“Beş Ses Beş Saz”a devam

BEŞ SES BEŞ SAZ KONSERLERİ GENEL İSTEK ÜZERİNE YENİ YIL DA DA  DEVAM EDECEK……

Kadıköy Belediyesi Müzik Gönüllüleri ev sahipliğinde, 2013 Yılının ilk “BEŞ SES BEŞ SAZ” Konseri, Lalezar ve Suzidil Koroları Koristlerinin katılımı ile 10 Ocak Perşembe, Caddebostan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

TRT Ses Sanatçısı Hayri Pekşen yönetiminde, Kadıköy Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren Lalezar ve Suzidil Türk Sanat Müziği Korolarının koristleri; Fatoş Erdem, Neslihan Kuzu, Şener Bozok, Hasan Çakıroğlu, Sitare Giley, programda  Türk Müziğini sevilen eserlerini  yorumladılar.

Güçlü Saz ekibi; Mehmet Erkoç (Keman), Sait Durgun(Kanun), Ahmet Gümüş (Klarnet), Akif Erdem (Ud), Mustafa Erdekli (Ritm) solistlere eşlik ettiler.

Gecenin sunumunu ve programın yapım ve yönetimini yapan, Kadıköy Belediyesi Gönüllü Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi ve Kültür Sanat Sorumlusu Nesibe Müsevitoğlu yaptığı açıklamada; “Kadıköy Beledisi bünyesinde seksene yakın Koromuz bulunmakta.  Belediye Başkanımız Sn. Av. Selami Öztürk’ün büyük desteği ile Korolarımız, belediyemize ait mekanlarda çalışmalarını sürdürmekte ve konserler vermekteler. Bini aşkın Kadıköylü bu korolarda çeşitli müzik dallarında eğitim almaktalar. Ağırlıklı olarak Türk Sanat Müziği Korolarımızda çalışmalarını sürdüren koristlere performanslarını sergileme fırsatı vermek amacı ile geçen yıl “Beş Ses Beş Saz” Konserlerini başlattık. Büyük ilgi görmesi nedeni ile genel istek üzerine bu yıl da programımıza devam ediyoruz.” Dedi.

Sahne hakimiyetleri, güzel sesleri ve başarılı yorumları ile izleyicilerden büyük alkış alan solistleri,  gelecekte solo konserlerde de görebileceğiz.

Gecenin sonunda, her iki koronun şefliğini yapan TRT Sanatçısı Hayri Pekşen de mini bir konser verdi. Solistlere teşekkür çiçeklerinin Müsevitoğlu tarafından sunulması ile gece sona erdi.

MİNİBÜS ÜCRETLERİNE ZAM…!

MİNİBÜS ÜCRETLERİNE ZAM…!

 

İstanbul Minibüsçüler Esnaf Odası, kent genelinde minibüs ücretlerine yüzde 4.75 zam yapıldığını açıkladı

 

Minibüsçüler Esnaf Odası, minibüs ücretlerine yüzde 4.75 zam yapıldığını duyurdu. ”İndi-bindi” ücreti ise 1.50 lira oldu.

İstanbul Minibüsçüler Esnaf Odası’ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, il genelinde minibüs ücretleri yeniden düzenlendi.

Düzenleme kapsamında, Bakırköy-Topkapı hattı 2,10, Yeni Mahalle-Topkapı 2, Gaziosmanpaşa-Cevizlibağ hattı 1.90, Beşiktaş-Sarıyerhattı 2.20, Esatpaşa-Üsküdar hattı 2, Kadıköy-Ünalan hattı 2, Üsküdar-Ataşehir hattı 2.30, Sefaköy-Yeşilköy hattı 1.80 ve Bostancı-Sanayi Dudullu hattı da 2.10 lira olarak belirlendi.

Açıklamada, ”indi-bindi” ücretinin ise 1.50 lira olduğu kaydedildi.

 

EL UYUŞMALARINA DİKKAT !

EL UYUŞMALARINA DİKKAT !
Bir çok kişiyi esir alan ellerde uyuşma sorunu bazen ciddi hastalıkların belirtilerinden biri olabiliyor…Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç.Dr. Cengiz Bahadır el uyuşmaları ile ilgili önemli bilgiler verdi.

El uyuşmaları çok sık karşılaştığımız yakınmalardan biridir. Hastalar genelde ellerinin birkaç parmağında uyuşma, hissizlik, keçeleşme, karıncalanma, elektriklenme olduğundan yakınırlar. Nadiren elin tamamında da uyuşma olabilir.
El uyuşmaları hangi hastalıklarda görülür?

El uyuşmalarının en sık sebebi bilek ve dirsekte sinir sıkışmasıdır. Ayrıca boyun fıtıklarında da farklı şekilde el ve kol uyuşmaları görülebilir. Bununla beraber el uyuşmaları tümörler, multipl skleroz gibi çok daha ciddi hastalıkların da bulgusu olabilir.

Karpal tünel sendromu en sık karşılaştığımız el uyuşması sebebi olup el parmaklarına giden sinirin bilek seviyesinde dar bir kanaldan geçerken sıkışması sonucu oluşur. Kadınlarda erkeklere oranla göre çok daha sık görülür. En çok etkilenenler orta yaşlı ev hanımlarıdır. Bununla beraber elini çok kullanan bilgisayar çalışanları, iş veya bazen de hobileri nedeni ile el bileğini sürekli hareket ettiren kişiler de risk altındadır.
Tekrarlayan bilek hareketleri yıllar içinde sinirin geçtiği yerdeki bağların kalınlaşmasına ve kanal içinde basıncın artmasına sebep olur. Önceleri geceleri elde hafif uyuşmalar başlar. Özellikle elin serçe parmağı hariç diğer parmaklarda uyuşmalar vardır. Hastalık ilerledikçe sabaha doğru uykudan uyandırmaya başlar ve devamında gündüze de yayılır. Tedavi edilmezse bu aşamadan sonra sinir hücrelerinde kalıcı hasar ortaya çıkar ve el kaslarında erime olur.

Dirsekte sinir sıkışmaları sıkça karşılaşılan durumlar olup daha çok dirseğini masaya dayayarak çalışanlarda görülür. Bazen herhangi bir sebep yoktur. Hasta elinin serçe parmağı ve onun yanındaki parmağında uyuşma hisseder. Sinir sıkışması hızla ilerleyebilir ve el parmaklarının arasındaki kaslarda erimeler ve güçsüzlük ortaya çıkar.
Hangi ciddi rahatsızlıklarda el uyuşması olabilir ?

Boyun fıtıklarında el uyuşması görülebilir. Boyun fıtığında uyuşmalar genelde bir elde olur ve boyunun o tarafa ve biraz geriye hareketleriyle daha belirgin hale gelebilir. Genelde bir elin ilk üç parmağında uyuşma olur. Omurilik tümörleri, kistleri, transvers myelit, multipl skleroz da el uyuşması yapabilen çok ciddi hastalıkladır. Bu hastalarda elde uyuşma genelde devamlıdır. Çift elde birden olabilir. Şikayetler genelde gece gündüz ayırmaz, devamlıdır veya giderek kötüleşir.

Eli uyuşan bir hasta ilk ne yapmalıdır?
Eli uyuşan kişi öncelikle fizik tedavi uzmanına gitmelidir. Çünkü fizik tedavi doktoru romatoloji, ortopedi ve nöroloji eğitimi aldığından el uyuşması yapabilecek tüm hastalıklar hakkında bilgi sahibidir. El uyuşması olan hastadan ilk istenmesi gereken test Elektromyografidir (EMG). EMG testi sinirlere minik akımlar ve bazen kaslara akapunktur benzeri iğneler batırılarak yapılan bir testtir. Çok ağır bir sinir sıkışması olmadığı takdirde tetkiğin iğne ile yapılan ikinci kısmı gerekli değildir. Tecrübeli bir hekim EMG testini hastayı rahatsız etmeden kolayca yapabilir. Bu tektik sinir sıkışmasının yerini ve derecesini yüzde yüze yakın bir doğrulukta gösterir.

Sinir sıkışması hafif veya orta düzeyde ise cerrahi gerekmez. Genelde bileğin veya dirseğin istirahate alınması bazen bilekten kortizon iğnesi ve bileklik tedavisi yeterli olur. Ağır vakalar ise bekletilmeden opere olmalıdır. Aksi takdirde elde kalıcı fonkisyon kaybı oluşabilir.

Eğer EMG de bilek veya dirsekte sinir sıkışması tespit edilememişse o zaman geriye bir kaç olasılık kalır. Sonraki en muhtemel olasılık boyun fıtığı olduğundan boyun MR’ı ile tanı kolayca konabilir. Nadiren karşılaşılsa da el uyuşmasının sebebi omurilik tümörleri, kistleri ve multipl skleroz gibi ciddi hastalıklar olabilir. Bu hastalıklarda da MR ile tanıda zorluk çekilmez. Özelikle inatçı, gün içinde saatlere ve el aktivitesine göre şiddeti değişmeyen yada giderek kötüleşen el uyuşma şikayetleri olan hastalar vakit geçirmeden doktora başvurmalıdır.

Yalnız çok sık görülen ama hemen hiçbir testte çıkmayan bir el uyuşması sebebi daha vardır ki o da boyundan çıkan sinirlerin boyun-omuz bölgesinden geçerken sıkışmasıdır. Bu durumda genelde EMG, MR ve diğer testler bir sonuç vermez. Burada anahtar nokta iyi bir klinik muayenedir. Torasik çıkış sendromu dediğimiz bu rahatsızlıklar genelde büyük bir problem teşkil etmese de bazen çok rahatsız edici olabilir. Bu yüzden uygun yöntemlerle tedavi edilmelidir.
El uyuşmalarının sebepleri çoğunlukla kolayca tedavi edilebilir hastalıklardır. Ama bu şikayetin çok daha ciddi rahatsızlıkların habercisi olabileceği unutulmamalıdır.

 

KHB’de keyfi uygulama mı var?

“BAZI KHB GENEL SEKRETERLERİNİN KEYFİ UYGULAMALARI MAĞDURİYET YARATIYOR”

CHP İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt, bazı kamu hastaneler birliği genel sekreterlerinin keyfi uygulamalarda bulunduğu iddialarını Meclis gündemine getirdi. Genel Kurul oturumunda yaptığı konuşmada Öğüt, bazı kentlerde görev yapan genel sekreterlerin sağlık çalışanlarına Tam Gün Yasası ile tanınan yasal hakları hiçe sayan uygulamalar yaptığı yönünde şikayetler aldığını söyledi.

“Kamu Hastaneler Birliği Yasası gereği, Genel Sekreterlik makamı birliğin en üst karar ve yürütme organıdır ancak bazı kentlerdeki genel sekreterin görevlerini suistimal ettiğine ilişkin şikayetler tarafıma ulaşmaktadır” diyen Öğüt,  ” Öyle ki bazılarının, sağlık kurum ve kuruluşlarında mesai sonrası gönüllü çalışma hakkını hiçbir gerekçe göstermeden kaldırdığı duyumunu aldım” diye konuştu.

Bu keyfi uygulama neticesinde sağlık çalışanlarının ek gelirden yoksun bırakıldığını, vatandaşın da mağdur duruma düştüğünü ifade eden CHP’li Öğüt, bir başka şikayet konusunun da yine Tam Gün Yasası’yla belirlenen haftalık 40 saatlik çalışma süresinin genel sekreterler tarafından haftada 45 saate çıkarılması olduğunu söyledi.

Yasa ile verilen hakların, yasa değişikliği olmadan ve gerekçesiz alınmasının hukuka aykırı olduğunu belirten Öğüt, ” Böyle keyfî uygulamalara ilişkin size ulaşan şikayetler var mıdır?” diye sordu.

İlgezdi “Gazeteciler Günü”nü kutladı

İlgezdi “Gazeteciler Günü”nü kutladı

Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, 10 Ocak Dünya Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladı. Başkan İlgezdi, “Demokrasinin en önemli koşullarından biri basın ve ifade özgürlüğüdür” dedi.

Her yıl 10 Ocak tarihinde kutlanan “Çalışan Gazeteciler Günü” nedeniyle açıklama yapan Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, gazetecinin birinci görevinin gerçeğe ve halkın gerçekleri öğrenme hakkına saygı duyması olduğunu belirterek şunları söyledi: “Gazeteci bu görevi yerine getirirken haberleri dürüstçe toplama, yayınlama özgürlüğüyle tarafsız yorum ve eleştiri hakkını da savunmalıdır. Gazeteci, adına layık olan genel hukuk kuralları kapsamında mesleki konularda hükümetlerin ya da herhangi bir çıkar gurubu veya kişinin her türlü müdahalesini de reddetmelidir.”

Kitle iletişiminin yapı taşlarının basın emekçileri ile çalışan gazeteciler olduğunu ifade eden Başkan İlgezdi, “İlkeli ve sorumlu yayıncılık anlayışıyla kamuoyunu doğru ve tarafsız bilgilendirme görevini büyük bir özveriyle gerçekleştiren tüm basın emekçilerinin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum”

“AKP, 80 yılda yapılan herşeyi satıyor”

AKP, 80 YILDA YAPILAN HER ŞEYİ SATIYOR

 

AKP, 80 YILDIR YAPILMAYANI YAPTIĞI SÖYLEYEREK, 80 YILDA YAPILAN HER ŞEYİ SATIYOR

CHP İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada AKP’nin özelleştirme politikalarını ile otoyol ve köprülerin devrini eleştirdi.

AKP’nin “Seksen yıldır yapılmayanı yaptığı” söyleyerek, 80 yılda yapılan her şeyi sattığını ifade eden Öğüt, özelleştirme politikalarıyla birilerinin zengin edildiğini faturanın da vatandaşa yüklendiğini belirtti.

ÖĞÜT: TELEKOM MİLLİ VARLIKLARIMIZI SATIYOR

TELEKOM’un bu anlamda çok çarpıcı bir örnek olduğunu söyleyen Öğüt, “Yılda 2,5 milyar dolar kar eden TELEKOM’un çoğunluk hissesi 6,5 milyar dolara satılmış, bir başka deyişle peşkeş çekilmiştir” diye konuştu.
TELEKOM’un el değiştirdikten sonra ülkemizin milli varlıklarını, arsaları, arazileri ve binaları gazetelere verdiği isimsiz ilanlarla, sattığını ifade eden CHP’li Öğüt,” TELEKOM’un devir sözleşmesi 2026 yılında sona erecektir ve sözleşme gereği TELEKOM, bu tarihte kuruma ait her türlü varlığı Türk devletine devretmek zorundadır. Ancak o gün geldiğinde TELEKOM’un içi boşaltılmış olacaktır” dedi.
Dünyanın ileri gelen devletleri ulusal güvenlik açısından son derece önemli olan iletişim ağlarını satmayı akıllarının ucundan geçirmediğini vurgulayan Öğüt, “Sürekli olarak kar eden haberleşme ağımızı yabancılara kiralamamız hangi mantığın ürünüdür” diye sordu.

ÖĞÜT: AKP KENDİNİ HUKUKUN ÜZERİNDE GÖRÜYOR
AKP’nin kendini hukukun üstünde gördüğünü söyleyen CHP İstanbul Milletvekili Öğüt, geçtiğimiz haziran ayında resmi gazetede yayımlanan Bakanlar Kurulu kararı ile, defalarca yargıya taşınan 5 özelleştirmede yargının verdiği kararların hiçe sayıldığına dikkat çekti.
“Böylelikle yargı kararıyla iptal edilen TÜPRAŞ’ın yaklaşık yüzde 15’lik hissesi hem de o hiç sevmedikleri İsrail’in en büyük iş adamlarından Ofer’e satılmış oldu” diyen ÖĞÜT, Bakanlar Kurulu kararının Anayasa’nın 2, 125 ve 138’inci maddelerine aykırı olduğunu ve CHP ile diğer meslek odalarının açtığı davalarla konunun yargıya taşındığına dikkat çekti.
AKP’nin “Ne varsa özelleştir” mantığından İDO’nun da nasibini aldığını belirten Öğüt, hizmette kalite artması gerekirken tekelleşme yaratıldığını,vatandaş mağduriyetlerinin had safhaya ulaştığını ifade etti

.
“KÖPRÜ VE OTOYOLLAR SERMAYE GRUPLARINA HEDİYE EDİLMİŞTİR”
“AKP Hükümetiyle kamuya ait kArlı işletmelerin yağmasından sonra şimdi yüzde 90 oranında bağımlı olduğumuz otoyollara sıra gelmiştir” diyen CHP’li Öğüt, otoyol ve köprülerin 25 yıllığına özelle devrini de sert bir dille eleştirdi.
AKP’nin günü kurtarmak adına gerçekleştirdiği devrin vahim tablosunu YOL-İŞ ve İnşaat Mühendisleri Odası’nın ibret verici rakamlarla defalarca açıkladığına dikkat çeken Öğüt, “Karayollarının yaptığı iki yıllık harcama 5,5 milyar dolar iken yirmi beş yıllık kiralamanın 5,7 milyar dolar olması peşkeşin hesabını ortaya koymaktadır” dedi.
Öğüt, “Bu basit hesabı yapmak için ülke yönetmeye gerek yoktur. Son on yılda köprü ve otoyollardan geçen araç sayısı yüzde 76, gelirler de yüzde 250 artış kaydetmiştir. Özetle, yüksek kar marjlı bir kamu işletmesi daha elden çıkartılarak sermaye gruplarına hediye edilmiştir” diye konuştu.

