Öğrenciler yazarlarla buluştu

Ataşehir Belediyesi ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen “Yazarlar Okullarda” projesi kapsamında Psikolog ve Yazar Üstün Dökmen Ataşehirli öğrencilerle buluştu.

Öğrencilerde kitap okuma bilincini yaygınlaştırmak amacıyla Zübeyde Hanım Öğretmen Evi Konferans Salonu’nda yapılan konferansa Ataşehir’deki ilköğretim ve lise öğrencileri katıldı.

Konferansta Yazar Üstün Dökmen, öğrencilere hayata dair paylaşımlarda bulundu.m1

Dökmen; Çin Seddi’nden Mevlana’ya kadar çeşitli konularda örnekler vererek gerçekleştirdiği konuşmasında; “Erkeğin kadına göre cinsiyetinden kaynaklanan bir zihin üstünlüğü yoktur, Erkek kadından üstün değildir” diyerek kadın erkek eşitliğine de vurgu yaptı. Prof. Dr. Dökmen’in sözlerini ilgiyle dinleyen öğrenciler, Dökmen’in skeçlerini de ilgiyle takip etti.

Proje sayesinde öğrenciler, okudukları kitapların yazarlarıyla buluşup onlara kitapları hakkındaki görüş ve eleştirilerini doğrudan iletme imkanına sahip oldu.

Gösteri sonunda  Ataşehir İlçe Milli Eğitim Müdürü Ertuğrul Bilican, Prof. Dr. Üstün Dökmen’e plaket ve çiçek takdim etti.

Şampiyonlar İlgezdi’yi ziyaret etti

Şampiyonlar Başkan İlgezdi’yi ziyaret etti

 

Ataşehir Belediyespor Kulübü altyapı oyuncularının oluşturduğu Mevlana Kız Teknik ve Meslek Lisesi Futsal Takımı, Aksaray’da yapılan Liseli Kızlar Türkiye Futsal Şampiyonası’nda birinci oldu.

Şampiyon olan takım, ülkemizi İtalya’da yapılacak olan Dünya Futsal Liseler Şampiyonası’nda temsil edecek.

Şampiyonluk sonrası Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi’yi ziyeret eden oyuncular, takımın maddi ve manevi olarak her zaman destekçisi olan Başkan Battal İlgezdi’ye teşekkürlerini ilettiler.

f2

Şampiyon kızlara tebriklerini ileten Başkan İlgezdi, “Göreve geldiğimizden beri hem spora hem de gençlerimize – kadınlarımıza özel bir önem verdik. Ülkemizi yurtdışında temsil edecek takımlar kurmak istedik. Ataşehir Belediyespor Kadın Futbol Takımımızdan sonra Futsal Takımımız da bizi yurtdışında temsil edecek. Bu takımları kurarak ve yıllarca emek verip onların başarılara ulaşmalarını sağlayarak Ataşehir’in adını her yere yazdırıyoruz. Gençlerimize elimizden gelen yardımı yapıyoruz, bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz” dedi.

bu-540x290

Ziyaret sonrası takım oyuncularına saat hediye edilirken; oyuncular, okul aile birliği başkanı ve okul yöneticileri Başkan Battal İlgezdi’yi Cuma günü yapılacak olan törene davet ettiler.

(Futsal: salon futbolu olarak bilinen, fakat kendine özgü kuralları olan bir spor dalıdır.)

Afet eğitimleri başlıyor

 “Temel Afet Bilinci Eğitimleri” başlıyor

 

Ataşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM) ve Akut Enstitüsü,  “Deprem Haftası” nedeniyle iş birliği yaparak,  liselerde “Temel Afet Bilinci Eğitimleri” verecek.  24 Şubat’ta başlayacak olan eğitimler 4 Mart’a kadar sürecek.

24 Şubat Pazartesi günü iki grup şeklinde verilecek eğitimlerin yapılacağı okullar ve saatleri şu şekilde;

Dr. Nurettin Erk-Perihan Erk Anadolu Teknik Lisesi, saat:09.00 -12.00

Esatpaşa Anadolu Ticaret Meslek Lisesi, saat:09.00-12.00

Habire Yahşi Anadolu Lisesi, saat: 13:30 – 16:00

Mustafa Kemal Anadolu Lisesi, saat: 13:30 – 16:00

Ataşehir’de örnek çalışma

Ataşehir’de bir ilk: Zenginleştirilmiş kütüphane

Habire Yahşi Anadolu Lisesi’nde yeni kurulan kütüphane için açılış töreni gerçekleşti. Açılış, Milli Eğitim Müdürü Ertuğrul Bilican ile Şube Müdürleri İrfan Zeki Er ve Turan İpşiroğlu’nun katılımı ile gerçekleşti.

IMG_4030

Açılış töreninden önce öğretmenler odasını ziyaret eden Ertuğrul Bilican öğretmenlerin sorunlarını dinledi. Ardından Konferans Salonu’nda öğrenci ve öğretmenlere hitap eden Bilican, eğitimin önemine değinerek, “ Hayatta en önemli olgu mutluluktur. Biz çalışanların yaptığı işlerde, siz öğrencilerin de okulda mutlu olabilmesi önemlidir. Okulunuza severek ve isteyerek gelmelisiniz. Severek gelmenin koşullarından biri de hem okulun hem de arkadaşlık ilişkilerinizin iyi olmasıdır. Öğretmen ve yöneticilerle diyaloglarınızın iyi olması gerekir” diye konuştu.

Sizler için bir kazanç”

Okul Müdürü İsa Boylu’yu da yakinen tanıdığını ifade eden Bilican, “Böyle bir müdüre sahip olmanız sizler için bir kazanç. Çünkü bulunduğu yere bir değer katmaya çalışıyor. Bulunduğu yere değer katan biri o kurum için bir kazançtır. Okul Aile Birliği’nin haftanın beş günü okulda bulunması da bir kazanç. Her okulda görmediğimiz bir artıdır” dedi.

IMG_4062

Konuşmaların ardından kütüphanenin açılışı gerçekleşti. Kurdele kesiminden sonra kütüphaneyi gezen Bilican,çok beğendiğini ve başarılı bulduğunu ifade ederek,“Gerçekten hayalimdeki kütüphane diyebilirim. Öğrenciyi çekebilecek, cezbeden bir ortam. Kitap, bilgisayar ve akıl oyunlarının bulunduğu bir ortam olmuş. Milli Eğitim Bakanlığı buna zenginleştirilmiş kütüphane diyor. Ataşehir’de böyle bir örneğin bulunmasından çok mutlu oldum. Bu kütüphanenin yapım aşamasında maddi ve manevi emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

IMG_4040

Kütüphane ile ilgili çalışma sürecinin yaklaşık iki ay sürdüğünü ve tasarımını ödüllü İç Mimar bir velinin üstlendiğini ifade eden Okul Müdürü İsa Boylu, “Öğrencilerimizin her alanda başarılı olmasını sağlamak için kolej düzeyinde eğitim vermeye çalışıyoruz. Eğitim ortamlarından isteyerek,severek faydalanmaları için böyle bir ortam oluşturduk” diye şeklinde konuştu.

