Bitkisel Üretim 2.Tahmini, 2014

Bitkisel Üretim 2.Tahmini, 2014
esintigif2esintigif3

ÇALIŞANLAR DİKKAT …..

ÇALIŞANLAR DİKKAT …..

 
Hisar Intercontinental Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tayfun APUHAN, özellikle plaza çalışanlarını uyararak, sürekli dört duvar arasında olmanın, psikolojik ve fiziksel birçok hastalığa davetiye çıkardığını söylüyor ve korunma yöntemlerini anlatıyor.

Solunum yolları mesleki ve çevresel faktörlerin en çok etkilediği oPlaza, Solunum, Klima, gazete Ataşehirrganlarımızdır. Kış aylarında kapalı alanlarda fazla vakit geçirilmesi özellikle ofislerde çalışanlarda görülen solunum yolları enfeksiyonları dünyada en sık rastlanan ve en fazla iş gücü kaybına yol açan hastalıklardır. Bağışıklık sistemi düşük kronik hastalığı olanlar, yaşlılar, özellikle çocuklar, üst ve alt solunum yolu ile ilgili kronik sinüzit ve bronşiti olanlar öncelikli tehlike altındadır. Klimatize işyerleri ve büyük otellerde çalışanlar ve havalandırma işçileri riskli gruplardır. Bakteriyi alan kişinin vücut direnci de çok önemlidir. Bebek, çocuk ve yaşlılar, şeker hastaları, alkolikler, kortizon tedavisi alanlar, kemoterapi görenler, böbrek yetersizliği ve kronik akciğer hastalığı bulunanlarda hastalığın oluşumu daha yüksek orandadır. En yaygın kolaylaştırıcı faktör ise sigara içimidir.
Çalışan insanların çoğu, zamanlarının büyük kısmını ofis ortamında geçiriyor. Sürekli dört duvar arasında olmak, psikolojik ve fiziksel birçok hastalığa davetiye çıkarıyor. Klimalar, ofis çalışanları için kurtarıcı gibi gözükse de, bu durum zaman zaman olumsuz etkilere yol açabiliyor. Ofis ortamında kullanılan havalandırma ve ısıtma sistemleri, bilgisayarlar ve fotokopi makineleri tehlike saçıyor. Alerjik hastalıkların sıklığı, teknolojinin gelişimine paralel olarak artıyor. Kişilerin kapalı ve dar alanlarda topluca bulunmaları, açık sahada çalışmaktan ofiste çalışmaya dönüş, halı döşemeler, sigara alışkanlığının yayılması, katkı maddesi içeren hazır gıdaların tüketilmesi, ofislerde kullanılan havalandırma ve ısıtma sistemleri gibi faktörler sonucu alerjik hastalıklar, endüstrileşmiş yöreler ve kentlerde daha sık görülmeye başlandı. Alerjik hastalıklar bazen bir meslek hastalığı şeklinde ve işyeri ortamında bulunan bir alerjenle temasa bağlı olarak ortaya çıkabilir. Bu açıdan özellikle ofis ortamları risk taşır. Şikayetlerin işe girdikten sonra başlaması, tatil zamanlarında azalması mesleğe bağlı alerjileri düşündürür. Ofis ortamlarında çalışanda binanın yapımında kullanılan malzemeler, kapalı ortamda içilen sigara, yer döşemelerinde kullanılan halılar, bilgisayar tozları, klimalarda kolonize olan bir takım mikroorganizmalar ve tozlar alerji açısından risk taşır
İç ortamlarda ve klima tesisatı elemanları üzerinde üreyen ve yayılan mikroorganizmalar asıl tehlike p3kaynağını teşkil ederler. Ayrıca bu mahallerde bulunan yapı malzemelerinden, eşyalardan ve insanlardan çıkan tanecikler, sigara dumanı, radon gazı ile formaldehit gibi kirleticiler de buna ilaveten ortam havasında bulunabilmektedirler.
Ofis ortamında insan sağlığını en çok tehdit eden kirleticilerin başında mikrobiyolojik kirlenme gelir. Havada bulunabilecek mikroorganizmaların konsantrasyonu ortamdaki hava değişim oranı, veriş havasının mahalde yarattığı türbülans derecesi ve mahalde üretilen mikroorganizma gibi faktörlere bağlıdır.
Bir enfeksiyonun hastalığa neden olacak şekilde kişiye iletilmesindeki faktörler şunlardır:
• Enfeksiyona maruz kalan bireyin bağışıklık sisteminin hassasiyeti,
• Maruz kalma süresi,
• Mikroorganizmanın öldürme gücü,
• Nefes alma oranı,
• Enfeksiyonun geçme yolu (nefes alma, gözler ve burun gibi).

Bu faktörler tek başına hastalığa neden olamaz. Kişinin sağlık durumu ve bağışıklık kabiliyeti gibi özellikleri de en az alınan mikroorganizma dozu ve süresi kadar önemlidir.
Eğer özellikle nem – hava koruma özelliği olan klimalar seçilmemişse, havayı kurutması nedeniyle üst solunum yollarının koruyucu bariyeri olan nem ortadan kalkar ve hem filtre edici hem de partikülleri tutucu etkisi zayıflar. Koruma mekanizması devreden çıktığı için solunum yollarına yabancı partiküllerin geçişi de kolaylaşır.
Klimaların üflediği hava solunum yolundaki lokal bağışıklık sistemini zayıflatarak virüslerin ve bakterilerin yerleşmesine ve çoğalmasına neden olabilir. Klimanın çalışması ile havadaki nem oranı azalmakta ve mekanda yoğunlaşan kuru hava burun içi dokularda ve boğazda tahrişe neden olabilmektedir. Klimalar, solunum yollarının kendini temizleme mekanizmasını bozan kuru hava nedeniyle işlevini gereği gibi yapamadığı için solunum yolu hastalıkları riskini ortaya çıkarmaktadır.
Sürekli nemli olan klima filtrelerinde zamanla mantarlar ürer. Bu mantarlar, zaman içinde soluduğunuz havaya da karışarak tedavisi oldukça güç olan burun ve akciğer mantar enfeksiyonlarına neden olmaktadır.
Bulaşıcı mikroorganizmalara örnek olarak insanlarda geçen ve soğuk algınlığı, kızamık, grip, zatürre, suçiçeği virüsleri ile tüberküloz ve bronşit bakterileri verilebilir. İnsanlar, bulaşıcı hastalıkların çoğunun tabii kaynağıdır.
Ofislerde havalandırmanın bozukluğu, toplu halde kalabalık olarak bulunma ve sigara içimi gribal enfeksiyon salgınları, toplu taşıma araçları, okul ve alışveriş merkezlerinde yayılan mikroplara bağlı olarak; nezle, grip ve alerjik sorunların artışı doğal mukozayı da olumsuz etkilediği için sinüslerin siliyer fonksiyonunda bozulmaya neden olmaktadır.
Bu durum burun çevresinde bulunan sinüslerin iç yüzünü döşeyen mukozanın iltihaplanmasına ve sinüzite neden olur. Bu enflamasyon çoğunlukla enfeksiyöz bir enflamasyondur. Sonuç olarak da sinüzit çok daha fazla görünüyor. Şiddetli göz ve baş ağrısına neden olan sinüzitin artmasının en önemli sebebi ise kış aylarında kapalı ortamlarda çok vakit geçirilmesidir.
Burun içinde çok sayıda göreve sahip konka adını verdiğimiz anatomik yapılar ani ısı değişimlerine cevap olarak alt solunum yollarını korumak amacıyla büyümektedir. Böylece solunum havasında direnci arttırarak hava akımını azaltmakta ve burun tıkanıklığı meydana getirmektedir
Tıpta Lejyoner hastalığı olarak anılan “Legionella” bakterilerinin neden olduğu zatürre, en sık klimalı ve merkezi sistem havalandırmanın bulunduğu kapalı ortamlarda oluşur. Lejyoner hastalığı, genel olarak zatürree gibi bir göğüs hastalığı tablosu çizer, yüksek ateş, terleme, şiddetli baş ve adale ağrıları ile başlayarak, kuru öksürük, nefes darlığı, ishal ve kusma ile gelişen ölümcül bir hastalıktır
Klimalardaki partikül madde insan sağlığını etkileyen en önemli kirleticilerden biridir. 10 μm çaptan daha küçük partiküller en büyük etkiye sahiptir. Çünkü bu partiküller akciğerlere kadar ulaşabilir, hatta kan dolaşımına dahi karışabilir. Böyle bir durumda kalp olumsuz etkilenir. partikül madde konsantrasyonu ve maruz kalma süresine bağlı olarak ciddi sağlık problemlerine neden olmaktadır.
Bunlar;
• Solunum yolu semptomlarında artış; tahriş, öksürük veya nefes almada zorluklar,
• Akciğer fonksiyonlarında düşüş,
• Astım şiddetlenmesi,
• Kronik bronşit gelişimi,
• Kalp atışlarında düzensizlikler,
• Kalp ve akciğer hastası insanlarda erken ölümler.

