Her Kurban, Lösemili Çocuklara Can!

Her Kurban, Lösemili Çocuklara Can!

 

“Bizim hikayemiz 2009 yılında başlıyor. Çocuğumuz olmadığı için tam 12 yıl evlat hasretiyle yandık. 12 yılın sonunda bir mucize oldu ve kızımız geldi. Artık umudumuz kalmamışken yüce Rabbim gülümsetti bizi, hayata bağladı. Çorum’da yaşıyorduk ve mutlu bir hayatımız vardı. Eşim inşaatlarda çalışır, evimizi geçindirir; bense evimizde kızımıza, felçli ve görme engelli anneme bakardım. Zorlukları vardı hayatımızın; az maaşla çok şey başarmaya çalışırdık ama üstesinden geliyorduk.

 

Bir gece ateşlendi Şaver. Kulağında bir şişlik çıktı. Ne olduğunu anlamadık ve doktora gittik. “Kabakulak” dediler ama değilmiş. Samsun’da özel kliniklerde kan tahlileri yapıldı belinden sıvı alındı. 2 gün sonra doktor bizi çağırdı ve “Lösemi” dedi. Eşimle birlikte ağlamaya başladık. Filmlerde gördüğümüz, etraftan duyduğumuz lösemi kötü bir hastalıktı. İnsan evladına konduramıyor, ciğeri nasıl yanıyor anlatamam. Sonra hastaneye yattık. Eşim işini gücünü Çorum’da bıraktı, geldi. Arabanın içinde yattı günlerce. Yatalak anneme kardeşim bakmaya başladı. 8 gün kaldık ve ben ağlamaktan helak olmuştum. Şaver’i o hastanede iyileştirmemizin mümkün olmadığını anladım. LÖSEV’i duyduk bir hasta yakınından, danışmak için. Aradık “Hemen gelin,” dediler. Daha önce görmedik, etmedik ama güvendik onlara.

LÖSANTE’ye gitmeye karar verdik.

 

9 Haziran 2015 günü LÖSANTE Hastanesi’ne geldik. İçeri girdiğimizde bir yanda melek gibi hemşireler, diğer yanda gülümseyen doktorlar, hemen Şaver’imi aldılar. Sıcacık banyomuzu yaptık. Bizim için hazırladıkları tertemiz, mis kokan odamıza yerleştik. Burada bir kere bile kan, trombosit aramadık, bir kere ilaç peşine düşmedik. Yaptığım tek şey Şaver’in yanında olmak ve ona güç vermek.

 

 Çünkü gereken her şeyi LÖSEV evlatlarımız için yapıyor.”

 

KURBAN BAĞIŞLARINIZ HAYAT VERSİN

 

kurban-1Evet, kurbanlarınızı ve adaklarınızı dini usüllerle vekâleten kesiyoruz! Kurban Bayramı’nda hem dini vecibelerimizi yerine getiriyoruz, hem de lösemili ve kanserli çocuklarımızın hayatını kurtarıyoruz. Kurban kesmek, yüce Allah’a yakınlaşmak, inancımızı güçlendirmek ve bu vesileyle yoksulun, yoksunun yanında olmaktır. Kurbanın rüknü, kurbanlık hayvanın kesilip kanının akıtılmasıdır. Hem bireyler, hem de toplum açısından yararlar sağlayan mali bir ibadettir.

 

Öte yandan kurban, toplumda kardeşlik ve dayanışma ruhunu canlı tutar. Sosyal adaletin gelişmesine katkıda bulunur. LÖSEV olarak, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın icazet ve kurban esasları doğrultusunda yaptığınız kurban bağışlarınızla binlerce lösemili ve kanserli çocuğu iyileştiriyor, 12 ay boyunca taze et ve et ürünleriyle beslenmelerini sağlıyoruz. Bağışlarınız sayesinde, fakir, fukara ve yoksun insanların et yemesini, hasta çocukların en iyi koşullarda tek kuruş harcamadan iyileşmesini ve hayat bulmalarını sağlayarak kurbanın gereğini yerine getiriyoruz.

 

Lösemili Çocuklar Hastanesi, Okulu, LÖSEV Köyü ve LÖSEV Onkoloji Kenti ile artık lösemi değil, lösemili çocuklarımız kazanıyor. Siz de Kurban Bayramı’nda LÖSEV’e vekâlet vererek hem kurbanlarınızı dini usüllerle kestirebilir, hem de bu bağışlarınızla hasta çocuklarımızın hayatını kurtarabilirsiniz.

 

 

Unutmayın ki “Her kurban, lösemili çocuklara can” olacaktır.

                                                       

 

Evet, kurban kesiyoruz. Üstelik her kurban lösemili çocuklara can!

 

Yüce Allah’a yakınlaşmak için kurban ibadetimiz gereği vekâletinizle kurbanlarınızı keserek, yaşamak için desteğimize ihtiyaç duyan lösemili ve kanserli çocuklarımıza ulaştırıyoruz.

Kurban Bayramı’nda LÖSEV’e vekâlet vererek hem kurbanlarınızı dini usullerle kestirebilir hem de bu bağışlarınızla lösemili ve kanserli çocuklarımıza hayat verebilirsiniz.

Kurbanlarınız, Kurban Bayramı’nda noter gözetiminde, dini esaslarla kesilecektir. Etleri hemen tüketilemeyeceği için kesen kurumlara ödünç verilip daha sonra taze et ve et ürünü olarak geri alınacaktır.

Böylece lösemi ve kanser hastalarımız yalnızca Kurban Bayramı’nda değil, tüm yıl boyunca taze et ürünleri ile beslenecek, vücut savunmaları güçlenecek, iyileşeceklerdir.

assdf

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın icazeti doğrultusunda dağıtılamayan kısmı rayiç bedel üzerinden satılıp geliri çocuklarımızın ihtiyaçları ve tedavileri için sarf edilecektir.

 

KURBANINIZIN VEKÂLETEN KESİLMESİ İÇİN

 

LÖSEV’E KURBAN BAĞIŞLARINIZI NASIL YAPABİLİRSİNİZ?     

Bu yıl kurban bedelimiz 650 TL, 230 Dolar veya 210 Euro olarak belirlenmiştir. Sizlerde;         

 

  1. BÜTÜN BANKA ŞUBELERİ (havale ücreti ödemeden)

Ülkemizde faaliyette olan bütün bankaların tüm şubelerinde LÖSEV hesabı açıktır. Bankanız BAĞIŞ ekranından LÖSEV hesabını bularak, herhangi bir havale ücreti istemeden bağışınızı alacaktır. Lütfen banka dekontunu da gözden geçirerek LÖSEV ismine dikkat edin; bağışınız başka yere gitmesin.

  • Banka personeli “LÖSEV hesabı görünmüyor, kurban kesmiyor, başka derneğe yatıralım, kurban dışında bağış yapamazsınız,” şeklinde bir yönlendirme yaparsa, lütfen hemen bizi arayın.
  1. İNTERNET BANKACILIĞI

İnternetten kendi bankanızın BAĞIŞ sekmesini tıklayıp LÖSEV hesabımızı seçerek bağış yapabilirsiniz. Kurban bağışınızın yanı sıra dilediğiniz miktarlarda ve aylık katkılarda da

bulunabilirsiniz.

  1. LÖSEV İNTERNET

Vakfımızın resmi internet sayfası olan www.losev.org.tr’den KURBAN veya KURBAN BAYRAMI bağış formlarımızı doldurarak KREDİ KARTINIZLA bağış yapabilirsiniz.

  1. ALO LÖSEV

Vakfımızın Ankara Merkez ve çeşitli illerindeki şubelerini telefonla arayarak bağış hakkında bilgi alabilir; kredi kartı ödeme talimatı vererek bağış yapabilirsiniz.

0532 755 06 60 – 0549 447 06 60

  1. KREDİ KARTIYLA BAĞIŞ

Kredi kartınızla internet sitemizden, bağış formumu doldurarak, LÖSEV merkez ya da şubelerimizden veya evinizden pos cihazlarımız ile bağış yapabilir, dilerseniz 3 taksitte ödeyebilirsiniz.

  1. ELDEN veya EVDEN

Vakfımızın Ankara’da bulunan tüm iletişim noktaları ile ofislerimizde ELDEN BAĞIŞ yapabilirsiniz. Ayrıca vakıf görevlilerimiz, sizin davet etmeniz halinde hasta, yaşlı veya engelli gönüllülerimizin evlerine giderek EVDEN BAĞIŞ almaktadır.

  1. HER AY KÜÇÜK KÜÇÜK BAĞIŞ

Lösemili çocuklarımızın tamamen ücretsiz tedavilerine, eğitimlerine ve diğer ihtiyaçlarına her ay düzenli katkıda bulunabilirsiniz. Bunun için kredi kartınızla bir form doldurarak isterseniz ayda 5.-TL isterseniz de 100.-TL bağış yapabilirsiniz.