ÖĞÜT: KÖPRÜ VE OTOYOLLARDA SÜREÇ NASIL İŞLEYECEK; ÇALIŞANLARIN AKIBETİ, ÜCRET POLİTİKASI NE OLACAK?
Bundan sonraki süreçte 16 bin karayolu çalışanının akıbetinin merak edilen konular arasında olduğunu ifade eden CHP’li Öğüt, “Karayolları şubelerinde yıllarca bu işi yapan deneyimli kadrolar devre dışı bırakılacak ve taşeron sistemine emanet edilecektir.” dedi.
“Köprü ve otoyollardan elde edilen gelirin birkaç yandaş patrona değil, halk yararına kullanılması için şu soruları soruyorum” diyen Öğüt, şu soruları yöneltti:
Daha önceleri “Zarar ediyor” bahanesine sığınan AKP kar eden kurumları neden elden çıkarmıştır? Kiralanan alanlarda ne tür ticari işletmeler yapılacağı belirlenmiş midir? Tecrübeli Karayolu emekçilerinin iş güvencesi ne olacaktır? Halkın zarar görmemesi için bundan sonraki süreçte köprü ve otoyolların ücret politikası nasıl belirlenecektir?
Osmanlı’nın bütçesini denklemek için yaptığı kiralamalar ve imtiyazların kendisini Avrupa’nın hasta adamı durumuna düşürdüğünü de hatırlatan Öğüt, “Aynı şey bugün yine yapılmaktadır” dedi.

DERDİNİ SÖYLE , BESİNİNİ SÖYLEYEYİM !

DERDİNİ SÖYLE , BESİNİNİ SÖYLEYEYİM !
 
Kaslarınız gelişmiyor mu ? Yoksa mideniz mi ekşiyor ? Belki de başınız ağıyordur…Üzülmeyin,bir çok sorununuzun çözümü besinlerde var…Uzman Diyetisyen Serkan Tutar konu ile ilgili bakın nasıl bilgiler verdi.

SORUN: Yüksek Tansiyon

ÇÖZÜM:
Yüksek tansiyonun temel nedeni kan basıncının seviyesinin yükselmesidir. Özellikle potasyum içeriği yüksek olan gün kurusu, kuru incir, patates, , domates, muz gibi besinlerin yeterli miktarlarda tüketilmesi gereklidir. Süt kalsiyum içeriğinin yüksek olmasının yanı sıra potasyum açısından da zengindir. Sodyum içeriği yüksek olan tuzdan tansiyonu problemi olan bireylerin kaçınması gereklidir. Günde bir çay kaşığı tuzdan (2 gram) daha fazla tüketilmemelidir. Sebze ve meyve tüketimi çok az veya hiç olmayan bireylerde yüksek tansiyon probleminin görülme riski daha yüksektir. Bu sebeple günde 2 porsiyon meyve tüketilmesinin yanı sıra bir ana öğününüzün sebze olmasına dikkat etmelisiniz. Yüksek tansiyon probleminizin daha kısa zamanda çözülmesini istiyorsanız spora zaman ayırmalı, sigara ve alkol gibi alışkanlıklarınız var ise bunlardan uzak durmalısınız

SORUN: Kolesterol

ÇÖZÜM:
Kolesterol yüksekliği her yaşta yaşanabilecek bir sıkıntıdır. Bu sebeple tüm bireylerin beslenmesine dikkat etmesi gereklidir. Özellikle kolesterolün yükselmesine neden olabilen katı yağlar, yağda kızartılmış etler, kremalı ürünler, yağlı süt ürünleri ve şarküteri malzemelerinin tamamı kolesterolün artmasını sağlamaktadır. Bunların yerine kolesterolünüzü dengede tutabilecek sebze ve meyveleri, nohut, fasulye gibi kurubaklagilleri tüketebilirsiniz. Aynı zamanda katı yağlar yerine zeytinyağı gibi sağlıklı yağları yeterli miktarlarda tüketmelisiniz. Lifli besinlerin başlıca özelliği kolesterolü düşürmesidir. Bu nedenle lif içeriği olan ekmeklerin beslenme programınızda bulunması kolesterol dengesi için önemlidir. Özellikle tam tahıl, tam buğday başlıca ekmek seçimleriniz olabilir. Yüksek kilonun da yüksek kolesterol seviyesine neden olduğu unutulmamalı gerekli ise kilo vermelisiniz. Ayrıca fiziksel aktivite sıklığınızı arttırmanız kolesterol seviyesinin daha hızlı toparlamasını sağlayacaktır.

SORUN: Depresyon


ÇÖZÜM:
Yoğun ve hızlı yaşamın getirdiği başlıca hastalıklardan biride depresyondur. Bireylerin tüm hormonal sistemlerini etkilemesi nedeni ile tüm vücut fonksiyonlarında bozulmalara neden olan depresyonun engellenmesi için magnezyum, B grubu vitaminleri, D vitamini, folat ve C vitamini alımı desteklenmelidir.
Magnezyumun en iyi kaynakları, yağlı tohumlar, kuru baklagiller, yeşil yapraklı sebzeler, çikolata ve kakaodur. B grubu vitaminlerin temel kaynakları ekmek, yağlı tohumlar, kurubaklagiller ve tam tahıl taneleridir. B grubu vitaminleri içeren hayvansal kaynaklı besinler ise tavuk, balık ve yumurta sarısıdır. Aynı zamanda hayvansal kaynakların hepsinde bulunan B12 vitaminin beslenme programında bulunması önemlidir.
Güneşe maruz kalma derecesi ile serotonin hormonu (mutluluk verici hormon) düzeyleri arasında da pozitif bir ilişki bulunmaktadır. Düşük D vitamini düzeyi ise kronik yorgunluğa, özelliklede depresyona yol açabilir. Ayrıca yapılan bazı araştırmalarda depresyonun omega-3 seviyesi ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Depresyonlu kişilerde omega-3 yağ asidi seviyesi düşük olarak bulunmuştur. Bu sebeple yağlı balıkların tüketilmesi gereklidir. Troid problemi veya diyabeti olan kişilerin depresyona girme ihtimalinin daha fazla olduğu unutulmamalı bu sebeple seratonin salgılatan besinleri daha sık tüketmelidirler.

SORUN: Mide Ekşimesi

ÇÖZÜM:
Mide ekşimesinin temel sebebi düzensiz yemek saatleri ve su içilmemesidir. Aynı zamanda asit içeriği yüksek olan içeceklerin tercih edilmesi, kızartma ve kavurma ile hazırlanmış yemeklerin tüketilmesi de mide ekşimesini arttıracaktır. Kuru besinler olarak nitelendirdiğimiz mideyi dinlendiren leblebi, tuzlu krakerler, ekmek gibi besinlerin daha sık tercih edilmesi gereklidir. Aynı zamanda mide ekşimesini tetikleyen naneden uzak durmalı ve akşam saat dokuzdan sonra herhangi bir besin tüketilmemelidir. Gece uyanıp besin tüketmekte mide ekşimesini tetikleyen başlıca unsurlardandır.

SORUN: Zayıflayan Kaslar

ÇÖZÜM:
Bilinen bazı beslenme bilgisi hataları nedeni ile vücudunuzdan sürekli olarak kas kaybı yaşayabilirsiniz. Kas kayıplarının yaşanmaması için gerekli olan en temel iki besin öğesi protein ve karbonhidrattır. Eğer bu besin öğelerini içeren besinler az tüketilirse kas kayıplarını zaman içerisinde engelleme gibi şansınız olmayacaktır. Özellikle günlük karbonhidrat ihtiyacı karşılanmayan vücut daha çok kas kayıplarına yönelecektir. Aynı zamanda protein içeriği en kaliteli besin olan yumurta özellikle yumurta akının her gün kahvaltıda tüketilmesine dikkat edilmesi gereklidir. Spor yapıyorsanız egzersiz öncesinde kuru meyve gibi karbonhidratları, egzersiz sonrası ise peynir ve ekmek gibi protein ve karbonhidratı tüketmelisiniz.

SORUN: Damar Tıkanıklığı

ÇÖZÜM:
Damar tıkanıklığının temelinde genetik faktörler kadar bireylerin besin seçimleri de etkendir. Özellikle Akdeniz tipi beslenme olarak adlandırdığımız daha çok sebzenin tercih edildiği, etin az tüketildiği beslenme tarzı ile damar tıkanıklığı problemini yaşama riskiniz düşecektir. Özellikle zeytinyağlı sebzeler veya salataların tüketimi damar tıkanıklığı riskini azaltacaktır. Ayrıca egzersizin bilindiği üzere vücudun her bölgesine faydası olmakla birlikte damar tıkanıklığı olan bireylerin doktor kontrolünde egzersiz yapması gereklidir.

SORUN: Baş Ağrısı

ÇÖZÜM:
Baş ağrısı belirtilerinin temel sebeplerinden birisi düzensiz yemek saatleri ve yanlış besin seçimidir. Özellikle mutluluk hormonu olarak adlandırılan seratoninin vücutta salgılanması için doğru besin tercihi yapabilmelisiniz. Gün içerisinde yaşanan problemler ve stres baş ağrısını tetiklerken, bunu doğru besinler ile baskılayabilirsiniz. Muz, çilek, kavun gibi bazı meyveler ile belirli sıklıklarda tüketebileceğiniz şekerli besinler (tatlı, çikolata vb.) seratonin salgılanmasını sağlayacak ve gün içerisinde çektiğiniz baş ağrıları azalacaktır. Ayrıca ekmeksiz olarak yapılan diyetlerde daha sık baş ağrıları meydana gelebilir. Bu sebeple içeriğindeki çavdar unu veya buğday unu içeriği yüksek olan ekmekler yeterli miktarda diyete eklenmelidir.

SORUN: Kabızlık

ÇÖZÜM:
Düzensiz yemek saatleri, hızlı tüketilen besinlerin beslenme programlarında sıkça yer alması, düşük lifli besinler, yeteri kadar su içmeme ve hareketsizlik direk olarak barsak hareketlerinizin tembelleşmesine neden olur. Bu nedenle lif içeriği yüksek olan sebze ve meyve tüketiminin arttırılması, günde 2-2,5 litre su içilmesi ve egzersiz yapılması gereklidir. Özellikle gün kurusu, kuru incir, kuru erik ve hurma gibi barsak hızlandırıcı besinleri ara öğünlerde daha sık tercih edebilirsiniz. Aynı zamanda beyaz ekmek yerine tam buğday veya çavdar ekmeği gibi barsak hızlandırıcı besinleri tercih etmeniz sıkıntılarınızı azaltacaktır. Kabızlık için sürekli olarak ilaç kullanımından ve sinamekili bitki çayları içmekten kaçınılmalıdır.

“Gazeteciler demokrasinin sigortasıdır.”

DSP GENEL BAŞKANI MASUM TÜRKER, 10 OCAK ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ NEDENİYLE MESAJ YAYINLADI:

“GAZETECİLER DEMOKRASİNİN SİGORTASIDIR”

“10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyor, ülkemizdeki zor koşullara rağmen görevlerini yerine getirmek için var güçlerini ortaya koyan gazetecilerimize çalışmalarında başarılar diliyorum.

Demokratik rejimlerin en önemli sigortası, gazetecilerdir. Gazeteciler, kamuoyunu aydınlatmak, doğru bilgilendirmek için yaptıkları çalışmalarla demokrasinin varlığını sürdürebilmesi için çok önemli bir görev üstlenmişlerdir. Gazetecileri görevlerini yaptıkları için suçlamak, onları doğruları yansıttıkları için cezalandırmak, demokrasiye aykırı bir tutumdur ve demokrasi iddiasında olan yönetimlere yakışmamaktadır.

Gazeteciler, ülkemizin gelişmiş ülkeler seviyesine ulaşması, daha da ilerlemesi için toplumun önünden yürüyen ve hep geleceği gösteren rehberlerdir. Toplumun sesi, gözü, kulağı, vicdanı olan gazetecilerin çalışmalarını engellemek, her şeyden önce ulusumuzun ilerlemesine engel olmak anlamı taşır. Bu nedenle basının özgür olması için ne gerekiyorsa yapılmalı, anayasal güvencelerine dokunulmamalı, onların özlük hakları ve sendikalaşmaları konusunda yapıcı adımlar atılmalıdır.  

Basınını susturan iktidarların, ülkelerinde demokrasiye tahammül edemedikleri ve dikta rejimi istedikleri unutulmamalıdır. Basın özgürlüğü, o ulusun demokrasisinin gelişmişliğinin göstergesidir. Basını özgür olmayan bir ulus, demokrasiden de özgürlüklerden de insan haklarından da söz edemez.”

Çalışan anneler dikkat!

ÇALIŞAN ANNE ADAYLARININ DİKKAT ETMESİ GEREKENLER

Hamilelik, iş yaşantınızı biraz zorlaştıracak gibi görünse de alacağınız önlemler ile bu süreci daha rahat bir şekilde geçirmeniz mümkün. Hamileyseniz ve henüz işinize ara vermediyseniz sağlıklı bir hamilelik dönemi geçirmek için beslenme düzeni ve kıyafet gibi konulara mutlaka dikkat etmelisiniz. Memorial Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Tolga Ergin, çalışan anne adaylarına sağlıklı ve rahat bir hamilelik dönem için önerilerde bulundu.

Beslenme alışkanlıklarınızı gözden geçirin

Sağlıklı ve kaliteli bir gebelik dönemi geçirmek için özellikle çalışan anne adayları beslenme alışkanlıklarını tekrar gözden geçirmelidirler. Temel besin maddeleri olan et, yumurta, kuru baklagiller, süt ve süt ürünleri, sebze-meyve ve tahıllardan yeterince alınmalı, şeker ve yağ dengesi iyi ayarlanmalıdır. Şeker ve yağ miktarı yüksek gıdalar besleyici özellikleri düşük ve kalorileri çok yüksek gıdalar olduğu için sınırlı ölçüde tüketmesi gerekir. Fındık ve ceviz gibi kuruyemişler de yüksek kalorili olmamaları ve antioksidan etkileri nedeni ile iş ortamında sınırlı olmak üzere tüketilebilir.

3 ana 3 ara öğün sistemi uygulayın

Anne adaylarının günlük kalori ihtiyaçları diğer kadınlara oranla 300 kalori daha fazladır. Kadınların normal beslenme düzenlerine hamilelikle birlikte 20 gr protein, 15-20 mg demir ve 500 mg kalsiyum eklenmelidir. 3 ana 3 ara öğün olmak üzere en az 6 öğün beslenilmelidir. Sıvı gıdaları ve özellikle suyu gebelik öncesine nazaran daha fazla tüketmek gereklidir (en azından 2 litre/gün). Kahve ve çayın günde 2 fincandan daha fazla tüketilmemesi önerilmektedir. Ara öğünlerde lifli ve kepekli besinler sindirim sistemi için faydalı olacaktır. Ara öğünlerde havuç, elma gibi meyve ve sebzeler rahatlıkla tüketilebilir. Doğal meyve suları da başka bir alternatif olabilir. Yine bu ara öğünler için süt, süt ürünleri ve sütlü tatlılar da rahatlıkla tüketilebilir.

Kıyafetlerinizde değişiklik yapmanız gerekebilir

Anne adayları aylar ilerledikçe giyimlerinde de bazı değişiklikler yapmaya başlamalıdır. İş ve günlük hayatlarında vücuda oturmayan, rahat hareket etmelerini sağlayacak hafif ve bol kıyafetler tercih etmelidirler. Özellikle terlemeyi artıran sentetik kumaşlar yerine daha sağlıklı olan pamuklu kumaşlar tercih edilmelidir. İç çamaşırlarında da buna dikkat etmeliler. Bu dönemde ayakkabı seçimi de oldukça önem taşır. Topuksuz veya yüksek topuklu ayakkabılar sıklıkla bel ağrılarına sebep olabileceğinden alçak topuklu ayakkabılar anne adayının çalışma ortamındaki rahatı için daha doğru olacaktır.

Çalışma ortamınız

Anne adayının çalışma ortamının aydınlık ve iyi havalandırılmış olması çok önemlidir. Direkt klimaya maruz kalmayan bir bölümde rahat bir koltuğun olduğu ve dirseklerin 90 derecede durabileceği yükseklikteki masalar kullanılmalıdır. Uzun süre dinlenmeden çalışmak kaslarda ağrı ve özellikle dolaşımda bazı problemlere yol açabilmektedir. Belli aralıklarla verilecek molalarda basit kol, bacak ve boyun hareketleri faydalı olacaktır.

Eve geldiğinizde kendinizi ertesi gün için dinlendirin

Çalışan hamileler eve geldiklerinde, günün yorgunluğunu atacak ve kendilerini ertesi iş gününe hazırlayacak şekilde dinlenmelidirler. Günün önemli bir kısmını ayakta geçiren hamileler, evde ayaklarını ve bacaklarını yüksek bir noktaya kaldırarak dinlenmelidirler. İş sonrası veya evde basit yürüyüş veya temel egzersiz hareketleri ile toplardamarlardaki kan akışını düzenleyecek hareketler yapmaları önerilmektedir. Haftada 2-3 kez yüzme, her gün en az 20 dakikalık tempolu yürüyüşler ya da önerilen germe ve gevşeme egzersizleri hem anne adayının kendisini daha iyi hissetmesini sağlar hem de doğuma iyi bir hazırlık olmaktadır. Gece yatmadan alınan ılık bir duş, genel bir rahatlama sağlayarak, düzenli bir uykuya geçişi sağlamada yardımcı olacaktır.

Kimlerin çalışması sakıncalıdır?

  • Vajinal kanaması olan gebeler,

  • Hipertansiyonu olanlar,

  • Erken doğum şüphesi olanlar,

  • Bebekte gelişme geriliği olanlar,

  • Rahimile ilgili yetmezliği olan gebeler,

  • Bazı çoğul gebelikler ve amniyon sıvısının çok fazla olduğu vakalar,

  • Geçmişinde ikiden çok erken doğum yapmış kadınlar.

Doktorunuzun önerisine kulak verin

Yüksek tempolu ve çok yorucu bir işi olmayan anne adayları, gebeliklerinin son haftalarına kadar rahatlıkla çalışabilirler. Ancak çalışma zamanı ve şekli mutlaka doktor tarafından değerlendirilmelidir.

Belediye’den örnek uygulama

Ataşehir Sokak Hayvanlarına Sahip Çıktı

Ataşehir Belediyesi, yaz aylarında susuz kalmasınlar diye su kapları yerleştirdiği sokak hayvanları için bu kez de aşırı kar yağışı nedeniyle ilçenin belirli merkezlerinde yiyecek noktaları oluşturdu.

Ataşehir Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü, kötü hava koşullarında yiyecek bir şey bulmakta zorlanan can dostlarına belirli noktalara koyduğu mamalarla yardım elini uzattı. Olumsuz hava koşulları ortadan kalkana kadar bu uygulama ile sokak hayvanlarının yemek ihtiyacı karşılanmış olacak.

“CAN DOSTLARIMIZIN HER ZAMAN YANINDAYIZ”

Her canlının yaşam hakkının korunmasını gerektiğine dikkat çeken Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, bu düşünceden hareketle özellikle kötü hava koşullarında sokak hayvanlarının yiyecek sorununu çözmek için çalışma yürüttüklerinin altını çizdi. Başkan İlgezdi, “Veteriner İşleri  Müdürlüğümüz  yaptıkları çalışmalarla can dostlarımızın yiyecek sorununu çözüyor. Ataşehirliler’in de bu konuda üstlerine düşen sorumluluğu yerine getireceklerine inanıyorum” dedi.



Renault en çok satan otomobil markası oldu

Renault Grubu binek + hafif ticari pazarda lider

Renault Grubu (Renault ve Dacia), 2012 yılında da toplam pazarda en çok satış yapan Grup oldu. 118 bin 169 adet binek + hafif ticari satış rakamı ile 15.2% pazar payı elde etti..

Renault, 14. kez binek otomobil lideri.

Türkiye’nin her kesiminden binlerce ailenin ortak tutkusu olan Renault markası, 14. kez binek otomobil pazarı liderliğini elde ediyor. 2012 yılında Renault, gerçekleştirdiği 72 bin 874 adedi binek, 16 bin 331 adedi hafif ticari olmak üzere toplam 89 bin 205 adet satış kaydetti ve toplam pazardan 13.1%,  binek pazardan 15.2% pay aldı. Binek otomobil pazarında Fluence, 26 bin 818 adet ile Türkiye’ninen çok satılan üçüncü modeli oldu.

Yeni Clio Segmentinde Podyumda 1. Sırada..

Yeni Clio, satışa sunulduğu 10 Ekim 2012’den itibaren 3 aydan daha kısa bir sürede, otomatik vites olmamasına rağmen 5 bin 768 adet satış gerçekleştirdi. Bu başarıyla Clio, segmentinde son üç aydaki 7 bin 029 adet toplam satış ile son üç aylık dönemde podyumda ilk sırada yerini aldı.

Türkiye, global pazarda başarılı sonuçlar elde etti

Türkiye, 2012 yılında Renault Grubu’nun altıncı büyük pazarı konumuna yerleşti. Euromed Bölgesi’nde toplamda araç sıralamasında 1. sırada yer alırken Avrupa ülkeleri arasında Fransa ve Almanya’nın ardından 3. sırada yer aldı.

SEGMENT ANALİZ SONUÇLARI

Renault, binek otomobil pazarı segmentlerinde başarılı sonuçlar elde etti…

2012 yılında Renault markasının modelleri segmentlerinde başarılı sonuçlar elde etti. En çok satan stationwagon markası Renault, 70% pay ile stationwagon pazar lideri oldu. Megane Sport Tourer 2012 yılını 56% payı ile Orta Sınıf Stationwagon segment lideri olarak tamamladı. Clio Grand Tour ise, 90% pay ile küçük sınıf stationwagon segment liderliğini elde etti. Renault Symbol, 37% pay ile, B1 Küçük Sınıf Sedan segment lideri oldu. Fluence ise 18.5% pay ile Orta Sınıf Sedan 2.si olarak yerini alırken, Megane Orta Sınıf H/B segmentinde 8.6% pay ile 4. sırada yer aldı.

Her üç Renault otomobilden biri otomatik vites…

Renault markası toplam otomatik vites pazarında podyumda 2. sırada yerini alıyor. 2012 yılında Renault satışlarında otomatik vites oranı artış gösterdi. Renault satışlarının 30%’u otomatik vites olarak gerçekleşti. Otomatik vites kutusunun kullanım rahatlığı ve konforu, manuel vites kutusunun ekonomisini birarada sunan EDC (Efficient Dual Clutch) EDC vites kutusu, Renault’nun toplam binek otomobil satışının %22’sini oluşturuyor.

Renault 2012 yılını Kalite Yılı ilan etti

Renault, 2012 yılını kalite yılı ilan etti. Renault, 2006 yılında başlattığı Satış ve Satış Sonrası hizmet kalitesine yönelik çalışmaları kapsamında, müşteri memnuniyeti ve kalite başlıklı 10 temel ilkeden yola çıkarak yetkili satıcı ve servislerinde iyileştirme çalışmaları başlattı. Marka 2012 yılında, “Renault Müşteri Taahhüdü” adı altında, hizmet kalitesi konusundaki çalışmaları ve hedefleri Yetkili Satıcı Ağı ile paylaştı. Marka, eğitim ve seminerler ile desteklediği tüm Renault Yetkili Satıcıları’nda, Türkiye’nin 7 bölgesinde kalite turu gerçekleştirdi. Sürekli gelişen ürün ve hizmet kalitesinin kanıtı olarak Müşteri Taahhüdü kapsamında “Renault Söz Veriyor!” Müşteri Taahhüdü olarak Satış ve Satış Sonrası dahilinde 8 önemli konuda müşterilerine söz veriyor. Hızlı Yanıt, Deneme Sürüşü, Bilgilendirme, Sürpriz Yok, Sizden Onaylı, Garanti, Araç Tahsisi ve Avantajlı başlıkları altında verilen “söz”ler hizmet kalitesini en üst seviyeye taşımayı hedefliyor. 

Renault ve Dacia Müşteri Memnuniyetinde de ilk sırada

2011 yılında Türkiye’de ilk kez çıkarılan şikayet yönetimi analizine göre otomotiv sektöründe, en son açıklanan 2012 yılı 3. çeyrek sonucuna göre, geçen yıl olduğu gibi  Renault ve Dacia müşteri memnuniyetinde ilk sırayı elde etti. 650 bin sikayetvar üyesinin 2012 yılında ilettigi 300 bin şikayetin derlenmesi ve analizi sonucu elde edilen şikayetendex verilerine göre “şikayet yönetimi başarı” puanı ve “marka konumlandırma”da Renault ve Dacia kendi kategorilerinde birinci sırada yer aldı.

Sokakta İlk Adımlar 11. yılında tüm hızıyla devam ediyor…

Türkiye’nin otomotiv alanında en uzun soluklu sosyal sorumluluk projesi, Sokakta İlk Adımlar 11. Yılını kutluyor. Sokakta İlk Adımlar, 2012 Eğitim dönemi sonunda 41 ilde,1 milyon 200 bin öğrenciye ulaşmış oldu. Proje, 2012 yılında da önemli ödüllere imza attı. HR Power Conference’da Kariyer.net tarafından düzenlenen ve 3 bin kişinin katılımıyla gerçekleşen online ankette Renault, bu projesi ile profesyoneller tarafından en iyi kurumsal sosyal sorumluk ödülüne layık görüldü. 2012 yılında başlatılan Sizin Fikriniz Sizin Projeniz Yarışması’nda Türkiye, Fransa’da yapılan değerlendirme sonucu Dünya Üçüncülüğü ödülünü aldı.Yarışma, Birleşmiş Milletler tarafından 2011’de başlatılan ve Renault’nun da ortak olduğu Yol Güvenliği İçin Eylem On Yılı hedeflerine katkıda bulunmayı da amaçlıyor. Proje, daha önce de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından ödüllendirilmiş ve Türkiye Halkla İlişkiler Derneği’nden de Altın Pusula Büyük Ödülü’nü almıştı.

Türkiye’nin en genç ürün gamı: 2013 yılında 9 yeni model!

2012 yılının ilk aylarında Renault Fluence ve Symbol’ı yepyeni tasarımlarıyla tüketicinin beğenisine sunarak model atağını sürdürüyor. Yepyeni tasarımıyla büyük beğeni toplayan Clio’nun Sport Tourer versiyonu ise yılın ilk çeyreğinde pazara sunuluyor olacak. Yılın sonuna kadar Scenic & Grand Scenic, Latitude, Kangoo yenileniyor olacak.Ayrıca Renault, 2013 yılında yepyeni sürpriz bir modelin lansmanını gerçekleştiriyor olacak. Diğer yandan Renault markasının çevreye saygılı yeni teknolojisi Fluence Z.E.’nin ardından yine %100 elektrik motorlu modeli ZOE de 2013 yılının sonunda tüketicinin beğenisine sunulacak.

2004 yılında Logan’ın lansmanından bu yana geçen sekiz yılda Renault Grubu’na ait Dacia, otomobil pazarının önde gelen markaları arasında yerini aldı. ‘Akıllı alışveriş’ yaklaşımının öncüsü olarak Dacia, değerleri sayesinde müşterilerinin güvenini kısa sürede kazanmayı başardı. Marka 2013 yılında yepyeni segmentlere giriş yaparak ürün gamını genişletiyor ve önemli yeniliklere imza atıyor.Yeni Sandero ve Yeni Sandero Stepway’in ardından Dokker / Dokker Van ve Lodgy modelleri ile farklı ihtiyaçlara uygun fiyatlarla çözümler sunan Dacia, ezber bozmaya devam edecek.

Dacia “en hızlı büyüyen marka”

Dacia’nın global satış adetlerinde, Türkiye dünya sıralamasında 6., Avrupa ülkeleri sıralamasında ise 4. sırada yer alıyor. Dacia markası ise kaydettiği toplam pazarda kaydettiği 28 bin 964 adet satış ile 2012 yılında en hızlı büyüyen marka oldu. 2011 yılında %2,5 olan pazar payı 2012 yılında %3,7’ye yükseltti. Dacia, marka sıralamasında 8. sırada yerini almayı başardı. 27 bin 666 adet binek araç satışı ile binek otomobil pazarından 5% pay elde etti ve 8. sırada yer aldı.

Dacia markasının ezber bozan modeli Duster, 2012 yılını SUV segment 2. si olarak tamamladı. 2011 yılında 13,4% olan segment payını 15,4% ’e yükseltti. SUV diesel segmentinde ise 27% segment payı ile 1.liğe yerleşti. Aralık 2012’de satışa sunulan ve Dacia markasının yeni tasarım kimliğinin ilk temsilcileri olan Yeni Sandero ve Yeni Sandero Stepway ile birlikte Sandero aralık ayında 1827 adet gerçekleştirerek dizel B2 segmentinin liderliğine yerleşti. Sandero toplam 9 bin 008 adet satış ile dizel B2 segmentinde yıllık toplamda 3.sü oldu.

2013 yılında satılacak Dacia modellerinin %70’i 1 yaşının altında olacak.

2013 pazar tahmini

İbrahim Aybar “2013 yılında Türkiye’nin ekonomik büyümesinin 2012 yılının ritmine yakın olacağını düşünerek, Türkiye’deki pazarı bu sene ile eşdeğer beklemeliyiz. Herhangi bir daralma öngörmüyoruz, 2012 yılının paralelinde bir pazar yaşayacağımızı öngörüyoruz. Bu da Türkiye’de son yıllarda otomotiv sektöründe yaşanan istikrara uygun bir rakamdır. 2013 yılı Renault ve Dacia için de son derece hareketli bir yıl olacak. Renault ve Dacia markalarımızın pazara sunacağı yepyeni modellerimizle her zaman olduğu gibi iddiamızı sürdürüyor olacağız.” dedi.

Oyak Renault, Türk Otomotiv Sanayisinin üretim ve ihracat lideri

Oyak Renault, 2012 yılında 310 bin 602 adet otomobil üretimi gerçekleştirerek Türk Otomotiv Sanayi binek otomobil üretiminde liderliğini sürdürdü.

2012 Türk Otomotiv Sanayi toplam üretiminin dörtte birinden, otomobil üretimin ise yarısından fazlasını Oyak Renault gerçekleştirdi. Ayrıca Oyak Renault 2012 yılında 260 bin 601 motor, 243 bin 281 adet vites kutusu üretimi gerçekleştirdi.

15 yıldır aralıksız olarak otomobil üretim ve ihracatının lideri Oyak Renault, kuruluşundan günümüze mekanik faaliyetlerini sürdürmenin getirdiği ayrıcalıkla 2012 yılının ilkbaharında 1 milyonuncu motor bloğunu üretmenin gururunu yaşadı. 2012 yılının ilk çeyreğinde 4 milyonuncu otomobilini üreten Oyak Renault yılın son çeyreğinde ise Renault’nun yeni tasarım kimliğinin ilk seri modeli Yeni Clio’yu üretmeye başlayarak çok kısa süre içerisinde 75 bin adet üretim rakamıyla bir rekora imza attı.

Sektörün ihracatının ağırlıklı olarak yapıldığı Avrupa pazarlarındaki daralmaya rağmen 2012 yılında Oyak Renault, 227 bin 162 adet otomobil ve 104 bini aşan motor ihracatıyla Türk Otomotiv Sanayisinde bir kez daha liderliği elde ederek Türkiye’nin en büyük ihracatçıları arasındaki konumunu sürdürdü. Türk Otomotiv Sanayisinin toplam ihracatının üçte birinden fazlasını, otomobil ihracatının ise yarısından fazlasını Oyak Renault gerçekleştirdi. Oyak Renault’nun halen ürettiği Fluence, Megane HB ve Clio’lar, 5 kıtada Avustralya’dan Yeni Zelanda’ya, Fransa’dan İngiltere’ye, Tayland’dan Mısır’a, Fas’tan Güney Afrika’ya, Kolombiya’dan Martinik’e 100’den fazla ülkede satışa sunuluyor.

Yeni modeller ve projelerle 2013….

Avrupa pazarlarında daralmanın az da olsa süreceği, büyümenin ise gelişmekte olan pazarlarda oluşacağı 2013 yılında, Oyak Renault Otomobil Fabrikaları Yeni Clio ve onun Sport Tourer versiyonunun üretiminin getireceği dinamizmle, yeni yüzleriyle üreteceği Fluence ve Megane HB modellerinin getireceği ürün çeşitliliğiyle, motor ve mekanik projeleriyle, rekor yıl olan 2011 yılında gerçekleştirdiği performansı yenilemeyi hedefliyor.

Oyak Renault Otomobil Fabrikaları, bugün üçlü vardiyada 360 bin otomobil, 450 bin motor üretim kapasitesi ile Renault’nun Batı Avrupa dışında en yüksek kapasiteye sahip üretim tesisi konumunda bulunuyor.

AGD’den “Mekke’nin fethi” programı

ATAŞEHİR’DE MEKKE’NİN FETHİ ÇOŞKUSU

Anadolu Gençlik Derneği Ataşehir Şubesi tarafından düzenlenen Mekke’nin Fethi programına binden fazla kişi katıldı.

Programdan önce Ataşehir caddelerinde mehteran yürüyüşü gerçekleşirken, mehteranın önünde hadis ve Milli Görüş Lideri ve AGD’nin manevi kurucusu Prof.Dr.Necmettin Erbakan’ın sözlerini içeren pankart açıldı.

Saadet Partisi İlçe Başkanı Nuğman YÜKSEL ve SP İlçe yönetiminin yanısıra çok sayıda STK temsilcileri programda hazır bulundu.

Programa Anadolu Gençlik Derneği öğrencilerden 5.sınıf öğrencisi Furkan Dedeoğlu’nun Kur’an tilavetiyle başladı.Hemen sonrasında açılış konuşması yapan İlçe Başkanı Fazlı Akyol AGD’nin önemine ve yaptıkları çalışmalara değindi. Akyol ‘’Bu gün bu program sadece Ataşehir’de değil,Türkiye’nin 205 noktasında 200 binden fazla kişinin katılımıyla gerçekleşiyor. Amacımız milli ve manevi değerlerimizle bağdaşmayan Hristiyanların Noel bayramına karşı Mekke’nin Fethi’ni kutlamak.’’dedi.

İstanbul 2020 için atakta

İstanbul 2020 Olimpiyatları için atakta

İBB Başkanı Kadir Topbaş ve TMOK Başkan Yardımcısı Hasan Arat, İstanbul’un 2020 Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları için ‘en iyi aday’ olduğunu anlatan adaylık kitabını Lozan’da Uluslararası Olimpiyat Komitesi’ne (IOC) sundu. Kitapta İstanbul’un spora ve ulaşıma yaptığı yatırımlar ile konaklama imkanları ve şehrin jeopolitik önemiyle ilgili bilgiler yer alıyor

İstanbul, 2020 Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları için Tokyo ve Madrid ile yarışıyor. İsviçre’nin Lozan kentine giden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Başkan Yardımcısı Hasan Arat, Gençlik ve Spor Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Yavuz Çelik ve Gençlik Spor Genel Müdürü Mehmet Baykan ile birlikte 2020 Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları için adaylık kitabını Uluslararası Olimpiyat Komitesi’ne (IOC) sundu.

Olimpiyatlar ilk defa iki kıtada yapılacak

Başkan Kadir Topbaş, kitabın komiteye takdiminde yaptığı konuşmada Napolyon’un “Dünya tek bir devlet olsaydı başkent İstanbul olurdu’ sözünü hatırlattı ve “Komite İstanbul’u seçerse, Olimpiyatlar tarihte ilk defa iki kıtada birden yapılacak” dedi.

İstanbul’un adaylık kitabında; şehirde spora ve ulaşıma yaptığı yatırımlar ile konaklama imkanları yer alıyor. Ayrıca kentin tarihi ve jeopolitik önemine de vurgu yapılıyor. Japonya’nın başkenti Tokyo ve İspanya’nın başkenti Madrid de adaylık kitaplarını bugün teslim ederek kesin aday oldular. 2020 Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları’nın hangi şehirde yapılacağı Uluslararası Olimpiyat Komitesi tarafından 7 Eylül’de Arjantin’de açıklanacak.

İstanbul 36 tesisle Olimpiyatlara ev sahipliği yapacak
İstanbul 11’i mevcut 25’i yeni inşa olmak üzere 36 yeni tesisle birlikte olimpiyatlara ev sahipliği yapacak. 300 kişilik bir heyetin 4 ay süren çalışmasıyla hazırlanan adaylık kitabına göre; 11 mevcut spor tesisinin 5’ine kalıcı ilave yatırımlar yapılacak, 10 yeni tesis müsabakalar için, 10 yeni tesis de müsabakalara destek sağlamak amacıyla antrenman odaklı alanlar olarak inşa edilecek ve 5 ayrı ünitede olimpiyat kümelenmeleri sağlanacak

 

Dore ile kalite farkı: Anniversary

Dore ile mutfaklarda kalite farkı… Anniversary

Ev konforunda alışveriş imkânı sunan Dore’nin yepyeni seramik pişirme grubu Anniversary serisi, mutfakların vazgeçilmezi olacak.

Cazip fırsatlarıyla akıllı alışverişin yeni adresi olmayı başaran Dore, her ay bünyesine kattığı yeni ürünlerle hayatı kolaylaştırmaya ve güzelleştirmeye devam ediyor. Ocak ayı kataloğunda yer alan en son ürün ise Anniversary seramik tava ve tencereler…

İtalya’da özel olarak üretilen Anniversary seramik pişirme grubu ürünleri; yenilik, teknoloji, işlevsellik ve tasarım gibi birçok özelliği içinde barındırıyor… Emaye dış kaplaması sayesinde ısıya dayanıklı, iç kaplamasında kullanılan Ceralon yapışmaz seramik kaplaması ile de sağlığa zararlı maddeler içermeyen Anniversary serisi, mutfakta geçen zamanı keyfe dönüştürüyor. Rahat ve güvenli tutuş sağlayan saplarının yanı sıra temizliği de son derece kolay.

Bulaşık makinesinde güvenle yıkanabilen, gazlı ve elektrikli ocaklarda da rahatlıkla kullanılabilen Anniversary seramik pişirme grubu ürünleri Ocak ayı boyunca aşağıdaki fiyatlarla satışa sunuldu:

Anniversary Seramik Wok Tava | 28 cm – 64,90 TL
Anniversary Seramik Kapaklı Tencere | 24 cm – 84,90 TL
Anniversary Seramik Karnıyarık/Pilav Tenceresi | 28 cm – 89,90 TL
 | 20 cm – 39,90 TL
Anniversary Seramik Tava | 24 cm – 47,90 TL
Anniversary Seramik Tava | 28 cm – 55,90 TL

Voleybolda 10’da 10

Voleybolda 10’da 10

Acıbadem Bayanlar Voleybol 3. Ligi B Grubu’nda mücadele veren Ataşehir Belediyespor Bayan Voleybol Takımı, deplasmanda oynadığı Bursa Spor maçını 3-1 kazandı.

İlk seti 25-11, ikinci seti 25-10’luk skorlarla kazanan Ataşehir Belediyespor, üçüncü seti 28-26 kaybetmesine rağmen, dördüncü seti de 25-11 önde bitirerek maçı 3-1’lik skorla kazandı.

Oynadığı 10 maçta 10 galibiyet alan Ataşehir Belediyespor grubunda liderliğe devam ediyor.

Takip devam ediyor

Takip Devam Ediyor

TFF Kadınlar 1. Futbol Ligi’nde mücadele eden Ataşehir Belediyespor Kadın Futbol Takımı, ligin 9. haftasında evinde oynadığı Adana İdmanyurduspor maçını Reyhan’ın iki, Tata, Yağmur ve Çiğdem’in attığı birer golle 5-1 kazandı.

Zorlanmadan rakibini yenmeyi başaran ve puan sıralamasında 2. sırada yer almaya devam eden Ataşehir Belediyespor, ligin son haftalarına lider konumda giren Konak Belediyespor ile bu sezon zorlu bir rekabet yaşamaya başladı.

Oynanan 9. hafta maçlarıyla kadın futbol liginde ilk yarı fikstürü sona erdi ve müsabakalara 20 Ocak’a kadar ara verildi. Bu arayı iyi değerlendirmek isteyen Ataşehir Belediyespor ligin ikinci yarısında yeniden liderliğe yerleşerek, son iki sezonda olduğu gibi, şampiyon olmak istiyor.

Ligin ikinci yarısının ilk maçında Eskişehir Spor ile saat 13.00’da Ataşehir Yenisahra Stadı’nda karşılaşacak Ataşehir Belediyespor, ligin ilk yarısında deplasmanda oynadığı Eskişehir Spor maçını 10-0 kazanmıştı.

Hema ve Mercedes’den dev anlaşma

HEMA İLE MERCEDES ARASINDA DEV ANLAŞMA 

Dünya markalarının, otomobillerinde kullandığı pek çok kritik parçayı kendi tasarımıyla üreten HEMA Endüstri, Mercedes-Benz’in Almanya Düsseldorf’taki fabrikasını satın aldı. Mercedes Benz’in hidrolik direksiyon fabrikasını satın alan HEMA Endüstri, fabrikadaki makine ve teknolojiyi Türkiye’ye getirerek yeni bir direksiyon üretim merkezi kuruyor. 6 ay içinde tamamlanması planlanan fabrika, 70 milyon Euro’luk yatırımla, 2013 yılı sonunda Çerkezköy’de üretime başlayacak ve 1000 kişiye ek istihdam yaratacak.

Hattat Holding’in lokomotif şirketleri arasında yer alan HEMA Endüstri, dünya otomotiv devleri ile yaptığı üretim anlaşmalarına çok stratejik bir satın alma ve sözleşmeyi ekledi.

Mercedes-Benz’in Almanya Düsseldorf’ta yer alan ve ThysenKrupp tarafından işletilen direksiyon fabrikasını Hema’ya devrederek yeni üretim anlaşmaları için HEMA Endüstri’yi seçti.

Hema Endüstri Mercedes-Benz’in Almanya Düsseldorf’ta bulunan hidrolik direksiyon fabrikasını satın aldı. Hema Endüstri ile Mercedes-Benz arasındaki anlaşma çerçevesinde, HEMA Endüstri, direksiyon fabrikasındaki makine ve teknolojisi Türkiye’de Çerkezköy’deki fabrikaya getirilerek, ticari vasıtalar için hidrolik direksiyon sistemleri üretim kapasitesi 50 binden 150 bine yükseltilecek ve 1000 kişilik ek istihdam yaratılacak.

Bu fabrikanın Hema Endüstri’ye transferi Ocak 2013 tarihinde başlayacak ve üretim kapasitemizde önemli bir artış sağlanacak. Hema Endüstri, 2012 yılında başlayıp 2013 yılının

sonunda tamamlayacağı bu yatırımla, dünyadaki 3. büyük ticari araç direksiyon üreticisi olacak. Anlaşma çerçevesinde Hema Endüstri’nin şu andaki mevcut kapasitesi 4 kat artarken, tüm dünyadaki kamyon üreticilerine kalite, maliyet ve sevkiyat avantajlarını beraberinde taşıyan, ticari araç direksiyon üniteleri sağlanacak.

Yatırımın toplam bedeli 70 milyon Euro düzeyinde olan bu anlaşmanın sonucunda, Mercedes’e yapılacak direksiyon ihracatından sağlanacak gelirin 2015 sonucunda 50 milyon Euro düzeyinde olması bekleniyor.

Hızlı kilo vermek tehlike saçıyor

HIZLI KİLO VERMENİN TEHLİKELİ YANLARI

Fazla kilolarıyla başı dertte olanların en büyük isteği kısa zamanda kilolarında kurtulmak, incecik bir bedene sahip olmaktır. Hızlı kilo vermek adına izlenen diyet tutumu çok düşük kalorili, ağır egzersizlerin yapıldığı, metabolizmanın alışkın olmadığı eforla karşılaştığı programlara dayanır.Ancak bu agresif kilo verme isteği yanında birçok sağlık sorununu beraberinde getirir. Avusturya Sen Jorj Hastanesi Diyetisyen Sema Mamak hızlı kilo vermenin tehlikeli yanları ile ilgili önemli bilgiler verdi.

UZUN SÜRE AÇLIK VE KAN ŞEKERİNİN DÜŞMESİ

Hızlı kilo vermek için yapılan düşük kalorili diyetler genelde karbonhidrat açısından oldukça fakirdir. Alınan az kalorinin yanında karbonhidrat tüketiminin de çok az olması kan şekeri seviyesinin sürekli düşük seyretmesine eden olur. Bu durum açlık hissinin artmasına hatta zaman zaman dayanılmaz hale gelmesine, asabiyete, halsizlik ve yorgunluğa neden olur. Açlık hali daha da uzarsa konsantrasyon yetersizliği, zihinsel bulanıklık hatta efor gerektiren işler yapılırken bayılmalara neden olabilir.

KAS KAYBI VE BUNA BAĞLI ORGAN FONKSİYONLARINDA BOZUKLUK

Uzun süre düşük kalorili diyete maruz kalan vücut aç kalarak kas kaybetmeye başlar. Beslenmeyle doğrudan ilişkili olan organlarımız karaciğer ve böbrek kas erimesine bağlı olarak fonksiyon kaybetmeye başlar. Kalp kaslarının erimesi ve hatta kemik yoğunluğu uzun süren düşük kalorili diyetler sonucunda oluşabilir. Kemik yoğunluğunun azalması eklem ağrılarına, yorgun uyanmaya neden olurken, kalp kasının erimesi kalp krizlerine kadar varabilir.

 Diyetisyen Sema Mamak
Diyetisyen Sema Mamak

Hızlı kilo vermenin zararlarını günümüzde birçok kişi üzerinde olumsuz olarak görebilmekteyiz. Dünya Sağlık Örgütünün önerilerine göre aylık kilo kaybı 4 kg. ortalamasında olmalıdır. Yaşı genç bireylerde, aktif spor yapan bireylerde ya da erkeklerde aylık kilo kaybı 6kg kadar ulaşması zararlı bir durum teşkil etmemektedir. Ancak bu ortalamalardan daha hızlı kilo vermeye çalışmak kesinlikle yağ dokusundan gerçekleşmeyeceği için ciddi anlamda zararlı ve sağlıksız bir durumdur.

Hızlı kilo kaybı süreci sırasında metabolizma yavaşlar ve su dokusu kaybı yaşandığı için vücut üzerinde birtakım sağlık sorunları oluşur. Ayrıca bunların dışında hızlı kilo vermenin zararları arasında, safra kesesi taşı, sindirim sistemi bozuklukları, dolaşım problemleri, tansiyon dengesizlikleri de şok diyetlerin sonuçlarıdır. Ve hızlı kilo vermenin zararları arasında en büyük riski taşıyan ise kalp krizine sebep olabileceği ihtimalinin yüksek oluşudur. Bu da ani ölümlerle sonuçlanabilmektedir.

VÜCUT SIVI- ELEKTROLİT DENGESİNİN BOZULMASI

Hızlı kilo vermeye başlayan kişiler çok ciddi boyutlarda vücutlarına zarar verirler. Örneğin bu tür kilo kayıplarında yapılan en birinci hata tek yönlü beslenmelerdir. Vücuda ihtiyacı olan ana besinler alınmadığı zaman vücut direnci hızla düşmektedir ve birçok rahatsızlıklar belirmeye başlamaktadır. En dramatik olan vücudun sıvı eloktrolit dengesinin bozulmasıdır.

Kalpte ritim bozuklukları ve yine yukarıda belirtildiği gibi ani kalp ölümleri ortaya çıkmaktadır. Şok durumlarına bağlı tansiyon düşmeleri görülür.
Özellikle sıcak mevsimlerde ve egzersiz yapıldığı durumlar­da susuzluğun giderilmesi dehidratasyonun önlenmesi açısın­dan önemlidir. Özellikle ketojenik çok düşük kalorili diyetlerde ilk birkaç günde görülen hızlı kilo kaybı ve yorgunluğun çoğu zaman nedeni su kaybına bağlı dehidratasyondur. Bu durum­da su içilmeli, su kaybına neden olan alkol ve kafeinden uzak durulmalıdır. Vücut suyunun %2 kaybı bile fizik ve mental du­rumu, ısı düzenlenmesini bozabilir.

HIZLI KİLO VERİRKEN SAÇLARINIZDAN OLMAYIN!

Saç dökülmesi her zaman yaşlanmaya bağlı olarak ortaya çıkan bis sorun değildir. Maalesef hızlı kilo verme arzusuyla yapılan ketojenik yani kronik açlığa sürükleyen diyetler de saç dökülmesine neden olabilir. Şiddetli psikolojik stres, hormonal ve metobolik stres, özellikle yeterli protein ve mineral içermeyen hızlı kilo verdiren diyetler saç dökülmesine neden olur. Özellikle çinko, selenyum, magnezyum gibi minerallerin yeterli alınmaması saç tırnak sağlığını olumsuz etkiler.

HIZLI VERİLEN KİLOLAR HIZLA GERİ DÖNER!

Verilen kiloların yeniden hızla geri dönmesinin nedenini, kiloyu vermek için yapılan diyet tutumunda araştırmak lazım. Hızlı kilo vermek için yapılan ilk girişim karbonhidrat ve proteinden fakir, enerji bakımından yetersiz, vitamin-mineral açısından vücudun ihtiyaçlarını karşılamayacak bir beslenme programını uygulamaktır.

Kilolar bu şekilde verilse bile izlenen bu diyet tutumu uzun süre tolere edilemeyeceği için ve kişi normal beslenme seyrine döneceği için kilolar yeniden hızla gelir. Dolayısıyla uygulanması en mantıklı olan yol; uzman kontrolünde kişinin fizyobiyolojik ihtiyaçlarının düşünüldüğü, kilosunun yaşının, soysal ve ekonomik hayatının hesaplanarak planlandığı, tamamen bireye özel beslenme programıyla kilo vermektir.