Ofis çalışanlarında alerjik hastalıklar, kas iskelet sistemi rahatsızlıkları, toz ya da diğer kimyasallara bağlı akciğerler ve diğer organlarda kronik rahatsızlıklar, hareket azlığına bağlı obezite ve diğer metabolik problemler, uzun süreli hareketsizliğe bağlı varis ve hemoroit gibi damar problemleri görülebilmektedir.

 

KORUNMAK İÇİN;

•Filtrelerde biriken mikropların arındırılması için düzenli olarak, klimanın bakımının ve temizliğinin yapılmasına özen gösterilmelidir.

•Olabildiğince doğal havalandırma yapın: Klimayı, gün içerisinde mümkün olduğunca az kullanın.

•Pencere ve kapıları açarak ortamdaki nem miktarının artması için zaman zaman doğal havalandırma yapın

•Nem dengesini koruyucu klimalar tercih edebilir veya bulunduğunuz ortamda nemi sağlamak için, sürekli bir bardak su bulundurabilirsiniz. Ortamdaki nem oranı yüzde 40-60 arasında olmalıdır

•Açık havaya çıkmayı ihmal etmeyin

•Klima çalışırken sigara içmeyin

•İdeal sıcaklık 21-22⁰C önerilmektedir. 20⁰C altı, 26⁰C üstüne çıkılmamalıdır.

•Çalışma masanızın yerini iyi seçin, klimalara çok yakın durmayın

•Hasta olan kişilerden uzak durun elle-yanakla tokalaşmak yerine uzaktan selamlaşma riski azaltır.

•Bol su için: Şekersiz bitki çayı ve en önemlisi de su tüketimimizi artırın. Günde yaklaşık 2,5–3 litre su için.

•Vücut direncinizi artırmak için beslenme ve sıvı tüketiminize özen gösterin.

•Grip aşısı olun.

•Burnunuzun içinde yapısal bozukluk(deviasyon, büyümüş konkalar ve konjenital anomali, polip vs) varsa gidermeye çalışın.

•Ellerinizi sık sık yıkayın.

•Bilgisayarlar hijyenik bilgisayar ve elektronik donanım temizleyicileri tarafından temizlenmelidir.

•Ortak kullanım eşyalarını en aza indirin.

•Hasta kişi iyileşene kadar birkaç gün ortamdan uzaklaştırılmalı.

•Hijyen koşullarının özellikle su ve gıdaların takibinin yapılması, gıda çalışanlarının portör taramalarının düzenli yapılması gerekmektedir

•Tüm bunlara rağmen genel durumu bozulan kişiler en hızlı sürede en yakın sağlık merkezine veya hekime müracaat etmelidirler.

esintigif2esintigif3

 

Bağışıklığı Destekleyen 5 Anahtar

Bağışıklığı Destekleyen 5 Anahtar…

Çok Fazla Steril Ortamlar Hastalıklara Davetiye Çıkarıyor!

Havalar bir anda soğumaya, hastalıklar sırasıyla kapımızı çalmaya başladı. Hastalıklardan bizden çok çocuklarımız etkilenmeye; vitaminler, bitki çayları tekrar hayatımıza girmeye başladı.

Böyle bir dönemde çocuğunuzun bağışıklığını artırmak için dikkat etmeniz ve yapmanız gereken 5 temel noktayı Hisar Intercontinental Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Birol Saral’dan öğrendik…

Hijyen kuralları: Bağışıklık sistemi ile hijyen arasında önemli bir bağ vardır. Bunu hijyen hipotezi ile açıklayabiliriz. Bu hipoteze göre ortam sterilliği arttıkça bağışıklık sistemi kendine doğru çalışır ve kendi kendine zarar vermeye başlar. Örneğin, çamaşır suyu gibi maddelerle evin sık sık temizlenmesi çocuğun bağışıklık sisteminin gelişmesini engeller. Çocuk ne kadar çok yaşadığı ortamla ilişkide ise, yaşıtları ile ya da toprakla oynuyorsa o kadar bağışıklık sistemi gelişir. Ailenin tek çocuğu olup steril çevrede yaşayan çocuklarda bağışıklık sistemi gelişemez, bu tür çocuklar, kreş veya okulun ilk yılında sık sık hastalanır ve okula gidemezler.

Aşılama: Aşılar, içerdikleri mikroorganizmalarla bağışıklık sistemini uyararak hücresel ve/veya sıvısal bağışıklık yanıtı oluşturur. Böylece hastalık oluşmadan o hastalığa karşı direnç meydana gelir. Ancak şu unutulmamalıdır ki hiçbir aşı temsil ettiği mikroorganizmanın kendisi kadar etkili bir cevap oluşturamaz. Bu nedenle kalıcı ya da uzun süreli bir bağışıklık direnci için aşıların belli aralıklarla tekrarı gerekir.

Yeterli ve sağlıklı beslenme: Bağışıklık sistemi vücudumuzu dış maddelerden, mikrop istilasından ve muhtemel tümör oluşumundan koruyan bir sistemdir. Bebekler, anne karnından çıktığı zaman anneden ve sütten aldığı faktörlerle bu savunma mekanizmasına sahip olarak doğarlar. Fakat zaman içinde düzensiz beslenme, çevremizdeki toksinler, uykusuzluk bu savunma sisteminin zayıflamasına neden olur. Vücudumuzu bakteriler, virüsler, mantarlar gibi mikroorganizmalara karşı koruyan bağışıklık sistemi güçsüzleştiğinde enfeksiyonlara karşı korumasız kalır. Yanlış beslenme, şeker, sigara (pasif içicilik de dahil), çevre ve hava kirliliği bu sistemin zayıflamasına neden olur.

Hareket-spor: Çocuklarda çok sık karşılaştığımız durumlardan birisi de televizyon ve bilgisayar karşısında uzun süre zaman geçirmeleri, yeterli dinlenememe ve uykusuzluktur. Hem bedensel hem de ruhsal yorgunluk, bağışıklık sistemini zayıflatır. Beslenme şekli de bu sistemimizi güçlendirir. Yulaf, tam buğday ekmekleri, kepekli pirinç, kepekli makarna, bulgur gibi kompleks karbonhidratlar dikkatli; bunun yanı sıra protein ve yağ da dengeli bir şekilde tüketilmelidir. Bağışıklık sisteminin hücrelerinin etkinliği için de A, C, E, B12 vitaminleri, folik asit, demir, çinko ve selenyum da önemlidir. Bunların yanında Omega 3 yönünden zengin olan balık, haftada 1-2 kez, bol taze meyve ve taze sebze düzenli olarak sofralarda yer almalıdır. Ayrıca ıhlamur, zencefil, zerdeçal, bitki çayları da günlük tüketilmeye dikkat edilmelidir.