Kütüphane oluşumuna katkı sunan Okul Aile Birliği üyelerine plaket takdim edildi. 

 

 

 

 

Herkes İçin İlk Aşk Annedir…

Romantik İlişkilerinizdeki Çatışmaların Nedeni Çocukluğunuz Olabilir!

Romantizmin bebekliğinize kadar dayandığını ve aslında annenizle kurduğunuz ilişkinin sağlıklı olup olmadığına göre tüm ilişkilerinize yön verdiğinizi biliyor muydunuz?

Yaşadığınız ilişkide karşınızdakine bağlı ya da bağımlı olmanızın temelinin, bebeklik döneminde annenizle olan ilişkinizden kaynaklandığına dikkat çeken Hisar Intercontinental Hospital Uzm. Psikoloğu Gülşah Yahşi; ‘İnsanlar birbirleriyle kurdukları bağlarla beslenir, gelişir ve olgunlaşırlar. Sevilmek ve sevebilmek insan hayatında vazgeçilemez bir ihtiyaçtır. Romantik ilişkilerde aşk, sevmek ve sevilmek en yoğun ve özgün biçimde yaşanır. Herkesin hikayesi başkadır ve özünde tüm aşk hikayeleri bir tamamlanma arzusuyla ilişkilidir. Aşkta ruhlar birleşir ve çiftlerin arzu ettiği şey, geleceğe amaç ve anlamı birlikte katmaktır. Gelecek şekillenir ve anlamlandırılırken ruhsal dünyanın tüm zenginlikleri kullanılır. Bu, geçmişten getirilen arzular, yoksunluklar, hassasiyetler, korkular gibi pek çok duyguları da beraberinde getirir. Herkes bu duygulara sahiptir, herkesin yaraları vardır; çünkü örselenmemiş çocuk yoktur. Duygusal yaşamdaki kırılmalar, hassasiyetler, zaaflar bizi yaşamın ilk yıllarına kadar götürür. Ruhsal dünyanın temellerinin atıldığı çocukluk yılları romantik ilişkilerde kendi izlerini ortaya koyar. Romantik ilişkilerde yaşanan çatırdamaları anlamak ve çözmek için çocukluğun yetişkinlikteki izdüşümlerini yakalamak doğru olabilir.’ diye konuştu.

Herkes İçin İlk Aşk Annedir…

Anne ilk duygusal ilişkiye girilen kişidir. İlişki kurmak onunla öğrenilir ve anneyle olan ilişki tüm yaşam boyu izlerini gösterir. Romantik ilişkilerde de anneyle kurulan ilişkinin yansımaları yoğun ve çarpıcı şekilde görülür. Anneyle o ilk ve öznel ilişkinin başlangıcı, oral dönem olarak bilinen yaşamın ilk yılıdır. Bebek, ağız bölgesiyle ve meme yoluyla beslenme ihtiyacını karşılar. Kendisini annenin adeta devamı gibi hisseder ve anneden ayrı bir varlık olduğunu algılayamaz; ancak büyüdükçe anneden ayrı bir kendisi olduğunu anlar. Bu zamana kadar geçen süreçte anne bebeğine ruhsal zenginliğini sunar. Bebeğe değerli, özel ve sevilmeye değer olduğunu hissettirir. Bu dönemde bebek ve anne çoğunlukla birlikte vakit geçiriyor olsalar bile, artık ufak ayrılıkları da yaşamaya başlarlar. Bebek ve annenin zaman zaman ayrı kalıp sonra tekrar bir araya gelmesiyle, bebek anneden ayrı kalabilmeyi ve bunu daha kolay tolere etmeyi deneyimlemiş olur. Anne kısa süreler için gittiğinde, bebek annenin onun hayatında olduğuna ve olmaya da devam edeceğine güven duymaya başlar. Bu ilk deneyimler bebeğin, çevresindeki her şey ile olan ilişkisini etkiler. Bu güvenle dünyayı keşif için heyecanlı olan bebek, arkasını döndüğünde annesinin gülen yüzünü görerek daha da coşkuyla dolar ve anneyle bağımlı bir ilişkiden bağlı bir ilişkiye doğru adım atmaya başlamış olur.

Sağlıklı Bir İlişki Sağlıklı Bir Aile İlişkisine Dayanır!

Oral dönemi sağlıklı geçiren bir kişi hem partnerini hem de kendisini sevilmeye değer bulur. Partnerinden ayrı kaldığında endişeye kapılıp “Ne yaparsam beni terk etmez? Ne yaparsam beni sever?” diye sormaz. Bu gibi sorularla boğuşan kişinin kendi sevilebilirliğine inancı zayıf demektir. Kendi sevilebilirliğine duyulan inancı zayıfsa, yetişkinlikte de eşe göre hareket etme ve ayrılık korkusuyla davranma, doğal sonuçlardan olabilir. Bu da kişiyi hem kendi hayatını hem de partnerinin hayatını kısıtlayan birtakım davranışlara sürükleyebilir ve mutsuzluk, beklenen sonuç olarak çiftin karşısına çıkabilir. Doğumdan itibaren yaşama bakıldığında her dönemin kendine özgü olduğu ve kişilikte ayrı etkiler oluşturduğu görülür. Tüm çocukluk öyküsü aslında bir “ben” yaratma öyküsüdür. Zaman içinde büyümekte-olgunlaşmakta olan bedene ve ruha kültürle, dinle, sosyal çevreyle, aileyle, sahip olunan ve olunmayan her şeyin etkisiyle yeni pencereler eklenir. Bu anlamda düşündüğümüzde, herkes biricik ve kendine özgüdür.

Bir ilişkide esneklik, hoşgörü, anlama hevesi, ilgi yoksa ilişki kaldıramayacağından fazlasını yüklenen bir tahta parçası gibi çatırdamaya başlar. Tahta katıdır, serttir, esneklikten yoksundur, kaldırabileceği yük bellidir. Tahtaya fazlasını yüklerseniz, onu taşıyamaz. Önce çatırdamaya başlar, sonra kırılır. İki ayrı parçaya ayrılır.