  1. YURT DIŞINDAN KOLAY BAĞIŞ

Yurt dışında yaşayan tüm vatandaşlarımız için PAYPAL international@losev.org.tr adresi veya Ziraat Bankası USD ve EUR hesaplarımızdan bağış yapma imkânı açıktır.

  1. GAYRİMENKUL BAĞIŞLARINIZ

Birlikte binlerce insanı yaşatabiliriz. Okul, hastane, Umut Evleri gibi eserlerimizin hayata geçebilmesi, daha fazla çocuğumuzu yaşatabilmemiz için bağışlarınızı bekliyoruz. Hayatınızın sonbaharında eğer sizin de bizim desteğimize ihtiyacınız varsa hiç çekinmeden arayabilirsiniz.

  1. PTT ŞUBELERİ

Türkiye’nin dört bir yanında yer alan PTT şubelerinden 120660 numaralı posta çeki hesabı ile havale masrafı ödemeden LÖSEV ismine dikkat ederek bağış yapabilirsiniz.

  1. AKILLI TELEFONUNUZ İLE

Gördüğünüz barkodu akıllı telefonunuza okutup bağış sayfamıza ulaşarak bağışınızı yapabilirsiniz.

  1. LÖSEMİLİ ÇOCUKLAR OKULUMUZA BAĞIŞ

Tedavi sürecinde veya sonrasında eğitimleri aksayan lösemili ve kanserli çocuklarımıza özel açtığımız, formasından kırtasiyesine, yemeklerinden özel öğretmenlerine kadar her şeyin tamamen parasız karşılandığı okulumuza bağışta bulunabilirsiniz.

  1. LÖSANTE LÖSEMİLİ ÇOCUKLAR HASTANEMİZE BAĞIŞ

Tam 15 senedir ilacından pijamasına, yoğun bakımından 6 öğün özel yemeğine kadar tamamen parasız hizmet veren ve %92 iyileşme başarısı sağlayan hastanemizde tedavi gören lösemili çocuklarımızın yaşamalarına katkıda bulunabilirsiniz.

  1. TUĞLA BAĞIŞI

Avrupa’nın ilk, ülkemizin en donanımlı LÖSEV Onkoloji Kenti ve Çocuk ve Yetişkin Hastanesi için küçük, büyük tuğlalar koyabilir, lösemili çocuklarımızın ücretsiz tedavilerine katkıda bulunabilirsiniz.

 

kurban-2

EN ÇOK MERAK EDİLEN SORULAR

 

  1. DİNİ VECİBELERE UYULUYOR MU?

Vakfımız, kurbanlık vasfına uygun kurbanlıkları, Türkiye’nin çeşitli bölgelerindeki hijyenik et kombinalarında, din görevlisi ve noter huzurunda vekaletinizi alıp vererek, dualarını okuyarak, dini vecibeleri yerine getirerek kestirmektedir.

 

  1. VEKALETEN KURBAN KESİLİR Mİ? KURBANIN KANI AKITILIYOR MU?

Yüce Allah’a yakınlaşmak, ibadetlerinizi vekaleten yerine getirmek amacıyla kurbanınız kesilmekte, kanı akıtılmaktadır. Kurbanınızı sözlü ya da yazılı vekalet vererek vakfımızda kestirebilirsiniz.

 

  1. KURBAN NE ZAMAN KESİLİYOR? ETİ HEMEN DAĞITILIYOR MU?

Kurbanlarınız bayramın 1., 2. ve 3. günlerinde kesilmektedir. Kesilen kurban etlerinin bir kısmı dinlendirilerek bayramdan hemen sonra lösemili ve kanserli çocuklara yedirilmekte ve dağıtılmaktadır. Etlerin diğer kısmı hemen tüketilemeyeceği için kesen kurumlara emanete verilmekte ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın sözlü ve yazılı icazetleri doğrultusunda hareket edilmektedir.

 

  1. KURBAN ETİ KABUL EDİYOR MUSUNUZ? BİZE KURBAN ETİ VERİYOR MUSUNUZ?

Evet, özellikle Ankara’da hastanemize ve köyümüze kesilmiş kurban eti kabul ediyoruz. Ancak sizin kurbanınızın bir parçasını Kurban Bayramı sırasında veremiyoruz.

 

  1. KURBAN BAĞIŞIM SONRASI BİLGİLENDİRME YAPACAK MISINIZ?

Tarafınıza, bağışınız alındıktan sonra ve kurbanınız kesildikten sonra olmak üzere, iki defa bilgilendirme yapılacaktır. Sizlere ulaşabilmemiz için iletişim bilgilerinizi, cep telefonunuz ve e-posta adresinizi eksiksiz olarak iletmenizi, bilgilerinizi güncellemenizi rica ederiz.

 

  1. LÖSEV, LÖSEMİLİ VE KANSERLİ ÇOCUKLARA 12 AY BOYUNCA TAZE ET VE ET ÜRÜNLERİ DAĞITIYOR MU?

Lösemi ve kanser hastalıklarının tedavisinde kullanılan ilaçlar çocuklarımızın vücut savunmalarını yok etmektedir. Vakfımız, Kurban Bayramı’nda emanete verdiği etleri, yeni kesilen etler ile takas etmekte, ihtiyaç duyduğu zaman almaktadır. Sadece bayramlarda değil, 12 ay boyunca et ve diğer gıdalardan zengin beslenen hastalarımızın direnci yükseliyor, vücut savunmaları güçleniyor. Böylece hastalıkları kolayca yenerek iyileşiyorlar.

 

lözevÇOCUKLARIMIZ İÇİN YAPTIKLARIMIZ:  Kömürden ete, makarnadan buzdolabına, ilaçtan trombosite, Oyuncaktan kırtasiyeye kadar tüm ihtiyaçlarını karşılıyoruz…

 

 

LÖSEV, devletten maddi destek almadan kamu yararına çalışan vakıf statüsündedir.

Tek gelir kaynağı bağışlarınızdır.

 

Ayrıntılı bilgi için /   www.losev.org.tr

Mamografi Merkezi açıldı

Ataşehirli kadınlar için “ Mamografi Merkezi” açıldı

 

Ataşehir Belediyesi Ataşehirli kadınlar için “Kadın Sağlığı, Mamografi ve Kemik Yoğunluğu Görüntüleme Merkezi” açtı.

10 Nisan 2015 tarihi itibariyle Ataşehir Belediyesi Meclisi’nce ücretsiz olarak açılıp işletilmesine karar verilen Ataşehir Belediyesi Kadın Sağlığı, Mamografi ve Kemik Yoğunluğu Görüntüleme Merkezi, Belediye Sağlık İşleri Müdürlüğü’nce yürütülen üç buçuk aylık yoğun bir çalışmanın ardından, Temmuz ayı itibariyle hizmet vermeye başladı.

 

Ataşehir Belediyesi Kadın Sağlığı, Mamografi ve Kemik Yoğunluğu Görüntüleme Merkezi’nde; sağlık açısından büyük risk oluşturan ve görülme sıklığı olarak dünyada ve ülkemizde en sık rastlanan kanserler arasında birinci sırada yer alan meme kanserinin, diğer önemli bir kanser türü olan ve görülme sıklığı açısından ikinci sırada yer alan rahim ağzı kanserinin ve ilerleyen yaşlarda çoğu vatandaşlarımızda önemli bir sağlık sorunu olarak karışımıza çıkan kemik erimesinin (Osteoporoz) erken teşhis ve tanısı için hizmet veriliyor.

 

Merkezde yapılacak olan her türlü hekim kontrolü ve muayenesi sonrasında tetkik (mamografi, pap smear alınımı, ultrason ve kemik yoğunluğu ölçümü) işlemlerinden herhangi bir ücret alınmazken, son sistem cihazlarla hizmet verilen merkezde Kadın Doğum Uzmanı, Genel Cerrahi Uzmanı, Radyoloji Uzmanı ile yardımcı sağlık personeli ve Radyoloji Teknisyeni bulunuyor.

 

Hasta kabulüne başlanan merkezde,  ilçe sınırları içerisinde ikamet edenler herhangi bir ücret ödemeden gerekli kayıt işlemlerini yaptırdıktan sonra Genel Cerrahi ve Kadın Doğum Uzmanı tarafından muayene ediliyor. Gerek görülmesi halinde ise ilgili tetkiklerin yapılması sağlanıyor. Görüntüleme işleminden sonra yapılan değerlendirmeye göre hasta tam donanımlı bir hastaneye yönlendiriliyor.

 

“Ataşehir Belediyesi Kadın Sağlığı, Mamagrofi ve Kemik Yoğunluğu Ölçümü Görüntüleme Merkezi”  İçerenköy Mahallesi Prof. Dr. Necmettin Erbakan Caddesi No:108-110 adresinde, hizmet veriyor.

 

Çocuk ve Halk Kütüphanesi hizmete açıldı

 

Ataşehir Belediyesi Ahmet Telli Çocuk ve Halk Kütüphanesi Ataşehirlilerin hizmetine açıldı.