Uyku: Bebeklerin sağlıklı gelişimleri için kesintisiz gece uykusu en az beslenme kadar önemlidir. Çünkü bebekler gerçekten de uyuyarak büyürler. Uyku sırasında, özellikle karanlıkta melatonin hormonu salgılanır. Bu hormonun salgılanması bağışıklık sisteminin güçlenmesinde önemli bir role sahiptir ve aynı zamanda hipofiz bezinin daha fazla büyüme hormonu salgılamasını sağlar. Uyku sırasında bebeğin çalışmayan kasları da çalışarak enerji depoları yenilenir. Bebekler uyurken beyinleri çalışır ve gelişir. Bebek, uyanıkken oyunda öğrendiği bilgileri uyku sırasında organize ederek beynine kaydeder. Böylece beyinde nöronlar arası bağlar oluşur ve güçlenir. Uyku süresi ve kalitesi bütün bu gelişmelerin olabilmesi için çok önem kazanır. İyi uyumuş ve dinlenmiş bir bebek, uyku öncesi depoladığı bilgileri hafızasına düzenli bir şekilde kaydetmiş olarak güne daha enerjik başlar. Böylece uyanıkken yeni şeyler öğrenmeye de istekli olur ve kaliteli oyunlar oynayabilir. Eğer çeşitli nedenlerle bebeğin gece uykusu devamlı bölünürse ve uykusunu yeterince alamazsa, bu bebeğin gelişiminde problemlere neden olabilir. Maalesef annelerin çoğu bebeklerinin beslenmesine aşırı dikkat ederken, bebeklerin büyümesi için uykunun genel olarak gerekli olduğu dışında, kaliteli ve kesintisiz gece uykusunun bebeklerin büyümelerinde ve beyin gelişiminde ne kadar önemli role sahip olduğunun farkında değiller. Türkiye’de yapılan bir araştırmada, annelerin % 80’nin uykunun önemi hakkında bilgi sahibi olmadığını ortaya koymuştur. Mükemmel bir gece uykusu, bebeğinizin gün boyu öğrendiklerini düzenlemesini, enerji depolarını yenilemesini ve yeni güne mutlu, zinde ve en önemlisi öğrenmeye açık olarak başlamasını sağlayarak zihinsel gelişimini hızlandırır.

esintigif2

Çamolukspor liderlik koltuğuna oturdu

ATAŞEHİR ÇAMOLUKSPOR LİDERLİK KOLTUĞUNA

OTURDU

 

Sal ligi 3.grupta mücadele eden Ataşehir Çamolukspor ligin 5.haftasında Başıbüyük stadında konuk ettiği Yahya Kemal spor takımını Zakir ve Sercan(2) attığı gollerle 3-0 yenerek 3 puan aldı ve liderlik koltuğuna oturdu.

c1

Ataşehir Çamolukspor bu galibiyetle oynadığı 5 maçta 4 galibiyet 1 beraberlik ile 13 puan topladı ve grupta zirveye oturdu.

Maça hızlı başlayan Ataşehir Çamolukspor sahasından çıkmayan rakibi Yahya kemal karşısında golü bulana kadar zorlandı,ancak tecrübeli futbolcu Zakir frikik atışından attığı gol ile takımını 1-0 öne geçirdi,

Daha sonra sahneye çıkan Sercan Türk attığı 2 golle farkı 3 e çıkardı ve maç da bu sonuçla sona erdi.

c3

Ataşehir Çamoluk Sporun Genele Sekreteri Ufuk  KESECEK yapmış olduğu acıklamada; “2014 2015 Sezonunda zorlu bir grupta  mücadele ediyoruz formamız için ter döken futbolcu ve hocalarımıza güvenimiz tam hedefimize ulaşmak için mücadele ediyoruz. Bu zorlu yarışta bizleri yanlız bırakmayan taraftar ve sponsorlarımıza teşekkür ederiz” dedi.

Ataşehir’de Kurban Kesim Yerleri Temizleniyor

Ataşehir’de Kurban Kesim Yerleri Temizleniyor

 

Ataşehir Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü Kurban Bayramı nedeniyle ilçe genelinde kurulan 16 noktadaki kurban satış yerleri ile kesim alanlarını temizliyor.

 

Kurban Bayramı’nda vatandaşların hem kurbanlık ihtiyaçlarını rahatça karşılayabilmesi hem de hijyenik ortamda hayvanlarını kesmelerini sağlamak amacıyla, bayramın ilk gününden itibaren temizlik çalışmalarına aralıksız devam eden temizlik ekipleri bayram sonrası da çalışmalarını sürdürüyor.

k2

Kurban Bayramı’nda çevre ve görüntü kirliliği yaşanmaması için, Ataşehir Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü ekipleri tarafından yaklaşık 700 kamyon sakatat ve gübre temizlenirken, kurban satış ve kesim alanları da dezenfekte edilip kireçleme yapılıyor.

Lezzetin tutkuya dönüştüğü yer “Hacıbaşar”

Lezzetin tutkuya dönüştüğü yer “Hacıbaşar”

 

 

Hacıbaşar Kebap 60. yılını Ataşehir’deki mekanında müşterileriyle ve yerel basınla bir araya gelerek kutladı.

Toplam 350 kişilik mekanda, hijyen sertifikalarına sahip 40 çalışanıyla Küçükbakkalköy Mah. Vedat Günyol Cad. Yolbulan Plaza No: 22 Ataşehir adresinde hizmet veren Hacıbaşar Kebap, zengin kebap çeşitleriyle damaklara tat vermeye devam ediyor. Ayrıca özel günler ve davetler için 100 kişilik VİP salonu mevcut.

 

Hacıbaşar Kebap Baklava ortaklarından Ataşehir’deki lezzetin adresinden sorumlu Yavuz Başar 1955 tarihinden buyana hizmet veren mekanları ile ilgili şunları söyledi. “Başar kardeşler olarak çocuk denecek yaşta Yayla Kebap Evi adında başladığımız küçük kebabpçı dükkanında çok kısa sürede lezzetimiz ve kalitemizle nam yaptık.Şehir dışından ve yurt dışından gelen misafirlerin uğrak yeri olduk. 40 yıl sonra aynı lezzeti ve kaliteyi, doğru hedeflerimiz ve kurumsal çizgimiz ile geleneksel lezzetlerimizi İstanbul’da beş subemizde misafirlerimize, dostlarımıza ikram etmeye devam ediyoruz.”

h3

Beş kardeşin en küçüğü olan Yavuz Başar baba mesleği ile ilgili görüşlerini şöyle açıkladı. “Mekanımız Hacıbaşar, güneydoğu yöresinin yemekleri ve kebaplarının lezzetini yüzde yüz taşıyor ve yöreyi aratmayacak kadar hakkını veriyor. Eskiden yöresine gidilmeden tam tadına varılmayan yemekleri, bu kültürün ve global dünyaya ayak uydurmasından sonra aynı lezzette, İstanbul’un nezih mekanlarından olan Hacıbaşar ile yakalamak artık çok zor değil. Yemek yemek bize göre bir tutku ve vazgeçilmez bir zevktir. Hem baba mesleğimiz, hem sanatımız hemde zevkimiz olmasından dolayıdır ki, hazırlanması, pişirilmesi, servis sunumu ve en önemlisi o enfes yemeğin usulüne göre tadılması, hasılı her aşaması özel bir anlam taşır. Bu nedenle damak tadını seven herkesi lezzetin tutkuya dönüşeceği lezzet diyarına, Hacıbaşar’a bekliyoruz.”

h1

 

Genelde Gaziantep ve Van yöresine ait kebaplar ağırlıklı menüyü oluşturduğunu dile getiren Yavuz Başar son olarak konuşmasında; “Babamız bizleri her zaman denetliyor. Biz yöresel lezzetleri en iyi şekilde verebilecek ustalarla çalışıyoruz. Hedefimiz sektörde en iyi olmak ve ilerlemek. 100 çeşit yemek ve 15 çeşit tatlı listemizle hergün saat 22.00’a kadar hizmet veriyoruz” dedi.

