Enerjinizi yükseltecek öneriler

 Enerjinizi yükseltecek öneriler

 

İş hayatına dönmeye hazır mısınız?

Konsantrasyonunuzu ve enerjinizi yükseltecek öneriler:

Uzun veya kısa, evde veya bir tatil beldesinde geçirdiğimiz tatil günlerinin yavaş yavaş sonuna geliyoruz. Sonbaharın da yaklaşmasıyla beraber yazın eğlenceli ve rahat temposunun yerini yoğun iş temposuna bırakacağını istemesek de kabul etmek zorundayız…

Peki, bu rehavetten kurtulmak ve tekrar enerji toplamak için beslenmemizi nasıl düzenlemeliyiz.

Özellikle yoğun çalışan insanların en büyük sorunu zamansızlıktır. Uzayan toplantılar, iş seyahatleri veya yetiştirilmesi gereken işlerden dolayı öğünleri zamanında yiyememek ve bir şeyler atıştırarak geçiştirmek en sık rastlanan problemlerdendir. Özellikle uzun süreli açlığın sebep olduğu hipoglisemi tablosu kişide sebebini bilmediği bir yorgunluk, bezginlik ve bıkkınlık duygusu ve hatta beraberinde depresyonu bile getirebilmektedir. bu sebeple zamanında ve dengeli yenmiş bir ana öğün gün boyunca hem mental hem de fiziksel olarak üst seviyede kalmanın ana şartıdır. Öğün atlamak ayrıca diyabet, obezite, hipertansiyon ve kalp-damar yağlanması gibi bir dizi hastalığa da zemin hazırlar.

Yazın boyunca hastalıkların çok görülmemesinden dolayı biraz ihmal ettiğimiz bağışıklık sistemini vitamin ve minerallerden zengin bir beslenme programıyla desteklediğimiz takdirde hastalıkların yoğun yaşandığı bir mevsim olan sonbahar sorunsuz atlatılacaktır. Vitaminlerden A,C ve E, minerallerden ise selenyum, çinko, magnezyum ve demirin bağışıklık sistemini desteklediği bilinmekte. Bu vitamin ve mineraller aynı zamanda yüksek antioksidan özellik taşırlar. Antioksidanlar serbest radikal denen kansere sebep olma potansiyeli taşıyan ajanların hücreleri oksitlemesini önlerler. Ayrıca yorgunluğu geciktirmeye ve yorgunluğun çabuk atlatılmasına da yardımcıdırlar.

Aksi önerilmedikçe vitamin ve minerallerin doğal yollarla yani besinlerle alınmasına gayret edilmelidir. Bunun için ağırlık verilmesi gereken besinler şunlardır:

A vitamini: Karaciğer, havuç, kayısı, kavun, yumurta, ıspanak, kabak, domates, karaciğer, brokoli, marul

C vitamini: Limon, portakal, greyfurt, kivi, roka, maydanoz, yeşil sivri biber, kuşburnu, domates

E vitamini: Tüm bitkisel yağlar ve yağlı tohumlar

Selenyum: Deniz ürünleri, böbrek, yürek, etler

Çinko: Bulgur, badem içi, ceviz, balık, et, karaciğer süt, yumurta, kuru baklagiller

Magnezyum: Yağlı tohumlar, kuru baklagiller, yeşil yapraklı sebzeler, muz, tahıllar.

Sigara içenlerde C vitamini başta olmak üzere birçok vitaminin ve mineralin emilimi olumsuz etkilenmektedir. Bu sebeple sigara içenlerin içmeyenlere oranla vitamin ve mineral ihtiyaçları daha fazladır.

Bunch of bananas

KUTU:

YORGUNLUĞA İLAÇ GİBİ GELECEK GIDA TAKVİYELERİ

Gingko Biloba: Çok iyi bilinen bir yorgunluk gidericidir. Gingko bitkisinin ekstresinden elde edilen bu ilaç, Avrupa’da büyük ilgi görmeye ve yorgunluk tedavisinde yaygın olarak kullanılmaya başladı

Arı poleni: Arı poleni arıların erkek çiçek tohumlarından topladığı ekstra enerji verici bir maddedir. Kronik yorgunlukta, enerji ihtiyacının arttığı durumlarda ve bağışıklık sisteminin güçlenmesin de etkilidir.

Garcinia Cambogia: Vücutta depolanmış yağların yakılmasına ve enerjiye dönüştürerek vücudun enerjisini artırmaya yardım ettiği bilinmektedir.

Ginseng: Ginseng kökünün fiziksel ve zihinsel aktiviteyi artırdığı bilinmektedir. Vücuttaki yağ asitlerini enerjiye dönüştürerek kaslardaki şeker kullanımını dengeler. Yorgunluğun giderilmesine, konsantrasyonun artmasına, dokuları yenileyerek yaşlanma etkilerinin azalmasında yardımcıdır.

Piknogenol: Akdeniz kıyılarında yetişen bir çam türü olan Pinus Maritima’nın kabuklarından elde edilen bir maddedir. Dolaşım sisteminden kansere kadar birçok alanda olumlu etkisi olduğuna yönelik çalışmalar yapılmaktadır. bu maddenin etkili olduğu bir alanda fiziksel yorgunluğu geciktirmesi ve azaltmasıdır. Vinciguerra ve arkadaşlarının; J Sports Med Phys Fitness dergisinde 2013 yılında yayınlanan çalışmasına göre; doğru beslenme ve egzersiz eşliğinde kullanılan Pycnogenol takviyesinin sporcuların yorgunluğunun daha geç gelişmesine ve performansın artmasına olumlu etki etmektedir. Yine Bentley ve arkadaşlarının 2012 yılında bisikletçilerle yaptıkları ve Research in Sports Medicine dergisinde yayınlanan çalışmalarında Pycnogenol takviyesi alanlarda kayda değer şekilde yorgunluğun geciktiği sonucuna varılmıştır.

Hazırlayan: M-Onep Klinikleri Beslenme Uzmanı Banu Eroğuz Demirözü

esintigif2

 

 

UCUZ ATLATILDI

UCUZ ATLATILDI

 

 

İnönü Mahallesi Vural Sokak’ta yokuş aşağı inen beton mikserinin yan yatarak sürüklenmesi  neredeyse bir faciaya yol açıyordu.

Bir beton firmasına ait mikser Vural sokağın başına geldiğinde dönüş yaparak yokuş aşağı gitmek istedi. Ancak mikser bir anda yan yattı ve aşağı doğru yaklaşık yüz metre sürüklendi.

 

k2

Evlerin dış bahçe duvarlarını ve ağaçları yıkan araçtan sürücü son anda atlayarak sağ kurtuldu. Şans eseri aracın önüne yaya veya başka bir taşıt çıkmaması büyük bir faciayı önledi.

Sokak uzun süre trafiğe kapatılırken mikser parçalanarak taşınabildi.

İsmini açıklamak istemeyen şoför şoktayken, “Dönüş yaparken aniden yan yattık. Ailem duymasın, babamın yüreğine iner, fotoğraf çekmeyin” diyebildi.