 

IMG_7928Yeni eğitim öğretim yılı öncesinde hizmet vermeye başlayan kütüphane de hem çocuk hem de yetişkinler için kitaplar bulunuyor.

 

Ahmet Telli Çocuk ve Halk Kütüphanesi’nde çocuklar için hikaye ve roman, yetişkinler için yerli ve yabancı; roman, hikaye, şiir kitapları ile ansiklopedilerden oluşan 10 bin kitap yer alıyor.

 

Ataşehir’in merkez noktalarının birinde kurulan kütüphane, İçerenköy Mahallesi Prof. Dr. Necmettin Erbakan Caddesi No:108-110 adresinde, “Ataşehir Belediyesi Kadın Sağlığı, Mamagrofi ve Kemik Yoğunluğu Ölçümü Görüntüleme Merkezi”’nin üst katında hizmet veriyor.

 

Ataşehir Belediyesi bütçesi ile oluşturulan kütüphanedeki tüm kitaplar yepyeni halleriyle Ataşehirli kitapseverleri bekliyor.

DÜNYA DENİZLERİ HAYDARPAŞA’DA BULUŞUYOR

Haydarpaşa Garı bu kez sualtı dünyasına yolculuk yapmak isteyenlere ev sahipliği yapacak. Kadıköy Belediyesi’nin ana sponsorluğunu yaptığı Marmara Uluslararası Sualtı Görüntüleme Festivali 4-13 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek.

 

 

Dünyanın ilk sualtı kulüpleri arasında bulunan Türk Balıkadamlar Spor Kulübü’nün her yıl düzenlediği 15. Uluslararası Marmara Sualtı Görüntüleme Festivali bu sene tarihi Haydarpaşa Garı’nda İstanbullularla buluşuyor.

 

4-13 Eylül 2015 tarihleri arasında düzenlenecek Festival, geçen sene kaybettiğimiz Türkiye’de ve yurt dışında gerçekleştirdiği proje ve araştırmalarla sualtı dünyası için önemli hizmetler sunan Gökhan Türe’ye ithaf edildi.

 

1 afisgorsel10 gün sürecek festivalde sergi, film ve multimedya gösterisi, söyleşi, seminer, atölye, panel ve sosyal sorumluluk projeleriyle yüze yakın sayıda etkinlik yer alacak. Düzenlenen ulusal ve uluslararası yarışmalar da sualtı yaşamına dair fotoğraf ve videolar aracılığıyla iki farklı disiplinde önemli bir görsel hafıza oluşturacak.

 

Marmara Sualtı Görüntüleme Festivali’ne, çevre, sualtı ve görüntüleme alanlarında değerli projelere imza atan yurtiçi ve yurtdışından çok sayıda seçkin fotoğrafçı, film ve belgesel yönetmeni, araştırmacı ve akademisyen katılırken, çocuklara yönelik gerçekleştirilen sosyal sorumluluk projeleriyle deniz kültürü ve sevgisinin daha küçük yaşlarda kazandırılması hedefleniyor.

 

Marmara Uluslararası Sualtı Görüntüleme Festivali, bu yıl Kadıköy Belediyesi, Huntsman Pürsan Chemicals,  Çimsa ve Enerjisa’nın ana sponsorluğuyla birlikte çevreye ve denizlere duyarlı birçok şirket, sivil toplum kuruluşu, üniversite ve gönüllülerin desteğiyle düzenleniyor. Radyo Voyage ve National Geographic Türkiye başta olmak üzere birçok basın kuruluşu medya sponsoru olarak festivalin geniş bir kitleye duyurulmasında destek veriyor. Sualtının büyülü dünyasını yansıtan zengin içeriğe ve festivalin detaylı programına www.marmarafestival.org web sitesinden ulaşılabilir.

Evde ergen var

Çocuk ve Ergen Terapisti Uzman Psikolog Gani Eser, ebeveynlerin ergen çocuklarına karşı tutumlarının nasıl olması gerektiği konusunda görüşlerini açıkladı.

1441271710_ganieeser

Ergenlik insan yaşamında değişimin en yoğun olduğu dönemdir. Hem fiziksel hem mental olarak farklılaşan çocuk, yetişkin olmaya çalışırken bir yandan da çocuk kalmak ister. Ergenlikle birlikte istekleri, zevkleri, alışkanlıkları farklılaşır, anne – babadan uzaklaşır, sorgulama ve reddetme dönemi başlar.

Bu dönemlerinde ergenlere karşı yaklaşımımız ne olmalı sorusuna cevaplar bulabilirsek kendilerini çaresiz hisseden ebeveynlere bir nebze olsun yol gösterebileceğimize inanıyorum

1-Eleştiride cimri, övgüde cömert olun

Ergenlerin kabul görme, onaylanma ve beğenilme ihtiyaçları had safhadadır. Çocukluk döneminde büyüklerinin doğrularını ödünç alan ergen, bu dönemde sorgulamaya başlar ve kendi doğrularını bulmaya çalışır.

Odak merkezinin ‘ben’e kaydığı bu dönemde birey iç sesini daha fazla dinler, duygularıyla mantığı arasında denge kurmaya çalışır ve dış seslerden rahatsız olur.

Ebeveynler kendi yaşam deneyimlerini anlatsa da onları duymaz, akranlarının söylemlerini ise can kulağı ile dinler. Bu nedenle büyüme yolculuğunda attığı adımları izlemek, hatalarını görmezden gelmek, ona hissettirmeden yolunu kolaylaştırmak üzerindeki baskıyı azaltacaktır.

Yapmış olduğu olumlu davranış ve eylemler için övgü dolu sözler söylemek, bir sonraki adımı atması için yüreklendirmek çok önemlidir. İltifatlarınızı dinlemiyor, ya da umursamıyor gibi davransa da aslında önemsiyordur. Çaba gösterirken pes etmemek gerekir.

2-Farklı olduklarını kabul edin

Çocuklarımız bizimle aynı dönemde dünyaya gelmediler. Onların çağı bolca teknoloji ve bireysellik içeriyor. Sosyalleşmeyi sanal ortamlarda arkadaşlık etmek olarak algılayan yeni nesil ile aramızda hem anlayış hem yaşama bakış açısı olarak farklı olduğumuzu kabul etmeliyiz.

Bizim doğrularımızla onlarınki örtüşmeyebilir. Bize eski kafalı diyebilirler. Kendi anne – babamızla yaşadığımız çatışmaları, kendimizi kabul ettirme çabalarımızı hatırlayabilsek daha anlayışlı olmayı da başarabiliriz.

Nelerden zevk aldıklarını, günün trendlerini, popüler olan konu ve kişileri öğrenmeye çalışmak, aynı dili konuşabilmek aradaki bağın zayıflamasını engelleyebilir. Ancak; özel yaşamlarına müdahale etmekten, arkadaşlarıyla sanal ortamdaki muhabbetlerine katılmaktan uzak durmakta yarar vardır.

Anne – babanın tutumu güven veriyorsa ergen yalan söyleme veya saklama gereği duymadan iletişim kurabilir. Ancak; telefonu, sosyal medya hesapları kontrol edilen ergen bunu fark ederse yaşayacağı güvensizlik duygusu tamamen ailenden kopmasına, güveneceği bir liman aramasına ya da içine kapanmasına neden olacaktır.

3-Bu dönemin geçici olduğunu kendinize sık sık hatırlatın

Ebeveynler bazen kendilerini çaresiz hissedebilir, çıkış noktası bulmakta zorlanabilirler. Sürekli çatışma halinde olmak, söz dinletememek, yaptığı hataları görüp eleştirememek zordur elbette.

Ama geçmişe bakıp benzer bir yoldan geçtiğimizi hatırlamak işe yarayabilir. Her bireyin ergenliğe başlama ve yetişkin olma yaşı farklı olduğu için net bir süreden bahsedemesek de bir süre sonra fırtınanın dineceğini bilmek rahatlatıcıdır.

Kendisini fiziksel olarak ucube, mental olarak kafası karışık hisseden çocuk anne – babasının koşulsuz sevgisinden dahi rahatsız olabilir. Onun tek istediği bir an önce bu sürecin bitmesi, bedeninin bir yetişkine dönüşmesi ve eylemlerinin, söylemlerinin kabul görmesidir.

Bu süreci çatışma olmadan atlatmak mümkün olmadığına göre toleransımızı biraz daha yükseltmek, onu rahat bırakmak, dışarıdan gözlemlemek, güvenini kazanmak ve önünde ya da arkasında değil; yanında olduğumuzu hissettirmek çok önemlidir.

4-Her zaman iyi arkadaşlar edinemeyeceklerini bilin

Yaşam bize iyi ile kötüyü ayırt etme yeteneğini sadece ve sadece deneyim yoluyla öğretir. Akranlarla kurulan bağlar çok önemlidir. Onlarla birlikteyken hata yoktur, sadece ve sadece deneyim vardır. Sonuçları o an için önemsizdir.

Denemek, yanılmak, yeniden denemek öğrenmenin temel formülüdür. Biz ne anlatırsak anlatalım havada kalacaktır. Düşecek, kalkacak, tekrar düşecek, tekrar kalkacaktır.

İyi arkadaşları olacağı gibi olumsuz davranış ve alışkanlıkları olanları da olacaktır. Hiçbirinin tesadüfen karşılarına çıkmadığını, her bireyden öğrenecekleri şeylerin olduğunu bilmek; yaşamın iyisiyle – kötüsüyle bir bütün olduğunu idrak etmek ve sabırlı olmak işimize yarayacaktır.

LÖSEV’i Kullanıyorlar

“KURBAN BAYRAMI EN ÇOK LÖSEV’İN ADINI KULLANARAK PARA TOPLAYAN DOLANDIRICILARI SEVİNDİRİYOR”

LÖSEV’in adını kullanarak 81 ile yayılan bir şebekenin, kapı kapı dolaşıp, “lösemili çocuklar” üzerinden insanları dolandırdığına dikkat çeken LÖSEV yetkilileri yaptıkları açıklamada, “LÖSEV kapı kapı dolaşıp para istemez” uyarısında bulundu.

Lösemili ve kan hastası çocukların sağlık ve eğitim başta olmak üzere her türlü ihtiyacını karşılamak amacıyla kurulan Ankara merkezli Lösemili Çocuklar Vakfı’ndan sahtekarlık uyarısı geldi. 81 ilde organize olarak kapı kapı dolaştığı tespit edilen kişilerin, “LÖSEV’den geliyoruz, gazete ve dergimizi almak istemez misiniz” sorusunun ardından, kişilerden çeşitli miktarlarda para talep etmesi LÖSEV’i harekete geçirdi.

uyarıKURBAN BAYRAMINDA DA DOLANDIRICILARA DİKKAT!

Vakıf yetkilileri tarafından yapılan açıklamada; Lösemili Çocuklar Derneği adı altında   kapı kapı dolaşarak, sahte makbuz ve kimliklerle para toplayan veya eşya satan kişilerin LÖSEV ile bir bağlantısının olmadığını dile getirildi. Kurban bayramının yaklaşması ile birlikte dolandırıcıların sayılarının hızla arttığını söyleyen LÖSEV yetkilileri, “Minik bedenler üzerinde duygu sömürüsü yaparak para kazanma telaşında olan kişileri asla affetmeyeceğiz. Her türlü hukuki yola başvurup ceza almalarını sağlayacağız” dedi.

ANINDA İHBAR EDİN

LÖSEV yetkilileri, “LÖSEV adına gazete sattığını, bağış topladıklarını belirten kişiler kapı kapı geziyor. Neredeyse bizden iyi çalışıyorlar. Yaptıkları iş hem itibarımıza zedeliyor  hem de lösemili çocuklarımızın hakkına giriyor. Bu tarz durumlarda hemen 155 polis imdat ve 0312 447 06 60 LÖSEV imdat telefonlarına ihbar edin. Konuyla alakalı araştırmalar yapıldıktan sonra hukuki yollara anında başvurulacak ve gerekli işlemler başlatılacaktır” şeklinde konuştu.

NASIL BAĞIŞ YAPABİLİRİM?

LÖSEV’in bağış toplayan değil, bağış kabul eden bir vakıf olduğunu söyleyen yetkililer, “Vakfa bağışları kurumsal yollardan yapmakta fayda var. 3406’ya boş mesaj, internet üzerinden ya da bankaların LÖSEV hesabına bağış yapılabilir” dedi.

DEPREM TOPLANMA ALANLARI NERESİ?

ÖZCAN SORDU:
“İSTANBUL’DA DEPREM TOPLANMA ALANLARI NERESİ?”

 

CHP Parti Meclisi Üyesi ve İstanbul Milletvekili Ali ÖZCAN, İstanbul’da AFAD tarafından deprem toplanma alanı olarak 1332 yer olduğunun ilan edilmesini Meclis gündemine taşıdı.

Konuyla ilgili Başbakan Ahmet Davutoğlu’na ve Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce’ye birer soru önergesi yöneltti.

AFAD tarafından 1332 deprem toplanma alanı olduğunun iddia edildiğini ancak bu alanların nereler olduğunun ve bu alanların gerçekten imara kapalı olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerektiğini ifade eden ÖZCAN, İnşaat Mühendisleri Odası’nın İstanbul’da doğru dürüst deprem toplanma alanı olmadığı iddiasını da hatırlattı.

ÖZCAN, varlığı iddia edilen 1332 alanın tam olarak nereler olduğunun ve kapasitelerinin açıklanmasını istedi.

SORULAR

 

17 Ağustos 1999’da meydana gelen deprem felaketinin yıldönümünde İstanbul’la ilgili pek çok konu gündeme gelmiştir. Olası bir büyük depremin İstanbul’da yol açacağı hasarın ve can kayıplarının ciddi boyutlarda olacağı uzmanlar tarafından dile getirilmektedir. Bir diğer önemli konu da deprem sonrası toplanma alanları konusudur. Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı (AFAD) tarafından yapılan açıklamada İstanbul’da imara kapalı 1332 toplanma yeri olduğu ilan edilmiştir. Ancak, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası tarafından yapılan açıklamada ise İstanbul’da son 16 sene içerisinde toplanma alanlarının pek çoğunun imara açıldığı ifade edilmektedir.

 

Bu bağlamda;

 

1.      İstanbul’da olası bir büyük depremde toplanma alanı olarak belirlenen yerlerden ne kadarı daha sonrasında imara açılmıştır?

2.      İstanbul’da olası büyük depremde ne kadarlık bir toplanma alanına ihtiyaç duyulacaktır?

3.      AFAD tarafından ilan edilen 1332 toplanma alanı tam olarak nerelerdir? Bu alanların her birinin büyüklüğü ve kapasitesi ne kadardır?

HEM SPOR HEM EĞLENCE

YAZ OKULLARINDA HEM SPOR HEM EĞLENCE DEVAM EDİYOR

Kadıköylü çocukların yoğun katılım gösterdiği yaz okulları 4 Eylül Cuma gününe kadar devam edecek.  Çocuklar,  spor ve eğlenceyle dolu bir yaz tatili geçiriyorlar.

Yaz mevsiminin sonları yaklaşırken, Kadıköy Belediyesi’nin Haziran ayından bu yana düzenlediği yaz okullarının da ortalarına gelindi. Uzun yaz tatilini, Kadıköy Belediyesi’nin ücretsiz düzenlediği yaz okullarıyla renklendiren Kadıköylü çocuklar; Badminton, Basketbol, Boks, Futbol, Judo, Tenis, Voleybol, Yüzme, Satranç, Oyunlu Jimnastik ve Yaratıcı Drama gibi branşlara katılarak dolu dolu bir yaz geçirirken aynı zamanda spor bilgisi öğreniyorlar.

8 BRANŞTA YAZ OKULU

Kadıköy Belediyesi Gençlik Spor Hizmetleri Müdürlüğü, Kadıköy İlçe Spor Müdürlüğü, Kadıköy Halk Eğitim Merkezi birlikteliğiyle 2015 yazında düzenlediği yaz okulları çocukların büyük ilgisiyle devam ediyor. 22 Haziranda başlayan yaz okulu programına Kadıköy genelinden toplam bin 600 öğrencinin kayıt olduğu bildirildi. Sekizinci haftası tamamlanan yaz okulu 4 Eylül 2015 tarihinde sona erecek. Tüm branşlarda dersler hafta içi günlerde Caferağa Spor Salonu, Kadıköy Halk Eğitim Merkezi Spor Salonu, Demirkol Spor Kulübü, Kadıköy Belediyesi Kalamış Gençlik Merkezi, Üsküdar Burhan Felek Yüzme Havuzu’nda devam ediyor.

DSC_6791Yaz okuluna katılan çocuklar, güzel ve faydalı vakit geçirdikleri için hallerinden memnun. Yaz tatillerinin yaz okuluyla beraber çok güzel geçtiğini belirten çocuklar, yeni arkadaşlarda edindiklerini söylüyor.

DSC_6511Veliler de Kadıköy Belediyesi Gençlik Spor Hizmetleri Müdürlüğü, Kadıköy İlçe Spor Müdürlüğü, Kadıköy Halk Eğitim Merkezi birlikteliğiyle düzenlenen ücretsiz yaz okullarından memnuniyetlerini dile getirdiler. Veliler, “çocuklarımız yaz okuluna gelmek için çok hevesli, öğretmenlerini çok seviyorlar. Aldıkları eğitimin faydasını görüyoruz. Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyoruz” dediler.

Parklardaki Spor Aletlerine Dikkat!

Parklardaki Spor Aletlerine Dikkat!

 

Sıcak havalarda en çok tercih edilen spor alanı olan parklardaki spor aletlerinin doğru kullanılmadığında yol açabileceği sorunları Hisar Intercontinental Hospital Fizyoterapisti R. Ömre Ofluoğlu ile konuştuk.

 

Son yıllarda giderek kullanımı artan spor aletlerinin bilinçsiz kullanıldığında sağlığımız açısından büyük tehdit yarattığına dikkat çeken Ofluoğlu; ‘Sağlıklı ve aktif bireylerde bile bir egzersiz uygulaması yapılırken kullanılan cihazın ergonomisi, kişinin boy-kilosuna uyumu, egzersiz sırasında eklemlerin kazandığı açılar, uygulanan direnç, ağırlık gibi parametreler büyük önem taşır. Yaşı ileri, spora yatkınlığı olmayan ve fiziksel bir rahatsızlığı bulunan kişilerde bu noktalar daha önemli hale gelir. Özellikle ısınmadan yapılan ani ağırlıklı hareketler, bireylerde ciddi sakatlıkların oluşmasına neden olabilir. Bel, boyun problemleri, omuz, diz ve kalça eklemi ile ilgili sıkıntısı olan bireylerin parklardaki egzersiz aletlerinden önemle kaçınması; sağlıklı bireylerin de muhakkak bilinçli bir şekilde egzersiz yapmaları gerekir. Ayrıca egzersiz programlarının kişiye özel hazırlanması gerektiği de unutulmamalıdır’ açıklamasında bulundu.

 

Parklardaki spor uygulamalarının geliştirilmesi adına;

  • Cihazlar daha ergonomik, kişiye göre ayarlanabilir hale getirilmeli,
  • Egzersiz istasyonlarının başına hareketlerin doğru bir biçimde nasıl yapılacağına ilişkin açıklamalar eklenmeli,
  • Hatta konulabiliyorsa istasyonlara rotasyonlu spor eğitmenleri yerleştirilmeli,
  • Ayrıca fiziksel bir rahatsızlığı bulunan kişiler egzersiz programından önce mutlaka bir uzmandan yardım alarak, rastgele egzersiz yapmaktan önemle kaçınmalıdır.

Güneş Hasarlarına Dikkat

Güneşin Cildimize Verdiği Hasar Bronzlukla Sınırlı Değil!

Bronzlaşmanın aslında cilt hasarı olduğunu ve güneşin dikkat edilmediğinde cildimize bunun dışında verebileceği zararları Hisar Intercontinental Hospital Dermatoloji Uzmanı Dr. Burçak Bozdemir Aral’dan öğrendik…

 

Bronz ten: Cildinizdeki pürüz ve lekeleri kapadığını düşünseniz de; aslında bronzluk, cildinizin üst tabakasının yaralanması sonucu verdiği tepkidir. Cildinizin güneşin ultraviyole ışınlarını emmesi cilt yaşlanmasını hızlandırır ve cilt kanseri riskini artırır. Zarar görmemeniz için minimum 30 koruma faktörlü güneş bakım ürünlerini tercih edin.

Güneş yanıkları: Cildinize dokunduğunuzda sıcaklık hissediyor, cilt renginiz kırmızıya dönmüş ve hafif bir ağrınız varsa birinci derece yanıkla karşı karşıyasınız demektir. Ağrı kesici alın, soğuk kompres yapın, cildinizi E vitamini ve aleo vera içerikli kremlerle nemlendirin. Cildinizin sinir uçları ve daha derin katmanlarını etkileyen ikinci derece güneş yanığı daha acı vericidir ve daha zor iyileşir. Kızarıklık ve kabarcıklar olabilir. Oluşan kabarcıkları kesinlikle patlatmayın, enfeksiyon yaşama riskiyle karşı karşıya kalabilirsiniz.

Kırışıklıklar Güneş ışınları cildinizin elastikliğini kaybederek kırışması ve sarkmasına neden olur.

Cilt tonu farklılıkları: Çok fazla güneşe maruz kalmanız cilt alanınızın birbirinden farklı tonlara sahip olmasına neden olabilir. Özellikle yüzünüz olduğundan daha kırmızı görünür ve küçük kan damarlarınız belirginleşebilir.

Çiller: Özellikle açık tenli ve kızıl saçlı kişilerde daha fazla görülen çiller, güneşin etkisiyle daha da belirginleşir. Çiller kötü değildir; ancak aniden başlayan ve şekilsiz çillenme erken evredeki cilt kanserlerinin habercilerinden olabilir. Bu nedenle çillerinizde boyut, şekil, renk değişikliği, kaşıntı ya da kanama varsa mutlaka doktorunuza başvurun.

Melazma (Gebelik maskesi): Yanaklar, burun, alın ve çenede kahverengi lekeler olarak görülür. Hamile kadınlarda daha çok görüldüğü için gebelik maskesi olarak bilinse de erkeklerde de görülebilir. Hamilelik süreci tamamlandıktan sonra geçebileceği gibi daha sonra da kalıcı olabilir. Bu nedenle gebelik maskesi oluşumunuz varsa güneşten uzak durun ve her zaman güneş koruyucu kremleri kullanın.

Yaş Lekeleri: Yaşlandıkça özellikle el üzeri, kol, yüz ve göğüs bölgesinde görülmeye başlayan kahverengi alanlardır. Beyazlatma kremleri, asit peeling ve hafif tedavilerle onları daha az belirgin yapabilirsiniz.

Aktinik Keratoz: Kırmızı, kahverengi ya da deri renginde, pütürlü yüzeye sahip, küçük yama ve pullardır. Daha çok baş, boyun ve ellerde yani güneş gören bölgelerde oluşan bu lekeler güneşte çok fazla kalmaktan oluşur. Açık havada uzun süre çalışanlarda sık görülür. Tedavi edilmezse cilt kanseri için risk oluştururlar.

Skuamöz Hücreli Karsinom: Cilt kanserinin bu tipi kırmızı, kanamalı veya kabuklu iyileşmeyen yara şeklinde ortaya çıkabilir. Burun, alın, kulaklar, alt dudak, eller gibi en çok güneş gören bölgelerde ortaya çıkar. Erken tanıyla tedavi edilebilir.

Bazal Hücreli Karsinom: Cilt kanserinin en sık görülen ve tedavisi en kolay olan şeklidir. Hastalık yavaş yayılır. Bu lezyonlar genellikle kulaklar, boyun ya da yüzde görünür.  Görünüm olarak birçok farklı şekilde ortaya çıkabilir. daha nadiren sırt veya göğüs bölgesinde cilt renginde veya kahverengi yaralar olarak görülebilir.

Melanom: Diğer cilt kanserleri kadar yaygın olmasa da en ciddi cilt kanseri türüdür. Mevcut benlerden olabileceği gibi yeni lezyon olarak da görülebilir. Bu nedenle yüzdeki ve vücuttaki tüm benlerin ve bu benlerdeki değişimlerin yakından takip edilmesi gerekmektedir. Melanom sadece deriyi etkileyebilir ya da diğer organlar ve kemiklere yayılabilir. Erken tanıyla tedavi edilebilir.

KURTULMANIZ MÜMKÜN

PİŞMANSANIZ,SIKILDIYSANIZ KURTULMANIZ MÜMKÜN !

Dermatec Polikliniği Dermatoloji Uzmanı Dr. Ata Nejat Ertek konu ile ilgili bilgiler verdi.

Dermatoloji Uzmanı Dr. Ata Nejat Ertek,”Dövme, insan derisi üzerine yapılan işaret ve desenlerin genel adıdır. Dövme yaptırmanın geçmişi en az 5000 yıl öncesine dayanır. Dövme uygulamasının özellikle son 20 yılda ve gelişmiş ülkelerde genç popülasyonda popülaritesi artmıştır. 18-50 yaş arası dövme yaptırmış kişiler 18-50 yaş grubunun yaklaşık %25’ini, Avrupa ve Avustralya’da ise yaklaşık %10’unu oluşturmaktadır.” dedi.

IMG (1)Dr. Ata Nejat Ertek sözlerine şöyle devam etti; ”İstenerek yapılan bu dövmeler zamanla, ilgi alanlarının değişmesi, inanç, ayrılık , yeni iş hayatı, utanç, daha iyi rol model olabilme gibi nedenlerden dolayı bazı kişiler için istenmeyen bir durum haline gelmektedir. Dövme silmek için yapılan ilk denemeler kesme ve zımparalama yöntemleri olmuştur. 1990ların sonunda Q Switch lazerler geliştirilmiştir. Bu yeni nesil lazer sistemleri dövme silme için kullanılan son teknolojidir. Ayrıca, renkli dövmelerin çıkarılmasına da imkan vermektedir. İşleminin risklerini minimuma indirmek ve oluşabilecek yara izlerini engellemek istiyorsanız Q Switch lazer tercih etmelisiniz. Tek bir dalga boyuna sahip lazer ile her renkteki dövmeyi silmek mümkün değildir. Değişik dalga boyuna sahip lazerler, değişik renkteki dövmeleri silebilirler. Örneğin, siyah dövmeyi çıkarmak için kullanılan dalga boyu, kırmızı renkteki dövme üzerinde etkili olmayarak deriye zarar verebilir.  Dövme silme tedavisinde dövmenin türüne uygun lazerler dalga boyuna göre belirlenir. Uygun dalga boyunda lazer ışığıyla dövme boyası parçalanır ve patlar. Çok ufak parçalara ayrılan boya, hücreler tarafından taşınarak sindirilerek vücuttan atılır.” dedi.

Dr. Ata Nejat Ertek,”Q Switch lazerler çevredeki sağlıklı deriye zarar vermeden dövme silme işlemini gerçekleştirir. Makineden çıkan lazer ışını ile dövme mürekkebi parçacıklara ayrılır ve bu parçalar, vücudun doğal mekanizması ile atılır. Bu atılma işlemi genelde birkaç hafta sürer.”diye belirtti.

Dr. Ata Nejat Ertek,”Dövmenin silme işlemini birçok faktör etkilemektedir. Koyu renk dövmeler en hızlı şekilde cevap verirken bunu mavi, yeşil, kırmızı, turuncu ve pembe gibi sıcak renkler takip etmektedir. Koyu renk dövmeler için 4-6 seans yeterli olurken, açık renk dövmeler için bu sayı 12’yi bulabilmektedir. Kişinin kendi ten rengine yakın olan renkleri ve açık tonları silmek daha zordur. Dövmenin silinmesini etkileyen bir faktörde dövmenin derinliğidir. Dövme boyası ne kadar derindeyse, silme işlemi o kadar zor olmaktadır. Çünkü dövme lazerle silindiğinden,lazer ışığının etkisi derinin ne kadar altına inerse o kadar azalır. Lazerle dövme sildirmede büyük rol oynayan diğer etmense dövmenin yapıldığı bölgedir. Örneğin yüz ve boyun bölgelerinde çalışmak daha kolay olmaktadır. Bu bölgeler daha hızlı iyileştiğinden daha yüksek enerji ile çalışma imkanımız oluyor. Kişilerin bağışıklık sisteminin farklı olmasından dolayı, parçalanmış mürekkep pigmentlerini vücuttan atma hızı kişiden kişiye değişmektedir. Dövmenin profesyonel ya da amatör şekilde yapılmış olması da dövme silme işleminin seans sayısını etkilemektedir. Amatör dövmeleri çıkarmak profesyonel olanlara oranla çok daha kolaydır.” ifadesinde bulundu.

Dr. Ata Nejat Ertek, ”Q Switch lazer uygulamasında seanslar 4-8 hafta aralıklarla yapılmaktadır. Tüm deri tiplerine ve vücudun her bölgesine lazer ile dövme silme işlemi yapılabilir. Küçük bir dövme silme işleminin süresi 5 dakika sürerken, büyük veya birden fazla dövme için bu süre 1 saati bulabilmektedir.Pek çok kişi dövmelerini sildirmek istese de buna cesaret edememektedir. Bu işlemde acıyı minimuma indirmek için uygulama yapılacak bölgeye ağrı kesici kremler kullanılır. Eğer kişinin acı eşiği düşük ise bölgeye lokal anestezi uygulanabilir. Deride kızarıklık ve kabarma olağan olup, 15-30 saat içinde kaybolan zararsız yan etkilerdir. 1-2 gün deride gerginlik hissedilebilir.Lazer ile dövme sildirme uygulaması sonrasında hasta günlük aktivitelerine hemen döner. Bunun yanında tedavinin başarı oranını arttırmak amacıyla bazı uyarılar önem kazanır. Uygulama yapıldıktan sonra, işlem gören bölgenin güneşten korunması gerekir. Seanstan sonraki 1 hafta tavsiye edilecek pomadı kullanmak yeterlidir. Tedavi gerçekleştiği gün, uygulama yapılan bölgeyi temiz tutmak ve bu bölgeye su değdirmemek gerekir. Ertesi gün duş alınmasında sakınca yoktur. Seans sonrası günlük hayatı etkileyecek herhangi bir durum olmamaktadır.  2 hafta boyunca tedavi bölgesi güneşten korunmalı, solaryuma girilmemelidir. 4 hafta süresince ise peeling gibi işlemler yaptırılmamalıdır.”dedi.

Dr. Ata Nejat Ertek son olarak;”Lazerle dövme sildirme yaptıracak kişilerin en büyük korkusu işlemden sonra iz kalmasıdır. Her tıbbi işlem gibi lazerle dövme çıkarılmasının da yararları ve riskleri mevcuttur. Bu nedenle, hastanın dikkatli olması ve doktorunun verdiği talimatları dinlemesi gerekir. Uygulama yapan kişinin tecrübesi ve kullanılan teknoloji çok önemlidir. Her kişi dövme sildirme işlemi için uygun değildir.Sonuç olarak, lazer ile dövme sildirme uygulaması uzun zaman ve sabır gerektiren uygulamalardır ve hemen sonuçların ortaya çıkması beklenmemelidir. Uygulama sürecinde dövme üzerindeki değişimler yavaş olarak ortaya çıkacaktır.” diye belirtti.

ÇED gerekli değilmiş

NUH Beton AŞ’nin Ataşehir’deki Bostancı Nuh Oteli Kapasite Artışı projesi’ne Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı çıktı.

 

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, NUH Beton AŞ’nin Ataşehir’deki otel projesi, Bostancı Nuh Oteli Kapasite Artışı projesi’nin ÇED raporunda olumlu görüş belirtti.

Çevre Şehircilik Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü resmi web sitesinde Bostancı Nuh Oteli Kapasite Artışı projesi’nin ÇED Duyurusu:

İSTANBUL ili KADIKÖY, ilcesi 4. Bölge Bucağı, İçerenköy Mahallesi, Pafta No: 255, Ada No:2805 Parsel No:2 mevkiindeki NUH Beton A.Ş. tarafından yapılması planlanan Bostancı Nuh Oteli Kapasite Artışı projesi ile ilgili olarak Bakanlığımıza sunulan dosyayı PTD Dosyası incelenmiş ve değerlendirilmiştir ÇED Yönetmeliği’nin 17. maddesi gereğince Bostancı Nuh Oteli Kapasite Artışı projesi’ne Valiliğimizce “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı verilmiştir.
Recep Kenan/itvhaber.com

Zafer direnen kadınların

Fatih Sultan Mehmet (FSM) Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin yemekhanesinde çalışırken işten atılan DİSK Gıda-İş Sendikası üyesi kadın işçiler, 63 gündür sürdürdükleri direnişi kazandı.

Sendika, hastane yönetimi ve Evrensel Hazır Gıda adlı taşeron firma arasında dün sabah gerçekleştirilen görüşmede anlaşma sağlandı. İşçiler yarın işbaşı yapacak. DİSK Gıda-İş Sendikası Genel Sekreteri Seyit Aslan, SES ve Genel-İş üyeleri başta olmak üzere, sağlık emekçilerinin dayanışması ve ortak mücadelesiyle bu kazanımın elde edildiğini belirtti.

FSM Hastanesi işçisi kadınlar ise kendilerini yalnız bırakmayan Divan direnişçisi işçilere teşekkür ederek, “Bize hep destek oldular, en kısa zamanda onların da sevinçli haberlerini almayı bekliyoruz. Sevinçliyiz, mutluyuz, örgütlüysek güçlüyüz” diye konuştu.

 

Yetim başı okşamak, onu hayata bağlamaktır

Yetim başı okşamak, onu hayata bağlamaktır

 

Yetimlere hizmet amacıyla yeni kurulan “Ataşehir Yetimleri Koruma Derneği” yönetim kurulu üyeleri amaçlarını kamuoyuna duyurmak için kahvaltılı toplantı düzenledi.

Yerel basının davet edildiği toplantıya Ataşehir Belediye Meclisi 1.Başkan Vekili Sadi Özata, CHP Ferhatpaşa Mahalle temsilcileri, bazı STK temsilcileri, dernek yönetim kurulu ve dernek üyeleri ile gönüllü vatandaşlar katıldı.

Dernek Başkanı Hüseyin Bayır derneğin çalışmaları ile ilgili şunları söyledi.                  “Ataşehir’de insana hizmet arayışı içindeyken resmi kurumlara kayıtlı 1488 yetim yavrumuzun olduğunu öğrendik. Bu alandaki boşluğu doldurmak için Ataşehir’in ilk ve tek resmi kurumu olan Ataşehir Yetimleri Koruma Derneği’ni kurduk. Yetim başı okşamak isteyen hayırsever aklıselim insanlarla kısa sürede 345 kişi olduk. İlçemizin 16 mahallesinde 1488 karanlık köşesinde başları öne eğik, yüzleri avuçlarının içinde sıcak bir tebessüm bekleyen yavrularımıza şefkat elimizi uzatmak için gittiğimiz birkaç hanede sevgiye susamış yetimlerle karşılaştık. Yetimlerin sevgi, eğitim ve barınma gibi ihtiyaçlarını gidermek amaçlı çıktığımız bu yolun uzun ve yükünün ağır olduğunu biliyorduk. Bu anlamda bizimle beraber bu yükü taşıyacak gönüllü ve duyarlı çalışanlara ihtiyacımız var. Duyarlı yardımsever herkesi katkı sunmak için bekliyoruz. Kapımız sonuna kadar açık.”

Ne tür faaliyetler hedefliyorsunuz? Aynı amaçla hizmet vermek için ilçede faaliyet gösteren DÜNYEV var. Daha güçlü bir hizmet verme adına birlikte hareket etme durumu olabilir mi? sorularını Bayır şöyle cevapladı. “ Resmi kayıtlarda 1488 yetim yavrumuz var. Bunların barınma, eğitim çözüm noktasında yardımcı olmak. Ayrıca iş ve çalışma konularında  Avrupa’da istihdamı ve “Yetimleri Sevindirme Haftası” projelerimiz var. Bu konuda çalışmalarımız devam etmektedir. ” DÜNYEV ile ilgili soruya da; ”DÜNYEV’in Ataşehir’de kurucusu benim. DÜNYEV şubeleri kapatma kararı aldı. Belki bu 7 -8 ay sürebilir. Bu boşluğu doldurmak için dernek kurma kararı aldık” dedi

İki başlı olmak demek, kapanın elinde kalma gibi bir sıkıntı yaratacağını söyleyen Sadi Özata şöyle konuştu. “ DÜNYEV böyle bir karar aldıysa neden aktif bir çalışma ortamına giriyor.  O zaman herkesin destek vereceği, el vereceği Ataşehir’i temsil eden bir derneğin olması burayı çok rahat götürür. Farklı dernekler olursa bölünme ve güç kaybı olacak. Daha iyi ve güçlü bir hizmet verme adına bir araya gelmek işleri daha kolaylaştıracağı ve rahat çalışma ortamı sağlayacağı kanaatindeyim.”

Daha sonra söz alan üyeler; Yerinde yönetimin çıtayı yükselteceğini, birlikte çalışmanın güç oluşturacağını, katkı ve destek için çalışmalara gönüllü ve özverili bir şekilde devam edeceklerini söylediler.

Duyarlı ve gönüllü vatandaşların irtibat kurabilecekleri dernek telefon numaraları:

Hüseyin Bayır(Başkan) 0537 428 95 94

0216-574 33 44-45

 

Tekerlekli sandalyeler sahiplerini buldu

Tekerlekli sandalyeler sahiplerini buldu

 

 

Bölgemizin ilk engelli derneği Kadıköy ERENGAZİ Sakatlar Derneğimizin kurulduğu ve ilçe olduktan sonra ATAŞEHİR ismini alarak Engelli Kardeşlerimiz ve ailelerimize hizmet vermeye gayret ederken hep yanımızda oldunuz Geçmişten Günümüze bizlerden hiçbir zaman desteklerinizi katkılarınızı ve gönül dostluğunuzu eksik etmediniz Bu vesileyle şükranlarımızı sunarız.

 

Söz konusu Bu yılda 3 aralık dünya engelliler günümüz çeşitli etkinliklerle kutlanmıştır.
İlçemizin Eğitim alanında köklü bir yeri olan ATAŞEHİR ADIGÜZEL EĞİTİM KURUMLARIyine bir farkındalık yaratarak Adıgüzel Meslek Yüksekokulu son sınıf öğrencilerimizin Kurum bünyesinde Engelsiz Yaşamı Destekleme amaçlı derneğimiz adına düzenledikleri proğram ile elde edilecek olan katkı ilwe bEngelli Öğrencilerimize tekerlekli sandalye dağıtım töreni planlamışlardır.
Sizleri de aralarında görmek arzusundalardır.
Katılımlarınız yine bizlere güç ve onur katacaktır.

PROGRAM AKIŞI

16.12 2014 Salı Saat 10:00 17:00 KERMES
19.12.2014 Saat :14:00-16:00 KONSER
23.122014 Saat :14:00 16:00 TEKERLEKLİ SANDALYE DAĞITIM TÖRENİ KOKTEY -kapanış

daha önceden Milli eğitim müdürlüklewri tarafından tespit edilen engelli öğrencilerimize dağıtım yapılacaktır.

Tesadüfen bulundu, migreni bitirdi

Tesadüfen bulundu, migreni bitirdi

Göz estetiği ameliyatı sırasında tesadüfen bulunan bir yöntem, her 6 kişiden birini karanlık odalara mahkûm eden migreni tedavi ediyor. Ameliyatın, şiddetli ağrıları bıçak gibi kestiğini söyleyen Estetik Cerrah Doç. Tayfun Türkaslan’a göre yöntemin başarı oranı % 90’ı buluyor.

 Göz estetiği ameliyatı sırasında tesadüfen bulunan bir yöntem, her 6 kişiden birini karanlık odalara mahkûm eden migreni tedavi ediyor. Ameliyatın, şiddetli ağrıları bıçak gibi kestiğini söyleyen Estetik Cerrah Doç. Tayfun Türkaslan’a göre yöntemin başarı oranı % 90’ı buluyor.
Yorgunluğun, tempolu çalışmanın, stresin, sesin ve ışığın tetiklediği kronik migren atakları, adeta hayatı kabusa çeviriyor. Milyonlarca migren hastasının yarısından fazlası ayda en az 4 atak geçiriyor. Ataklar 4 saatten 3 güne kadar sürebiliyor ve hastalar karanlık odalarda atağın geçmesini bekliyor. Araştırmalara göre, migren ağrılarının şiddeti ve yarattığı psikoloji intihara dahi sürükleyebiliyor.Her 6 kişiden birinin ilaç tedavileriyle migrenle yaşamak zorunda kaldığını belirten Estetik ve Plastik Cerrah Doç. Dr. Tayfun Türkaslan, göz estetiği ameliyatı esnasında tesadüfen bulunan bir yöntemin bu karanlıklara kalıcı şekilde son verdiğini görüşünde. Bu ameliyat Türkiye’de fazla bilinmiyor ama Türkaslan’a göre, Amerika’da 15 yıldır uygulanan yöntemin başarı oranı % 90.

‘TIPTAKİ EN ÖNEMLİ BULUŞLARDAN BİRİ’

Tedavinin; Cleveland’da görevli Plastik Cerrah Prof. Dr. Bahman Guyuron’ın alın, şakak germe ve göz kapağı estetiği sonrasında migren ağrılarının da geçtiğini gözlemlemesiyle ortaya çıktığını anlatan Türkaslan, “Migren cerrahisiyle elde edilen bu tedavi, tıpkı çocuk felci tedavisinin bulunması gibidir. Bence tıptaki en önemli buluşlardan biridir” dedi.

Amerika’da çok sayıda migren vakasında bu yöntemin uygulandığını ve uzun dönem bilimsel sonuçların değerlendirildiğini belirten Türkaslan, % 90 başarı oranının da bu çalışmalarla elde edilen bir sonuç olduğuna vurgu yaptı.

KASLARA MÜDAHALE EDİLİYOR, SİNİRLER RAHATLIYOR

Tedavinin, migreni tetikleyen sinirlerin gevşetilip rahatlatılmasıyla gerçekleştirildiğini ifade eden Doç. Türkaslan ameliyat tekniğini, “Migren ağrıları alın, şakak ve ense kökünden tekiklenir. Dolayısıyla bu bölgelere mikro kameralarla gerçekleştirdiğimiz endoskopik işlemde migreni başlatan sinirleri gevşetip rahatlatıyoruz. Bunu, sinirlere baskı yapan kaslara müdahale ederek yapıyoruz. Alın ve şakak bölgesinden, göz kapağından ya da enseden, saçlı deri içinden açtığımız kesilerden girerek ameliyatı gerçekleştiriyoruz” şeklinde özetledi.

AMELİYATI BOTOKS TESTİ BELİRLİYOR

Ameliyatın 1 ila 4 saat sürdüğünü, başarının ise ise uygun hasta seçimine bağlı olduğunu kaydeden Türkaslan, ameliyata uygunluk kriterini ise şöyle açıkladı: “Ataklar ayda 2-3 kez tekrar ediyor, her ağrının süresi 15 saati geçiyorsa hastamıza botoks testi uyguluyoruz. Botoks testi şu ana kadar migren hastalarında ağrıları geçici olarak durduran bir uygulamaydı. Artık botoks ile ameliyata uygunluk durumunu belirliyoruz. Burada kullandığımız botoks estetik değil, tanı amaçlıdır. Olumlu sonuç aldığımızda ameliyatı yapıyoruz.” Migren ameliyatında kafatasına ve beyne herhangi bir işlem yapılmadığını, sadece saçlı derinin altındaki belirli sinir ve kas grubuna müdahale edildiğini dile getiren Türkaslan, bu ameliyatı neden plastik cerrahi uzmanlarının yaptığı sorusuna ise, “Çünkü plastik cerrahlar yüz mimik kaslarının anatomisine, endoskopik ameliyat tekniklerine ve periferik sinir cerrahisine hakimdir. Amerika’da bu ameliyat plastik cerrahlar tarafından gerçekleştirilmektedir. Migren cerrahisinin sonuçları üzerinde hekimin tecrübesi çok etkilidir” yanıtını verdi.

‘4 HAFTADA MİGRENSİZ HAYAT’

Ameliyattan sonra hastaların aynı gün taburcu edildiğini söyleyen Türkaslan, 4 haftaya kadar migren kaynaklı ağrıların geçtiğini belirtti, “Hasta 7. gün işbaşı yapabiliyor. Ameliyat ağrıları ve uyuşmalar zamanla azalarak 6 ay içinde tamamen geçiyor. Ameliyat izleri saçlı derinin içine ya da göz kapağı kıvrımına gizlendiği için dikkat çekmiyor. İşlemden sonra hastalar, migrensiz bir hayata ‘merhaba’ demenin mutluluğunu yaşıyor” ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE’DE NEDEN YAYGIN DEĞİL?

Türkaslan’a göre, ameliyatın herhangi bir komplikasyonu yok ve dikkat edilmesi gereken en önemli nokta uygun hastanın seçilmesi. “Peki bu kadar etkin bir yöntem olmasına rağmen neden çok sayıda insan hala migren ağrısıyla yaşıyor?” sorusuna Dr. Türkaslan’ın cevabı: “Başarı oranı son derece yüksek olan migren ameliyatı maalesef ülkemizde yeterince bilinmiyor. Ancak önemli olan; ülkemizdeki milyonlarca migren hastasının bu hastalığın pençesinden ameliyatla kurtulabileceği gerçeği ve bu bilincin oluşması. Yıllar önce migren tedavisinde geçici iyileşme sağlayan botoks yöntemine karşı da, ‘estetik ve gereksiz’ yaklaşımı sergilenmiş, direnç gösterilmişti. Ancak daha sonra ilgili tıp çevrelerinde migrende botoksun geçici bir tedavi yöntemi olduğu kabul edildi ve botoks yaygın olarak kullanılmaya başlandı. Migren ameliyatında da benzer bir sürecin içindeyiz.” Doç. Dr. Tayfun Türkaslan, hastaları ilaç bağımlığından kurtaran migren ameliyatı giderlerinin özel sağlık sigortaları tarafından karşılandığını, Sağlık Bakanlığı’nın ise geri ödeme için verileri incelediğini sözlerine ekledi. (Kaynak: ntvmsnbc)

 

Karadağ’ların acı günü

Karadağ’ların acı günü

Ataşehir Belediyesi CHP meclis üyesi Süleyman Karadağ’ın kardeşi, Bahattin Karadağ’ın geçirdiği kalp ameliyatı sonrası hayatını kaybetmesi başta ailesi olmak üzere sevenlerini üzdü.

Altmış bir yaşında vefat eden Bahattin Karadağ dört çocuk babası ve ticaretle uğraşıyordu. Kayışdağı Mahallesi İmam Hüseyin Camisi’nde kılınan cenaze namazından sonra Karacaahmet   Seyit Ahmet Mezarlığındaki aile kabristanına defnedildi.

Cenaze törenine;  Ataşehir Belediye başkanı Battal İlgezdi, yardımcıları, birim müdürleri, CHP Ataşehir ilçe Başkanı Hakkı Altınkaynak, yönetim kurulu üyeleri, Belediye Meclisi 1. Başkan vekili Sadi Özata, partililer ve Karadağ ailesinin dostları katılarak başsağlığı dileklerinde bulundular

Gazete Ataşehir ailesi olarak Karadağ ailesinin acısını paylaşır, merhuma Allah’tan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.

 

İstanbullular dikkat!

İstanbullular dikkat!

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, “İstanbul bu gece yarısı itibariyle şiddetli rüzgarların ve yağışın etkisi altına girecek. İBB tüm birimlerini uyararak alarma geçti. Sağanak ve şiddetli yağışın yanı sıra kuvvetli rüzgârın hafta başına kadar aralıklarla fırtına seviyesinde saatte 30 ila 100 km hıza ulaşacağı tahmin ediliyor” açıklaması yaptı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) yazılı bir açıklama yaparak, İstanbul bu gece yarısı itibariyle şiddetli rüzgarların ve yağışın etkisi altına gireceğini açıkladı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, meteoroloji raporlarına göre tüm birimlerini uyararak alarma geçtiğini bildirdi. Yapılan açıklamada, sağanak ve şiddetli yağışın yanı sıra kuvvetli rüzgârın hafta başına kadar aralıklarla fırtına seviyesinde saatte 30 ila 100 km hıza ulaşacağı tahmin edildiği bildirerek şunlara yer verildi:

“Cumartesi sabah itibariyle İstanbul’un Avrupa yakasından başlayarak, öğleye doğru il genelinde kuvvetli ve çok kuvvetli gök gürültülü sağanak yağmur geçişleri olacağı tahmin ediliyor. Radar görüntülerine göre saatte 21-75kg/m2 yağış düşeceği gözleniyor. Pazar akşam saatlerine kadar aralıklarla kuvvetli yağış olması beklenirken fırtınanın Salı günü akşam saatlerinde ise etkisini azaltması bekleniyor.
Rüzgârın açık deniz seferlerini aksatması, çatı ve tabela uçması, ağaç devrilmesi, denizde dalga yüksekliğini artırarak (2 ila 5m arası) olumsuzluklara neden olması bekleniyor.

Muhtemel olumsuzluklara karşı, İtfaiye Daire Başkanlığı, Yol Bakım ve Onarım Daire Başkanlığı, Park ve Bahçeler Daire Başkanlığı, İSKİ ve Trafik Müdürlüğü, Atık Yönetim, Beyaz Masa, Destek Hizmetleri, Zabıta Daire Başkanlığı, İl Emniyet Müdürlüğü, İETT, İGDAŞ, İDO, Şehir Hatları, ilgili müdürlük personeli muhtemel olumsuzluklara karşı hazır bekletiliyor. Oluşabilecek olumsuzluklara karşı kriz yönetimi AKOM’dan yönetilecek.” (DHA)

Gazlı İçecekler Bağımlılık Yaratıyor!

Gazlı İçecekler Bağımlılık Yaratıyor!

Özellikle hararet giderme konusunda buzdolabımızdan eksik etmediğimiz gazlı içecekler ve meyve sularının, aslında içerdikleri doğal olmayan katkı maddeleri nedeniyle, sağlığımızı nasıl olumsuz etkilediğini biliyor muydunuz?

Meyve suyu yerine, meyvenin kendisini tüketmenin daha sağlıklı olduğuna dikkat çeken Hisar Intercontinental Hospital Klinik Laboratuvarlar Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bekir Sami Uyanık; ‘Meyveler bütün olarak sindirim sistemimizden düzenli emilir ve vücudumuza daha fazla yarar sağlar. Meyve suyu ya da şekerli içecekler gibi kan şekerini ani yükseltmez, ani insülin salgılanmasına neden olmaz. Marketlerde satılan meyve sularında, meyve özünün yanı sıra oranları değişen sofra şekeri, fruktoz şurubu gibi katkı maddeleri de bulunur. Bu nedenle çok fazla tüketildiğinde yüksek oranda şekerin vücuda girmesine, dolayısıyla kan şekerinin yükselmesine, sonuçta diyabet (şeker hastalığı) ve obezite gibi hastalıklara yol açarlar’ diye konuştu.

Gazlı içecekler bağımlılık yaratıyor!

Gazlı içecek olan meşrubatların üretimi sırasında su, meşrubat şurubu (fruktoz) ve karbondioksitin karıştırılmasıyla Karbonasyon adı verilen bir işlem yapılır. Bu işlemde kullanılan karbondioksit, meşrubatların gazlı özellik kazanmasını sağlayarak, içilirken kabarcıklı etkiyi oluşturur. Gazlı içeceklerin zararı, içinde bulunan karbondioksitten değil; her tüketildiğinde daha fazla tüketme isteği uyandırarak bağımlılık yaratmasıdır. İçeriğindeki tatlandırıcı, antioksidan, boya, aroma gibi katkı maddeleri de ayrıca sorgulanabilir. Organik ve doğal olmayan, hem de sentetik olan bir içeceğin aşırı tüketimi başlı başına çok büyük tahribatlara yol açar. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) , içecekler konusunda, özellikle de kafeinli enerji içecekleriyle ilgili çalışmalar yapmış, halk sağlığını etkileyecek düzeyde olduğuna dair raporlar yayınlamıştır. Uyarıcı etki yapması ve geçici olarak performans artırıcı özelliği ile tanıtılan ve özendirilen bu içeceklerin gençler, hatta çocuklar tarafından fazla miktarda tüketilmesi bazı ülkelerin önlem almasına sebep olmuştur.