 

Ataşehir’de kurban kesim yerleri denetleniyor

Ataşehir’de kurban kesim yerleri denetleniyor

 

Ataşehir Belediyesi vatandaşların kurban bayramını huzur içinde geçirebilmesi için kurban kesim yerlerini denetliyor.

 

Kurban Bayramı süresince Ataşehir’deki satış ve kesim yerlerinde satışa sunulan büyükbaş ve küçükbaş hayvanların Ataşehir Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü’ne bağlı veteriner hekimler tarafından sağlık kontrolleri yapılıyor, kesime hazırlanan alanlarda hijyen şartlarının sağlanması içinde  gerekli denetimler aralıksız sürdürülüyor.

Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, yaklaşan Kurban Bayramı öncesi ilçede tüm önlemlerin aldığını, vatandaşların huzurlu bir bayram geçirmesi için gerekli çalışmaların yapıldığını belirtti.

k2

Ataşehir Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü ilaçlama ekiplerince salgın ve bulaşıcı hastalıklardan korunma amacıyla satış ve kesim yerleri düzenli olarak dezenfekte ediliyor. Küpe numaraları, hayvan sağlık raporları ve nakil belgeleri olmayan kurbanlık hayvanların satışlarına izin verilmiyor.

Kurban satış ve kesim alanları içinde atık biriktirilen tüm üreme alanlarında ve ilçedeki çöp konteynerlerinde günlük karasinek ergin ve larva ilaçlaması yapılırken, kurban bayramı döneminde vatandaşları bilinçlendirmek amacıyla Kurban bilgi kitapçıkları da dağıtılacak.

Ataşehir Belediyesi Veteriner hekimleri tarafından kurban bayramı öncesi hastalık taşımasından şüphe edilen hayvanların muayeneleri de yapılıyor.

k3

Hastalık şüphesi taşıyan hayvanların muayenesi ve kesim sonrası et kontrollerinin yapılması için bayram süresince Ataşehir Belediyesi’nin 0216 570 50 00 numaralı telefon hattından Çağrı Merkezine başvuru yapılabilir.

Ataşehir’deki kurban kesin alanları:

Yedpa Kurban Satış Yeri:                    

Mimar Sinan Mah. Üsküdar Cd. No:1(Yedpa Ticaret Merk.) Haş Cd.86/87 2/1032 Parsel

Metro Gros Market Kurban Satış Yeri:

Yenisahra Mah.Zaloğlu Sok.(Metro Gros Market Yanı) 195/2665 Parsel

Ferhatpaşa (1) Kurban Satış Yeri:    

Ferhatpaşa Mah. Gazipaşa Cd. 6546 Nolu Parsel

Ferhatpaşa (2) Kurban Satış Yeri:

Ferhatpaşa Mah. 67.Cad. 3 Pafta/1709 Parsel

Ferhatpaşa (3) Kurban Satış Yeri:

Ferhatpaşa Mah. Sarı Gaziyolu 3/1703/1705 Parsel

İçerenköy Kurban Satış Yeri:

İçerenköy Mah. Çayır Cd. No:1/133 (Hal Binası Yanı-Carrefour)

 

Esatpaşa Kurban Satış Yeri:

Esatpaşa Mah. Mütefferrika Sok.220/90/37 Parsel

İbb Kurban Satış Yeri:      

Ferhatpaşa Mah.(İbb Satış Yeri)6547/6548 Parsel

Ferhatpaşa (4) Kurban Satış Yeri:             

Ferhatpaşa Mah. 10 Pafta 6255 Parsel

Ferhatpaşa (5) Kurban Satış Yeri:             

Ferhatpaşa Mah. Kömürcüyolu Mevkii 2 Pafta 6544 Parsel Ve 6543 Parsel

Ferhatpaşa (6) Kurban Satış Yeri:    

Ferhatpaşa Mah. Kömürcüyolu Mevkii 2/1685 Parsel

Yenişehir Kurban Satış Yeri:

Yenişehir Mah. Şerifali Sok. 25/02/12749 Parsel

 

İyi düşünün!

Kırmızı Etin Cazibesine Kapılmadan Önce İyi Düşünün!

 

Kalp ve hipertansiyon problemi yaşayanların diyet listelerinde uzak durulacaklar ya da dikkatli tüketilecekler sırasının başında yer alan kırmızı etin cazibesine bayramda da karşı koyamam diyenlerdenseniz bu yazıyı okumanızda fayda var…

 

Fazla tüketilen etin kalbin yükünü artırdığını belirten Hisar Intercontinental Hospital Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Tuba Bilsel; ‘Ani ve abartılı yenilen her türlü besin kalp için ek yük oluşturur. Midenin hızlı bir şekilde, özellikle ağır ve yağlı besinlerle doldurulması, mide, bağırsak ve kardiyovasküler sistemin iş yükünü artırarak bu organların enerji gereksinimi dolayısıyla da kan akımı ihtiyacını artırır. Buna yanıt olarak kalp, daha hızlı ve kuvvetli kasılmak zorunda kalır. Böylece kalbin kendi kan akımı ihtiyacı artar. Kalp damarlarında darlık veya tıkanıklık olan kişilerde buna bağlı olarak ani gelişen fenalık hissi ile beraber göğüs ağrıları hatta kalp krizleri oluşabilir. Çok kısa sürede fazla miktarda alınan karbonhidrat ve yağlı besinler dolaşımda insülin hormonunun ani ve fazla salınımına sebep olur. Fazla salınan insülin de damarların iç yüzeyini zedeleme ve damarları büzüştürme etkisine sahiptir. Özellikle hayvansal yağlardan zengin beslenenlerde ve kolesterol yüksekliği olanlarda zedelenmiş damar duvarına biriken plaklar (ki bunların kolesterol içeriği fazla olanlar yumuşak plak olarak adlandırılırlar ve çoğunlukla ani gelişen kalp krizlerinden bu plaklar sorumludurlar) kalp damarlarında daralma ve ani kalp krizlerine sebep olabilir. Tüm bu sebeplerden aslında herkesin ama özellikle kalp damar hastalığı olanların özellikle karbonhidrat, protein ve yağdan zengin besinleri tüketirken; aniden fazla miktarda (bir porsiyondan fazla) tüketmemeleri gerekir.’ açıklamasında bulundu.
Günde bir öğünden fazla et yemeyin. Tek öğün ve fazla miktarda alınan her besin kalp hastalıklarında ani şikayetlere sebep olabilir.
Yağsız ve işlenmemiş et tüketin.
Kırmızı et tüketecekseniz yağsız ve bir porsiyondan fazla olmamasına dikkat edin.
Isıl işlem görmüş sucuk, salam gibi et ürünlerinden uzak durun. (Bu tür besinler günlük ihtiyacımızın çok üzerinde tuz içerir. Dünya Sağlık Örgütü’nün günlük önerdiği tuz miktarı 5 gram iken bizim ülkemizde kişi başına düşen günlük tuz tüketimi 18 gramdır. Bu özellikle hipertansiyon ve sonucunda oluşan kalp, böbrek yetmezliği, inme gibi birçok ölümcül hastalığa davetiye çıkarır.)
Sofranızdan tuzu kaldırın.

esintigif2

Elektrik ve doğalgaz fiyatlarında artış

Elektrik ve doğalgaz fiyatlarında artış

 

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Yıldız, “Elektrik ve doğalgaz fiyatlarında önümüzdeki aydan başlamak kaydıyla yüzde 9’luk fiyat artışına gidiyoruz” dedi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Enerji Şartı Genel Sekreteri Urban Rusnak’ı bakanlıkta kabulünün ardından basın mensuplarının, elektrik ve doğalgaz fiyatlarında artışa gidilip gidilmeyeceğine yönelik sorularını yanıtladı.