Haber – Foto: Oktay Eroğlu

esintigif2

 

Kalanişkof dehşeti

Kalanişkof dehşeti

 

Ataşehir’de, kimliği belirsiz bir kişi elindeki kalaşnikofla havaya peş peşe ateş açtı; silah seslerini duyarak balkona çıkan bir vatandaş kulağından yaralandı. Yaralı ambulansla hastaneye kaldırılırken, kalaşnikoflu kişi olay yerinden kaçtı. Polis, kaçan zanlıyı yakalamak için geniş çaplı araştırma başlattı.
Olay, saat 21.00 sıralarında Batı Ataşehir, Barboros Mahallesi, İstanbul Caddesi üzerindeki Kent Plus siteleri önünde meydana geldi. İddiaya göre, kimliği belirsiz bir kişi, elindeki kalaşnikof marka otomatik silahla havaya peşpeşe ateş etmeye başladı. Silah sesleri üzerine 10. kattaki evinin balkonuna çıkan Selim Erke adlı vatandaş, zanlının ateş etmeyi sürdürdüğünü görünce tekrar evin içine girmek istedi. Ancak mermilerden biri Erke’nin kulağına isabet etti. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda polis ekibi ve ambulans sevk edildi. Kulağından yaralanan Selim Erke’ye ilk müdahale ambulans içinde yapıldı. Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alınan yaralının hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi.POLİS ALARMA GEÇTİ
Olay üzerine polis alarma geçti. Kısa sürede siteye gelen polis ekipleri, güvenlik şeridi çekerek vatandaşları olay yerinden uzaklaştırdı. Olay Yeri İnceleme ekipleri de çevrede geniş çaplı araştırma yaparak delil topladı. Ekipler, çevredeki güvenlik kamerası kayıtlarını da inceleyerek saldırganın eşkalini belirlemeye çalıştı.YARALI, AMBULANSIN İÇİNDE POLİSE OLAYI ANLATTI
Yaralı vatandaş da ambulansın içinde polis ekiplerine olayın nasıl gerçekleştiğini anlattı.Polis çevrede yaptığı incelemede yaklaşık 15 adet boş kovan buldu. Çevredeki vatandaşlar peşpeşe silah sesi duyduklarını, daha sonra zanlının bir araca binerek kaçtığını söylediler.
Polis olayla ilgili geniş çaplı araştırma başlattı.
( Kaynak DHA)
esintigif3

 

Ataşehir’den Şengal’e yardım kampanyası

Ataşehir’den Şengal’e yardım kampanyası

 

Şengal’de başlayan IŞİD katliamından kaçarak yollara düşen, dağlarda aç susuz canını kurtarmaya çalışan binlerce insana yardım elini uzatmak için anlamlı bir toplantı düzenlendi.

Malatya Kürecikliler Derneği’nin önerisi üzerine Ataşehir’de bulunan 30 dernek yöneticisi Kent Konseyi ile bir araya geldi.

Çok ağır koşullarda yaşamaya tutunmaya çalışan bu insanlara, yardım için seçilen komite çalışmaya başladı. Ataşehir Kent Konseyinin bu konuda önemli görevler üstleneceği yardım kampanyasına, siyasetten ziyade insanların dramına vurgu yapılarak her kesimden ve her kesin yardım etmesi gerektiğinin insanlık adına bir görev olduğunun altı çizildi.

“Duyarlı kurum ve kuruluşların, vatandaşların Ataşehir Kent Konseyi ile irtibata geçmeleri insani bir görevdir ve bu konuda gerekli hassasiyetin gösterileceğine inancımız sonsuzdur” diyen komite öncelikli ihtiyaçları söyle sıraladılar.

Çocuk bezi

Çocuk maması

Kadın bezi

Kuru gıda

Battaniye

 

esintigif2

50 günlük su kaldı

50 günlük su kaldı

İSTANBUL’da kuraklık yüzünden her gün azalan baraj doluluk oranı son 10 yılın en düşük seviyesi olan 16.31’e indi.
Havadan yapılan çekimlerde İstanbul’un kuzeyinde bulunan Papuçdere Barajı’nın tamamen kuruduğu görülürken, yakınındaki Kazandere Barajı su havzasında ise inekler ve koyunlar otluyor. Su seviyesinin yaklaşık bir kilometre çekildiği Büyükçekmece Gölü’nde ise eskiden balık tutulan alanlar geniş düzlükler haline geldi. Barajlarda kalan su seviyesi hesaplandığında ise İstanbul’un en fazla 50 günlük suyu kaldı.2013 YILI AĞUSTOS AYI DOLULUK ORANI 64.32’İYDİ, ŞİMDİ 16.31İstanbul’da kurak geçen kışın ardından yazın yağan yağmurların barajlara etkisi olmadı. Yapılan ölçümler barajlardaki su seviyesinin hızla düştüğünü gösteriyor. 13 Ağustos tarihinde yapılan ölçümlerde baraj doluluk oranları yüzde 18.41 iken 28 Ağustos tarihinde yapılan ölçümlerde bu oran son 10 yılın en düşük seviyesi olan yüzde 16.16 olarak ölçüldü. Yıllık ölçümlere bakıldığında ise durumun vahameti daha iyi görülüyor. 2013 yılının Ağustos ayında yapılan ölçümlerde baraj doluluk oranları yüzde 64.32 iken 2014 yılının Ağustos ayı henüz bitmemesine rağmen bu oran yüzde 16.16.3 BARAJDA KÜÇÜK ARTIŞ VARİSKİ tarafından yapılan ölçümlerde İstanbul’da yağan yağmurlardan sadece üç baraj küçük ölçeklerde fayda sağlayabildi. Ömerli Barajı Temmuz ayında ortalama yüzde 11.05 oranında doluluğa sahipken şu anki doluluk oranı 15.71 olarak kayıtlara geçti. Elmalı Barajı’nda Temmuz ayında doluluk oranı yüzde 32.09 olarak ölçülürken şu an doluluk oranı yüzde 38.11. Temmuz ayında doluluk oranı yüzde 18.09 olan Istırancalar’da ise şu anki doluluk oranı yüzde 20.37 olarak ölçüldü.EN FAZLA 50 GÜNLÜK SU VAR

İstanbul’da günlük su tüketiminin geçen Temmuz ayında günlük 2 milyon 738 metre küp olduğu bildirilirken barajlardaki kalan su miktarıyla yapılan hesapla yaklaşık 50 günlük suyu kaldığı ortaya çıktı. Barajların “dip suyu” olarak adlandırılan kullanılamayan kısmının hesaplamalarda toplamdan düşülmediği için aslında susuzluğa kalan sürenin çok daha kısa olabileceği belirtildi.

PAPUÇDERE BARAJI KULLANIM DIŞI 

Havadan çekim yaptığımız İstanbul’un kuzeyinde bulunan Papuçdere Barajı’nın tamamen kuruduğu görüldü. Korku filmlerindeki görüntüleri andıran adeta terk edilmiş barajda sadece dip suyu denilen kullanılamayan bir miktar su kaldı. Su havzasında balık popülasyonun çok büyük ölçüde yok olduğu belirtildi. İSKİ verilerine göre şu anda barajdaki su miktarı neredeyse ölçülemeyecek bir değer olan 0.55 olarak açıklandı.

KAZANDERE HAVZASINDA HAYVANLAR OTLUYOR SU KANALLARINDA GÖLGELENİYOR

İstanbul’un yine kuzeyinde bulunan Kazandere Barajı’nda ise benzer görüntüler yaşanıyor. Bir ay önce yaklaşık yüzde 35.4 doluluk oranına sahip barajda şu andaki doluluk oranı sadece yüzde 9.17 olarak ölçüldü. Hızlı boşalmanın ardından su havzası ise küçük ve büyük baş hayvanların otlatıldığı bir alan haline geldi. Su akması için yol altlarına yapılan kanallar ise küçük baş hayvanların gölgelik olarak kullandığı alanlar haline geldi.

BÜYÜKÇEKMECE DE BALIK TUTULAN ALANLAR KURUDU

İstanbul’da yaşanan kuraklıktan en fazla etkilenen su havzalarından biri de Büyükçekmece Gölü oldu. Göl içindeki iki ay öncesine kadar kıyısından balık tutulan yerler tamamen kurudu. Suyun kıyılardan yaklaşık 1 kilometre çekildiği görüldü. Bölgede yer alan ve daha önce göle uzanan bir yarım ada şeklinde coğrafik görüntüye sahip Hezarfen havalimanın havadan çekilen görüntülerinde ise durumun şu an çok farklı olduğu görüldü.

İstanbul Barajlarındaki doluluk oranları:

Ömerli Barajı: 15.71

Papuçdere Barajı: 0.55

Sazlıdere Barajı: 5.44

Büyükçekmece: 7.08

Alibeyköy Barajı 12.14

Terkos: 39.58

Kazandere Barajı: 9.17

Elmalı Barajı: 38.11

Darlık Barajı: 11.93

Istırıncalar: 20.37

(Kaynak DHA)
esintigif2esintigif3

 

Cildinizi gençleştirebilirsiniz

Cildinizi gençleştirebilirsiniz

Biyolojik Yaşınızı Değiştiremeseniz Bile Cildinizi Gençleştirebilirsiniz…

Bazıları için sıcak basması, huzursuzluk, sıkıntıya neden olsa da yeni bir hayatın başladığı menopozda cilt bakımının önemini ve bu dönemde yapılacak doğru cilt bakımıyla nasıl zamanı durdurabileceğinizi Hisar Intercontinental Hospital Dermatoloji Uzmanı Dr. Funda Ataman’dan öğrendik…

Kadınların en büyük dertlerinden biri olarak gördükleri menopozun modern toplumlarda yaklaşık 30 yılı yani bir kadının hayatının üçte birini kapsadığını dile getiren Uzm. Dr. Ataman; ‘Menopoz yaşını belirleyen en temel faktör kalıtımdır. Anne menopoz yaşı kızının menopoz yaşını da belirler. Doğum yapma sayısı, sosyoekonomik etkenler, maruz kalına toksinler, beslenme, psikolojik durum menopozu etkiler. Gelişmiş batı toplumlarında menopoz yaşı daha geçtir. 40 yaştan önceki erken menopoz kadınların %1’inden daha azında görülür. Cerrahi, radyasyon, kabakulak başta olmak üzere viral enfeksiyonlar, çeşitli enzim ve hormon bozuklukları, Addison hastalığı, romatoid artrit, diyabet, myastenia gravis gibi ağır hastalıklar erken menopoza neden olabilir. Sigara içmenin de erken menopoza neden olduğu saptanmıştır.’ diye konuştu.

Menopozla başlayacak temel değişimlere hazır olun…

Menopozda yumurtalıkların östrojen salgısı düşer. Meme dokusunda süt bezleri azalır, bağ doku artar. Rahim küçülür. Vajen kısalır, darlaşır. PH’si artarak kuruduğu için enfeksiyon riski artar. Genital bölgedeki deri yağ dokusu ve tüyler azalır.

Cildinizde, kuruma, incelme, elastikiyet kaybı, yüzde, boyunda, göğüste ani kızarma, sıcaklık artışı, terleme görülebilir. Bu belirtiler 3-4 dakika gibi kısa süreli olsa da kişiyi rahatsız eder. Çarpıntı, baş ağrısı, bulantı ve endişe oluşturabilir.

Kadınları rahatsız eden menopoz belirtilerinden biri de topuklarda belirginleşen avuç ve taban derisi kalınlaşmasıdır. Obez kişilerde daha yoğun yaşanır. Menopozda kemik erimesi ve kalp damar hastalıklarını önlemek için kullanılan hormon yerine koyma tedavisi cilt kuruluğu ve elastikiyet kaybı bakımından faydalı olurken, yüzde kahverengi lekelenme, benlerde koyulaşma, damar benleri, kurdeşen, egzama gibi yan etkiler oluşturabilir.

Menopozda cildimiz için neler yapabiliriz?

  • Kuru, ince, esnekliğini kaybetmiş, kolay kaşınan cildinizi kurutucu temizlik ürünleriyle temizlemeyin.

  • Topuklarınızdaki deri kalınlaşmasını gidermek için hekiminizin önerdiği ürünleri kullanın.

  • Sık sık sıcak suyla yıkanmayın.

  • Güneşten korunun. Çünkü güneş menopozdaki deriyi daha kolay yakar. Üstelik yaşlılık döneminde deri kanserleri daha sıktır.

  • Çevre kirliliği cildinize zarar verir. Emeklilik şansınız varsa büyük şehirlerden uzak kalarak küçük yerleşim yerlerini tercih edin.

  • Huzurlu ve sakin bir iş/ev ortamı sağlamaya çalışın.

  • Sigara ve alkolden uzak durun.

  • Hekiminiz kontrolünde cildiniz için östrojen içeren kremler ve bitkisel östrojen içeren yeşil çaylar kullanabilirsiniz.

Beyniniz sizi yönetsin

Bağırsaklarınız Değil; Beyniniz Sizi Yönetsin!

 

Sizi Beyniniz Değil; Bağırsaklarınız Yönetiyorsa Önlem Alma Zamanınız Gelmiş Demektir!

Bağırsaklarınız Değil; Beyniniz Sizi Yönetsin!

Toplumun yaklaşık %15’inde görülen, en yaygın sindirim sistemi hastalıklarından biri olan İrritabl Barsak Sendromu tedavi edilmediğinde hayatınızın yönetimini ele alabilir.

Bu kadar sık görülmesine rağmen hastaların dile getirmekten ve tedavi olmaktan kaçındığı İrritabl Barsak Sendromu’nu Hisar Intercontinental Hospital Gastroenterohepatoloji ve Fitoterapi Uzmanı Dr. Hakan Güveli’ye sorduk…

İrritabl Barsak Sendromu (İBS) nedir?

Barsak alışkanlığınızda altta bir hastalık olmadan meydana gelen, karında rahatsızlık hissi, düzensiz barsak hareketleri, belirgin derecede şişkinlik, şişlik ve acil tuvalet ihtiyacı gibi belirtileri bir arada gösteren bir sendromdur. İrritabl barsak sendromunda sindirim sistemi istenilen şekilde çalışmaz; sinir ve kasların çalışması çok daha hassaslaşmıştır. Bu da yemek sırası veya sonrasında kramplara ve ishale neden olabilir. Kişinin sosyal hayatını olumsuz yönde etkileyen bu hastalık tedirginliğe yol açabilir. Ancak İBS hastası olan çoğu kişi diyet, stres ve medikal tedavilerini kontrol ederek yaşam kalitelerini yükseltir.

İBS’nin belirtileri nelerdir?

  • Bulantı

  • Karında şişlik, baskı veya gerginlik hissi

  • İshal (diyare)

  • Kabızlık (Konstipasyon)

  • Karın ağrıları

  • Dışkı kıvamında değişkenlik (zeytin çekirdeği, ceviz, sosis, bazen cıvık pelte pelte, bazen çamur ya da jöle gibi)

  • Dışkılama sıklığında değişiklik (bazen 3 kez/gün, bazen 3 günde bir, bazen günde bir)

  • Dışkı çıkışında anormallik (ağrı duyma, iç çamaşırında kirlenme, ani dışkılama, yetersiz boşaltma)

  • Dışkı ile birlikte sümük ya da mukus olması

İBS belirtileri kişinin ne yediğine, ne kadar yediğine, duygusal durumuna, kadınlardaki menstrüasyon dönemine göre değişir. Bu nedenle İBS hastalarının hangi şikâyetlerinin hangi durumlarda arttığını iyi bir şekilde gözlemlemesi ve kaydetmesi önemlidir.

İBS’nin tanı ve tedavi süreci nasıl işler?

İBS şikâyetleri olan kişi detaylı bir tıbbi özgeçmiş ve fiziksel muayene ile değerlendirilir. Gaita örneği dışkıda kan ve enfeksiyon durumunun saptanması için kullanılabilinir. Endoskopi ile barsak muayeneleri yapılır. IBS tedavisi yaşam şeklinin değiştirilmesine dayanır. Yanlış beslenme, stres gibi İBS’ye neden olan durumlara göre tedavi şekil almalıdır. Stres durumunun azaltılması İBS şikâyetlerinin azalmasını sağlayan ilk adımdır.

Sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizi hayatınızın tam ortasına yerleştirin!

  • Günlük besin tüketim kaydınızı ve şikâyetlerinizi yazdığınız bir defter hazırlayın. Bu şekilde hangi besinlerin

rahatsızlık yarattığını daha iyi tespit edeceksiniz.

  • 3 ana 3 ara öğün olmak üzere az miktarlarda ve sık aralıklarla beslenin.

  • Öğün atlamayın ve gece geç saatlerde yemek yemeyin.

  • Yemek yerken acele etmeyin, kendinize zaman ayırın.

  • Hareket halindeyken yemek yemeyin ve lokmalarınızı iyi çiğneyin.

  • Dışkılama alışkanlığınızı düzenlemek için tuvalete vakit ayırın (Her sabah tuvalete gitmek gibi).

  • Yürüyüş, bisiklet, yüzme gibi düzenli fiziksel aktiviteler yapın.

  • Günün stresinden kurtulmak için kendinize 10 dakika zaman ayırın (germe hareketleri yapabilir, müzik

dinleyebilirsiniz.)

İBS şikayetlerinize göre beslenme alışkanlıklarınızı değiştirin!

Gaz, hazımsızlık ve bulantı yaşıyorsanız:

  • Çiğ sebze ve meyve tüketiminizi sınırlandırın. Çiğ salatalar yerine pişmiş sebzelerden; çiğ meyveler yerine kompostolardan faydalanın.

  • Kefir, probiyotik yoğurt gibi probiyotikleri hayatınıza sokun.

  • Yağlı yiyecekleri, kızartmaları, kavurmaları, sakatatları, kek, poğaça ve börekleri beslenmenizden çıkarın.

  • Kurubaklagiller (kuru fasulye, nohut, mercimek gibi) gaz yapıcı özelliğe sahiptir.

  • Kola, gazoz, meşrubatlar ve karbonatlı içecekler gaz şikâyetlerinizi artırır.

  • Su tüketiminizi gün içerisine yayarak yudum yudum için. Çok soğuk ya da sıcak sulardan uzak durun.

  • Yemeklerinizi haşlama, ızgara ya da fırında pişirme yöntemlerinden biri ile hazırlayın.

  • Şişkinlik gerginlik, baskı, dolgunluk, tokluk gibi şikâyetleriniz için keçisakalı, kimyon, papatya, zencefil, nane, yıldız anasonu, zerdeçal, anason, adaçayı, kekik, rezene, tarçın, kişniş, çörekotu, defne ve papatyadan faydalanın.

  • Az miktarlarda ve sık aralıklarla beslenmek ilkeniz olsun.

İshaliniz varsa:

  • İshalle birlikte kaybedilen suyu yerine koymak için su tüketiminizi artırın. Gün içerisinde en az 1,5- 2 litre su tüketmeye özen gösterin.

  • Gazlı içeceklerden, meşrubatlardan uzak durun.

  • Kafein tüketiminizi azaltın.

  • Salata gibi çiğ sebzelerden uzak durun. Bunların yerine pişmiş sebze yemeklerini tercih edin; ama fazla miktarlarda tüketmeyin.

  • Muz, kabuksuz elma, kabuksuz şeftali, kabuksuz ayva ve bunların kompostolarını tüketin.

  • Fazla şeker alımından uzak durun.

  • Probiyotik yoğurdu ve kefiri hayatınıza sokun.

  • İshal, fazla yağ tüketimi ile de artabilir. Yağlı yiyeceklerden, kızartmalardan, cipslerden uzak durun.

  • Laktozsuz süt tüketin.

  • Haşlanmış patates, pirinç lapası yiyin.

  • Havuç, elma, şeftali, mango çözülebilir life sahip oldukları için kabuksuz olarak tüketin.

  • Limon, nar, melisa, kekik, keçiboynuzu, ahududu yaprakları, yaban mersini, hünnap kullanın.

Kabızlığınız varsa:

  • Günlük 25-30 gram diyet posası (lif) alın. Bunu sebze, meyve, tahıl, yağlı tohum alımınızı düzenleyerek artırın.

  • Zeytinyağlı/ etli/ etsiz sebze yemekleri mutlaka öğünlerinizde bulunsun.

  • Gün kurusu, mürdüm eriği, kuru incir gibi laksatif etki gösteren meyvelerden yapılan komposto ve hoşafları tüketin.

  • Haftada 2 kez kurubaklagiller tüketin.

  • Salataları öğünlerinize ekleyin. Kuru baklagiller ve tahıllarla yapılan salataları da mönünüze ekleyin.

  • Sebze ve meyve tüketiminizi artırın. Günde 2 porsiyon sebze, 3 porsiyon meyve tüketin. Kabuklu tüketilebilen meyveleri kabuklarıyla tüketin.

  • Yulaf ezmesi, kepek, tam tahıllı gevrek gibi ürünleri ara öğünlerinizde veya kahvaltılarınızda lif alımınızı artırmak için kullanabilirsiniz.

  • Gün kurusu, kuru incir, siyah çekirdekli kuru üzüm ve mürdüm eriğinden marmelat yapmayı deneyin.

  • Yeterli su tükettiğinizden emin olun. Günde en az 1,5- 2 litre su tüketin. Kendinize ait bir sürahiyi gün içerisinde göz önünde bulundurmak su tüketiminizi artırabilir.

  • Mercimek, ezogelin ve sebze çorbalarını öğünlerinizde bulundurun.

  • Probiyotik yoğurdunuza kuru meyveleri, keten tohumunu ve karnıyarık tohumunu ekleyerek lezzetli ve sağlıklı ara öğünler geliştirin.

  • Tam tahıllı, tam buğday ve çavdar ürünlerinden (esmer pirinç, esmer makarna, bulgur pilavı, tam buğday/çavdar ekmeği gibi) faydalanarak diyet lifinizi artırın.

  • Ceviz, badem, fındık gibi yağlı tohumlardan faydalanın.

 

Bitkisel tehlikenin adı

Bitkisel Tehlikenin Adı: Bonzai…

Gençler arasında giderek yaygınlaşan ve büyük bir tehlikeye dönüşmeye başlayan Bonzai ile ilgili merak edilenleri Hisar Intercontinental Hospital Klinik Laboratuvarlar Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bekir Sami Uyanık açıkladı.

Bonzai nasıl bir maddedir?

Dünyada Spice, Bonzai Citrus, K2, Jamaican, Scope, Smoke gibi isimlerle bilinen, bazı kurutulmuş bitki yapraklarına emdirilmesiyle sıvı ve toz şeklinde ambalajlanıp sağlığa zararlı olmadığı algısı oluşturularak piyasaya sürülen; Bonzai, esrara benzer etkilere neden olan ve metabolizmayı tamamen tahrip eden uyuşturucu bir maddedir.

Bu sentetik kannabinoidler, hastalıkların teşhis ve tedavisi amacıyla laboratuvarlarda geliştirilmiştir. Ancak, uyuşturucu olarak pazarlanan bonzai ürünleri içindeki, çok farklı miktar ve çeşitteki bu sentetik maddeler, doğal esrar ve eroine göre çok daha tehlikeli etkileriyle, beyin hücrelerinde kısa sürede hasara yol açar, şizofreniye benzer bir durum ortaya çıkarır ve ani kalp durmalarına neden olur.

Bonzainin doğal ve bitkisel bir ürün olarak düşünülmesi, kimyasal içeriği ve toksik etkileri ile ilgili bilgi sahibi olunmayışı insanların Bonzai’yi denemelerinde etkili olmaktadır. Solunum yoluyla (burundan çekilerek) alındığında, akciğerler tarafından anında emilerek kana karışır. Beyin gibi diğer organlara da yayılır ve etkileri dakikalar içinde görülmeye başlar. Ağızdan alındığında ise, sindirim sistemi tarafından emilmekte ve karaciğerdeki metabolik aktiviteye bağlı olarak etkileri daha geç görülür.

Bonzai alındıktan sonra vücuttaki etki süresi, içindeki etken maddelerin çeşidine ve dozajlarına göre değişir ve saatlerce de sürebilir.Özellikle alkol ile birlikte kullanıldığında halüsinasyonlar, panik ataklar, kusmalar daha sık ve ağır olur. Ne yazık ki, ölüm tribi (vücudundaki uyuşmalardan dolayı felç olacak hissine kapılma, bayılacak gibi olma, kalp kriziyle öleceğini düşünmek gibi içinden çıkamadığı hallerle çok yoğun bir korku ve sıkıntının yaşandığı, bir bakıma panik atak geçirme halidir) denilen bir tür panik atak geçiren birçok insan, yasadışı madde kullanımı nedeniyle hastaneye gidememekte ve bu vakalar ölümle sonuçlanabilmektedir.

Laboratuvar testleri ile Bonzai kullanıldığı tespit edilebilir mi?

Yasadışı birçok uyuşturucu madde gibi Bonzai kullanılıp kullanılmadığı, idrar, kan, tükürük, saç ve ter testleri ile belirlenebilir. Ancak, hastane laboratuvarlarında çoğunlukla, daha kolay ve hızlı sonuçlar alındığı için, negatif ve pozitif test sonucu veren idrar testleri kullanılır. Daha sonra ise, bu test sonuçları yorumlanarak çok daha hassas ve spesifik doğrulama testi ile teyit edilir.

Bonzain kullanımının belirtileri nelerdir?

Bonzai kullananlarda, vücut sıcaklığı yükselir, ağrı duyusu azalır, hareketleri yavaşlar ve yüz ifadesi donuklaşır. Vücutlarını, kol ve bacaklarını farklı bir pozisyona sokarlar ve uzun süre öyle kalırlar. Bonzai, vücutta doğal olarak bulunan kannabinoidlere göre, beyinde bulunan CB1 ve bağışılık sistemi ile ilgili CB2 reseptörlerini çok daha güçlü uyardığından etkileri daha uzun sürer. Bu nedenle Bonzai kullanımında ölüm oranları daha sık görülmektedir.

Bonzai kullanımının başlıca belirtileri şunlardır;

  • Baş dönmesi
  • Halüsinasyon, hafıza kaybı, duygu ve düşünce bozuklukları, oryantasyon bozukluğu
  • Görme ve işitme ile ilgili, algıda bozukluklar
  • Geçici felç durumu, bilinç kaybı
  • Ağrılı uyaranlara duyarsızlık, nöbetler ve koma
  • Çarpıntılar, ritim bozuklukları, kalp atışlarının artması, nabız yükselmesi, kan basıncında (tansiyonda) hızlı düşme, şok, kalp krizi
  • Nefes darlığı, öksürük, kas kasılması, göğüs ağrıları
  • Ağız kuruluğu, bulantı ve kusma, yutma güçlüğü,
  • Karın ağrıları ve kanamalar gibi mide bağırsak etkileri
  • Hareket bozuklukları, kaslarda ağrı, sertlik ve kramplar
  • Kan şekeri düşüklüğü
  • Açlık hissi, iştah bozuklukları, sıvı kaybı
  • Elektrolit bozuklukları, vücut ısısının yükselmesi, aşırı terleme gibi metabolik bozukluklar

 

Kimler tehlike altındadır?

Uyuşturucu madde kullanımına sebep olan birçok sorun ve faktörler, Bonzai kullanımında da geçerlidir. Ergenlik döneminde hassaslaşan gençler başta olmak üzere, özellikle ailevi, sosyal ve kişisel olarak sorun yaşayan 15-30 yaş arasındaki bireyler uyuşturucu tacirlerin ve aracılarının tercih ettiği Bonzai risk grubunu oluşturur.

Fark Edilmiyor !

Erkeklerde Depresyon Fark Edilmiyor !

Kendini güçlü hissetmek isteyen erkekler problemleri reddetme eğiliminde oldukları için depresyonu fark edemeyebiliyor.Özel İnanna Aile Danışma Merkezi Aile Danışmanı Seniz Doğan konu ile ilgili bilgiler verdi.

 

Bir erkeğin depresyonda olduğunu anlamak neden bu kadar zor?

Her şey yolunda gidiyor gibi gözükürken, birden bire büyük bir şokla sarsılmamak için hayatınızdaki erkeklere iyi bakın. Pek çok erkek depresyonda olduğunu, ızdırap çektiğini ve artık bu hayata katlanamadığını ve günden güne daha da büyük bir yalnızlığa ve mutsuzluğa sürüklendiğini sizden saklıyor olabilir. Depresyon zamanımızın en ciddi patolojilerinden biri. Yaşam enerjimizin kaybı ve artık her şeyi anlamsız bulmak, sürdürmekte olduğumuz hayattan zevk alamamak, geleceğe ve yaşama güvenmemek, duygusal, fiziksel, zihinsel acılar içinde kıvranıp durmak ve daha pek çok benzeri ve bizi yavaş yavaş donuklaştıran öldüren semptomlar örgüsü… Depresyon ve stres, modern hayatın doğal bir parçası olarak yaşamımıza hükmetmekte ancak pek çok erkeğin depresyonda olduğunu anlamak neredeyse imkansız. Erkekler bu durumun altından kalkabilmek için bazı sağlıksız baş etme mekanizmaları geliştiriyor.  Özellikle toplumumuzun erkeklere yüklediği acımasız roller,  yakın çevresinin beklentileri ve  kendisine ait beklentiler sebebi ile erkekler duygularını göstermeyi bir zayıflık belirtisi, başarısızlık sayıyor ve tüm bunları hissetmeye haklarının olmadığını düşünüyorlar. Bu inanç kalıpları, çevrenin imkansız beklentilerini doldurma arzusu,  kişinin özellikle erkeklik rollerine yapışması sebebi ile depresyonu ya görmezden geliyor, ya inkar ediyor ya da kendine daha da fazla yüklenerek bu durumu tek basına aşmaya çalışıyor. Ancak bu durum gerçekten tedavi edilmezse ne yazık ki yıkıcı sonuçlara yol açıyor. Dünyada yapılan araştırma sonuçları göstermiştir ki depresyon sebebi ile intihar eden erkek sayısı, kadın sayısından dört kat daha fazla.

s1

Sevdiğimiz erkeklerin zarar görmesini istemiyorsak, onların depresyonda olduğunu fark etmeli ve onlara yardım etmeliyiz yoksa bu çıkmaz döngünün içinde çaresizlik ve yalnızlık içinde kıvranmaları içten bile değil.  Erkekler çoğunlukla güçlü ve yaşam içinde kontrollü olmaları gerektiği ve özellikle duygusal ihtiyaçlarını kontrol etmeleri gerektiği inancını taşımaktalar. Kendilerini umutsuz, çaresiz ve bunalmış hissettiklerinde, bunu ya inkar ederler ya da üstünü örtme, bastırma ile saklamaya çalışırlar ve hatta bu durumdan utanç duyabilirler.

 

Erkeklerde depresyon, daha çok kendini içe kapama, sebepsiz veya abartılı öfke patlamaları, kontrol edilemeyen şiddet eğilimi, eşe, çocuklara ve iş arkadaşlarına yönelen tahammülsüzlük ve/veya sarkazm, etrafındakilere veya kendine yöneltilmiş acımasız eleştiriler, mizah duygusunun azalması veya kaybı, televizyon karsısında daha çok vakit geçirme, sosyalleşmeye duyulan isteksizlik, umursamaz davranışlar ve duygusal uzaklaşma, çok çalışma veya yüksek tempolu şeyler yaparak kendini sürekli meşgul etme(sürekli  riskli spor yapmak vs.), kumar oynamak, akol kullanımının artması ve cinsel isteksizlik ve benzeri davranışsal semptomlarla veya fiziksel semptomlarla ( bel ağrısı, sırt ağrısı, baş ağrısı, sindirim rahatsızlıkları, iştah kaybı veya iştahın azalması, huzursuz bacak sendromu, uyku bozuklukları, cinsel isteksizlik vs) gösterir.

 

Erkeklerde depresyonu Tetikleyen Faktörler

Erkeklerde depresyonu ortaya çıkaran tek bir faktör yoktur. Biyolojik, psikolojik ve sosyal faktörlerin iç içe geçtiği ve yaşam tarzı, ilişkiler ve baş etme mekanizmalarının bir karması söz konusudur. Olumsuz yaşantılar ve modern şehir hayatının stresli yaşam tarzı, insan ilişkileri, temel ihtiyaçlar ve geleceğe karşı olumsuz bir inanç sistemi, bireylerin çaresiz, yetersiz, yalnız, derin bir hüzün ve bunalımlı hissetmelerine sebep olur. Yapılan bazı çalışmalara göre belli başlı depresyon sebepleri şöyledir:

  • Bunaltıcı derecede yüksek ev, iş, okul stresi
  • Evlilik veya ilişki problemleri
  • Önemli hedefleri yerine getirememe
  • İş değişimi ve/veya Kaybı
  • Süregelen para ve geçim problemleri
  • Sağlık problemleri özellikle kronik hastalıklar
  • Yakın geçmişte bir bağımlığı bırakmak
  • Sevilen birinin kaybı
  • Aile Sorumlulukları -Çocuk Bakımı, eş ya da yaşlı Bakımı-
  • Emeklilik; Bağımsızlık Kaybı

Depresyonda olan bir Erkeğe destek vermek

Onu sevin,Anlayış, sabır ve teşvike hazır olun,Onunla sohbet edin ve onu dikkatle ve şevkatle dinleyin,İntihar eğilimi olabileceğini ve buna dair en ufak belirtileri bile ihmal etmeyin,Dışarıda birlikte bir şeyler yapmayı teklif edin,Eğlenceli aktiviteler için onu yüreklendirin,Suçlayıcı ya da aşağılayıcı olmayın,Ona duygularını göstermesi için destek verin ve duygularını olduğu gibi ifade ettiğinde onu cezalandırmayın, ona gücenmeyin, İlişkiler ancak          gerçek duygular tüm masumiyeti ile ifade edildiğinde gelişirler, Tedavisi sırasında -Terapilerine devamını sağlamak vs gibi- destek verin,Depresyondan kendinizi sorumlu, tutup kişiselleştirmeyin,Hayatı sevin ve ondan zevk alın.

Pürüzsüz bir cildin sırları

GÜZEL BİR CİLDE KAVUŞMANIN YOLU 

 

Beslenme Danışmanı Dr.Gönül Ateşsaçan konu hakkında bilgiler verdi.

 

Kuşkusuz ki kusursuz ve pürüzsüz bir cilt herkesin hayalidir.Bu hayaliniz için doğanın bizlere sunmuş olduğu armağanlardan biri olan besinlerden faydalanabilirsiniz.Besinlerden yararlanarak yapacağınız antiaging karışım cilt sağlığınız ve güzelliğiniz için oldukça faydalı olacaktır.

 

ANTİAGİNG KARIŞIM; YEŞİL ELMA, KIRMIZI ÜZÜM, ALTIN ÇİLEKc2

·        Elma ve kırmızı üzüm pürüzsüz bir cilt için gerekli olan C vitamini yönünden zengindir.

·        Omega yağ asitleri içeren altın çilek, çok iyi bir antioksidandır ve cildi UV ışınları ve diğer stres faktörlerinden korur.

 

BESİN DEĞERLERİ:

Vitaminler B1, B2, B3, C, E, K, beta-karoten, folik asit, kalsiyum, bakır, demir, magnezyum, fosfor, potasyum, çinko, anthocyanin, Omega 3, 6, 9 yağ asitleri ve pektin.

 

Hazırlanışı:

1 elma (ikiye bölünmüş),10 kırmızı üzüm,6 altın çilek,Katı meyve sıkacağında elmaların suyunu çıkarın, Elma suyunu, Frenk üzümü ve altın çilek ile birlikte blendırdan geçirin.

 

Gelecek için umut verdiler

Gelecek için umut verdiler

 

 

Ataşehir Doğuş Spor Kulübü Emre İncemollaoğlu Tesislerinde alt yapı seçmeleri yapıldı. 1998- 2005 arası doğumluların katıldığı seçmelere yaklaşık iki yüz kişi katıldı. Futbola olan sevgilerini sergiledikleri performanslarıyla bir kez daha gösterdiler.

d3

Seçmelerin kaybedeni olmayacak diyen Futbol Şube sorumlusu Cevdet Kuruçay şunları söyledi. “ Seçilenler liglerde değerlendirilecek. Seçilemeyenler için bir akademi çalışması yaparak bu çocukları buradan koparmayacağız. Yönetime geldiğimiz zaman mahalleli kulüple daha çok ilgilenmeye başladı. Destek veren çok oldu. Artık aileler sahaya indi. Amacımız yedi kategoride alt yapıda liglere girmek. Özellikle küçük yaş guruplarını aileleri ile birlikte sahamıza getirmek. Burada ki asıl amaçlarımızdan biri de mahalledeki gençlerimizi uyuşturucu ve madde bağımlısı olmaktan kurtarmak. Sadece spor alanında değil kültürel ve sosyal yönden onlara yardımcı olmak, danışmanlık yapmak. Bu işe gönül verenlerle beraber olmak. Bunu içinde ailelerin oturacağı tertemiz bir çay bahçesini hizmete sunacağız.”

d5

Ataşehir Belediyesinde destek aldıklarını söyleyen Kuruçay ailelerden gelen başka talepler de olduğunu söyleyerek konuşmasına şöyle devam etti. “Kız çocuklarla ilgili talepler var. Spor salonumuz olsa bu taleplerle ilgili bir çalışma yapacağız. Kız çocuklarla ilgili basketbol, voleybol ve yüzme gibi branşlarda hizmetiniz var mı? Diye soruyorlar. Şu an fiziki olarak böyle bir imkanımız yok. Ama bu taleplerle gelenleri geri çevirmiyoruz. Ataşehir bölgesinde, çevre ilçelerde faaliyet gösteren spor kulüpleri ile görüşerek bu istekleri oralara yönlendiriyoruz. Yani bir nevi danışmanlık görevini de üstlenmiş oluyoruz.”

d4

Başkanımız Tuncay Akçay’ın başkanlığında bir ekip ruhu içinde çalışmalarına devam ettiklerini belirten Kuruçay son olarak; “ Bakımsız bir tesis devraldık. İmkanlarımız dahilinde belli bir düzene soktuk. Amacımız burada ektiğimiz bu çiçekleri büyütmek. Maddi bir çıkar gözeterek kimseden para almıyoruz. Yönetim olarak kendi maaşlarımızdan katkı sağlayarak bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Biz sporcuyuz. Siyaset yapmıyoruz. Katkı sunan herkesi takdir ederiz” diyerek katkı sunmak isteyen herkese kapılarının açık olduğunu mesajını verdi.

 

Bonzai öldürüyor

GENÇLERİN YAŞAMLARI BONZAİ İLE TEHDİT ALTINDA
Gençlerin yaşamlarını tehdit eden uyuşturucu maddelere bir yenisi daha eklendi. Kolay ulaşılabilen ve ucuz olan Bonzai yani sentetik esrar ne yazık ki hızla yaygınlaşıyor. Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi’nin (TUBİM) verilerine göre, 2012 yılında bonzai ile ilgili yakalamalar 19 kat artarken, şüpheli sayısında ise 57 kat artış gözlendi.

Psikiyatrist Doktor Tanju Sürmeli uyuşturucu bağımlılığının önlenmesini sağlayacak eğitimler verecek ulusal bir kuruluşun varlığının gerekliliğine dikkat çekiyor.

Risk Faktörleri

Erken yaşlarda gelişen agresif davranışlar
Aile gözetiminin az ya da eksik olması
Maddi imkansızlıklar
Uyuşturucu maddelerinin okulda/sosyal çevrede varlığı
Aile geçmişindeki bağımlılıklar
Beynin elektriksel aktivitesindeki düzensizlikler

Koruyucu Faktörlerib1

Kuvvetli aile bağı
Otokontrol sahibi birey olmak
Akademik başarıya sahip olmak

Kendini kontrol edebilen yani kendine dur diyebilen kişilerin uyuşturucu madde kullanma oranlarının daha düşük olduğunu belirten Sürmeli, ailelere düşen görevlerin de büyük önem taşıdığını belirtiyor. Çocuk – ebeveyn ilişkisinin önemini vurguluyor ve “İyi ebeveynlik yaparak sıkı bir bağ kurmak, onları sevgi dolu yetiştirmek ve iyi örnek olup uyuşturucu maddeleri sizin de kullanmamanız, çocuklarınızı da uyuşturucudan uzak tutar” diyor.

Uyuşturucu Maddelerin Zararları

Uyuşturucu maddeler kısa süreli olarak hafıza ve öğrenme problemlerine neden olmaktadır. Algılamayı değiştirmekte, düşünme ve problem çözmede sorunlar yaşatmaktadır. Bu maddeler zamanla hayattan zevk almamaya, uyku bozukluğuna, paranoya dediğimiz şüpheciliğin gelişmesine ve depresyona sebebiyet vermektedir. Bazı maddeler halüsinojen etkisi olan bir maddedir. Kalp enfarktüsü, solunum yetmezliği, beyin felci ve epilepsiye sebep olabilmektedir.

Uyuşturucu ve Alkol Bağımlılığında İlaçsız Tedavi

Tanju Sürmeli, “Tıbbi tedavi yöntemleri arasında da en sık kullanılan yöntem ilaçlar, psikoterapiler, detox programları ve Neurofeedback’tir. İlaçlar, psikoterapiler, detox programlarındaki tedaviyi bitirdikten sonra uyuşturucu madde kullananların yüzde 80’i ne yazık ki, birkaç ay sonra tekrar kullanmaya başlamaktadır”diyor.

Madde bağımlılığı olan insanların beyin dalgaları, beyni relaks eden alfa beyin dalgalarının  eksik ya da hiç olmadığı veya beyne gerginlik veren beta dalgalarının fazla miktarda olduğunu belirten Sürmeli, “Neurofeedback tedavisiyle, Uyuşturucu ve Alkol bağımlılarına ilaç kullanılmadan veya kullanılan ilaçlara ek tedavi olarak uygulanabiliyor. Beta/SMR ve Alpha dalgalarını değiştirme yöntemi uygulanan bu ve benzeri çalışmalarda, bir sene içinde tekrar madde bağımlılığına dönme oranının daha düşük olduğu görülmüştür. Alkol kullanımında alpha ve theta dalga çalışması etkili bir yöntem olduğu kanıtlanmıştır” diyor.

Gastrit’in nedenleri

ÇABUK YEMEK GASTRİT’E NEDEN OLABİLİYOR !

 

 

Sindirim sistemi denildiğinde ilk aklımıza gelen rahatsızlıklardan biri gastrittir.En sık karşılaşılan bu hastalık konusunda Avusturya Sen Jorj Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Meral KAYAHAN bilgiler verdi.

Gastrit midenin iç yüzünde bulunan mukoza tabakasının iltihaplanmasıdır. Ülsere göre daha yüzeysel bir hasar vardır, fakat daha derinlere geçebilir ve ülser oluşturabilecek şekilde aşındırma yapabilir.

Gastrit çoğunlukla bakteriyel enfeksiyon sonucu oluşur. Toplumda sık rastlanan bir mide rahatsızlığıdır, erişkinlerde ve ileri yaşlarda olmak üzere tüm toplumda sık görülen bir rahatsızlıktır. Yaklaşık her iki kişiden birinde gastrit vardır. Polikliniklere en sık başvuru sebeplerinden biridir. Eğer yeterince ve doğru tedavi edilmezse ciddi sonuçlara neden olabilirler. İleride mide veya onikiparmak barsağı ülserine dönüşebilir, ya da kronik atrofik gastrit gibi mide kanserine kadar gidebilen ağır hastalıklara yol açabilir.

GASTRİTİN NEDENLERİ

Şimdiye kadar bilinen en önemli faktörler arasında kronik Helicobacter pylori enfeksiyonu dikkati çekmektedir. 1980’lerden beri bilinen bu bakteriye tüm dünya ülkelerinde rastlanmaktadır. Amerikalı yetişkinlerin yüzde 50’sinde görülmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde en yüksek enfeksiyon oranına sahip hastalık yapan bir bakteridir.h1

Beslenme alışkanlığı, gastrit oluşumunda önemli bir faktördür. Günümüz koşullarında sağlıksız ortamlarda, hijyenik olmayan üretilmiş gıdaların tüketilmesi ve fast-food tüketiminin artması gastritin önemli nedenleridir. Kötü beslenme, çalışma ortamında çabuk atıştırma şeklinde, iyice çiğnemeden yutularak alınan gıdalar ve alkol tüketimi, çay, kahve gibi içecekler mide yüzeyini tahriş ederek gastrite neden olabilir. Sigara kullanmak midenin asit salgısını artırmak suretiyle gastrite neden olabilir.

Özellikle çalışan kesimde düzensiz ve yoğun çalışma saatleri ve stresli ortamlar asit salgısını artırmakta gastrit oluşumunu kolaylaştırır.

En önemli ve sık görülen diğer neden, bilinçsiz ve yersiz kullanılan ağrı kesiciler, antibiotikler ve nonsteroid antienflamatuar diye nitelenen halk arasında romatizma ilaçları olarak bilinen tabletlerin çokça kullanımıdır. Özellikle aspirin gibi sıkça tüketilen bu grup ilaçlar mide mukozasına doğrudan, ya da asit salgısını artırarak gastrite neden olabilir.

 

BELİRTİLERİ

Ani başlangıçlı akut gastritte belirtiler hızlı başlar. Midede yanma, ağrı, şişkinlik, göğüs tahtası arkasında basınç ve yanma şeklinde belirtiler olur. Ağrı aç karına daha şiddetlenebilir, bulantı, kusma şikayetleri çoğunlukla vardır. Fazla alkol tüketimi ya da aspirin, romatizma ilaçlarına bağlı akut gastritlerde mide mukozasının aşırı iltihabı ile midede kanamaya neden olabilirler. Kanama sonucu kahve telvesi şeklinde kusma ve siyah renkte dışkılamaya sebebiyet verir. Eğer gastrit zamanında teşhis edilip tedavi edilmez ise kronik gastrite dönüşebilir. Burada müzmin, uzun süren bir mide iltihabı vardır. Karın’ın üst tarafında ağrı, mide bulantısı, kusma, şişkinlik, gaz, ekşime, yanma, geğirti gibi sindirim şikayetleri belirir.

Mide rahatsızlıkları halk arasında çoğunlukla önemsenmez ve geçiştirilmeye çalışılır. Tedavi edilmeyen gastrit ileride mide ülserine dönüşebilir, ya da kronik atrofik gastrit gibi daha sonra mide kanserine dönüşebilen ciddi hastalıklara neden olabilirler.

Mide şikayetleri olan kişiler mutlaka uzman bir hekime başvurmalı ve tedavi olmalıdır.

Günümüzde endoskopinin yaygınlaşması ile tanı kolaylıkla konulabilmekte ve eğer bakteri saptanabilirse antibiyotik tedavisi ile hasta sağlığına kavuşmaktadır. Bu durum hastalar için çok önemlidir, çünkü mide rahatsızlıkları kişinin yaşam kalitesini bozan ve sosyal yaşamını etkileyen hastalıklardır.

 

Spor sağlıktır

Ataşehir’de Sağlıklı Yaşam

 

Ataşehir Belediyesince ilçedeki parklarda kadınlara yönelik sabah sporlarına ilgi giderek artıyor. Uzman eğitmenler eşliğinde yapılan sabah sporları ile Ataşehirliler, sağlıklı bir yaşama kavuşuyor.

 

Sağlıklı bir yaşama kavuşmak isteyen ve güne spor yaparak zinde başlamak isteyen kadınlar parklarda buluşarak birlikte spor yapmanın mutluluğunun yaşıyor.

 

Her gün yüzlerce kadının katıldığı sabah sporları kadınların sosyalleşmesi ve özgüven kazanmasında etkili olurken, aynı zamanda onların ev dışında zaman geçirmeleri için uygun bir ortam sağlanıyor.

 

Marmara’yı zehirliyor

KURBAĞALIDERE MARMARA’YI ZEHİRLİYOR

 
Her yağmur sonrası taşkınların oluştuğu ve Kadıköylüleri mağdur eden Kurbağalıdere bu kez atık sular ile tehlike saçıyor. Kadıköy Belediye’sinin 6 ayrı bölgeden örnek alarak yaptırdığı çıkan tahlil sonuçları ürkütücü düzeyde.
Kadıköy’de İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından 2 yıldır ıslah çalışması süren Kurbağalıdere’den denize akan kanalizasyon suları nedeniyle, Kadıköy sahilleri son yıllardaki en büyük kirliliği yaşıyor. Yoğun kokunun yanı sıra sivrisinek ve sel baskınları ile baş etmeye çalışan Kadıköylüler bu kez de koli basili tehlikesi ile karşı karşıya.
Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu’nun daha önce “denize girmeyin” uyarısı yaptığı Kadıköy’de 6 ayrı yerden alınan örneklerden elde edilen sonuçlar ürkütücü düzeyde.
Tahlil sonuçlarına göre sınır değeri azami 200 olması gereken E.Coli Sayımı Caddebostan Plajlarında 2 binde, Moda Deniz Kulübünde 3 bin, Fenerbahçe Burnunda 30 bin, Kalamış Marina’da 20 bin, Yoğurtçu Parkı Bitiminde ise 150 binde.

k2
Sınır değeri bin olması gereken Toplam Koliform Bakteri Sayısı ise Caddebostan plajlarında 2 bin beşyüz ve 5 bin yüz iken, Moda Deniz Kulübünde 22 bin, Fenerbahçe Burnu’nda 120 bin, Kalamış Marina’da 70 bin, Yoğurtçu Parkı Bitiminde ise 570 binde.
Tahlillerde ayrıca denizde hiç olmaması gereken ve bağırsak enfeksiyonlarına neden olan diğer bakteri grupları da (toplam koloni ve pseudomonas) tespit edildi.
Tahlil sonuçlarını yorumlayan Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu; Vatandaşlarımızı daha önce denize girmemeleri konusunda uyarmıştık. Tahlil sonuçları beklediğimizin de üzerinde. Bir an önce bu soruna çözüm bulunması gerekiyor. Halkın sağlığını riske atmaya hiç kimsenin hakkı yok” dedi. İstanbul Büyük Şehir Belediyesi’nin çalışmalarını hızlandırdığı koşullarda dere ıslahının çok kısa bir sürede biteceğini söyleyen Nuhoğlu “biz Kadıköy Belediyesi olarak elimizden gelen her şeyi yapmaya hazırız. Burada siyaset veya parti ayrımı yapılması doğru değil. Bu sorun tüm Kadıköylülerin sorunu ve daha tehlikeli sonuçlara yol açmadan bir an önce çözülmeli” dedi. Denizdeki koli basili oranının ciddi salgın hastalıklara neden olabileceğinin altını çizen Nuhoğlu Kadıköylüleri denize girmemeleri konusunda bir kez daha uyardı.

HAYATI DEĞİŞTİ!

KICKBOKS İLE TANIŞTI HAYATI DEĞİŞTİ!

Ataşehirli iş adamı Hakkı Kandiş aşırı kilo alma nedeni ile spora başlamaya karar verdi. Birçok spor aktivitesine katılan Kandiş kilolarından kurtulamayınca son günlerin popüler sporu kickboksa başlamaya karar verdi. Çok kısa bir sürede kilolarından kurtulan Hakkı Kandiş daha sonra hedefini yükselterek iki tane de kickboks maçı yaptı.

A2
Ataşehir’de Yavuz Aktunç ,Harun Kına ,Nurcan Ağun gibi kickboksun tanınmış isimleri ile antrenmanlarını sürdüren Kandiş bu sporu çok sevdiğini ve en büyük avantajının ise profesyonel sporcularla çalışmak olduğunu dile getirirken hedefinin de kickboksta bir kemer almak olduğunu söyledi.
Bugünlerde birçok ünlü ismin de tercih ettiği kickboks sporu dövüş sporu olarak bilinmekle beraber fit kalmak kısa sürede kilo vermek isteyenlerin tercih ettiği bir spor branşı olarak ön plana geçti.

Bir uyarı daha

İstanbul’a bir uyarı daha

 

Meteoroloji’den yapılan açıklama, bu gece ve yarın İstanbul, Kocaeli ve Sakarya’da kuvvetli yağış beklendiği belirtildi.

 

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklama şöyle; “Yapılan son değerlendirmelere göre; bu gün  kuzey ilçeleri başta olmak üzere İstanbul, Kocaeli ve Sakarya çevrelerinde yerel olarak kuvvetli yağış beklendiğinden dikkatli ve tedbirli olunmalıdır.” (DHA)

Meteoroloji uyardı

İstanbul’da Hortum ve sel uyarısı

AKOM’u alarma geçiren hortum ve sel uyarısının ardından İstanbullular’ın bekleyişi sürüyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün sitesinde yer alan birleştirilmiş son radar görüntülerinde, Çanakkale’ye giriş yapan gökgürültülü sağanak yağışın yavaş yavaş Marmara’ya yaklaştığı görülüyor.
AKOM GECEYARISI TOPLANDI!

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden Marmara bölgesi için yapılan kuvvetli yağış ve fırtına uyarısının ardından Afet Koordinasyon Merkezi’nde (AKOM) gece yarısı kriz toplantısı yapıldı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın Danışmanlığı tarafından toplantıyla ilgili yazılı bir açıklama yapıldı.

Açıklamada şöyle denildi:

“Saat 23.00 de başlayan toplantı 01.00’da bitti. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Hayri Baraçlı Başkanlığı’nda yapılan toplantıya Genel Sekreter Yardımcısı Mevlüt Bulut, İSKİ Genel Müdürü Dursun Atilla Altay, İtfaiye Daire Başkanı Ali Karahan, Yol Bakım Onarım Daire Başkanı Turgay Gökdemir, Fen İşleri Daire Başkanı Mustafa Özkan Dönmez, İSTAÇ Genel Müdürü Osman Akgül, İSKİ Genel Müdür Yardımcıları, Park Bahçeler Müdürleri ve Atık Yönetim Müdürü katıldı.

Toplantıda muhtemel şiddetli yağışlara karşı alınacak terdirler masaya yatırıldı. Ekipler gece sabaha karşı kanal temizlik çalışmaları yapacak. Yağmurun başlaması ile birlikte muhtemel riskli bölgelerde İtfaiye, AKOM, İSKİ, ATIK Müdürlüğü ekipleri kritik noktalarda hazır bekletilecek.

Genel Sekreter Hayri Baraçlı toplantıda, ‘Dünyada iklim değişikliği oluyor. Dolayısıyla İstanbul’da bu değişiklikten etkileniyor. Artık şehrimizde hortumlar görülmeye başladıysa bizde afetle mücadele çalışmalarımızı da günün şartlarına göre güncellemeliyiz. İtfaiye gibi 24 saat hazır bekleyen bir afet müdahale birimleri kurulması lazım. Bu konuda çalışmalarımızı gözden geçiriyoruz’ dedi.”

2 İL İÇİN KUVVETLİ YAĞIŞ UYARISI!

Öte yandan Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Çanakkale ve Balıkesir’de beklenen gök gürültülü sağanak yağışların kısa süreli ve kuvvetli olacağını açıkladı.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklama şöyle:

“Balıkesir ve İzmir radarlarından alınan son görüntüler ve yapılan son değerlendirmelere göre; Çanakkale’nin Gökçeada, Bozcaada, Ayvacık, Ezine, Bayramiç, Çan, Biga, Lapseki ve Yenice ilçeleri ile Balıkesir’in Merkezi, Manyas, Bandırma, Erdek, Susurluk, Kepsut, Gönen, Dursunbey ve Bigadiç ilçeleri çevrelerinde ve yüksek kırsal alanlarında beklenen gök gürültülü sağanak yağışların kısa süreli yerel olarak kuvvetli olacağından ve yağış anında kısa süreli fırtına da gözlenebileceğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı (lokal dolu, sel, su baskını, yıldırım, hortum riski vb.) dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.”