Aşkın bir tamamlanma-tamamlama arzusu olduğunu kabul edip, romantik ilişkilerdeki hikayelerin nasıl bir yolculukla yazıldığını anlamak, o hali kabullenmek ve sevmek işleri kolaylaştırabilir. İlişkilerdeki sürtüşmelerin, tartışmaların, çatışmaların altında yatan, geçmiş ile bağlantılı birçok neden olabilir. Çoğu zaman romantik ilişkilerdeki katı tutumlar çocukluk ihtiyaçlarından gelir. Önce kendimizi ve sonra partnerimizi keşfe karşı ne kadar ilgili ve esnek olursak ilişkinizde mutluluğunuz o kadar artar.

BİLİNMEYENLER

Yankı Ortak Sağlık Güvenlik Birimi Yaşam Sürsün Diye sloganı ile Ataşehir, Gebze, Manisa, Ankara ve Türkiye çapında bulunan çözüm ortakları ile iş sağlığı ve güvenliği hizmetini vermeye devam ediyor.
Son zamanlarda sıklıkla duymaya başladığımız OSGB ve iş güvenliği kavramı konusunu Yankı OSGB İş Güvenliği Müdürü Çisil Özgür’e sorduk. 

Ortak Sağlık Güvenlik Birimi nedir?
Ortak Sağlık Güvenlik Birimi ( OSGB ) iş güvenliği uzmanı, iş yeri hekimi ve diğer sağlık personeli ile birlikte işyerlerine iş sağlığı ve güvenliği konularında hizmet sunmak amacıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş kurumdur.
YANKI OSGB olarak hizmet sunduğumuz işletmelerde amacımız;
Yasalar karşısında işvereni korumak, çalışanları iş kazaları ve meslek hastalıklarından korumak, alınacak önlemlerle işyerini korumak.

6331 sayılı iş güvenliği kanunu işletmelere ne gibi yükümlülükler getiriyor?
6331 sayılı İş Sağlığı ve Kanununun amacı işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve mevcut sağlık ve güvenlik şartlarının iyileştirilmesi için işveren ve çalışanların görev, yetki, sorumluluk, hak ve yükümlülüklerini düzenlemektir.
Bu süreçte işletmeler SSK sicil numaraları ve NACE kodlarına göre; az tehlikeli, tehlikeli ve çok tehlikeli olmak üzere 3 grupta sınıflandırılmışlardır.
6331 sayılı iş güvenliği kanunu kapsamında tüm işverenlerin 1.1.2013 tarihi itibariyle; işyerleri için risk analizi yaptırması, acil durum planlarını hazırlaması ve çalışanlarına iş güvenliği eğitimi aldırması zorunluğu yürürlüğe girmiştir. Bu tarih itibariyle bu yükümlülüğünü yerine getirmeyen işletmeler idari para cezaları ile karşı karşıya kalabilirler.
Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle 50 den fazla çalışanı olan tüm işletmelerde, 1.1.2014 itibariyle de 50 kişinin altına çalışanı bulunan çok tehlikeli ve tehlikeli grupta yer alan işletmelerin iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personeli bulundurma zorunluluğu başlamıştır. Az tehlikeli grupta 50’nin altında çalışanı olan ve kamu işletmelerinde yasal zorunluluk 2016’da başlayacaktır.

YANKILOGO1

Bu hizmeti nasıl veriyorsunuz?
OSGB hizmetleri İSG Kanuna dayanarak yayınlanmış olan bir yönetmelik çerçevesinde sunulmaktadır. İşletmenin çalışan sayısına ve tehlike sınıfına göre yönetmeliklerde belirlenen sürelerde isg uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personelinin birlikte işletmelerde aktif olarak sürdürülen işleri kapsamaktadır.
Bu süreçte Yankı OSGB olarak asıl amacımız işletmede bir güvenlik kültürü oluşturarak, yönetilebilir ve sürdürülebilir organizasyonlarla çalışanların sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışmalarına katkı sağlamaktır.
İş güvenliği uzmanları; çalışanların güvenli bir ortamda çalışmalarını sağlayacak süreçleri yöneterek,
İşyeri hekimleri; çalışanların öncelikle koruyucu sağlık hizmetlerini, işe giriş ve periyodik muayenelerini yaparak,
Diğer sağlık personeli; işyeri hekimi ile koordineli çalışarak sağlık hizmetlerinin planlanması, değerlendirilmesi, izlenmesi konularında çalışarak OSGB hizmetini vermekteyiz.

Bakanlık işletmelerin bu hizmeti alma durumunu kontrol ediyor mu, ediyorsa bu süreci nasıl yönetiyor?
Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığı işletmeleri iş sağlığı ve güvenliği hizmeti alımı konusunda İSG Katip adı verilen bir yazılım üzerinden takip etmektedir.
Bu sistemle, işletmeninin yasal yükümlülüğüne göre hizmet aldığı OSGB, isg uzman ve işyeri hekimi ve diğer sağlık personeli görevlendirmeleri yapılarak yürütülmektedir.

YANKIOSGBLOGO

Bu hizmetleri almayan işletmelere cezai yaptırımları var mıdır?
Kanun çerçevesinde tanımlanan yükümlülükleri yerine getiremeyen işletmeler idari para cezaları ile karşı karşıya kalabileceklerdir.
Örneğin; 2014 yılı için hizmet alma yükümlülüğü olduğu halde iş yeri hekimi bulundurulmadığı takdirde 5.601 TL, iş güvenliği uzmanı için 5.601 TL, yardımcı personeli için 2.800 TL gibi aylık cezalar öngörülmüştür. Bu cezalara temel yükümlülük olan risk değerlendirme yaptırmama, acil durum eylem planı hazırlamama, iş güvenliği eğitimlerinin aldırılmaması, sağlık kontrollerinin yapılmaması gibi daha birçok cezai yaptırım eklenebilir.

Bizlere biraz Yankı ortak sağlık güvenlik biriminden bahseder misiniz?
Yankı Eğitim ve Danışmanlık Hizmetleri olarak 2006 yılında kurulan işletmemiz bugün yasal çerçeveye uyum açısından YANKI ORTAK SAĞLIK BİRİMİ olarak da hizmetlerini sürdürmektedir.
Dürüstlük ve ilkeli hizmet sunma amacıyla kurulan işletmemiz bugün 65 iş güvenliği uzmanı, 8 işyeri hekimi, 4 işyeri hemşiresi ve her gün bünyesine katılan yeni profesyonel kadrolarıyla büyüyen ve gelişen bir organizasyondur.
Ulusal ve uluslararası birçok işletmeye; gıda, sanayi, kimya, inşaat, otel, otomotiv, çimento, matbaa ve daha birçok dalda hizmet vermeye devam etmektedir.

