) sunulacak.” dedi.

PM’nin alacağı karar doğrultusunda muhtemelen gelecek yıl Ocak ayında CHP’nin 36. Olağan Kurultayı’nı gerçekleştireceklerini aktaran Bingöl, şöyle devam etti:

“Şu anda üye güncellemesi, üye listelerinin askıya çıkarılması, itirazlar, bunların tamamı bitti. 10 Eylül’den itibaren delege seçimlerini başlattık. 15 Ekim’de bunu tamamlayacağız. Burada tamamen bir demokratik süreç işliyor. Son derece şeffaf. Sandıkları mutlaka koyduruyoruz. Ciddi bir de katılım söz konusu. Bizim tüzüğümüz gereği delege seçimlerinin ilk gününde belli çoğunluk sağlanmadığında seçim ikinci güne kalıyor. İkinci gün çoğunluk aranmadan delege seçimleri yapılıyor ancak bu yıl yoğun katılım olduğu için mahalle delege seçimlerinin çok önemli bir kısmı ikinci güne kalmadan yapılıyor.”

Mahalle delege seçimlerinin çoğunda, en az iki, bazen üç, bazen de dört listenin yarıştığını söyleyen Tekin Bingöl, bunun da seçimlerin son derece demokratik bir ortamda gerçekleştiğinin kanıtı olduğunu vurguladı.

“ÇOK YOĞUN BAŞVURULAR SÖZ KONUSU OLUYOR”

Bingöl, Ocak 2018’de yapılması beklenen 36. Olağan Büyük Kurultay’a ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

CHP’de, daha mahalle delegelerinin tespiti aşamasında bir parti içi demokrasi sürecinin işlemeye başladığını aktaran Bingöl, büyük kurultayın da aynı anlayışla gerçekleşeceğini dile getirdi.

Bingöl, şunları söyledi:

“Bundan önceki kurultaylarda olduğu gibi CHP’de genel başkan adayları olabilir. Bu çok doğal. Çünkü CHP’de bir biatçi anlayış söz konusu değil, lider sultası söz konusu değil, o açıdan bu kurultay da aynı anlayışla geçecek. Yine PM üyeliği için çok yoğun başvurular söz konusu oluyor. Son derece coşkulu, katılımcı bir kurultay gerçekleştireceğiz. Çünkü bizi diğer siyasi partilerden ayıran en temel özelliklerden bir tanesi parti içi demokrasi anlayışımızdır. Asla bir dayatmacı anlayış söz konusu değil. Adayların genel başkan tarafından tespit edildiği ve hiç kimsenin çıkıp aday olma cesaretini gösteremediği diğer siyasi partilerle karşılaştırıldığında CHP’nin bu demokrasi kültürünü nasıl içselleştirdiğini bir kez daha 36. Olağan Kurultayımızda göreceğiz.”

Ön seçim sürecek

CHP’de milletvekili adaylarının büyük bir çoğunluğunun ön seçimle belirlendiğini hatırlatan Bingöl, önümüzdeki seçimlerde de aynı yöntemin devam edeceğini bildirdi.

7 Haziran’da yapılan genel seçimde 56 seçim bölgesinde ön seçim yaparak adaylarını belirlediklerini anlatan CHP Genel Başkan Yardımcısı Tekin Bingöl, “Tüzüğümüz bunu öngörüyor. Önümüzdeki dönemlerde de tüzüğün amir hükümleri doğrultusunda adaylarımızın tespiti gerçekleştirilecek.” diye konuştu.