Enerji maliyetlerinin çok fazla arttığını, doların 2,28-2,29’ları gördüğünü ifade eden Yıldız, enerji sektörü için doların değerinin artmış olmasının önemli dezavantaj olduğunu söyledi.

Türkiye’nin son 24 aydır herhangi bir fiyat artışına gitmediğini dile getiren Yıldız, oluşan maliyet artışının yerli kaynaklarla telafi edilmeye çalışıldığını belirtti.

Yıldız, “Ancak bu yıl içerisinde su rejimindeki düzensizlikler ve yağış azlığı bizi bunları dengeleyemeyecek bir noktaya getirmiş bulunuyor. Hem elektrik hem doğalgazfiyatlarında önümüzdeki aydan başlamak kaydıyla, ekim, kasım ve aralık aylarını içermek kaydıyla, yüzde 9’luk fiyat artışına gidiyoruz” diye konuştu.

Bakan Yıldız, “Türkiye, elektrik ve doğalgazdaki yüzde 9’luk fiyat artışına rağmen elektrik fiyatında konutta AB üyesi ülkeler arasında en ucuz 4’üncü, sanayide en ucuz; doğalgazda da hem sanayide hem de konutlarda hala en ucuz ülke konumunda” dedi.

HES’lerde yağış azlığı nedeniyle üretilemeyen elektriğin farkının 3 milyar liranın üzerinde olduğuna işaret eden Yıldız, Türkiye’nin elektrik üretiminde kullandığı su kaynakları oranının yüzde 25’ten yüzde 17-18’ler seviyesine düştüğünü, yıl sonunda bu oranın yüzde 19’larda gerçekleşmesinin beklendiğini dile getirdi. Yıldız, aradaki farkın ithal ve diğer başka kaynaklarla karşılandığını kaydetti.

AK Parti hükümetleri döneminde asgari ücretlilerin alım gücünde elektrik ve doğalgazla alakalı 2 kat artış olduğuna dikkati çeken Yıldız, asgari ücret içerisinde elektrik için yapılan harcamanın payının yüzde 18’lerden yüzde 8,8’edoğalgaz için yapılan harcamanın payının yüzde 32’den yüzde 16,6’ya gerilediğini belirtti.

Bakan Yıldız, dolarla yapılacak bir karşılaştırmada fiyatların Kasım 2008’deki miktarların gerisinde olduğunu söyledi.

Taner Yıldız, fiyat artışındaki 3 aylık sürenin elektrik ve doğalgaz için de geçerli olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:

“Her ay doğalgazı her 3 ayda bir elektriği düzenliyor olmamıza rağmen bugün gördüğümüz 2,28’lik dolar paritesi bizim için çok etkileyici. 2013 Haziran ayında ham petrolün varili yaklaşık bugünlerdeki fiyat olmasına rağmen döviz fiyatlarındaki parite çok farklılaştı. Dolar kuru 1,92 iken şu anda 2,28’ler civarında. Bu aradaki fark bile yapılan fiyat artışının çok üzerinde ama olabildiğince vatandaşımız, sanayicimiz lehine yerli kaynaklarımızla bunu dengelemeye gayret ediyoruz. Çabalarımız bu yönde devam edecek.”

Gelecek yıl rüzgar santrallerinin katkısıyla 1 milyar dolar daha az doğalgaz ithal etmeyi öngördüklerini dile getiren Yıldız, enerji tasarrufu ve verimliliği konusuna daha fazla yoğunlaşılması, yerli kaynaklara yönelik karşı çıkışların gözden geçirilmesi gerektiğini belirtti.

Türkiye’den Enerji Şartı revizyonuna destek

Bakan Yıldız, Enerji Şartı Genel Sekreteri Urban Rusnak’ı bakanlıkta kabul etti.

Rusnak’ın, enerji sektörünün globalleşmesi ve ilişkilerin barışçıl olmasına yönelik ciddi katkıları olduğunu ifade eden Yıldız, 65 ülkede bu ortak dili tesis etmek için gayret gösterdiğini söyledi.

Yıldız, “Türkiye olarak Enerji Şartı’yla alakalı ortak dilin oluşturulmasına sonuna kadar destek vereceğiz. Yeni üye olacak ülkeler var. Filistin, Pakistan gibi ülkelerin üyeliğine de destek vereceğiz” diye konuştu.

Rusnak da Enerji Şartı’nın ileri seviyeye getirmek için görüştüklerini, Türkiye’nin bu konuda tam desteğini görmekte memnun olduklarını belirtti.

Türkiye’nin G20’ye başkanlık yapacak olmasının da önemli olduğunu dile getiren Rusnak, G20 nezdinde enerji alanında gündeme getirmek istedikleri konuların bulunduğunu söyledi.

Rusnak, enerji şartı anlaşmasının 50’den fazla ülkenin taraf olduğu, yatırımı koruma ve teşvik etme anlamında tek doküman olduğunu ifade etti. Enerji Şartı Deklarasyonu’nu 65 ülkenin imzaladığına dikkati çeken Rusnak, bu metnin şartın bir alt kademedeki işbirliği konularını içerdiğine değindi. Rusnak, Çin, İran, Pakistan, bazı Latin amerika ülkelerinin Enerji Şartı sürecine katılmak istediklerini bildirdi.

Rusya-Ukrayna krizi 

Rusnak, Rusya ile Ukrayna arasındaki krizin Avrupa ülkelerine gaz arzı konusunda sorun yaratıp yaratmayacağına yönelik soru üzerine, bu krizin önemli olduğunu, bir tüketici ülke olan Türkiye’nin de AB ülkeleri ile aynı konumda bulunduğuna inandığını söyledi. Rusnak, şunları kaydetti:

“Sıkıntılı ayların bizi beklediğini düşünüyorum. Şu anda AB’nin desteğiyle Ukrayna ve Rusya arasında fiyat üzerinde müzakereler devam ediyor. Kilit unsur Ukrayna üzerinden transitin devam etmesi, ancak bu şekilde Ukrayna kendi ihtiyaçlarını tedarik edecektir. Fiyatla ilgili olarak kısa zamanda çözüme ulaşılacağını düşünmüyorum, çok zor bir müzakere.”

Bakan Yıldız da bu konunun çözümünün Avrupa ve Türkiye’nin doğalgaz ihtiyacını karşılayacak şekilde çözüme kavuşmasını umduklarını belirtti.

Lekeleri dert etmeyin

YAZ SONRASI CİLDE YERLEŞEN LEKELERİ DERT ETMEYİN !

 

Güneş ışınları, deniz suyu ve diğer faktörlerin de etkisiyle cildimizde oluşan lekelerden kurtulmak mümkün. Özel Elit Polikliniği Dermatoloji Uzmanı Dr.Şerafettin Saraçoğlu konu ile ilgili bilgiler verdi.

 

Deri yüzeyinde gözlediğimiz kahverengi veya kırmızı her türlü lekenin tedavisinde ideal başlangıç zamanı Eylül sonu ekim aylarıdır. Gün ışığının yakıcı, leke yapıcı dik açılı etkili ışınları ülkemizi terk ederken aynı zamanda günlerin kısalması ve dış ortamda geçirilen sürecin kısalması nedeniyle ideal tedavi başlama zamanı sonbaharın ilk aylarıdır.