FAALİYETLERLE İLGİLİ VİDEO

image description

Ataşehirli miniklerin yüzü güldü

Ataşehirli miniklerin yüzü güldü

 

Ataşehirli 10 bin çocuk hem eğlendi hem öğrendi.

Ataşehir Belediyesi’nin “Yaşasın Tatil Yaşasın Tiyatro” sloganıyla 25 Ocak’ta kapılarını açan Çocuk Tiyatroları Festivali, bir sonraki yıl tekrardan merhaba demek için kapılarını kapattı. Ataşehir Zübeyde Hanım Öğretmenevi’nde günde 2 seans olmak üzere sahnelenen birbirinden eğitici ve eğlenceli 12 tiyatro oyunu, 10 bin Ataşehirli miniğin yüzünü güldürdü.t1

Canan ve Afacan, Korkuluk ve Karga ile Uçan Sandık gibi oyunların sahnelendiği festival, Polonya, Romanya ve Macaristan’dan gelen çocuk tiyatrosu gruplarının da katılımı ile uluslararası bir boyut kazanarak, “Uluslararası Ataşehir Çocuk Tiyatroları Festivali” adını aldı.

Kentin kaza haritası

İşte yanıtı…

Anlık yol ve trafik bilgisini dinleyicileriyle paylaşan Radyo Trafik, kentin kaza haritasını çıkardı. Üç aylık veriler ışığında (Eylül-Ekim-Kasım) İstanbul’da en çok hangi saatlerde, hangi noktalarda kaza yaşandığı belirlendi.

EN ÇOK EYLÜLDE

Buna göre, en çok kaza eylül ayında gerçekleşti. Eylülde kazalar 10.00–17.00 ve 17.00–24.00 saatleri arasında meydana geldi. Eylül ayında yoğun İstanbul trafiğinde genellikle hasarlı kazalar meydana geldi.

Cumartesi günlerinde hafta içi kaza oranı derecesinde ortalama 60-70 civarında kaza meydana geldi. Pazar günleri trafik genellikle saat 13.00’ten sonra yoğunlaştı. Pazar günlerinin ortalama kaza sayısı ise 20-30 civarında oldu.

Ekim ayında eylüle oranla daha az kaza meydana geldi. Ekimde de kazalar en çok 10.00-17.00 arasında meydana geldi. Cumartesi günlerindeki kaza oranı yine hafta içi günlerini aratmadı.

BİR GÜNDE 80 KAZA

En çok yaralanmalı ve ölümlü kazalar ekim ve kasım ayında yaşandı. Kasımda da kazalar en çok 10.00-17.00 saatleri arasında yaşandı.

Kasım ayında yağışların daha da etkili olmasıyla birlikte cumartesi günlerinin kaza sayısı günlük ortalama 70-80 arasına yükseldi. Pazar günlerinde ise oran değişmedi. En çok kaza eylül ayında meydana gelirken ikinci sırayı kasım ayı aldı.

Yaralanmalı ve ölümlü kaza oranlarındaki artış ise ekim ve kasım aylarında yaşandı. 3 ayda meydana gelen kaza sayısı yaz aylarından fazla.

İŞTE EN ÇOK KAZA OLAN NOKTALAR

FSM KÖPRÜSÜ ANADOLU AVRUPA YÖNÜ: Genellikle köprü öncesinde ya da kavacık kavşağı civarında meydana gelen kazalar. Bu bölgede genellikle TIR ile küçük aracın karıştığı hasarlı kazalar oluyor. Her gün ortalama 3 kaza meydana geliyor.

FSM KÖPRÜSÜ AVRUPA ANADOLU YÖNÜ: Gişe öncesindeki kazalar OGS-HGS şeritleri arasındaki geçişlerden, gişe sonrasındaki kazalar ise köprüye doğru yolun daralmasından kaynaklı meydana geliyor.

BOĞAZİÇİ KÖPRÜSÜ ANADOLU VE AVRUPA YÖNÜ: FSM Köprüsü kadar olmasa da Boğaziçi’nde de Anadolu ve Avrupa yönünde sık sık kazalar yaşanıyor. Özellikle ölümlü ve yaralanmalı kazalar bu köprüde daha çok meydana geliyor.

MAHMUTBEY GİŞELER: TEM Mahmutbey Gişeler – İstoç ve Altınşehir yönlerinde TIR sayısının fazla olmasıyla birlikte TIR ile küçük aracın karıştığı kaza sayısı çok yüksek.

İSTOÇ VE TEKSTİLKENT: TEM İstoç – Tekstilkent ve TEM Tekstilkent – İstoç yönlerinde gün içinde meydana gelen hasarlı kaza oranı oldukça yüksek.

KÜÇÜKÇEKMECE VE AVCILAR: E5 Küçükçekmece – Avcılar ve ters istikametinde yoğunlukla birlikte kaza oranı oldukça yükseliyor. Bu güzergahta günlük ortalama 2 hasarlı kaza meydana geliyor.

HALİÇ KÖPRÜSÜ: E5 Haliç Köprüsü Okmeydanı ve Topkapı yönlerinde her gün en az 1 kez kaza meydana geliyor. Bu kazalar ağırlıkla köprü giriş-çıkışlarında yaşanıyor.

ALTINŞEHİR: TEM Altınşehir – Mahmutbey ve Ispartakule yönlerinde özellikle sabah ve akşam saatlerindeki trafik yoğunluğunda hasarlı kazalar meydana geliyor.

ÇAMLICA GİŞELER: TEM Çamlıca Gişeler – Ataşehir yönünde meydana gelen kaza oranı oldukça yüksek. Özellikle TIR’ların trafikte olduğu öğle saatlerinde kaza oranı yükseliyor.

TEM Çakmak Köprüsü – Ataşehir ve Ümraniye yönünde ve genellikle Çakmak Köprüsü altında çok sayıda hasarlı kaza meydana geliyor.

ŞİLE YOLU: Özellikle Nevzat Demir tesisleri civarı ve Tepeüstü yönünde çok sayıda kaza meydana geliyor. Sabah trafiğindeki yoğunlukta kaza oranı artıyor.

BOSTANCI: E5 Bostancı – Küçükyalı ve Kozyatağı yönünde genellikle hasarlı kazalar günde en az 1 kez yaşansa da yağışlı günlerde ağır hasarlı, ölümlü ve yaralanmalı kazalar meydana gelebiliyor.