 

CANPOLAT; “CHP ULUSAL BÜTÜNLÜĞÜ SAĞLAYANLARIN PARTİSİDİR”

Cumhuriyet Halk Partisi’nin 94’üncü kuruluş yıldönümünde CHP Ataşehir İlçe Başkanlığı’nın organize ettiği kutlama etkinlikleri çerçevesinde Cemal Süreya Sergi ve Etkinlik Salonunda düzenlenen panelde konuşan İl Başkanı Cemal Canpolat;  “Cumhuriyete öncülük yapmış bir partinin il başkanı olmaktan dolayı gurur duyuyorum. Ötekilerin, dışlananların, itilenlerin, sahipsizlerin sığınacağı tek alan Cumhuriyet Halk Partisidir. CHP’nin bu anlayışına bu gün de ihtiyaç vardır. CHP’ye saldıranlar, etkisiz hale getirmek için CHP kadrolarına saldırı yapanlar bu gün Cumhuriyet Halk Partisi’ne sığınmış durumdalar”  dedi.

Ataşehir’de partisinin kuruluşunun 94. Yıl dönümü etkinliğine katılan  CHP İstanbul İl Başkanı Cemal Canpolat, 1930’larda İsviçre, Fransa kadınlarında olmayan seçme, seçilme hakkının Türkiye’de kadına verildiğinin altını çizerek, “Mustafa Kemal 1920 -30’larda bu gün bize ders verenlere öncülük yapmış. Batı medeniyetinin üstünde medeniyeti hedef gösteren bir Mustafa Kemal’in; Lazı, Kürdü, Çerkezi herkesi kucaklamış, hem demokrasi, hem özgürlük,  hem cumhuriyete öncülük yapmış bir partinin il başkanı olmaktan dolayı gurur duyuyorum” diye konuştu.

Sunuculuğunu CHP Ataşehir İlçe Sekreteri Celal Yalçın’ın yaptığı etkinlikte; CHP’nin kuruluşu ve parti genel başkanlarıyla ilgili sinevizyon ve Adalet Yürüyüşü ile Adalet Kurultayına ait videoların izletildi.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından ilk konuşmasını yapmak üzere kürsüye davet edilen CHP Ataşehir İlçe Başkanı Hakkı Altınkaynak;  “Cumhuriyet Halk Partisi’nin 94’üncü kuruluş yıldönümünde o heyecanı yaşamak için bir aradayız. CHP tarihinin devrim sayfalarına işlenip örüle örüle bu güne gelindiğini, “o” kadrolardan teslim alanlar olarak Cumhuriyeti ilelebet muhafaza etmek, daha güçlü, daha demokratik, daha özgür bir yapıyla taçlandırmak için çalışmamız gerekir” şeklinde ifade etti.

DSCF6996

CHP’nin 94. Kuruluş yıl dönümünü nedeniyle Ataşehir Novada İş Merkezi Cemal Süreya Etkinlik ve Sergi Salonun da düzenlenen etkinliğe; CHP İstanbul İl Başkanı Cemal Canpolat, Ataşehir İlçe Başkanı Hakkı Altınkaynak, Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, CHP Üsküdar İlçe Başkanı Erdoğan Altan, Ataşehir Belediye Meclis 1. Başkanvekili Sadi Özata, Ataşehir Belediye Başkan Yardımcısı Abdullah Der,  Hüseyin Hışman, CHP İstanbul İl Yönetim Kurulu üyeleri, CHP Ataşehir İlçe, Gençlik ve Kadın Kolları Başkan ve Yönetim Kurulu üyeleri, , STK temsilcileri, partililer ve davetliler katıldı.

DSCF6992

“GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER”

Ataşehir’deki etkinlikte Osmanlının son dönemleri üzerine konuşan CHP İstanbul İl Başkanı Cemal Canpolat; “Dünyada 94 yılı aşan 4 partiden biri CHP’dir. Osmanlı’nın tüm dünyaya borçlandığı, yabancıların alacaklılarını kendi vergi dairelerini kurarak tahsil ettikleri,  kendi mahkemelerini de kurdukları bir dönem. Yabancılar bir tarafta vergilerini topluyor, diğer tarafta yargılıyor ve ordusunun komutanları da yabancılar. Mustafa Kemal ve bir avuç arkadaşı ülkeyi işgalden kurtarmak için mücadele başlatıyor. ‘Geldikleri, gibi giderler’ diyen Atatürk ve arkadaşları uluslararası işgal güçlerine karşı ilk zaferini elde ediyor” şeklinde konuştu.