Özellikle hamilelik maskesi olarak da isimlendirilen melasma, güneş lekeleri gibi sorunlarda insanlar lekenin koyulaştığı dönem olan yaz aylarında çözüm için başvururlar. Aslında yaz aylarında bu tür lekelerin tedavisi her türlü çabaya rağmen tam olarak kontrol altına alınamıyor.

Melasma ve benzeri lekeler tedaviye hızlı yanıt alınabilen sorunlar değildir. Sonbaharda başlanan tedaviler ile lekeler sorunun şiddetine göre genellikle 1-3 ayda kontrol altına alınır. Tedavi bu süreçle sonlanmaz. İdeali tedavinin koruma programı ile devam etmesidir. Koruma süreci en az dokuz ay devam ettirilir. Bu sayede net bir yıllık bir süreç tedavi altında tutularak sorunun düzelmesi ve kontrol altında tutulması sağlanmış olur.

esintigif2esintigif3

Ataşehir’den mültecilere yardım eli

Ataşehir’den mültecilere yardım eli

 

Ataşehir Belediyesi, IŞİD zulmünden kaçan mültecilere yardım eli uzattı.

Gıda, giyecek, battaniye, çocuk bezi, çocuk maması, tıbbi malzeme, kadın pedi ve çadırlardan oluşan yardım malzemesi Şanlı Urfa’daki çadır kente gönderildi.

 

Ataşehir Belediyesi tarafından gönderilen 2 yardım TIR’ına ve Atasehir Kent Konseyi tarafından gönderilen 1 yardım TIR’ına Ataşehir Belediye Başkan Yardımcısı Abdullah Der ile Ataşehir Belediyesi Fen İşleri Müdürü Deniz Kutlu da eşlik etti.

 

40 ton gıda ve beraberindeki malzemelerle dolu 3 yardım TIR’ı Şanlı Urfa’da Cumhuriyet Halk Partisi Yerel Yönetimler Konvoyuna katılacak. IŞİD zulmünden kaçan mültecilere yardım ulaştırmak üzere başlatılan kampanya kapsamında toplanan yardımlar, CHP Genel Başkan Yardımcıları Veli Ağbaba ve Mehmet Bekaroğlu başkanlığında, Belediye Başkanları ve Milletvekillerinden oluşan bir heyet aracılığı ile bölgeye ulaştırılacak.

y2

Ataşehir’den mültecilere yardım eli

 

Ataşehir Belediyesi, IŞİD zulmünden kaçan mültecilere yardım eli uzattı.

Gıda, giyecek, battaniye, çocuk bezi, çocuk maması, tıbbi malzeme, kadın pedi ve çadırlardan oluşan yardım malzemesi Şanlı Urfa’daki çadır kente gönderildi.

Ataşehir Belediyesi tarafından gönderilen 2 yardım TIR’ına ve Atasehir Kent Konseyi tarafından gönderilen 1 yardım TIR’ına Ataşehir Belediye Başkan Yardımcısı Abdullah Der ile Ataşehir Belediyesi Fen İşleri Müdürü Deniz Kutlu da eşlik etti.

40 ton gıda ve beraberindeki malzemelerle dolu 3 yardım TIR’ı Şanlı Urfa’da Cumhuriyet Halk Partisi Yerel Yönetimler Konvoyuna katılacak. IŞİD zulmünden kaçan mültecilere yardım ulaştırmak üzere başlatılan kampanya kapsamında toplanan yardımlar, CHP Genel Başkan Yardımcıları Veli Ağbaba ve Mehmet Bekaroğlu başkanlığında, Belediye Başkanları ve Milletvekillerinden oluşan bir heyet aracılığı ile bölgeye ulaştırılacak.

esintigif2esintigif3

Ataşehir’ de sünnet şöleni

Ataşehir Belediyesi 500 çocuğu sünnet ettirdi

 

Ataşehir Belediyesi tarafından bu yıl altıncısı gerçekleştirilen Geleneksel Sünnet Şöleni, Deniz Gezmiş Parkı’nda Latif Doğan’ın sahne aldığı bir şölenle kutlandı.

 

Deniz Gezmiş Park’ında gerçekleştirilen Sünnet Şölenini Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, eşi Gamze Akkuş İlgezdi ve kızları Turnam ile izledi. Şölene CHP İstanbul İl Başkan Yardımcısı Doğan Çakmak, Ataşehir Belediye Meclisi Başkan Vekili Sadi Özata, Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Hışman, Abdullah Der, Kalender Özdemir ve Birim Müdürleri ile sünnet olan çocuklar ve ailelerinin yanı sıra çok sayıda vatandaş da katıldı.

b1

Hazırlanan organizasyonla her yıl olduğu gibi bu yılda yüzlerce Ataşehirli çocuk, en sağlıklı ve modern koşullarda ücretsiz sünnet olurken, Ataşehir Belediyesi tarafından sünnet ettirilen 500 çocuk ve aileleri onlar için hazırlanan sünnet şöleninde keyifli saatler geçirdiler. Çocuklar için oyun parkları kurulan alanda palyaçolar da gösteriler sergiledi.

b4

Bu yıl altıncısı düzenlenen Sünnet Şöleninde 500 çocuğu sünnet ettirdiklerini söyleyen Başkan İlgezdi, “Belediyemiz tarafından düzenlenen 6 sünnet şöleni kapsamında binlerce çocuğu sünnet ettirdik. Sünnet çocuklarımızı tebrik edip, tüm hayatları boyunca mutluluk ve başarı diliyorum. Yoktan var ettiğimiz Ataşehir’de çok çalıştık ve bugünlere geldik. 2014 seçimlerinde Ataşehir’de tekrar iktidar olduk. Katkılarınız için siz Ataşehirlilere çok teşekkür ediyorum” dedi.

b3

Geleneksel Sünnet Şöleni kapsamında; ilçedeki çocukların sünnet olmalarına katkı sağlayan hastanelere Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi tarafından teşekkür plaketi verildi. Ayrıca Başkan İlgezdi, Gamze Akkuş İlgezdi ve Belediye Başkan Yardımcıları sünnet olan çocuklara birer altın hediye ettiler.

esintigif2esintigif3

Selma Ada’ya destek

Selma Ada’ya destek

 

 

Doğuştan yüksek dereceli bir skolyoz (Bir tür kemik hastalığı, omurilik eğriliği) hastası olan 23 yaşındaki Selma Ada için KAİDER ve Ardahan Çıldır Öncül Köyü Derneği, sanatçı İlkay Akkaya’nın sahne aldığı bir yardım konseri düzenledi.

 

Selma İçin Bir Nefes” adı altında düzenlenen ve sanatçı İlkay Akkaya’nın hiçbir ücret talep etmeden verdiği konserden elde edilen gelir Selma Ada’nın ameliyatı için kullanılacak.

s2

Öncül Köyü Derneği başkanı Ertuğrul Bulakbaşı sanatçı İlkay Akkaya için “yardım meleği” ifadesini kullanarak yaptığı konuşmada “Kampanyaya destek veren bütün kurum ve kuruluşlara teşekkür ederim. Buraya gelen dostlarımız ve yardımseverlerle aynı duyguları paylaşıyoruz. Burada Selma için bulunuyoruz. Sağlığına kavuşması için elimizden ne gelirse esirgemeyeceğiz” dedi.

İlkay Akkaya’nın güzel türkülerini yorumladığı konserin ilk bölümü sonunda “Selma İçin Bir Nefes” kampanyasına desteklerinden dolayı Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi adına Ulaştırma Müdürü Orhan Çerkez’e, Fatma Ceylan Çakır’a, Ali Uğurlu’ya, Ataşehir Malatyalılar Derneği Başkanı Himmet Kaya’ya ve ücret almadan sahne alan İlkay Akkaya’ya teşekkür plaketi verildi.

Kampanyaya sesiyle, gönülüyle destek veren Akkaya kısaca şunları söyledi. “ Dayanışma yaşatır, gülümsetir, sevindirir ve güzelleştirir. Emeğiyle, yüreğiyle dayanışmaya katkıda bulunan herkese yüreklerimiz dolusu merhaba diyoruz. Bizim için en iyi haber Selma’nın sağlık haberidir.”

s3

Oldukça heyecanlı görünen ve tüm sağlık sorunlarına rağmen üniversite eğitimine devam eden Selma Ada yaptığı konuşmada özetle ; “Öncül Köyü Derneği başkanı Bulakbaşı’na, KAİDER başkanı Orhan Çerkez’e, karşılık beklemeden sahne alan İlkay Akkaya’ya ve destek olan herkese teşekkür ederim. Ameliyat olmasam ileride çok ciddi sorunlar yaşayacağımı biliyorum. Önümüzdeki günlerde ciddi ve ağır bir ameliyat geçireceğim. İyileşmem uzun sürecek. Ama ben sağlığıma kavuşacağıma inanıyorum” dedi.

Yardım elini uzatmak isteyenler 0532 231 13 65 nolu cep telefonundan Ertuğrul Bulakbaşı ile irtibat kurabilirler.

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorgunluğun kalkanı barbunya

SONBAHAR YORGUNLUĞU KALKANI ; BARBUNYA

 

Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç konu ile ilgili bilgiler verdi.

 

Başlı başına tam bir protein deposu olan Barbunya’da A, B6 ve C vitamini ile demir ve magnezyum mineralleri bolca bulunur. Ayrıca, B5 vitamini ve kalsiyum içerir.Yine lif yönünden de  oldukça zengindir.İçeriğinde çinko,protein,karbonhidrat ve E vitamini de vardır.

Severek tükettiğimiz barbunya vücuda güç ve enerji vererek,bedensel ve zihinsel yorgunluğu giderir.Bu nedenle sonbahar yorgunluğuna karşı tüketilmesi gereken besinlerin başında gelir. Bu harika besin cilt lekeleri ile savaşır ve leke oluşumunu engeller.Pürüzsüz ve parlak bir cilt için bu sebze birebirdir.

p1

Posalı yapısı sayesinde barsak kanserine karşı koruyucudur.Kan şekerini hızla yükseltmediği için diyabetli hastalarda uzun süre tokluk sağlar.Barbunya aynen soya fasulyesi gibi izoflavon yönünden zengindir. İzoflavonlar kanser oluşmasına neden olan hücrelerin büyümesini engeller.Kemikler için de oldukça faydalıdır,kemikleri güçlendirir.Romatizma ve siyatik şikâyetlerini azaltır.Böbrek kumu ve taşlarını dökmeye yardımcı olur.Sinirleri de kuvvetlendiren barbunya kalp çarpıntısını giderir.

 

İNEKLER AHIRLARA

İNEKLER AHIRLARA, GÖKDELENLER MERALARA!

 

Samanın bile yurt dışından ithal edilir olduğu ülkemizde meralarımız kentsel dönüşüme açılıyor!

Soma faciası sonrasında iş güvenliği ve işçi sağlığını daha iyi duruma getirme iddiası ile hazırlanan 6552 sayılı “İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun” Resmi Gazete`nin 11 Eylül 2014 tarihli mükerrer 29116 sayılı nüshasında yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Özü ile bağdaşmayan birçok maddenin eklenmesiyle torba yasa statüsü kazanan bu yasa vasıtasıyla 4342 sayılı Mera Kanunu`nun 14. maddesinin birinci fıkrasına bir bent eklenmiştir. Buna göre “Bakanlar Kurulunca kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı olarak ilan edilen” yerlerin tahsis amacı değiştirilebilecek (mera amacı dışında kullanılabilecek), kentsel dönüşüm adı altında betonlaşacak, kentleşecek! Maddenin gerekçesi de bir o kadar ilginç; “Mevzuata uyum sağlamak”!

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası`nın “Tarım, hayvancılık ve bu üretim dallarında çalışanların korunması” başlıklı 45. maddesi ile devlete tarım arazileri ile çayır ve meraların amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önlemek görevi verilmiştir. Anayasa`nın bu hükmüne uygun olarak da 1998 yılında Mera Kanunu yürürlüğe girmiştir.

Mera Kanunu`nun 14. maddesinde “tahsis amacı değiştirilmedikçe mera, yaylak ve kışlaktan bu kanunda gösterilenden başka şekilde yararlanılamayacağı” belirtilmiştir. Tahsis amacı değişikliğinin ise sadece maden ve petrol arama ve işletme faaliyeti ile turizm yatırımları için zaruri olan; kamu yatırımları yapılması için gerekli bulunan; imar planlarının hazırlanması, toprak muhafazası, gen kaynaklarının korunması, milli park ve muhafaza ormanı kurulması, doğal, tarihi ve kültürel varlıkların korunması, sel kontrolü, akarsular ve kaynakların düzenlenmesi için ihtiyaç duyulan yerlerde yapılabileceği hüküm altına alınmıştır.

Mera Kanunu 2004 yılına kadar mevcut haliyle muhafaza edilmiştir. Kanunda 2004 yılında yapılan değişiklik ile “Geçici Madde 3” ilave edilmiştir. Bu madde ile belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde kalan ve 1.1.2003 tarihinden önce kesinleşen imar planları içerisinde yerleşim yeri olarak işgal edilerek mera olarak kullanımı teknik olarak mümkün olmayan yerlerin tahsis amacının değiştirileceği hüküm altına alınmıştır.

Kanunun “Mera, Yaylak ve Kışlakların Korunması” başlıklı 19. maddesi ve “Yükümlülükleri Yerine Getirmeyenler” başlıklı 27. maddesi ile gereği yapılacağı yerde, sağlanan imtiyazla düzen tanımazlara af getirilerek kaçak yapılar yasallaştırılmıştır. Tahsis amacı değişikliği daha önce ilgili bakanlığın Tarım ve Köyişleri Bakanlığı`na talebi, Maliye Bakanlığı`nın ve valiliğin uygun görüşü üzerine Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından yapılabilirken, yapılan değişiklikle ilgili müdürlüğün talebi, mera komisyonunun ve defterdarlığın uygun görüşü üzerine valilikçe tahsis amacı değiştirilebileceği hükmü konmuştur. Konu daha bir baskıya açık hale getirilmiştir.

2005 yılında yapılan değişiklikle “Geçici Madde 3″teki imtiyaz daha da genişletilerek tahsis amacı değişikliklerinin ot bedeli dahi alınmaksızın yapılması hükmü getirilmiştir. İşgalciler ve düzen tanımazlar bu yolla daha da ödüllendirilmiştir.

ı2

 

Kanunda 2007 yılında yapılan değişiklikle meralar için sağlanan imtiyazlara “yaylak ve kışlaklar” da dahil edilerek imtiyaz alanı genişletilmeye devam edilmiştir.

Kanunda 2008 yılında yapılan değişiklikle de tahsis amacı değişikliği imtiyazı içerisine elektrik faaliyetleri ile jeotermal kaynaklı teknolojik seralar için ihtiyaç duyulan mera, yaylak ve kışlak arazileri de dahil edilmiştir.

Mera alanları üzerindeki baskı sadece bu değişikliklerle sınırlı değildir. AKP hükümetinin 2011 yılında çıkardığı 648 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Bazı Kanun ve KHK`lerde Değişiklik Yapılmasına Dair KHK ile de meralar üzerinde bir takım tehdit unsurları oluşturulmuştur. Söz konusu KHK`nın 23. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanunu`na “Ek Madde 4” eklenmiştir.

Buna göre köylerde inşa edilecek yapılarla ilgili olarak daha önce sadece köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturanlar için geçerli olan “yapı ruhsatı aranmamasına” yönelik istisna, herkesi kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Ayrıca, geçici yerleşme yeri olarak uygun görülen mera, yaylak ve kışlakların ot bedeli alınmaksızın tahsis amacının değiştirilebileceği, bu alanların talep sahiplerine 29 yıla kadar tahsis edilebileceği, bu yerlerde inşa edilecek yapılara bodrum hariç 2 kata ve 200 metrekareye kadar da yapı inşaat alanına izin verileceği hükmü getirilmiştir.

Neyse ki Anayasa Mahkemesi 2012 yılında bu değişikliği iptal etmiştir. Ancak, 2013 yılında çıkarılan 6495 sayılı Bazı Kanun ve KHK`lerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile bu istisnalar hemen hemen aynı şekilde tekrar getirilmiştir.

Son olarak da 11 Eylül 2014 tarihli mükerrer Resmi Gazete`de yayımlanan kanun ile de Bakanlar Kurulunca kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı olarak ilan edilen mera, yaylak ve kışlakların tahsis amacı değişikliğinin önü açılmıştır. Yapılış şekli itibarıyla adı “rantsal dönüşüm” ile özdeşleşen “kentsel dönüşüm” artık meralara kadar girmiştir. Bundan böyle meralarımızda hayvanlarımızın otlatılması yerine binalar yükselecek!

Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluşunda ülke yüzölçümünün %56`sını (44 milyon hektar) oluşturan mera, yaylak ve kışlaklarımızın oranı günümüzde %19`a (14,6 milyon hektar) kadar gerilemiştir.

Ülkemizin yıllık kaba yem ihtiyacı 50 milyon tondur. Kaliteli kaba yem açığımız ise 14,3 milyon tondur. Türkiye 2012 yılında bir ilke imza atmış ve samanı dahi yurt dışından alır olmuştur.

Meralarımızın imara açılmaya değil, ıslah edilerek otlatma kapasitelerinin artırılmasına ihtiyacı vardır.

Anayasa Mahkemesi`nin bu olumsuzluğa dur dememesi durumunda çocuklarımız meralarda otlayan hayvanları ancak süt kamyonlarının üzerindeki resimlerde görebilecektir.

Mera ile bağlantısı kalmayan hayvanların ürünlerinden sağlık beklemek de boş bir ümit olacaktır.

Ahmet ATALIK

Ziraat Mühendisleri Odası

İstanbul Şube Başkanıİnekler ahırlara

Sünnet şöleni heyecanı

Ataşehir’de sünnet şöleni heyecanı

 

Ataşehir Belediyesi tarafından geleneksel hale getirilen sünnet şöleni, bu yıl Deniz Gezmiş Parkı’nda Latif Doğan’ın sahne alacağı bir şölenle kutlanacak.

21 Eylül Pazar günü saat 15:00’da başlayacak sünnet şöleninde; oyun parkları kurulacak, dans, animasyon ve müzik gösterileri yapılacak, çocuklara çeşitli hediyeler sunulacak.

Hazırlanan organizasyonla her yıl olduğu gibi bu yılda yüzlerce Ataşehirli çocuk, en sağlıklı ve modern koşullarda ücretsiz sünnet olurken, Ataşehir Belediyesi tarafından sünnet ettirilen çocuklar ve aileleri için hazırlanan sünnet şöleninde çok renkli anlar yaşanacak.

Geleneksel Sünnet Şöleni kapsamında; ilçedeki çocukların sünnet olmalarına katkı sağlayan hastanelere Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi tarafından teşekkür plaketi verilecek. Başkan İlgezdi ayrıca sünnet olan çocuklara birer altın hediye edecek.

Kış Spor Okulları Başlıyor

Kış Spor Okulları Başlıyor

Ataşehir Belediyesi’nin her yıl düzenlediği “Kış Spor Okulu” kayıtları 15 Eylül Pazartesi günü başlıyor. Ataşehir’de ikamet eden, 6 – 13 yaş arası çocuklarımızın faydalanacağı okulumuzda Basketbol, Voleybol, Futbol, Jimnastik ve Tekvando branşları yer alırken, dersler Kayışdağı Celal Yardımcı Ortaokulu, Esatpaşa İmam Hatip Lisesi ve Yeni Çamlıca Ataevi Futbol Sahası’nda yapılacak.

Çocuklarını kayıt yaptırmak isteyen vatandaşlarımız; Ataşehir Belediyesi Halkla İlişkiler Birimi, Aşık Veysel Ataevi, Yenişehir Hizmet Birimi ve Küçükbakkalköy Hizmet Birimi’ne nüfus cüzdanı ve sağlık raporu ile başvurabilirler.

esintigif2esintigif3

 

“Vatandaş varsa biz de varız”

“Vatandaş varsa biz de varız”

 

 

Zabıta teşkilatının kuruluşunun 188. yılı etkinlikleri kapsamında Ataşehir Belediyesi Zabıta Müdürlüğü düzenlediği gece ile kutladı. Geceye katılanlar müzik eşliğinde gönüllerince eğlendiler.

Zabıta Müdürü Gürsel Sarımaden’in ev sahipliği yaptığı geceye Ataşehir Belediyesi başkan yardımcılarından İlhami Yılmaz, Hüseyin Hışman, Namık Sürmen, meclis başkan vekili Sadi Özata, meclis üyeleri, birim müdürleri ve zabıta personeli katıldı.

z4

Sarımaden konuklarını selamlayarak şunları söyledi. “Başkanımız Battal İlgezdi’nin çalışma prensipleri doğrultusunda, Ataşehir halkının yaşamını kolaylaştırmak için 24 saat hizmet veriyoruz. Zabıta teşkilatının 188. yılı vesilesiyle siz çalışma arkadaşlarımla bir arada olmanın coşkusunu ve sevincini yaşamaktan gurur duyuyorum. Geçirdiği haftalık nedeniyle kısa bir süre önce aramızdan ayrılan arkadaşımız Sancar Karataş’ı tekrar rahmetle anıyorum. Gecemizi onurlandıran her kese teşekkür ederim.”

 

Zabıtadan sorumlu başkan yardımcısı Hışman günün önemine değinerek konuşmasına şöyle devam etti. “Her yıl olduğu gibi bu yılda Zabıta Teşkilatının 188. yılını birlikte kutluyoruz. Teşkilatın amacı vatandaşa, yurttaşa hizmet etmek, halkın huzur ve güvenilirliğini arttırmak olmuştur. Vatandaş varsa biz de varız. Vatandaş yok ise bizim varlığımızdan söz edilemez. Göreviniz esnasında her kese eşit, adalet duygusunda, objektif kurallar çerçevesinde empati yapmak suretiyle değerlendirmeliyiz. Bu vesile ile Zabıta Haftanızı kutlar, yapmış olduğunuz bu kutsal görevden dolayı hepinize başarılar dilerim.”

z5

Zabıta mesleğinin özveri isteyen bir meslek olduğunu söyleyen başkan vekili Yılmaz’da özetle şunları söyledi. “ Sizler zabıta birimi olarak belediye çalışmalarında hizmet kervanının ön saflarında mücadele eden ve vatandaşlarla yüz yüze gelen birimin bireylerisiniz. Görevinizi büyük bir gayret içerisinde şevkle yaptığınızı görmekteyiz. Yaptığınız uygulama ve denetimlerle vatandaşlarımızın esenliği, güvenliği ve sağlıklı yaşaması için gece, gündüz, yaz, kış demeden çalışan ve kentsel yaşama katkı sağlayan önemli bir birimin mensuplarısınız. Bu vesile ile 188. kuruluş yıl dönümünü kutluyor, fedakarca çalışmalarınızdan dolayı hepinizi tebrik ediyor saygı ve sevgilerimi sunuyorum.”

esintigif2esintigif3