Liselerde ders saati azaldı.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı, genel liselerde haftalık ders saati sayısını 37’den 35’e indirdi.Bu karar ile ikili öğretim yapan ve genel lise programı uygulayan ortaöğretim kurumlarında çizelgelerin uygulanmasında rahatlama sağlanacağı belirtildi.

2014-2015 öğretim yılında liselerin 9, 10 ve 11. sınıflarında uygulanacak olan çizelgede edebiyat, dil ve anlatım, matematik, fizik, kimya ve biyoloji derslerinin 9 ve 10. sınıflarda ortak dersler olarak okutulması öngörülüyor. 2013 yılında öğretim programları yenilenen matematik, fizik, kimya ve biyoloji derslerinde 9 ile 10’uncu sınıf programlarının içeriklerinin yoğunluğu azaltılmıştı. Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından yayımlanan çizelgeler, bu derslerin programlarında yapılan güncellemelerin hayata geçirilmesini sağlayacak.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından genel liselerde haftalık ders saati sayısının 37’den 35’e indirilmesiyle ikili öğretim yapan ve genel lise programı uygulayan ortaöğretim kurumlarında çizelgelerin uygulanmasında rahatlama sağlanacağı belirtildi. Çizelgelerde haftada 4 saat matematik ve 2 saat geometri olarak okutulan iki ayrı ders de haftada 6 saat matematik dersi şeklinde düzenlendi.

Hükümet, yaşanan siyasi ve ekonomik gelişmelere bağlı olarak önceliklerini revize etti. TBMM’nin gündemini yakından ilgilendiren bu gelişmelerin ardından cemaat ile kavganın en önemli unsuru olan “Dershaneler Tasarısı” seçim sonrasına kalıyor.

İktidar Partisi, ekonomik istikrarı korumak için hazırlayacağı acil bir ekonomi paketini de seçimden önce TBMM’nin gündemine getirebilecek.

Dershane krizi donacak

Dershanelerin kapatılarak özel okula dönüştürülmesi tasarısı, yerel seçimlerden sonraya kaldı. Tasarının Meclis’e sevk edileceği ancak görüşmelerin seçimlerden sonra yapılacağı belirtildi.

Hükümet temsilcilerinin ilk sinyallerini verdiği karar, önceki gün AK Parti grup yönetiminin, Başbakan Tayyip Erdoğan’la yaptığı toplantıda kesinleşti. TBMM, şubat ayı sonunda çalışmalarına yerel seçimler nedeniyle bir ay süreyle ara verecek.

Bu sürede, halen görüşülen torba tasarının ardından genişletilmiş demokratikleşme paketi, komutanların yüce divanda yargılanması ile AFAD yasası çıkartılacak. TBMM gündeminde olmayan ancak ekonomik gelişmeler nedeniyle hazırlıklarının sürdüğü dile getirilen “Ekonomi Paketinin” seçimlerden önce yasalaştırılabileceği iddia ediliyor.

 

İlk kutlayan onlardı…

Özel Bilgidağı Anaokulu öğrenci ve öğretmenleri, oldukça anlamlı bir davranışla 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladılar.

1gz

Gazete Ataşehir İmtiyaz Sahibi ve Yazı İşleri Sorumlusu Oktay Eroğlu’nu okullarına davet eden minikler, hem özel günümüzü kutladılar, hem de gazetecilik hakkında bilgiler aldılar. “Gazeteci kimdir, ne iş yapar, gazete nasıl hazırlanır?” konuları anlatılırken merakla dinleyen, sorular soran çocuklar, elleriyle gazete olarak hazırladıkları hediyeyi de Oktay ağabeylerine sundular. Hediyedeki “herkes gazete okusun” ve “annem-babam gazete okuyor” yazıları dikkat çekiciydi.

 Teşekkürlerini minik ellerinden kocaman alkışlarla ifade eden öğrencilere, öğretmen ve idarecilerine asıl teşekkürü bizim etmemiz gerekiyor. Hatırlanmak güzel şey…

10 OCAK

1961 yılında gazetecilerin çalışma haklarında önemli iyileştirmeler getiren 212 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girmesi üzerine, 9 gazete sahibi, yasayı protesto etmek için 3 gün boyunca gazeteleri yayımlamama kararı aldılar. Bu gelişme karşısında, gazeteciler 10 Ocak 1961 günü haklarına ve basın özgürlüğüne sahip çıkmak amacıyla Sendika binası önünde toplanarak Vilayet’e kadar bir yürüyüş yaptılar. Gazeteciler, patronların boykot kararı karşısında ise Sendika’nın öncülüğünde, BASIN adıyla kendi gazetelerini 11–12–13 Ocak 1961 tarihlerinde yayımladılar. 

O tarihten sonra 10 Ocak, “Çalışan Gazeteciler Bayramı” olarak kutlandı. 1971 yılındaki 12 Mart müdahalesinden sonra ise çalışanların hakları ve basın özgürlüğüne getirilen kısıtlamalara tepki olarak 10 Ocak, “Bayram” olmaktan çıkarıldı ve “Çalışan Gazeteciler Günü” olarak anılmaya başladı.

Dünyanın en şaşırtıcı eğitim sistemi: Finlandiya

Dünyanın en şaşırtıcı eğitim sistemi: Finlandiya

… Finlandiyalı çocukların okul yaşamı, Finlandiya’nın bizzat uygulamakta olduğu gençlik ve eğitim politikalarının sonucudur; PISA testlerinin değil. Fin eğitim sisteminde okuma becerileri, bilim ve matematik okur yazarlığı kadar sosyal bilimler, görsel sanatlar, spor ve pratik becerilerin geliştirilmesi de önemli. Finli çocuklar anaokul ve ilkokul hayatları boyunca oyun oynar ve zevk alarak öğrenirler. Finli öğretmenler de, ebeveynler de matematik ve ya fen derslerindeki soyut kavramları öğretmenin en iyi yolunun müzik, drama ya da spor uygulamaları olduğunu düşünür. Akademik ve akademik olmayan öğrenme biçimleri arasında kurulan bu denge çocukların okuldaki mutluluğunu sağlamanın büyülü formülüdür. PISA testleri, okul yaşamının çok önemli olan bazı kıstaslarını değerlendirme dışında bırakıyor.