DSCF7001

“DÜŞMANA SES ÇIKARAMAYANLAR MUSTAFA KEMAL’E İNSAFSIZCA SALDIRDILAR”

Canpolat konuşmasının devamında; “Anadolu’da işgal kuvvetlerine karşı mücadelesini sürdüren Mustafa Kemal ve bir avuç arkadaşının ülkeyi uluslararası sermayeye diz çöktürmek isteyenlere karşı koruyarak, tam bağımsız Türkiye’yi kurdular. Bir tarafta işgalci düşmanlarla mücadele edilirken diğer tarafta işbirlikçi saltanat ve gericilere karşı da mücadele verdiler. Mustafa Kemal’in bağımsızlık mücadelesi sonunda bu gün ezanların okunmasına ve İslami değerlerin ayakta kalması sağlanmıştır. Balıkesir İmamı’nı tutuklayanlara karşı ses çıkarmayanlar Çanakkale vaizini tutuklayıp işkence görmesine ses çıkartmayan o işbirlikçi gericiler, onlar için mücadele eden Mustafa Kemal’e insafsızca saldırıyorlardı” şeklinde ifade etti.

DSCF7021

“CHP ULUSAL BÜTÜNLÜĞÜ SAĞLAYANLARIN PARTİSİDİR”

Canpolat ;  “Uluslararası sermayeyi, gericiliği dize getirip, yedi düvele karşı mücadele vererek tam bağımsız, egemenliğin halka verilmesi ile kurulan bir Cumhuriyet Halk Partisi, yani halkın partisidir. CHP seçkinlerin, seçicilerin partisi değildir.  CHP bu ülkenin dört bir tarafını kucaklayan, ulusal bütünlüğü sağlayanların partisidir” dedi.

“CHP’YE SALDIRANLAR, BU GÜN CHP’YE SIĞINMIŞ DURUMDALAR”

Atatürk’ün, ‘Cumhuriyet Halk Partisi Ulusal Bütünlüğün Partisidir. CHP Umutsuzların, Sahipsizlerin, Kimsesizlerin, Yetimlerin, Savaşta Mağdur Kalanların partisidir’ sözlerin çok önemsediğini vurgulayan CHP İstanbul İl Başkanı Cemal Canpolat, ötekilerin, dışlananların, itilenlerin, sahipsilerin sığınacağı alanın Cumhuriyet Halk Partisi olduğunu kaydederek; “CHP’nin bu anlayışına bu gün de ihtiyaç vardır. CHP’ye saldıranlar, etkisiz hale getirmek için CHP kadrolarına saldırı yapanlar bu gün Cumhuriyet Halk Partisi’ne sığınmış durumdalar” diye konuştu.

DSCF6998

“CUMHURİYET ANLAYIŞI MUSTAFA KEMAL’İN ANLAYIŞIDIR”

Cumhuriyetin kurulduğunda eğitim oranının yüzde 4 olduğunu, bunun da sadece 2000’e yakınının lise mezunu olduğunu, neredeyse doktorun hiç olmadığı zor bir ortamın olduğunu hatırlatan Canpolat; Sanayinin olmadığı dönemde ülkenin sanayileşmesinin önünün açıldığına dikkat çekerek; “Milli burjuvaziyi, sermayeyi yaratıyor.  2000 kişiyi yurt dışına gönderip eğitim aldırıyor. Bize demokrasi dersi veren Almanların fırınlarda yaktığı dönemde Yahudilere kapılarını açıyor. Bu kadrolarla üniversitelerin kurulmasını sağlıyor. Din, mezhep, ırk ayrımı yapmayan bir Cumhuriyet anlayışı Mustafa Kemal’in anlayışıdır” ifadelerini kullandı.

“KÖY ENSTİTÜLERİ ANADOLU’NUN AYDINLANMASINDA ÖNEMLİ ROL ÜSTLENDİ”

CHP’nin Anadolu’yu demir yolu ile ördüğü dönemde ekonomik imkânsızlıklarla mücadele edildiğini, yokluk içerisinde yoların yapıldığını hatırlatan Cemal Canpolat; “ ülkenin bu güne gelmesini sağlayanın Cumhuriyet Halk Partisi ve CHP kadrolarıdır. Yokluğun, yoksulluğun yaşandığı, nüfusun önemli bir kısmının köylerde yaşadığı dönemde Köy Enstitüleri oluşturuluyor. Bu okullarda bir köyde olması gereken her şey öğretiliyor. Köylü inşaat yapıyor, saz çalıyor. Köy Enstitüleri Anadolu’nun aydınlanmasında çok önemli rol oynuyor. Bir tarafta aydınlanma, bir tarafta yeniden inşa edilen ülke” dedi.

DSCF7004

“BİZ KAYBETTİK AMA CUMHURİYET VE DEMOKRASİ KAZANDI”

Ülkelerin tek parti ile yönetildiği dönemde çok partili döneme geçildiğini hatırlatan, 5 – 6 yıl öncesine kadar çok partili sisteme geçen tek İslam ülkesinin Türkiye olduğuna dikkat çeken CHP İstanbul İl Başkanı Cemal Canpolat, seçimi kaybeden İsmet Paşa’nın, “Biz kaybettik ama cumhuriyet ve demokrasi kazandı” dediğini hatırlatarak; “iktidardaki Cumhuriyet Halk Partisi, kaybetmesini kabullenen bir kadroya sahiptir” diye konuştu.

DSCF7012

“CUMHURİYETLE İKTİDARA GELENLER, SEÇİMLE GİTMEK İSTEMİYORLAR”

Cemal Canpolat konuşmasında, günümüzdeki iktidar hırsına dikkat çekerek;  “Şimdi, cumhuriyetin sayesinde iktidar olanlar, cumhuriyet değerleri sayesinde iktidara gelenler, seçimle gitmek istemiyorlar” iddiasında bulundu.

“AVRUPA’ DAN ÖNCE KADINLARA TÜRKİYE’ DE SEÇME SEÇİLME HAKKI VERİLDİ”

1930’larda İsviçre’de, Fransa’da kadınların seçme seçilme hakkı yokken Türkiye’de kadına seçme seçilme hakkı verildiğine, kadınların savaş döneminde demiryolları ağı örerek düşmanın arkadan kuşatılmasını ve savaşın kazanılmasında büyük paylarının olduğuna işaret eden Cemal Canpolat, “Mustafa Kemal 1920 -30’larda bu gün bize ders verenlere öncülük yapmış. Batı medeniyetinin üstünde medeniyeti hedef gösteren bir Mustafa Kemal’in Lazı, Kürdü, Çerkezi, Alevisi, Sunnisi herkesi kucaklamış, hem demokrasi, hem özgürlük,  hem cumhuriyet öncülük yapmış bir partinin il başkanı olmaktan dolayı gurur duyuyorum” diyerek konuşmasını tamamladı.

 

ALTINKAYNAK; UMUT MUSTAFA KEMAL’İN İLKELERİDİR

Cumhuriyet Halk Partisi Ataşehir İlçe Başkanlığı, CHP’nin 94’üncü kuruluş yıl dönümü nedeniyle Cumhuriyet Meydanında Atatürk Anıtı’na çelenk sunma töreni düzenledi. Buradaki törende  konuşan İlçe Başkanı Hakkı Altınkaynak; “Bu ülkenin aydınlık insanları olarak bizim kimsenin insaf ve merhametine ülkeyi terk etmeyeceğimizi herkesin bilmesi ve hepimizin de bu inancı tazelememiz lazım. Onun için bugün yine bir aradayız.  Çünkü biz umutsuz değiliz. Umut sizsiniz, umut bu ülkenin yurtseverleridir. Umut Mustafa Kemal’in ilkeleridir” dedi.

CHP Ataşehir İlçe Başkanı Hakkı Altınkaynak başkanlığında bir araya gelen CHP Ataşehir örgütü, partinin 94’üncü yıldönümü nedeniyle Cumhuriyet Meydanında kutlama töreni düzenlendi.

İlçe Sekreteri Celal Yalçın’ın sunumuyla gerçekleşen törende İlçe Başkanı Hakkı Altınkaynak  saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Cumhuriyet Meydanın da ki Atatürk Anıtı’na çelenk sunumu gerçekleştirildi.

Barbaros Mahallesin de bulunan Cumhuriyet Meydanın da ki törene; İlçe Başkanı Hakkı Altınkaynak ve yönetim kurulu üyeleri, Kadın Kolları Başkanı Nihan Erol ve yönetimi, Gençlik Kolları Başkanı Oğuz Kaçmaz ve yönetimi, Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Hışman, Meclis Başkanı Sadi Özata, CHP Belediye Meclis Üyeleri, belediye birim müdürleri, STK temsilcileri ve Ataşehir CHP örgütü katıldı.

DSCF6955

“DÜNYADA 94 YIL YAŞAYAN 4 PARTİDEN BİRİYİZ”

Törende günün anlam ve önemi üzerine konuşan İlçe Başkanı Hakkı Altınkaynak; “Bugün Cumhuriyetimizin kuruluşu ile beraber en önemli tarihsel günlerden biri olan ve Cumhuriyetin ilkelerini topluma yaygınlaştırarak uygulamaya çalışan, Cumhuriyeti kuran kadroların kurduğu CHP’nin 94’üncü yıldönümü nedeniyle buradayız. CHP gibi Cumhuriyetimizle eşdeğer olan, aynı tarihlerde kurulan bir partinin 94 yıl sonra yine topluma umut veren, bu ülkenin geleceğine yön vermeye hazır bir partinin bütün zorluklara rağmen dünya tarihinde 94 yıl yaşayan ilk 4 partiden biri olan CHP’nin bu gününü anlamlı bir şekilde yoldaşlarımızla kutlamanın onurunu yaşıyoruz.   Bu vesile ile başta hem Cumhuriyetimizin hemde CHP’nin kurucusu büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve O’nun yol arkadaşlarına isimsiz kahramanların huzurunda bunu yâd etmek için buradayız. Başta Büyük Önderimiz olmak üzere bütün emeği geçenleri saygı ile anıyoruz” dedi.

DSCF6973

“BİZLERE BÜYÜK SORUMLULUKLAR DÜŞÜYOR”

Altınkaynak; “Yanmış yıkılmış bir imparatorluktan sonra Anadolu’da yoksul kalmış bir bölgede emperyalizme ve içteki isyanlara, cehalete karşı yeni bir Cumhuriyet kurmak ve yönünü uygar ülkelere dönen ve bu gidişatı oraya kadar taşıyan, bütün ilkeleri ve değerleri toplumla paylaşarak, yaşatarak ve kurumsallaştırarak bugüne ülkemizi getiren bu büyük insanlara ve yurtseverlere karşı, onurlu ufku açık, aydınlıktan yana olan insanların yolundan giden bizlere büyük sorumluluklar düşüyor” ifadelerini kullandı.

DSCF6967

“SİVAS KONGRESİNDE CHP’NİN FİKİRSEL ALTYAPISI ORTAYA ATILMIŞTI”

Daha Sivas Kongresinde CHP’nin fikirsel altyapısı ortaya atılmıştı diyen Altınkaynak konuşmasına şöyle devam etti:  “Çünkü bir taraftan düşmanla savaşırken diğer taraftan ülkeyi yarın nasıl refaha kavuşturacağız yollarını konuşmuşlardır. Bir taraftan savaşırken bir taraftan da bu ülkenin gençleri yurtdışına tahsile gönderiliyordu. Öğretmenleri cepheye göndermeyerek bu toplumu eğitmemiz gerektiğine inan kadrolarla Türkiye bu hale geldi.  Bugün uygar ülkelerin yaptıklarını bu kadrolar 1930’larda 1934 ve 1940’larda yapmışlardır. Bunu görmemezlikten gelemeyiz.  Bugün Cumhuriyetin nimetleri ile bu ülkede belli makamları işgal edenler, bu ülkede refah içinde yaşayanların Cumhuriyeti kuran ve o gün çile çekenler borçlu olduklarını unutuyorlarsa bu büyük bir vicdansızlıktır.”

DSCF6980

“LAİKLİK İLKESİNİN ÖNEMİNİ BİR KEZ DAHA 15 TEMMUZ DA GÖRDÜK”

Altınkaynak; “Cumhuriyeti kuranlar devrimler yaptılar. Medeni hukuku getirdiler. Kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildi. Bu ülkenin ve cumhuriyetimizin temel direği olan laiklik ilkesinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha 15 Temmuz’da gördük.  Dini istismar ederek dinsel kisvenin altında toplumun altını oyarak gelenlerin neler yaptıklarını gördük.  Din hepimizin vicdanıdır. Cumhuriyetimizin kurucu felsefesini ve ilkelerini aşındıranlara ve yok sayanlara sesleniyoruz. Şöyle bir etrafımıza baktığımızda dinsel olarak yönetilen ülkelerin halini görüyoruz.  O nedenle bu ülkenin aydınlık insanları olarak bizim kimsenin insaf ve merhametine ülkeyi terk etmeyeceğimizi herkesin bilmesi ve hepimizin de bu inancı tazelememiz lazım. Onun için bugün yine bir aradayız.  Çünkü biz umutsuz değiliz. Umut sizsiniz, umut bu ülkenin yurtseverleridir. Umut Mustafa Kemal’in ilkeleridir. Hep beraber sımsıkı buna sarılarak başımızı göğe değdirecek kadar dik dolaşarak cumhuriyetimize, demokrasimize, ülkemizin birliğine sahip çıkacağız. Bunu kimsenin insaf ve merhametine terk etmeyeceğimizi herkes bilecek” şeklinde konuştu.

DSCF6969

“BİZ MUHALEFETİ KURUMSALLAŞTIRAN BİR PARTİYİZ”

Altınkaynak konuşmasının sonunda şunları söyledi: “Biz muhalefeti kurumsallaştıran bir partiyiz. İsmet İnönü Topkapı’da taşlanmasına,  Kayseri’ye sokulmamasına rağmen “bu ülke kin ve nefretle yönetilemez, sabır ve kararlılıkla yönetilir” demişti. Bizim görevimiz 94 yıllık Cumhuriyetimizi özgürlükçü demokrasiyle taçlandırmaktır. Demokrasi kolay bir rejim değildir. Sabır ister, kararlılık ister, özveri ister ve sonuna kadar mücadele ister. Bu duygularla bütün yurttaşlarımızın, CHP’ye gönül veren, emek veren yoldaşlarımı ve bu uğurda can verenlere, bize önderlik yapan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarını bugün minnetle anıyoruz. Cumhuriyetimizin ve CH Partimizin 94’üncü yılı kutlu olsun.”

DSCF6964 DSCF6980 DSCF6973 DSCF6969 DSCF6967 DSCF6955 DSCF6962 DSCF6960

CHP’DE ‘BÜYÜK KURULTAY’ TAKVİMİ İŞLİYOR

CHP’nin 36. Olağan Kurultay süreci kapsamında, muhtarlık bölgesi delegeleri ve parti içi önseçmen seçimleri için ülke genelinde 10 Eylül’de sandıklar kurulacak.

AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Merkez Yönetim Kurulunun (MYK) 3 Mayıs’ta aldığı karar doğrultusunda işleyen kongreler takvimi, Çanakkale’de 26-30 Ağustos arasında gerçekleştirilen “Adalet Kurultayı” ve Kurban Bayramı tatili dolayısıyla yeniden düzenlendi.

Bu kapsamda, CHP Genel Sekreteri Kamil Okyay Sındır’ın imzasını taşıyan “olağan kongreler takvimi”nin son hali, partinin 81 il ile ilçe başkanlıklarına gönderildi.

Takvim doğrultusunda, muhtarlık bölgesi delegeleri ve parti içi önseçmen seçimleri için 10 Eylül’de sandıklar kurulacak. Mahalle delegelerinin belirlenmesinin ardından, 21 Ekim-26 Kasım arasında ilçe kongreleri, 27 Kasım-31 Aralık arasında ise il kongreleri yapılacak.

İl kongrelerinin de tamamlanmasıyla, Parti Meclisinin (PM) alacağı karar doğrultusunda 2018’in ilk aylarında büyük kurultay gerçekleştirilecek.

KONGRELER KILAVUZU GÖNDERİLDİ

Öte yandan, CHP Genel Başkan Yardımcısı Tekin Bingöl, tüm seçimlerin sandık kurularak, şeffaf, parti tüzük ve yönetmeliklerinde belirtilen kurallara uygun yapılması için il ve ilçe başkanlıklarına “Kongreler Kılavuzu” gönderdi.

Kılavuzda, hedeflerinin özgürlükçü ve çoğulcu demokrasinin, hukuk devletinin, temelinde insan hakları olan bir düzenin inşa edilmesi olduğunu belirten Bingöl, toplumla bütünleşmesi ve geniş tabanlı bir katılımın sağlanması için siyasi partilerin demokratik ölçütlere göre örgütlenmesinin ve faaliyetlerini buna göre yapmasının önemine işaret etti.

Yeni yönetimler belirlenirken, yüzde 33’lük kadın ve yüzde 10’lun genç kotasına uyulmasını isteyen Bingöl, seçimlerin “gizli oy, açık sayım” yöntemiyle yapılması talimatını verdi.

 

KILIÇDAROĞLU; ADALET VE HUZUR İÇİNDE YAŞAYACAĞIZ

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Adalet içinde hep birlikte huzur içinde yaşayacağız. Bizim adalet mücadelemizin temel nedeni de budur. Biz adalet mücadelesini aslında yeni başlatmadık. Bu mücadele, insanlık tarihi kadar eski bir mücadeledir” dedi.

Kılıçdaroğlu, 4 gün sürecek Adalet Kurultayı için Gelibolu Yarımadası Tarihi Alanı’nda bulunan Şehitler Abidesi’ne geldi. Burada Atatürk Anıtı’na çelenk sunarak, saygı duruşunda bulunan Kemal Kılıçdaroğlu, daha sonra temsili şehitliği ziyaret etti, karanfil bıraktı.

CHP Genel Başkan Yardımcıları ve bazı milletvekillerinin de katıldığı törenin ardından, Kocadere köyündeki kamp alanına geçen Kılıçdaroğlu ve beraberindekiler, burada çeşitli sivil toplum örgütleri ve siyasi partilerin temsilcileri tarafından karşılandı.

Burada bir konuşma yapan Genel Başkan Kılıçdaroğlu, hakkı, hukuku ve adaleti bu güzel ülkeye getirmenin boynunun borcu olduğunu belirterek, “Bütün mazlumların yanında olmak, zulmedenlere karşı olmak benim boynumun borcudur. Değişik siyasi partilerden çok sayıda vatandaşımız var. Bugün Adalet Kurultayı’nı başlatıyoruz” dedi.

Çanakkale’nin çok önemli topraklar olduğuna değinen Kılıçdaroğlu, “Bu toprakları sıkarsanız şüheda fışkırır. Çanakkale’deyiz, şehitlerle kucak kucağıyız. Çanakkale’yi geçilmez yapanların, Çanakkale destanını yazanların topraklarındayız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ön sözünün yazıldığı topraklardayız. Ve onlar, Çanakkale Savaşı’nı verenler hep birlikte mücadele ettiler. Türkiye’nin bütün illerinden, bütün görüşlerinden, bütün inançlarından insanlarımız bu topraklarda kucak kucağa yatıyor. Bu memleketi acıyla, kanla, gözyaşıyla kurulduğunu Çanakkale bize hatırlatıyor” ifadelerini kullandı.

“BİZ ADALETLİ BİR TÜRKİYE İSTİYORUZ”

Kemal Kılıçdaroğlu, Adalet Kurultayı’nın Çanakkale’de yapılmasının büyük bir anlamı bulunduğunu vurgulayarak, “Biz biriz, biz bütünüz, biz vatanseveriz, biz bayrağımızı seviyoruz. Biz insanımızı seviyoruz. Biz insanlarımız arasında hiçbir ayrım yapmıyoruz. Biz görüşü ne olursa olsun, kimliği ne olursa olsun bütün insanlarımızı kucaklıyoruz. Biz toplumda gerginlik istemiyoruz. Biz kavga istemiyoruz. Biz kendi ülkemizde huzur içinde, barış içinde yaşamak istiyoruz. Biz adaletli bir Türkiye istiyoruz” diye konuştu.

ÇANAKKALE DESTANI’NIN 1915’TE YAZILDIĞINI HATIRLATAN KILIÇDAROĞLU, ŞÖYLE DEVAM ETTİ: “(Çanakkale geçilmez) destanı yazıldı. Ama fazla sürmedi. 3 yıl sonra Çanakkale’den tek bir mermi bile atmadan düşman gemileri İstanbul’a girdi. Dolmabahçe’nin önünde demirlediler. Ve başkenti ele geçirdiler. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Çanakkale’de verdiği, kapattığı bir sayfayı 1919’da 3 yıl sonra yeniden açtı. Ve yeni bir mücadelenin öncülüğünü yapmaya başladılar. Samsun’u, Havza’yı, Erzurum’u, Sivas’ı geçti. Kuvayımilliye’yi örgütledi. Ve bugün 26 Ağustos 1922’de Başkomutanlık Meydan Savaşı’nın başladığı gündür bugün. Bugün, Başkomutanlık Meydan Savaşı’na katılan ve şehit olan, hayattaysa gazilerimizin tamamına şükran borçluyuz. Tamamına Allah’tan rahmet diliyoruz. Tamamına diyoruz ki ‘Siz bu güzel ülkeyi inşa ettiniz. Siz kanlarınızla, gözyaşlarınızla bu güzel ülkeyi bize emanet ettiniz.’ Onlara her zaman şükran borçluyuz. Herkese, her insana saygı duyduğumuz gibi bu ülke için kanını veren, canını veren herkese şükran borçluyuz.”

Nazım Hikmet’in “Davet” şiirini okuyan Kılıçdaroğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Evet bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine nasıl yaşayacağız? Adalet Kurultayı’mızın ana teması bu. Biz farklılıklarımızla bir arada bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine nasıl yaşayacağız? Bunun temeli nedir? Sihirli sözcük nedir? Bunun temeli, sihirli sözcüğü adalettir. Adalet içinde hep birlikte huzur içinde yaşayacağız. Bizim adalet mücadelemizin temel nedeni de budur. Biz adalet mücadelesini aslında yeni başlatmadık. Bu mücadele, insanlık tarihi kadar eski bir mücadeledir. İnsanlık tarihi adalet mücadelesiyle geçmiştir. Bundan sonra da geçecektir.”