Pasi Sahlberg

Düşük maliyetler, kısa okul saatleri,  ile yüksek akademik başarıyı; bireyselliğe, bağımsızlığa önem veren, öğrencilerine kendi eğitim programını kendi düzenleme sorumluğunu yükleyen eğitim anlayışıyla bol boş zamanı, eğlenerek öğrenmeyi birleştiren Fin eğitim sistemi hala eğitimin rüya ülkesi olmaya devam ediyor.

İşte size Fin eğitim sistemiyle ilgili 9 şaşırtıcı gerçek.

-1-

Finlandiya’da zorunlu okula başlama yaşı 7.

Yaşları ne olursa olsun, çocuklar okula kendileri yürüyerek ya da bisikletle gidiyor.

Fin kültürü çocukların bağımsız yetişmesini önemsiyor. Çocuklarını okula getirip götüren, ders çalıştıran ebeveynler diye bir şey yok.

-2-

Fin eğitim müfredatı basit ve genel bir çerçeve tanımlamaktan ibaret.

Öğrenciler, kendi ilgi ve ihtiyaçları doğrultusunda kendi eğitim-öğretim programlarını şekillendirme haklarına sahipler. Öğretmenler de öyle.

-3-

Finli öğrencilere eğitim hayatlarının ilk altı yılında hiçbir şekilde not verilmiyor. Sekizinci sınıfın sonuna kadar  not verme zorunluluğu yok ve öğrenciler standardize edilmiş bir sınav sistemine tabi değiller. Sadece 16 yaşlarındayken ülke genelinde bir sınava giriyorlar.

-4-

Öğretmenler gün boyu sınıfta ortalama dört saat ders veriyor. Haftada iki saati ise mesleki gelişimleri için eğitimlere katılmak için ayırıyorlar.

İlk okulda öğrencilerin ders dışı/teneffüs olarak geçirdikleri zaman toplam 75 dakika. Amerika’da bu oran 27 dakikaya kadar düşüyor. Türkiye’de ise ortalama 45 dakika.

-5-

Tüm öğretmenlerin en az master derecesi var ve üniversite başarısı en yüksek %10’luk dilim arasından seçiliyorlar. Öğretmenlik toplum gözünde statüsü en yüksek mesleklerden biri.

Finlandiya öğretmenleri başarılı-başarısız olarak yargılamayan bir kültüre sahip.  Eksikleri bulunan öğretmenlerin, yeni eğitim-öğretim programlarıyla kendilerini geliştirmesinin önü açılıyor. Hiçbir öğretmenin performans nedeniyle işten atılma korkusu yok.

-6-

Öğrencilere ödev verilmiyor çünkü öğrenmenin yeri okuldur.

Her çocuğa bir birey olarak değer veriliyor. Çocuklardan biri yeterince iyi öğrenemiyorsa öğretmenleri bunu hemen fark ediyor ve çocuğun öğrenme programını onun bireysel ihtiyaçlarına göre düzenliyor. Aynı şey, okula uyum göstermeyen, sıkılan ya da öğrenim durumu programın ilerisinde olan çocuklar için de geçerli.

Öğretmenlerin yüksek eğitim düzeyi, çocukların her türlü gelişimini gözlemleyebilmelerini ve esnek çözümler yaratabilmelerinin en önemli nedeni. İstatistiklere göre çocukların ortalama %30’u eğitim hayatlarının ilk dokuz yılında özel programlarla destekleniyor.

-7-

Fin okullarında spora bol bol yer var ama spor karşılaşmaları yapacak takımlar yok. Rekabet, üstünlük kazanmak Fin kültüründe değer verilen bir şey değil.

-8-

Finlandiya’da özel okul yok ve eğitim harcamalarının tümü devlet tarafından destekleniyor.

Finlandiya’da okullar birbirleriyle rekabet etmiyor, aksine dayanışıyor. Okulların hemen hemen tümünün başarı düzeyi aynı. Bu yüzden okulun bir diğerine göre ayrıcalığı yok.

Eğitim “herkes için eşit imkanlar sağlamak” demek. Eşitlik kavramına olağanüstü değer veriliyor. Tüm çocuklar zeka ve becerileri ne olursa olsun aynı sınıflarda okuyor.

-9- 

Pek çok Avrupa ülkesi ve Amerika’yla karşılaştırıldığında Finlandiya’da eğitime ayrılan bütçenin daha fazlası sınıf ortamına yansıyor. Çünkü öğretmenler de, yöneticiler de hemen hemen aynı maaşı alıyor. Bu yüzden Finlandiya’da eğitim maliyetleri çok  daha düşük.

Ancak 15 yıllık kıdemli bir öğretmen ortalama bir üniversite mezunundan daha iyi kazanıyor.

Derleyen: Handan Saatçıoğlu 2014

 NOT: BU YAZI, BİLGİLENME VE KARŞILAŞTIRMA YAPILABİLMESİ AMACIYLA FACEBOOK’TAN ALINTILANMIŞTIR. İLGİNÇ BULANLAR VEYA İLGİ DUYANLAR GOOGLE’DA KONUYU ARAŞTIRABİLİRLER… N.M.

MOĞOLLAR YÖNDER’ DE

MOĞOLLAR YÖNDER’ E ÇADIR KURDU!..

Ataşehir Yönder Okulu öğrencilerine “çadır” yaşamını uygulamalı olarak ve görerek/dokunarak öğrenmeleri için Moğolistan’dan getirilen Moğol çadırı (yurt) kuruldu.

Okul bahçesinde kurulan “Yurt”ta öğrencilerin sorularını yanıtlayan YÖNDER okulunun kurucularından Prof. Dr. Üstün Dökmen, müfredata uygun olarak bir çadır yapılması düşünüldüğünde çadırı Moğolistan’dan getirmeyi düşündüklerini ve bunu bugün başardıklarını söyledi. Üstün Dökmen amaçlarının; YÖNDER öğrencilerinin orta Asya kültürel ögelerini yaşayarak öğrenmelerini sağlamak olduğunu belirtti.

 

MOĞOL ÇADIRI GER:

Moğolca GER, ev demekmiş. Bir ger ortalama 1 saatte kurulur veya sökülür, eşyaları ile birlikte yılda 2 veya 3 kez, üç tane hayvanla (at, deve veya yak) taşınır.

Ger kurmak için gereken malzemeler:


  • Çatının tepesi için sırıkların birleşeceği bir ahşap tekerlek taç (toono)
  • Tepe tekerlek tacını destekleyecek 2 adet ahşap direk (bagana)
  • Çıtaları çapraz birleştirerek oluşturulan kafesli duvar (khana)
  • Tepe taçı ile kafesli duvar arasına konulacak 88 adet ahşap çatı sırığı (uni)
  • Ahşap kapı (khaalga) ve çerçevesi
  • Ahşap taban (şal)
  • Renkli, pamuklu perdeler (khöşig)
  • Beyaz, pamuklu çatı içi kumaşı (dotuur burees)
  • Çatıya ve duvarların etrafına keçe yün (esgii) tabakası
  • Su geçirmez çadır bezinden çatı kaplaması (brezent)
  • Beyaz pamuklu en dış kaplama kumaşı (gaduur burees)
  • Tepe tekerlek tacı için dört çubuklu, kışın su geçirmez keçeli örtü (örkh)
  • Bunları birbirine bağlamak için kayış, ip (ujas) ve urganlar (goşlon)GER -YURT

Ger’in Türkçe’deki adı YURT, anlamı; “sökülüp götürülen göçebe çadırının toprakta bıraktığı iz”.Rusçası:Yurta. Kazakçası: “kiiz üy” anlamı; keçe ev. Kırgızcası: boz üy, anlamı; boz, gri ev. Türkmencesi:ak öy veya gara öy anlam; ak veya kara ev. Yurt ve ger göçebe kültürünün benzer evleri, çoğu yerde aynı kabul edilse de aslında biraz farklı: ger’in tepe tacı daha büyüktür ve yurtta olmayan iki tane taşıyıcı ahşap sütun olur; gerin çatı kirişleri düz, “yurt”unkiler kavislidir.

Haber-Fotoğraf: Nihat Mürşitpınar

ORHUN ENE ATAŞEHİR DOĞA KOLEJİ’NDE

 

Darüşşafaka Basketbol Takımı Koçu Orhun Ene Ataşehir Doğa Kolejini ziyaret etti.

Orhun Ene, spor salonunda okulun basketbol takımı öğrencilerine basketbola nasıl başladığını ve nasıl çalıştığını anlattı.

ORHUN ENE ATAŞEHİR DOĞA KOLEJİ BASKETBOL TAKIMI’NA ANTRENMAN YAPTIRDI.
Antrenmana okulun basketbol takımlarında oynayan bütün oyuncular katıldı. Ene öğrencilere: basketbol oynamanın püf noktalarını uygulamalı olarak gösterdi.

Orhun Ene, kendisini dikkatle izleyen ve alıştırmaları yapmaya çalışan Doğa Koleji Basketbol takımı öğrencilerini Darüşşafaka Spor Kulübü tesislerine davet etti.

 

Haber-Fotoğraf: Nihat Mürşitpınar

 

Yahşı su projesi

Yahşı su projesi

 

Habire Yahşi Anadolu Lisesi öğrenci kulüpleri tarafından “Yahşi Su Projesi” kapsamında su temalı şiir ve fotoğraf sergisi açıldı.

Bu projeye Habire Yahşi Anadolu Lisesi öğrencilerinin yanı sıra Ataşehir’de bulunan diğer okullardan öğrencilerin de katkı sunduğu sergi bir hafta sürdü.

Konferans salonunda düzenlenen toplantıda konuşan okul Müdürü İsa Boylu ve proje sorumlusu Türkay Savat; projenin amaçlarını ve insan yaşamında suyun önemini anlatan birer konuşma yaptılar.

Konuşmaların ardından öğrenciler su ile ilgili yazdıkları şiirleri okudular. Tema gönüllü eğitmeni Arzu Bozdağ’ın “Suyun Önemi” konulu sunumundan sonra katkı sunanlara  katılım belgeleri takdim edildi. Daha sonra sergi gezildi ve ikram sunuldu.

 

 

Oynayarak öğreniyorlar

Haydi çocuklar oynayarak öğrenmeye

 

“Oynarken Öğrenen Mutlu Çocuklar” sloganıyla hareket eden Ataşehir Belediyesi bir ilke daha imza attı; 5-14 yaş arası çocuklar için Mustafa Kemal ve Kayışdağı Lions Ataevi Sosyal Hizmet Merkezi’nde “Zeka ve Akıl Oyunları Atölyesi’ni açtı. Oyunun en doğal öğrenme araçlarından biri olduğu düşüncesi ile yola çıkan Ataşehir Belediyesi,  atölyede oyunlarla hafızayı, dikkati, konsantrasyonu, uzaysal algılamayı, mantık yürütmeyi ve sorun çözme becerilerini keyifli bir biçimde geliştirmeyi amaçlıyor.

Ataşehirli çocukların oynarken öğrenecekleri oyunlar şu şekilde:

Abalone

Rush Hour- Trafik

Hoppers-Haydi Zıplat

Chocolate Fix- Çikolata Yerleştirme

Solitaire Chess- Tek Kişilik Satranç

Swish- Basket

Katamino

Qouridor-Koridor

Monstermania- Çılgın Canavarlar

Dixit-Hayalini Anlat

“Zeka ve Akıl Oyunları Atölyesi’ne başvuru için kayıt merkezleri

Kayışdağı Lions Ataevi Sosyal Hizmet Merkezi: Kayışdağı Mah. Akyazı Cad. No:84, Telefon: 216 540 74 30

Mustafa Kemal Ataevi Sosyal Hizmet Merkezi: Mustafa Kemal Mah. 3004 Cad. No: 36, Telefon: 216 570 50 00/1970/1971 /1972

 

Kurslar devam ediyor

Ataşehir’de ücretsiz mesleki kurslar devam ediyor

 

Ataşehir Belediyesi Ataşehir Meslek Edindirme Merkezi (ATAMEM)’nde yeni dönem kurslar devam ediyor.

ATAMEM’de 2013-2014 Eğitim döneminde; her biri 20 kursiyerden oluşan 4 İngilizce A1 seviyesi, 4 Bilgisayar Kullanımı, 2 Aşçı Çıraklığı, 1 Pastacı Çıraklığı, 1 Saça Şekil Verme Teknikleri ve 1 Manikür – Pedikür Teknikleri sınıfı oluşturuldu.

Bir meslek veya bir hobi edinmek için ATAMEM’deki kurslara katılan Ataşehirliler, Ataşehir Belediyesi tarafından ücretsiz olarak sunulan bu hizmetten çok memnunlar.

Aşçı Çıraklığı kurslarına katılan kursiyerler, muhteşem lezzetlerin ortaya çıktığı derslerden sonra yapılan yemekleri hep birlikte yiyorlar. Kursların ücretsiz olarak verildiği merkezde yemek malzemeleri ise kursa katılan öğrenciler tarafından ortak bir şekilde karşılanıyor. ATAMEM’de gerçekleşen Aşçı Çıraklığı kurslarına Türkiye ve İstanbul’un ünlü şefleri de katılarak, kursiyerlere yeni yemek tarifleri ve mesleğin önemli ipuçlarını veriyor.

Günümüzün en önemli sektörlerinden biri olan bilişim sektörüne başlangıç yapmanın iyi bir yolunu düşünenler Bilgisayar Kullanımı kurslarına, yabancı bir dil öğrenmek isteyenler İngilizce kurslarına, kuaförlüğe merak salanlar ise kuaförlükle ilgili kurslara katılıyor. ATAMEM’de mesleki eğitim alan kursiyerlere Milli Eğitim Bakanlığı onaylı sertifika da veriliyor.

ATAMEM’de kurslara toplam 2 bin 228 kişi kayıt yaptırdı

2011 yılında Ataşehir Belediyesi tarafından hizmete açılan ATAMEM’de şu ana kadar kurslara toplam 2 bin 228 kişi kayıt yaptırdı. Kursiyerlerin 1.042’si katıldıkları kurs sonrası sertifikalarını aldılar. Kurslara katılan Ataşehirlilerin  1.745’ini kadınlar, 483’ünü ise erkekler oluşturdu.

ATAMEM ve Ataevlerinde şu ana kadar verilen mesleki kurslar arasında; Aile Eğitimi, Aşçı Çıraklığı, Aşçı Yardımcısı, İngilizce (farklı seviyelerde), Web Tasarımı, Bilgisayar Destekli Muhasebe, Bilgisayar Kullanımı, Diksiyon, Kuaförlük (farklı dallarda), Gümüş Takı İşlemeciliği, Takı Çizimi ve Üretimi, Giysi Dikimi, Kalemkar, Kum İşi, Makinede Maraş İşi, İğne Oyası gibi kurslar bulunuyor.

Ataşehirliler en çok ilgi gösterdiği kurslardan Bilgisayar Kullanımı için 21, Aşçı Çıraklığı için 12, Bilgisayar Destekli Muhasebe için 12 ve İngilizce A1 seviyesi için 11 kez sınıf açıldı.

ATAMEM’de ayrıca Ataşehir Belediyesi tarafından hazırlanan sanat eğitimleri çerçevesinde; Resim, Dans, Halkoyunları, Tiyatro, Keman, Gitar, Perküsyon, Türk Halk Müziği Koro eğitimi de veriliyor. Sanat kursları için ise kayıtlar her sene Eylül ayında alınıyor.

“ATAMEM’de çalışmalar her yıl artan ilgiyle devam ediyor”

Toplumun her kesiminden bireylerin; aktif ve üretken bir yaşama katılımlarını sağlayarak, yoksulluğu ve yoksunluğu önlemek amacıyla hizmet vermek üzere Ataşehir Meslek Edindirme Merkezi’ni, kurduklarını belirten Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, “Kişilerin ilgi, yetenek ve becerileri doğrultusunda uygun alanlarda sertifikalı eğitim programları düzenleyerek onlara ekonomik-psikolojik-sosyal ve kültürel destek sağladığımız ATAMEM’de çalışmalar her yıl artan ilgiyle devam ediyor” dedi.

Kurslara kayıt yaptırmak isteyen Ataşehirliler, Küçükbakkalköy Mahallesi Vedat Günyol Caddesi No:06 adresinde hizmet veren ATAMEM binası ile Kayışdağı Lions Ataevi ve Mustafa Kemal Ataevi’ne başvuru yapabilirler. Daha fazla bilgi almak için ise ATAMEM’in 0216 574 80 79 numaralı telefonunu arayabilirler.

 

Asılsoy’a veda yemeği

Asılsoy’a veda yemeği

 

Ataşehir İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü görevinde bulunan Halil Asılsoy, asli görevi olan İl Milli Eğitim Müdür Yardımcılığına geri dönmesi nedeniyle bir veda yemeği düzenlendi.

Zübeyde Hanım Öğretmenler Evinde verilen yemeğe Kaymakamı Zafer Karamehmetoğlu,yeni atanan İlçe Milli Eğitim Müdürü Ertuğrul Bilican, Halil Asılsoy, Milli Eğitim şube müdürleri, Ataşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürü Ayten Kartal, Kültür Müdürü Volkan Aslan, okul müdürleri ve öğretmenler katıldı.

İlçe Milli Eğitim Müdürü Bilican selamlama konuşmasında; “ Sayın Asılsoy’un birleştirici, bütünleştirici, özverili çalışmalarıyla eğitime vermiş olduğu katkılarını gezdiğim eğitim kurumlarında gördüm. Ben ve çalışma arkadaşlarım devr aldığımız bu mirası daha ileriye taşıyacağımızın gayreti içinde olacağız. Asılsoy müdürüme bir kez daha şükranlarımı arz ediyorum” dedi.

Kaymakam Karamehmetoğlu yaptığı konuşmada özetle; “Eğitim faaliyetleri bir milletin bir ülkenin vazgeçilmez en temel faaliyetleridir. Planlı ve projeli çalışacağız. İlçemizdeki eğitim ve öğretimi en üst konuma getirmek için gayretin içinde olacağız. Sorunları yerinde dinlemeyi ve değerlendirmeyi önemsiyorum. Yeni düşünce ve projelere her zaman katkı sunmaya hazırım”diyerek iki müdüre de yeni görevlerinde başarılar diledi.

Belediye Başkanı adına konuşan Çevre Koruma ve Kontrol Müdürü Ayten Kartal şunları söyledi. ” Sayın müdürle iki sene içinde belediye olarak çok güzel işler yaptık. Bu camia her zaman bize destek oldu. Belediye başkanım Battal İlgezdi adına kendilerine teşekkür ediyor, yeni görevlerinde başarılar diliyorum.”

Kaymakam Karamehmetoğlu, İlçe Milli Eğitim Müdürü Ertuğrul Bilican, Belediye başkanı adına Ayten Kartal ve Volkan Aslan kurumları adına Asılsoy’a birer plaket verdiler.

Veda konuşması için kürsüye gelen Asılsoy; ”İki senelik görevim süresince çalışma arkadaşlarımla uyum içinde çalışarak bir çok proje gerçekleştirdik. Kurumlarımda hiçbir sapma olmadı. Bu beni çok mutlu etti. Çalışmalarımız esnasında bizlere destek sunan çalışma arkadaşlarıma, kamu kurum ve kuruluşlarına teşekkür ederim” diyerek masaları tek tek dolaşarak katılımcılarla vedalaştı.

FOTO GALERİ: