Çalışan anneler dikkat!

ÇALIŞAN ANNE ADAYLARININ DİKKAT ETMESİ GEREKENLER

Hamilelik, iş yaşantınızı biraz zorlaştıracak gibi görünse de alacağınız önlemler ile bu süreci daha rahat bir şekilde geçirmeniz mümkün. Hamileyseniz ve henüz işinize ara vermediyseniz sağlıklı bir hamilelik dönemi geçirmek için beslenme düzeni ve kıyafet gibi konulara mutlaka dikkat etmelisiniz. Memorial Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Tolga Ergin, çalışan anne adaylarına sağlıklı ve rahat bir hamilelik dönem için önerilerde bulundu.

Beslenme alışkanlıklarınızı gözden geçirin

Sağlıklı ve kaliteli bir gebelik dönemi geçirmek için özellikle çalışan anne adayları beslenme alışkanlıklarını tekrar gözden geçirmelidirler. Temel besin maddeleri olan et, yumurta, kuru baklagiller, süt ve süt ürünleri, sebze-meyve ve tahıllardan yeterince alınmalı, şeker ve yağ dengesi iyi ayarlanmalıdır. Şeker ve yağ miktarı yüksek gıdalar besleyici özellikleri düşük ve kalorileri çok yüksek gıdalar olduğu için sınırlı ölçüde tüketmesi gerekir. Fındık ve ceviz gibi kuruyemişler de yüksek kalorili olmamaları ve antioksidan etkileri nedeni ile iş ortamında sınırlı olmak üzere tüketilebilir.

3 ana 3 ara öğün sistemi uygulayın

Anne adaylarının günlük kalori ihtiyaçları diğer kadınlara oranla 300 kalori daha fazladır. Kadınların normal beslenme düzenlerine hamilelikle birlikte 20 gr protein, 15-20 mg demir ve 500 mg kalsiyum eklenmelidir. 3 ana 3 ara öğün olmak üzere en az 6 öğün beslenilmelidir. Sıvı gıdaları ve özellikle suyu gebelik öncesine nazaran daha fazla tüketmek gereklidir (en azından 2 litre/gün). Kahve ve çayın günde 2 fincandan daha fazla tüketilmemesi önerilmektedir. Ara öğünlerde lifli ve kepekli besinler sindirim sistemi için faydalı olacaktır. Ara öğünlerde havuç, elma gibi meyve ve sebzeler rahatlıkla tüketilebilir. Doğal meyve suları da başka bir alternatif olabilir. Yine bu ara öğünler için süt, süt ürünleri ve sütlü tatlılar da rahatlıkla tüketilebilir.

Kıyafetlerinizde değişiklik yapmanız gerekebilir

Anne adayları aylar ilerledikçe giyimlerinde de bazı değişiklikler yapmaya başlamalıdır. İş ve günlük hayatlarında vücuda oturmayan, rahat hareket etmelerini sağlayacak hafif ve bol kıyafetler tercih etmelidirler. Özellikle terlemeyi artıran sentetik kumaşlar yerine daha sağlıklı olan pamuklu kumaşlar tercih edilmelidir. İç çamaşırlarında da buna dikkat etmeliler. Bu dönemde ayakkabı seçimi de oldukça önem taşır. Topuksuz veya yüksek topuklu ayakkabılar sıklıkla bel ağrılarına sebep olabileceğinden alçak topuklu ayakkabılar anne adayının çalışma ortamındaki rahatı için daha doğru olacaktır.

Çalışma ortamınız

Anne adayının çalışma ortamının aydınlık ve iyi havalandırılmış olması çok önemlidir. Direkt klimaya maruz kalmayan bir bölümde rahat bir koltuğun olduğu ve dirseklerin 90 derecede durabileceği yükseklikteki masalar kullanılmalıdır. Uzun süre dinlenmeden çalışmak kaslarda ağrı ve özellikle dolaşımda bazı problemlere yol açabilmektedir. Belli aralıklarla verilecek molalarda basit kol, bacak ve boyun hareketleri faydalı olacaktır.

Eve geldiğinizde kendinizi ertesi gün için dinlendirin

Çalışan hamileler eve geldiklerinde, günün yorgunluğunu atacak ve kendilerini ertesi iş gününe hazırlayacak şekilde dinlenmelidirler. Günün önemli bir kısmını ayakta geçiren hamileler, evde ayaklarını ve bacaklarını yüksek bir noktaya kaldırarak dinlenmelidirler. İş sonrası veya evde basit yürüyüş veya temel egzersiz hareketleri ile toplardamarlardaki kan akışını düzenleyecek hareketler yapmaları önerilmektedir. Haftada 2-3 kez yüzme, her gün en az 20 dakikalık tempolu yürüyüşler ya da önerilen germe ve gevşeme egzersizleri hem anne adayının kendisini daha iyi hissetmesini sağlar hem de doğuma iyi bir hazırlık olmaktadır. Gece yatmadan alınan ılık bir duş, genel bir rahatlama sağlayarak, düzenli bir uykuya geçişi sağlamada yardımcı olacaktır.

Kimlerin çalışması sakıncalıdır?

  • Vajinal kanaması olan gebeler,

  • Hipertansiyonu olanlar,

  • Erken doğum şüphesi olanlar,

  • Bebekte gelişme geriliği olanlar,

  • Rahimile ilgili yetmezliği olan gebeler,

  • Bazı çoğul gebelikler ve amniyon sıvısının çok fazla olduğu vakalar,

  • Geçmişinde ikiden çok erken doğum yapmış kadınlar.

Doktorunuzun önerisine kulak verin

Yüksek tempolu ve çok yorucu bir işi olmayan anne adayları, gebeliklerinin son haftalarına kadar rahatlıkla çalışabilirler. Ancak çalışma zamanı ve şekli mutlaka doktor tarafından değerlendirilmelidir.

Hızlı kilo vermek tehlike saçıyor

HIZLI KİLO VERMENİN TEHLİKELİ YANLARI

Fazla kilolarıyla başı dertte olanların en büyük isteği kısa zamanda kilolarında kurtulmak, incecik bir bedene sahip olmaktır. Hızlı kilo vermek adına izlenen diyet tutumu çok düşük kalorili, ağır egzersizlerin yapıldığı, metabolizmanın alışkın olmadığı eforla karşılaştığı programlara dayanır.Ancak bu agresif kilo verme isteği yanında birçok sağlık sorununu beraberinde getirir. Avusturya Sen Jorj Hastanesi Diyetisyen Sema Mamak hızlı kilo vermenin tehlikeli yanları ile ilgili önemli bilgiler verdi.

UZUN SÜRE AÇLIK VE KAN ŞEKERİNİN DÜŞMESİ

Hızlı kilo vermek için yapılan düşük kalorili diyetler genelde karbonhidrat açısından oldukça fakirdir. Alınan az kalorinin yanında karbonhidrat tüketiminin de çok az olması kan şekeri seviyesinin sürekli düşük seyretmesine eden olur. Bu durum açlık hissinin artmasına hatta zaman zaman dayanılmaz hale gelmesine, asabiyete, halsizlik ve yorgunluğa neden olur. Açlık hali daha da uzarsa konsantrasyon yetersizliği, zihinsel bulanıklık hatta efor gerektiren işler yapılırken bayılmalara neden olabilir.

KAS KAYBI VE BUNA BAĞLI ORGAN FONKSİYONLARINDA BOZUKLUK

Uzun süre düşük kalorili diyete maruz kalan vücut aç kalarak kas kaybetmeye başlar. Beslenmeyle doğrudan ilişkili olan organlarımız karaciğer ve böbrek kas erimesine bağlı olarak fonksiyon kaybetmeye başlar. Kalp kaslarının erimesi ve hatta kemik yoğunluğu uzun süren düşük kalorili diyetler sonucunda oluşabilir. Kemik yoğunluğunun azalması eklem ağrılarına, yorgun uyanmaya neden olurken, kalp kasının erimesi kalp krizlerine kadar varabilir.

 Diyetisyen Sema Mamak
Diyetisyen Sema Mamak

Hızlı kilo vermenin zararlarını günümüzde birçok kişi üzerinde olumsuz olarak görebilmekteyiz. Dünya Sağlık Örgütünün önerilerine göre aylık kilo kaybı 4 kg. ortalamasında olmalıdır. Yaşı genç bireylerde, aktif spor yapan bireylerde ya da erkeklerde aylık kilo kaybı 6kg kadar ulaşması zararlı bir durum teşkil etmemektedir. Ancak bu ortalamalardan daha hızlı kilo vermeye çalışmak kesinlikle yağ dokusundan gerçekleşmeyeceği için ciddi anlamda zararlı ve sağlıksız bir durumdur.

Hızlı kilo kaybı süreci sırasında metabolizma yavaşlar ve su dokusu kaybı yaşandığı için vücut üzerinde birtakım sağlık sorunları oluşur. Ayrıca bunların dışında hızlı kilo vermenin zararları arasında, safra kesesi taşı, sindirim sistemi bozuklukları, dolaşım problemleri, tansiyon dengesizlikleri de şok diyetlerin sonuçlarıdır. Ve hızlı kilo vermenin zararları arasında en büyük riski taşıyan ise kalp krizine sebep olabileceği ihtimalinin yüksek oluşudur. Bu da ani ölümlerle sonuçlanabilmektedir.

VÜCUT SIVI- ELEKTROLİT DENGESİNİN BOZULMASI

Hızlı kilo vermeye başlayan kişiler çok ciddi boyutlarda vücutlarına zarar verirler. Örneğin bu tür kilo kayıplarında yapılan en birinci hata tek yönlü beslenmelerdir. Vücuda ihtiyacı olan ana besinler alınmadığı zaman vücut direnci hızla düşmektedir ve birçok rahatsızlıklar belirmeye başlamaktadır. En dramatik olan vücudun sıvı eloktrolit dengesinin bozulmasıdır.

Kalpte ritim bozuklukları ve yine yukarıda belirtildiği gibi ani kalp ölümleri ortaya çıkmaktadır. Şok durumlarına bağlı tansiyon düşmeleri görülür.
Özellikle sıcak mevsimlerde ve egzersiz yapıldığı durumlar­da susuzluğun giderilmesi dehidratasyonun önlenmesi açısın­dan önemlidir. Özellikle ketojenik çok düşük kalorili diyetlerde ilk birkaç günde görülen hızlı kilo kaybı ve yorgunluğun çoğu zaman nedeni su kaybına bağlı dehidratasyondur. Bu durum­da su içilmeli, su kaybına neden olan alkol ve kafeinden uzak durulmalıdır. Vücut suyunun %2 kaybı bile fizik ve mental du­rumu, ısı düzenlenmesini bozabilir.

HIZLI KİLO VERİRKEN SAÇLARINIZDAN OLMAYIN!

Saç dökülmesi her zaman yaşlanmaya bağlı olarak ortaya çıkan bis sorun değildir. Maalesef hızlı kilo verme arzusuyla yapılan ketojenik yani kronik açlığa sürükleyen diyetler de saç dökülmesine neden olabilir. Şiddetli psikolojik stres, hormonal ve metobolik stres, özellikle yeterli protein ve mineral içermeyen hızlı kilo verdiren diyetler saç dökülmesine neden olur. Özellikle çinko, selenyum, magnezyum gibi minerallerin yeterli alınmaması saç tırnak sağlığını olumsuz etkiler.

HIZLI VERİLEN KİLOLAR HIZLA GERİ DÖNER!

Verilen kiloların yeniden hızla geri dönmesinin nedenini, kiloyu vermek için yapılan diyet tutumunda araştırmak lazım. Hızlı kilo vermek için yapılan ilk girişim karbonhidrat ve proteinden fakir, enerji bakımından yetersiz, vitamin-mineral açısından vücudun ihtiyaçlarını karşılamayacak bir beslenme programını uygulamaktır.

Kilolar bu şekilde verilse bile izlenen bu diyet tutumu uzun süre tolere edilemeyeceği için ve kişi normal beslenme seyrine döneceği için kilolar yeniden hızla gelir. Dolayısıyla uygulanması en mantıklı olan yol; uzman kontrolünde kişinin fizyobiyolojik ihtiyaçlarının düşünüldüğü, kilosunun yaşının, soysal ve ekonomik hayatının hesaplanarak planlandığı, tamamen bireye özel beslenme programıyla kilo vermektir.

Baca zehirlenmelerine dikkat

BACA ZEHİRLENMELERİNE DİKKAT!

ARTAN SOBA, ŞOFBEN, BACA GAZI ZEHİRLENMELERİNE DİKKAT!

Her yıl bilgisizlik ve ihmal nedeniyle soba, şofben, kombi ve bu cihazların bacalarından kaynaklanan karbon-monoksit zehirlenmesi sonucu birçok insan hayatını kaybediyor. TMMOB Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi olarak birçok kez uyarıcı açıklamalarda bulunarak vatandaşları dikkatli olmaya, yetkilileri denetimler konusunda adım atmaya çağırdık. Son olarak 19 Aralık 2012’da bu yönde bir açıklama yapmıştık. 3 gün önce İstanbul Fatih’te bir otelde yaşanan kombi bacasından gaz sızması sonucu facianın eşiğinden dönülmüş 23 kişi zehirlenerek hastaneye kaldırılmıştı. Dün gece ise maalesef 5 yabancı uyruklu kişi yine karbon-monoksit zehirlenmesi sonucu yaşamını yitirdi. Ölenlerin ailelerine sabır diliyor, otelde zehirlenerek yaralananlara acil şifa diliyoruz.

Hidrokarbon içeren kömür ve doğalgaz gibi fosil yakıtların soba ile baca veya şofben ile baca bağlantılarının yanlış yapımı özellikle zehirlenmelere yol açabilmektedir. Bu konuda bazı hususları tekrar hatırlatmak isteriz.

ŞOFBEN KULLANIMINDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

  • Doğalgazla çalışan bir cihaz sisteme bağlanırken mutlaka ilgili gaz dağıtım şirketi ile irtibata geçilerek tadilat projesi için izin alınmalı, yetkili bir makina mühendisinin bulunduğu firma tarafından bağlanmalıdır.
  • Şofben mutlaka bacaya bağlanmalı, baca bağlantısı olmayan (bina aydınlığına v.b. bağlı) şofben asla çalıştırılmamalıdır.
  • Şofbenin monte edileceği mekan yeterli büyüklükte olmalıdır. Şofben mümkünse banyo yerine balkona veya başka bir mekana takılmalıdır. Şofbenin montajı mutlaka yetkili servis tarafından yapılmalıdır.
  • Şofben zehirlenmeleri genellikle gaz kaçaklarından değil, yeterli havalandırma yapılmayan yerlerde oksijen oranının düşmesi sonucunda karbonmonoksit oranının yükselmesiyle gerçekleştiği için şofbenin kullanıldığı yere sürekli temiz hava girmesi sağlanmalı ve havalandırılmış mahal haline getirilmelidir.
  • Şofben bacası mümkünse müstakil baca olmalıdır. Eğer şönt baca kullanılacaksa, dairenize ait baca ana bacaya üst kattaki baca seviyesinden bağlanılmalıdır ve baca mutlaka standartlara uygun olmalıdır.
  • Tek kolonlu bacaya kesinlikle birden fazla bağlantı yapılmamalıdır.
  • Şofbenin baca bağlantısı eğimli olmalıdır. Baca ile duvar arasında tam bir sızdırmazlık olmalıdır. Şofben borusu yatay mesafesi 2,5 m’den az olmalı ve baca bağlantısı zemine göre % 3 eğimle yapılmalıdır.
  • Eğer bacalı uygulamalar yapılacaksa cihaz için gerekli olan yanma havasının temini için banyo kapısı havalandırma menfezleri yapılmalıdır.
  • Cihaz hermetik olsa dahi banyo kapısı havalandırma menfezleri gereklidir.
  • Bacalar yatak odalarından, merdiven sahanlığından, bina girişlerinden, havalandırma boşluklarından, çatı arasından, banyo ve tuvaletten geçirilmemelidir.
  • Şofbende gaz kaçağı hissedildiğinde: Öncelikle gaz vanası ve tüplü ise tüp dedantörü kapatılmalı, değilse doğalgaz vanası kapatılmalı, elektrik düğmeleri açılıp kapatılmamalı, kibrit–çakmak gibi alev ve kıvılcım çıkartabilecek hiçbir işlem yapılmamalı, pencereler karşılıklı açılarak ortam havalandırılmalı, hızla gaz şirketi yetkilisi ve cihaz servisi servisi aranmalıdır.
  • Cihaz alırken, mümkünse cihaz çalışır halde görülmeye çalışılmalıdır. Alınan cihazın kalite belgesi ve garantilerine dikkat edilmelidir.

BACALARDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

  • Pencere veya duvar delinerek yapılan bacalar çabuk soğuduğu için yalıtılması gerekir. Aksi halde soğuyan baca gazı içindeki su buharı yoğunlaşır ve baca çekişi azalır.
  • Baca gazlarının soğumasını azaltmak, baca tepmesini önlemek ve hava şartlarının etkisini azaltmak için bacalar yalıtılmalı veya baca duvarı et kalınlığı en az 10 cm. olmalıdır.
  • Pencere veya duvar delinerek yapılan bacada delinen kısımda mutlaka sızdırmazlık sağlanmalıdır.
  • Yangın emniyeti için bacalar çatının mahyasından en az 50–80 cm yükseklikte olmalıdır.
  • İdeal yanma için etkili baca yüksekliği en az 3,5 m, en fazla 5 m olmalıdır.
  • Bacalara yağmur suları, kuşlar, ağaç yaprakları v.b. maddelerin girmesini engellemek için mutlaka başlık kullanılmalıdır.
  • Rüzgarlı havalarda hava akışı yüksekten alçağa doğru gerçekleşir. Böyle havalarda, binanın çevresinde yüksek yapılar veya ağaç gibi engeller mevcutsa sık sık baca tepmesi meydana gelir.
  • Dumanın geri tepmesini önlemek için bacaların en üst noktasının, çatının en üst noktasından 1 metre daha yüksek olması sağlanmalıdır.
  • Baca şapkası takmayı ihmal etmeyin. Bacanız standartlara uygun yapılmış olmalı ve baca çekişini artırmak için baca yalıtımı yaptırılmalıdır.
  • Tekniğine uygun imalatı, temizliği ve bakımı yapılmayan bacalar zehirlenmelere ve yangınlara neden olur. Bacalarınızı, kömür gibi fazla miktarda is bırakan yakıt kullandığınız takdirde 2 ayda bir, diğer yakıtları (sıvı ve gaz gibi) kullandığınız takdirde 3 ayda bir temizlettirin.

 TMMOB Makina Mühendisleri Odası olarak, ölümlerin yaşanmaması için halkımızı dikkatli olmaya davet ediyor, yaşam alanlarında doğalgaz sobası, özellikle banyolarında şofben ve benzeri cihazları kullanmamaları konusunda uyarıyoruz. Hiçbir yetkiye sahip olmadan bu cihazların montajını, bakımını ve onarımını yapan firmaların yerel yönetimler tarafından denetlenmeleri gerektiğini hatırlatıyoruz.

Denetimsizlik Dikkat Çekiyor
Konunun bir diğer boyutu ise kamusal denetim yokluğudur. Son yıllarda birçok alanda artan iş kazaları ve yaşamını yitiren insan sayısındaki artış benzeri bir durumdur. Nedeni ise; ülkemizde kamusal denetimin tasfiye edilmesi, kamu kurumlarının birer vezneye dönüştürülerek hizmet kalitesinin düşmesi, teknik ve donanımlı kadro sayısının düşürülerek kurumların birçoğunun özelleştirilmesi, taşeron sisteminin yaygınlaştırılmasıdır. İşte bu koşullarda İGDAŞ ta özelleştirilmek istenmektedir. Takdiri kamuoyunu bırakıyoruz.

Öte yandan kamuoyunu bilgilendirme amaçlı yaptığımız açıklamaların medyada ve yazılı basında daha fazla yer bulması bu ve benzeri durumlar için önleyici olabilecek bir kamusal denetim olarak görülmeli, ilgili kurum ve kişiler bu konuda daha duyarlılığı artırıcı çalışmalar yapmalıdırlar.

Zeki ARSLAN
TMMOB MAKİNA MÜHENDİSLERİ ODASI

İSTANBUL ŞUBE YÖNETİM KURULU BAŞKANI

 

 

Soğuk havalar kalbinizi yormasın

SOĞUK HAVALAR KALBİNİZİ YORMASIN

“Kalp hastaları, soğuk kış günlerinde yaşam şekillerini mevsime göre programlamalı, üşümemek ve hastalanmamak için gösterilen özen, kalp sağlığına da gösterilmelidir.” Memorial Ataşehir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü Başkanı Doç. Dr. Azmi Özler, soğuk havalarda kalp sağlığını koruma yolları hakkında bilgi verdi.

Soğuk havalarda “kalp ağrıları” olabilir

Soğuk havanın kalp üzerinde doğrudan bir etkisi vardır. Daha önceden kalp hastalığı olduğunu bilmeyen kişilerde dahi göğüs ağrıları olabilir. Tüm bu ağrılar soğuk havanın spazm etkisinden kaynaklanmaktadır.

Kalp krizleri kış aylarında 3 kat daha fazladır

Kalp krizlerinin kış aylarında daha sık olmasının en önemli nedenleri, soğuk havaların uyardığı damarlardaki büzülme, spazm ve kışın hareketin azalmasıdır. Kalp krizlerinin kış aylarında 3 kat fazla görüldüğü ve yaz aylarına göre daha ölümcül seyrettiği bilinmektedir.

Kışın turşu tüketimi de tansiyonu yükseltebilir

Soğuk havanın direkt olarak tansiyonu yükseltici bir etkisi yoktur. Tansiyon mekanizmaları her insanda farklıdır. Kış aylarında tansiyonun yükselmesinin nedenleri, genellikle hareketsiz yaşama geçiş yapılması ve sağlıksız beslenmedir. Örneğin; kış aylarında sıkça tüketilen turşuda tuz oranı çok yüksektir ve bu besin tansiyon hastaları için zararlıdır. Bu nedenle özellikle tuz yerine sirke ile hazırlanan turşular tercih edilebilir.

Grip aşısı yaptırın

Kalp hastaları ve özellikle kalp kapak hastalığı olanların grip aşısı olmaları önerilmektedir. Bunun yanında akciğerlerde yetişen ve kalp kapaklarına zarar veren pnömokok mikrobuna karşı 5 yıl koruyuculuğu olan “pnömokok aşıları” da olunabilir. Bağışıklık sistemini güçlendirmek için doktor tavsiyesi ile vitamin desteği alınabilir. Ancak vitaminleri meyve ile almak daha doğru olacaktır. İdrar söktürücü kullanan kalp hastaları potasyum bakımından zengin olan muz ve kiviyi rahatlıkla tüketebilirler.

Kış geldi diye eve kapanmayın

Özellikle kalp hastaları soğuk havaları bahane ederek sporlarını ihmal etmemeliler. Açık havada ve egzoz dumanından uzak bir şekilde 30-45 dakika hafif tempolu yürüyüş yapılmalıdır. Bu yürüyüşler mutlaka tempolu olmalıdır. Her gün evin koridorunda yapılacak 20-30 dakikalık yürüyüşler de faydalı olacaktır.

Dışarı çıkarken dilaltı hapınızı alın

Kalp hastalarının kışın sokağa çıkarken doktorlarının verdiği dilaltı hapı ya da spreylerini mutlaka yanına alması önemlidir. Kişi durumunda bir farklılık hissettiği anda hemen uygun bir yere oturması ve ilacını kullanması gerekir.

Polar yün ve kaşmir sizi soğuktan korur

Koroner arter hastaları, stent takılan ve bypass olan kişiler sokağa çıkarken kendilerini mutlaka soğuktan korumalıdırlar. Ağızdan alınan havanın zararlarını engellemek için mutlaka bir atkı kullanılmalıdır. Kat kat giyinmek yerine soğuğu az geçiren polar, yün ya da kaşmir türleri tercih edilmelidir. Soğuktan korunmak için yün atlet giyilebilir.

Kış diyetinizi planlayın

Karbonhidratın fazla tüketilmesi ve hareketsiz yaşam kilo alımını artırmaktadır. Reçellerden ve bol karbonhidratlı hamur işlerinden uzak durulmalıdır. Kalp dostu besinlerden oluşan sağlıklı bir kahvaltı ile güne başlanmalı, kolesterol dengesine dikkat edilmeli ve öğünler atlanmamalıdır.

Kalp hastaları beslenme ve diyet uzmanı ile kış diyetlerini planlayıp, bu mevsimi sağlıklı bir şekilde geçirebilir.

FSM’ye hizmet köprüsü

Ataşehir’den FSM Hastanesi’ne hizmet köprüsü

Ataşehir Belediyesi, Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne hasta taşıma aracı hediye etti. Hastaların hastane içinde daha rahat ulaşımını sağlayacak ring aracının teslim töreni, FSM Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin Başhekimlik binası önünde gerçekleştirildi.

Teslim törenine Ataşehir Belediye Başkan Yardımcıları Abdullah Der ve İsmail Kabakçı, birim müdürleri, meclis üyeleri, Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yöneticisi Dr. Abdulvahit Sözüer ile Başhekimi Doç. Dr. İlknur Aktaş da katıldı.

Ataşehir Belediyesi’nin Anadolu Yakası’nda bir ilke imza attığının altını çizen Ataşehir Belediye Başkan Yardımcısı Abdullah Der, Belediye Başkanı Battal İlgezdi’nin insanların sağlıklı yaşamaları için her alanda olduğu gibi sağlık alanında da Ataşehirlilere hizmet verdiğini ve belediyenin tüm birimlerine de bu konuda talimat verdiğini belirtti. Başkan Yardımcısı Abdullah Der, “Bu teslim töreni de belediyemizin hizmet yumağı içinde küçük bir damla. Bu araç hastane içinde ring seferi yaparak, özellikle yaşlı ve yürümekte zorluk çeken hastaların imdadına yetişecektir” dedi. FSM Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. İlknur Aktaş ise, Başkan İlgezdi ve tüm belediye çalışanlarına teşekkür etti ve “Belediyemiz bize her zaman destek oluyor. Bu hizmet bizim için çok değerli. Araç, hastane içinde kazalara yol açmadan hastaların gidecekleri yerlere ulaşmasını sağlayacak. Bu araçların sayılarının artırılmasını istiyoruz” diye konuştu.

Bazen tuvalete gitmek de yetmeyebilir

Bazen tuvalete gitmek de yetmeyebilir

Sık idrara çıkma ve/veya sıkışıklık hissi ve/veya gece uykudan uyandıracak kadar idrar yapma isteğiniz varsa vede bazen tuvalete yetişemeden idrarı kaçırmanıza sebep olabiliyorsa mesane depolama işlevini iyi yapamıyor demektir. Mutlaka bir üroloji uzmanı ile görüşmelisiniz. Aşırı aktif mesane sendromu ile ilgili Medicana Çamlıca Hastanesi Üroloji bölümünden Prof. Dr. Kadir Vehbi Baykal şu konulara dikkat çekti.

Aşırı aktif mesane sendromu nedir?

Aşırı aktif mesane (AAM) sıkışma tipi idrar kaçırma ile birlikte olabilen, genellikle sık işeme ve noktüri (gece işemeleri) ile seyreden sıkışma hissidir. AAM sendromu ise bu semptomları açıklayabilecek lokal patolojik veya metabolik neden olmamasına rağmen sıkışma hissinin duyulmasıdır.

Detrusor (mesane adalesi) aşırı aktivitesi (DAA) ise ürodinamik bir gözlem olup, mesane dolum fazında kendiliğinden veya provokasyonla oluşan detrüsor kasılmalarının kaydedilmesi ile kendini gösterir. Bu kasılmalar aşırı aktif mesane semptomlarına yol açabilir veya inhibe edilerek açmayabilirler. DAA iki kısımda incelenir, birincisi Nörojenik detrusor aşırı aktivitesi, ikincisi açıklanamayan (İdiopatik) detrusor aşırı aktivitesi. Ani sıkışma hissi (Urgency) anahtar semptom olup, ertelenmesi zor ani zorlayıcı işeme isteğidir. Bunu fizyolojik olarak mesanenin aşırı dolması ile ortaya çıkan kuvvetli işeme isteğinden (sıkışma /strong desire) ayırmak gerekir. Ani sıkışma hissi (urgency) hastalarda sık işemeye (en az 8 kez işeme/24 saat), gece işemelerine (nocturia) ve 1/3 hastada sıkışma tipi idrar kaçırmalarına (SıTİK) yol açar. AAM’li hastaların 1/3 ünde SıTİK veya Karışık tip idrar kaçırma (KTİK) vardır, ki bunlar ıslak tip AAM olarak adlandırılır. Hastaların 2/3’ünde ise idrar kaçırma yoktur, ani sıkışma hissi belirgindir, bunlarda kuru tip AAM denir.

Kadir Vehbi Baykal
Prof. Dr. Kadir Vehbi Baykal

 

-Hastalığın tanısı nasıl gerçekleşiyor?

Hikâye çok önemli mesane günlüğü, gündüz ve gece idrar sıklığı, işemeler arası rahat süre ne? Ani sıkışmalar var mı? Hasta ne kadar erteleyebiliyor? İdrar kaçırıyor mu ve hangi tip kaçırma? Pad kullanıyor mu ve bunu ne sıklıkta değiştiriyor? İdrarı başlatmada ve/veya yapmakta güçlük, retansiyon (idrar yapamama) hikâyesi ne? Nörolojik hastalık hikâyesi var mı? Vajinal veya inkontinans cerrahisi hikâyesi nedir? Radyoterapi hikâyesi var mı? gibi soruların yanıtlarına göre öntanı konur ve sonrasında fizik muayene, idrar analizi gerekirse ürodinami tetkikleri ile kesinleştirilir.

-Aşırı Aktif Mesanede tedavi nasıl gerçekleşiyor?

Hayat tarzında değişiklik, pelvik taban adaleleri eğitimi, davranış tedavileri, elektriksel ve manyetik uyarılar, farmakolojik tedaviler, mesane içi uygulanan tedaviler, sakral nöromodülasyon, cerrahi tedaviler gibi yöntemler kullanılmakta.

“KAFEİN ALIMININ AZALTILMASI, AŞIRI SIVI ALANLARDA KISITLAMA VE KARBONATLI SIVILARIN AZALTILMASI YOLUNA GİDİLİR. KABIZLIĞIN GİDERİLMESİ İÇİN BOL FİBRİNLİ GIDALAR ÖNERİLİR. SİGARANIN BIRAKILMASI GEREKİR.”

Hayat tarzına müdahale şu yöntemleri içermekte, öncelikle şişmanların zayıflatılması, şişmanlarda StresTİK 4.4, SıTİK 2.2 misli daha fazladır. Kafein alımının azaltılması, aşırı sıvı alanlarda kısıtlama ve karbonatlı sıvıların azaltılması yoluna gidilir. Kabızlığın giderilmesi için bol fibrinli gıdalar önerilir. Sigaranın bırakılması gerekir; nikotin detrüsora direkt uyarıcı etkiyle kontraksiyonlarda artışa yol açmaktadır.

Pelvik taban adalelerinin eğitimi, pelvik taban adaleleri kasılmalarının refleks veya istemli olarak detrüsor kasılmalarını inhibe ettiği mantığından yola çıkılıyor. Bu amaçla Kegel egzersizleri ve Biofeedback yöntemleri uygulanabilir.

Davranış tedavileri olarak, mesane eğitimi, zamanlı işeme ve alışkanlık eğitimi kullanılır. Mesane eğitimi hastanın aktif katılımını gerektirir ve üç ana temele dayanır.

  1. Eğitim; kontinans mekanizmaları anlatılarak urgency(ani sıkışma) kontrol teknikleri öğretilir. Sebepsel uyarıları (örneğin damlayan musluk, su sesi) ortadan kaldırmak, perineal baskı uygulamak ve pelvik adaleleri kasmak, başka şeyler düşünmeye teşvik etmek, ayakta durmak bacakları çaprazlamak ve parmak uçlarında yürüme yöntemleri uygulanır.
  2. 2- İşeme programı; hasta saat başı işemeye yönlendirilir, hasta idrarını tutsa da, kaçırsa da aralarda istemli işememesi gerekir ,urgency kontrol teknikleri de burada kullanılır. İşeme günlüğünde işemeler arası bir saatten kısa ise hasta 30 dakikalık aralarla başlatılabilir. Hastalar normal sıvılarını almalıdır. Bir saatlik aralık sağlandığında bu süre haftada 15 dakika uzatılır.
  3. 3-Pozitif destek açısından, programa uyumu ve ilerlemeyi değerlendirmek, işeme aralıklarındaki uzamayı görmek için işeme günlüğü ile hastalar kendi işeme olayını kendileri takip etmeli. Bu eğitim periyodunda doktor da her hafta görerek ilerlemeyi değerlendirmeli ve işeme aralıklarını ayarlamalı, hastayı cesaretlendirip destek sağlamalı.

Zamanlı işeme, sabit aralıklı bir işeme programı tüm tedavi boyunca değişmez. Özellikle bağımsız olarak tuvalet olayını sağlayamayanlarda bir yardımcı her 2-4 saatte bir işemeyi sağlatır. Ayaktan hastalarda da orta dereceli kaçırması olan ve sık işeme paterni göstermeyenlerde iki saatlik aralıklar yararlı olabilir.

-Hastalık tedavi edilmezse ne gibi sonuçlara neden olabilir?

– AAM tanımlanmalı ve tedavi edilmelidir zira; AAM hayat kalitesini belirgin olarak bozuyor, AAM’de depresyon görülme oranı diabet, hipertansiyon ve romatoit artrit ile benzer oranda, AAM yaşlılarda düşmeye bağlı yaralanmaları artırır. Yapılan çalışmalarda haftada 1 veya daha fazla sıkışma tipinde idrar kaçıran yaşlılarda düşme ve kırık olasılığı yüzde 26-34 artmış, bu nedenle ülke bütçelerine yüksek maliyet getirmekte.

AAM nedenleri:

Nörojenik nedenler:

-İnme

-Parkinson hastalığı

-Multiple skleroz

-Medulla Spinal travmaları

-Medulla spinalisin iltihabi hastalıkları ve gelişimsel anomalileri

++++++ Nörojenik olmayan nedenler:++++

-Mesane enfeksiyonu

-Mesane Çıkım Tıkanıklığı [iyi huylu prostat büyümesi (BPH), pelvik

organ prolapsusu, üretral divertikül ].

-Cerrahi sonrası ( enkontinans cerrahisi)

-Mesane taşı, mesane tümörü ve yabancı cisim.

Aktunç, K1 Starlarını getiriyor

K-1 DÜNYA STARLARINI AKTUNÇ SPOR ATAŞEHİR’E GETİRİYOR!

 

Kickboksun dünyaca ünlü iki starı Fasl’ı Kamal EL AMRANİ ve Türk aslanı lakaplı Özkan KÖSE ataşehire geliyor. Aktunç Spor Kulübü 2013 yılı faaliyet programında yer alan kickboks semineri  kickboks severleri  Ataşehir’de bir araya getirecek. Fasl’ı Kamal EL AMRANİ dünyanın en büyük organizasyonu olan kickboks k-1 süper lig dünya şampiyonluğu gibi birçok ünvana sahip. Almanya’da yaşayan Türk aslanı lakaplı Özkan KÖSE ise daha önce birçok K-1 starı ile yaptığı karşılaşmalar herkesin büyük beğenisini toplamıştır. Bu karşılaşmalarda Albert KRAUS  Andy SOUWER  gibi şampiyonlarla maç yapan Özkan KÖSE 2005 yılında İstanbul Abdi İpekçi arenada eurosport ve atv nin canlı yayınladığı gecede fransız rakibini yenerek dünya şampiyonluk kemerini aldı. Daha sonra Amerikalı ünlü aktör Don (dragon) WILSON ile İstanbul’da yaptığı gösteri maçı ve thai-kickboks semineri spor severler tarafından büyük ilgi gördü.

 

Medicana organ naklinde ilk beşte!

Medicana organ naklinde ilk beşte!

Nitelikli sağlık hizmetleri konusunda bölgenin öncü kuruluşu olan Medicana, organ nakli alanında da iddialı olduğunu kanıtladı. İstanbul’daki özel hastanelerde organ naklinde ilk beş hastaneden biri olan Medicana çapraz böbrek nakilleri ile sağlık sektöründe gündemi belirliyor.

Nitelikli sağlık hizmetlerini sürekli kılmak için uzman hekim sayısına yenilerini ekleyen sağlık devi, operasyon öncesi ve sonrası hastalarını yakından izleyerek tedavilerini eksiksiz sürdürmelerine ve sağlıklı yaşamalarına katkı sunuyor.

Yerel basına kapılarını açan Medicana düzenlediği toplantıda sağlık hizmetlerindeki gelişmeler ve Medicana ekibi olarak yeniliklerini basınla paylaştı.

Kahvaltıda konuşan Medicana Genel Müdürü Murat Kaya uzman hekim ve yönetici kadroyu basın mensuplarına tanıtarak gelişmeleri anlattı.

Çapraz böbrek nakli yaptıran üç aile ile tanışan basın mensupları organ nakli konusundaki gelişmelere bizzat şahit oldular.

Doku örnekleri uymayan aile fertlerinin organlarını bir başka hastaya vererek kendi yakınları için böbrek bulup yakınlarının sağlığına kavuşması sonrası yaşadıkları mutluluğa tanık olan basın mensupları, Doç. Dr Barış Akın ve ekibi tarafından ameliyatları yapılan altı vatandaşla tanışma fırsatı buldular. Mutlulukları gözlerinden okunan ailelerin sevinci ülkemizdeki organ bağışının önemini bir kez daha hatırlattı.

ÇAPRAZ BÖBREK NAKLİ NEDİR?

‘Böbrek kardeşliği’ olarak da adlandırılan çapraz nakil yönteminde, üç diyaliz hastası alıcı ve onların yakınları olan üç verici bulunuyor. Bu konuda oluşturulan havuzda hastaların verilerini eşleştiriyor ve görüşmelere başlanıyor. Üç farklı ailenin bireyleri; birbirlerinden habersiz olarak başladıkları bu mücadele ile ilgili ortak bir görüşmeye çağrıldıklarında birbirlerinin yakınlarına hayat vereceklerini öğrenip, seviniyorlar. Bir diyaliz hastası için ailesinin bağış konusunda uyumsuz olması büyük bir motivasyon kaybı yaşatırken, bu yöntemin varlığını öğrenen hastalar daha büyük bir mücadele ile hayata tutunmaya başlıyor. Bu yöntemle böbrek yetmezliği konusundaki çıkmazlar yavaş yavaş aşılmaya başlanıyor.

Çapraz böbrek nakli sonrası hayata tekrardan tutunan hastalar ve yakınları
Çapraz böbrek nakli sonrası hayata tekrardan tutunan hastalar ve yakınları

 

70 Bin böbrek hastasının yaşadığı Türkiye’de bu tabloya çok gereksinim var. Bu örnek yayıldıkça, sağlığına kavuşacak hastalara yaşam verdikçe insanların birbirine kenetlenmesi ve güveni de artacaktır.

Gelin bu tabloyu arttıralım, organ bağışı için birbirimizle yarışalım.

Kurban kesecekler, bunlara dikkat!

Kurban kesecekler, bunlara dikkat!

Ataşehir Belediyesi yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde gerekli tedbirleri aldı. İlçede kurbanlık satış ve kesim alanları sürekli kontrol edilerek temizlik ve hijyen şartlarına uygunluğu denetlenecek. İzinsiz kurban satış ve kesim yapanlar içinse zabıta ekipleri görevde olacak. Ayrıca kesim sonrası oluşan hayvansal atıklar Temizlik İşleri Müdürlüğü tarafından temizlenecek. Kaçan hayvanların yakalanması için boğa yakalama ekibi bile kuruldu. Ataşehir Belediyesi Veteriner işleri Müdürü Necati Bozkurt vatandaşları uyarıyor: ” Hayvanın hastalık taşıdığından şüphelenirsiniz bizi arayın.”

"Eğer hayvanın hastalık taşıdığından şüpheleniliyorsa, vatandaşlarımız Belediyemiz’in 0216 570 50 00 numaralı çağrı merkezinden bize ulaşabilirler."

 

Kurbanlık hayvan seçiminde nelere dikkat edilmelidir?

Veteriner sağlık raporu ve Menşe Şahadatnamesi bulunmalıdır. Hayvanların küpesi olmalıdır. Hayvanların bakışları canlı, kılları parlak ve vücut kondisyonunun iyi olması gereklidir, çok zayıf olmamalıdır. Büyükbaş hayvanlar iki yaşından, küçükbaşlar ise altı aylıktan büyük olmalıdır. Ayrıca, bir veya iki gözü kör, boynuzları kırık, dili, kuyruğu, kulakları veya memesi kesik, dişlerinin tamamı veya çoğu dökük hayvanlar kurban edilmemelidir, ancak doğuştan boynuzsuz, şaşı, topal, kulağı delik veya yırtılmış olması hayvanın kurban edilmesine engel teşkil etmez.

Kesicilerin uyması gereken şartlar nelerdir?

Kesim yapacak personelin kesinlikle kurban kesim sertifikası olmalı. Kesim yaparken oluşabilecek yaralanmalara karşı dikkatli olunmalı ve kesim ekipmanları kullanıldıktan sonra dezenfekte edilmelidir. Ayrıca kesici, etten kendisine bulaşabilecek hastalıklara karşı tedbir almalı, eğer ellerinde açık yara varsa etle temastan kaçınmalı ve ellerine mutlaka eldiven takmalıdır. Hastalıklı olabileceğinden şüphe edilen durumlarda mutlaka Belediyemizin veteriner hekimlerine ulaşılmalı.

Kesim öncesi neler yapılmalı?

Kesim öncesi kurbanlık hayvanların 8 – 12 saat dinlendirilmesi et kalitesinin daha iyi olmasını sağlar. Kesimden en az 8 saat öncesinde yemleme kesilmeli, hayvanların ihtiyaçları dahilinde su içmelerine izin verilmelidir. Büyükbaş hayvanlar gözleri bağlı olarak sırayla kesim alanına alınmalıdır. Ayrıca kesim öncesinde veteriner hekim tarafından yapılacak muayene ile zoonoz olarak adlandırılan ve hayvanlardan insana bulaşan, kuduz, tüberküloz, şap, şarbon ve çiçek gibi hastalıklara karşı önem alınmalı. Eğer hayvanın hastalık taşıdığından şüpheleniliyorsa, vatandaşlarımız Belediyemiz’in 0216 570 50 00 numaralı çağrı merkezinden bize ulaşabilirler.

 

Yaşamı değil, yaşlanmayı erteleyin

YAŞAMI DEĞİL, YAŞLANMAYI ERTELEYİN

Medikal estetik uygulamaları, istenmeyen tüylerden selülitlere kadar birçok estetik soruna kalıcı çözümler getiriyor. Çamlıca Medicana Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Pınar Arat, hastane ortamında gerçekleştirdikleri en çok rağbet gören estetik çözümleri anlattı.

Medikal estetik kavramını nasıl tanımlayabiliriz?

Estetik kavramını birçok yere çekme şansınız var. Kuaförler, güzellik salonları da estetik hizmeti veriyorlar. Ama uzman hekimlerin vereceği estetik hizmetlerinin yelpazesi hem daha geniş, hem de tıbbi temellere dayandığından daha etkili ve kalıcı olmaktadır. Medikal estetikte uzman hekimler en son teknoloji cihazları kullanmaktadırlar.

Medikal Estetik Merkezinizde hangi uygulamalar yapılmaktadır?

Hastanemiz medikal estetik merkezi’nde lazerle epilasyon, lazerle cilt yenileme, lazerle yüz ve bacaklardaki kılcal damar çatlaklarının tedavisi,lazerle akne tedavisi,kimyasal soft ve derin peeling’ler,botox ve dolgu uygulamaları,mezoterapi ve bölgesel incelme tedavisi uygulanmaktadır.

Bölgesel incelme amacıyla neler yapılmaktadır?

Biz hastanemizde bölgesel incelme amacıyla ultrason tedavisi. vakum tedavisi, elektrostimulasyon ve pressoterapi denilen tedavi yöntemlerini uyguluyoruz. Bu yöntemlerden hangilerini,hangi süreyle uygulayacağımıza ise başlangıç aşamasında hastamızın problemini doğru olarak tespit edebilmek amacıyla tıbbi ölçümler yaparak karar veriyoruz.Bu ölçümler sonunda kişinin vücudundaki yağ,kas ve su oranı belirleniyor ve doğru yöntem veya yöntemler kombinasyonu oluşturuluyor.Bunun sonucunda da tedavideki başarı oranı yükselmiş oluyor…..”

Kullandığınız lazer sisteminin özellikleri nedir?

Hastanemizde Nd YAG Lazer sistemi kullanılmaktadır. Bu sistem, tüm dünyada ve Türkiye’de en çok tercih edilen sistemdir. Aletin özelliklerinden dolayı hem kalıcı epilasyonda hem cilt yenileme ve gençleştirmede, hem varis ve kılcal damar tedavilerinde hem de akne ve izlerini tedavisinde kullanılmaktadır.

Epilasyonda kullanılan lazer ışını kıl köküne ulaşarak kalıcı ve etkili sonuç alınmasını sağlar. Dinamik soğutma sistemi sayesinde acı hissi yok denecek kadar azdır. Cihazın ciltle teması olmadığından hijyen açısından sorun yaşanmaz. Scanner adı verilen tarayıcı sistem ile çalışıldığından herhangi bir bölge atlanması söz konusu değildir, daha kesin ve kalıcı sonuç alınır. Nd YAG lazer sistemi, dört mevsim her cilt rengine güvenle uygulanır. İnce ve açık renkli kıllarda da etkilidir. En koyu cilt tipi dahil, bronzlaşmış tenlerde cilt lekelenmesine sebep olmaksızın uygulanabilir. Bu nedenle, yaz aylarında uygulanmasında sakınca yoktur. Bu lazer sisteminin melanine hassasiyeti çok azdır. Bu sistemle kişiye özel tedavi seçenekleri ile başarılı ve kalıcı sonuçlar elde etmekteyiz.

Yaşın ilerlemesi ile birlikte, ciltde kollajen denilen, cilde gençlik ve sıkılığını veren protein miktarı azalır. Lazer ışınları, kollajen miktarını artırarak cilde sıkılık ve gençlik kazandırır.

Akne (sivilce) tedavisinde ise lazer ışınları iltihap giderici etkileri nedeniyle kullanılmaktadır. Lazer ışınlarının verdiği ısı etkisiyle, akne lezyonlarında gerileme ve iyileşme sağlanır. Tedavide tek başına kullanılabileceği gibi, mevcut ilaç tedavilerine destek amacıyla da kullanılmaktadır. Böylece uzun süreli ilaç tedavilerinin vücutta yarattığı yan etkiler olmadan akne tedavisi sağlanmış olur.

Varis ve kılcal damar çatlaklarının lazer ile tedavisinde ise; lazer ışınları hedeflenmiş damara nüfuz eder ve verdiği enerjiyle damar içindeki kanı pıhtılaştırır. Desteksiz kalan damar duvarları çöker ve kapanır, daha sonra da eriyerek kaybolur.

Profesyonel cilt bakımının farkı nedir?

Profesyonel cilt bakımında kullandığımız ürünler dermo-kozmetik ürünlerdir. Her cilt tipine ve yaşa göre geniş bir ürün yelpazesi mevcuttur. Uygulamada kullanılacak ürünler tamamen kişinin yaşı ve cilt tipine göre ve bir cilt problemi varsa (akne, egzema, kırışıklık, elastikiyet kaybı gibi),o problemi çözmeye odaklı seçilmektedir.

Kimyasal Peeling nedir, hangi amaçlarla uygulanır?

Kimyasal peeling cildin problemli bölgesinin çeşitli kimyasal ilaçlar kullanılarak yenilenmesi işlemidir. Problemin çeşidine, süresine göre ve yenileme işleminin hedeflediği cilt tabakasına göre farklı kimyasal ilaçlar kullanılmaktadır. Kimyasal peeling’i biz güneş ve yaşlılık lekelerinin giderilmesinde, kırışıklık tedavisinde, yara ve sivilce izlerinin tedavisinde kullanmaktayız. Uygulamalar ile cildin yağ ve nem oranı dengelenir, hücre yenilenmesi hızlanarak mat, yorgun, gözenekleri genişlemiş, lekeli ciltlerin bakımı sağlanır. Yöntem, kişinin yaşam kalitesi bozulmadan ve işgücü kaybı yaşamadan, düzenli ve seanslar halinde uygulamalar sonucunda daha sağlıklı bir cilde sahip olabilme olanağı sunmaktadır.

SİGARA GÖZ SAĞLIĞINIZI BOZABİLİR

SİGARA GÖZ SAĞLIĞINIZI BOZABİLİR

 

İnsan vücudunda pek çok organa zarar veren sigara, göz sağlığını da tehlikeye atabilir. Özellikle sigara içen tiroid hastaları, gözlerini kaybetme riski ile karşılaşabilir. Memorial Ataşehir Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Ümit Beden, tiroid temelli göz hastalıkları hakkında bilgi verdi.

Hem sağlık hem estetik bozuluyor

Bazı guatr tipleri bağışıklık sistemindeki bozukluklardan kaynaklanmaktadır. Bu tür hastalarda görülebilen göz bulguları hem kozmetik hem de fonksiyonel sorunlar oluşturabilen ve hastanın yaşam kalitesini önemli oranda azaltabilen bir tabloya neden olabilmektedir.

Tiroid temelli göz hastalıklarına karşı dikkatli olun!

1. Göz kapağı tutulumu

Hastalığın en sık görülen iki belirtisinden biri, üst göz kapağının yukarı doğru çekilmesidir. Bu tür hastalar, erken dönemde, botoks enjeksiyonu ile tedavi edilebilirler. Geç dönemlerde ise kapağın cerrahi olarak düzeltilmesi gerekebilmektedir.

2. Gözlerin öne doğru çıkması

En sık ortaya çıkan ikinci göz belirtisi, gözlerin öne doğru çıkmasıdır. Bunun nedeni göz arkasındaki yağ ve kas hacimlerindeki artıştır. Bu durum kozmetik olarak rahatsızlık veren boyutlara ulaşırsa veya gözün saydam tabakasında (kornea) kuruma-tahriş meydana getirecek kadar belirgin ise cerrahi tedavi gerekli olur. Bu durumda kemik yapıdaki göz çukurunun genişletilmesi için cerrahi yönteme başvurulur.

3. Yumuşak doku tutulumu

Göz çevresinde ağrı, dolgunluk hissi, kapak torbalanmaları, ışıktan rahatsızlık, kızarıklık ve şişlik gibi yakınmalardır. Hastalığın daha çok aktif döneminde görülen bu belirtiler için kortizon ve ışın tedavisi (radyoterapi) kullanılabilir.

4. Göz dışı adale tutulumu (Şaşılık)

İltihabi reaksiyon, göz küresini hareket ettiren adalelerin genişlemesine ve hareketlerinin bozulmasına neden olur. Bu durumda hastalar çift görmeden ve şaşılıktan yakınırlar. Bu hastalarda ilk aşamada özel prizmatik gözlükler denenebilir. Buna rağmen rahat edemeyen hastalara şaşılık cerrahisi uygulanabilir.

5. Gözdeki saydam tabakanın (kornea) etkilenmesi

Göz kapaklarının aşırı açılması nedeni ile korneada kurumalar meydana gelir. Erken dönemde korneanın kuruması ile gözlerde batma hissi ve görmede bulanıklık başlar. Bu aşamada suni gözyaşı damlaları ve gerekirse göz kapama tedavisi faydalı olur. Bazı hastalarda ise; yukarıdaki önerilere ek olarak kapak cerrahisi faydalı olabilir. Korneanın ileri derecede zarar gördüğü bazı olgularda ise  cerrahi gerekebilir.

6. Görme sinirinin etkilenmesi (Optik nöropati)

Özellikle göz dışı kaslarının genişlediği hastalarda optik sinirin kanlanması ve beslenmesi bozulabilir. Bu durum optik sinirde hasar gelişmesine neden olur. Optik sinirin fonksiyonlarının bozulması tiroid ile ilişkili göz hastalığında acil tedavi gerektiren en önemli problemdir. Bu hastalara gerekli görüntüleme ve diğer tetkiklerin ardından yüksek doz kortizon tedavisi verilebilir. Ardından “Orbital dekompresyon cerrahisi” uygulamak gerekebilir. Optik nöropatinin erken tespit edilmesi tedavi başarısını artıracaktır.

Sigara içilen ortamda kalmayın

Hastalar tiroid hormonlarının seviyesinin kontrol altına alınması ve diğer tiroid bezi ilgili gerekli olabilecek tedavilerin yapılabilmesi için mutlaka bir endokrinoloji uzmanı tarafından takip edilmelidir. Göz hastalığı gelişme ihtimali ve hastalığın şiddeti sigara kullanımı ile artmaktadır. Bu nedenle hastalar sigara kullanıyor ise bırakmaları önerilir. Hastalar sigara içmese bile sigara içilen ortamda bulunmaları da kendileri için zararlıdır. 

Kendisi küçük etkisi büyük bakteri!

Kendisi küçük  etkisi büyük bakteri!

Kendisi Küçük Neden Olduğu Hastalıklar Büyük Olan Bir Bakteri: Beta…

Sonbaharla birlikte hava sıcaklıklarının düşmesiyle daha kapalı ve kalabalık ortamlara girmeye başladık. Ancak bu ortamlarda genel hijyen kuralları ve sağlığımıza dikkat etmezsek bulaşıcı hastalıklara yakalanmamız kaçınılmaz…

Özellikle okul çağındaki çocuklarda daha fazla görülen ve tedavi edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına neden Beta Bakterisini A’dan Z’ye Hisar Intercontinental Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Birol Saral’dan öğrendik.

Beta Bakterisi nedir?

Halk arasında Beta Mikrobu olarak bilinen bakterinin asıl ismi A Grubu Beta Hemolitik Stroktokok’tur. Klinik bulgulara göre çocuklarda 3 yaş grubuna ayrılır; 6 aydan küçükler, 6 ay ila 3 yaş arasında olanlar ve 3 yaş ila 12 yaş arası. Bebeklik çağında (yani ilk yıl) çok sık görülmez, 4-5 yaşına doğru yavaş yavaş artış gösterir; 5 ila 15 yaş arasında zirve yapar.

Okullarda ve kreşlerde daha fazla görülme nedeni nedir?

Bu bakteri solunum yolu ile yayılır ve çok bulaşıcıdır. Zamanında, hızlı ve uygun tedavi edilmezse hayati sonuçlar doğurabilir. Beta enfeksiyonu olan bireyin genellikle burun deliklerinin ön kısmında bolca bu ajan bulunur ve yakın temasta bulunduğu kişilere (ev halkına ve okul arkadaşlarına) kolayca bulaştırır. Mikrop bulaşmış yiyecekler (özellikle süt, dondurma, günlük yiyecekler, yumurta ve yumurta ile yapılmış yiyeceklerde) besinden bulaşmış farenjitin (beta enfeksiyonu) etkeni olarak gösterilmiştir.

Hangi hastalıklara neden olur?

  • 6 aydan küçüklerde genellikle hafif burun akıntısı ve düşük düzeyde ateş ile birlikte nezle yapar. Burun delikleri etrafında soyulmalar da vardır.

  • 6 ay ile 3 yaş arası olanlarda, düşük dereceli ateş, eklem ve kas ağrıları ve nezle bulguları vardır. Şeffaf burun akıntısı, boyunda hafif ağrılı beze (lenf nodları), sinüzit, bazen de bunlara eşlik eden orta kulak iltihabı görülebilir.

  • 3 yaş ile 12 yaş arasında ise, genellikle hızlı bir şekilde bademcik iltihabı (tonsillit), nezle (nazofarenjit) ve bazen de eşlik edebilen kızıl hastalığı görülür. Genellikle yüksek ateş, kusma, boğaz ağrısı, baş ağrısı, terleme ve yorgunluk ile bazen de bu belirtilere eşlik eden karın ağrısı ile kendisini gösteren Kızıl’ın kuluçka evresi 2-4 gündür. Hastalık başladıktan 12 ile 48 saat sonra çok bilindik olan döküntüleri ortaya çıkar. Bademcik, dil, yutak ve damakta görülen döküntüleri, büyük, şiş, kırmızı ve iltihap doludur. Bazen ciddi vakalarda difterideki gibi bademciklerin üzeri kirli bir iltihap tabakasıyla kaplı olabilir.

  • Beta mikrobu genellikle cilt ve solunum yolu enfeksiyonu yapmasına rağmen: zatürre, zatülcem, kemik iltihabı (osteomiyelit), endometrit, menenjit, yumuşak doku iltihabı ve apseye de neden olabilir.

  • Bebek ve çocukların soyulan egzamaları, bazen enfeksiyonlar özellikle beta enfeksiyonu olup olmadığını anlamak için çok iyi bir kaynaktır. Bu lezyonların üzerine binen enfeksiyon, yaygın kızarıklık, üzerinde akıntı, kabuklanma, soyulma ve bölgesel beze iltihabı yapabilir.

Tanı ve tedavisi nasıldır?

Hekimin şüphelenmesi ve testler yardımıyla tanısı konulur. Sonuçları 45 dakika içerisinde alınabilen boğazdan alınan salgının incelendiği bir testle ön tanı konularak; tedavi süreci hemen başlatılabilir. İlk etapta yapılan testin sonucu pozitifse hemen penisilin tedavisine başlanır; ancak mutlaka boğaz kültürü alınmalıdır. Sonucuna göre uygun antibiyotik seçilir.

Tedavi edilmezse nelere neden olabilir?

Eğer tedavisi yapılmaz veya gecikilirse erken veya geç komplikasyonlara neden olabilir;

  • Erken komplikasyonları: Streptokok enfeksiyonunun yayılması, genellikle ilk haftada olur, bunlar, bölgesel lenfnodlarının (beze) iltihaplanması, orta kulak iltihabı, sinüzit, az görülen zatürre, mastoidit, septisemi (kana karışması), kemik iltihabı ve toksik şok sendromu ile kendisini gösterebilir.

  • Geç komplikasyonları: Akut romatizmal ateş ve böbrek iltihabıdır.

Beta Salgınından Korunmak İçin:

  • Okul, kreş gibi toplu yaşanan yerlerde, dönem dönem boğaz kültürü alınmalıdır.

  • Enfeksiyon saptanan çocuklar eve gönderilmelidir.

  • Genel hijyen kurallarına dikkat edilmelidir.

  • C Vitamini tüketimi artırılmalıdır.

Çocuğunuzu İshalden Korumak İstiyorsanız?

Çocuğunuzu İshalden Korumak İstiyorsanız?

Çocuğunuzu İshalden Korumak İstiyorsanız Beslenme Çantasından Yoğurt ve Kefiri Eksik Etmeyin!

Okullar açılıyor. Anne babaları çocuğum okula adapte olup başarılı olacak mı endişesi sararken çocukları da okul heyecanı sardı. Ancak bu dönemde anne babaların çocuklarının adaptasyonu dışında sağlıklarına da çok dikkat etmeleri gerekiyor. Çünkü okul gibi kalabalık ortamlarda görülen hastalıklar bulaşıcı olabiliyor.

Özellikle ilköğretim çağındaki çocuklarda daha fazla görülen, dikkatli bir beslenme programı ve hijyenle engellenebilecek ishalle ilgili merak edilenleri Hisar Intercontinental Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Birol Saral’a sorduk.

İshal nedir?

İshal (Akut gastroenterit) insanlarda en sık görülen ve gelişmekte olan ülkelerde çocuklarda en sık ölüm nedeni olan enfeksiyonların başında gelir. Çocuklarda görülen ishal, vücutlarından su kaybı yetişkinlere göre çok hızlı olduğu için daha tehlikelidir. Gelişmekte olan ülkelerde çocuklarda yıllık 1,5 milyar ishal atağı görülür ve ne yazık ki bunlardan yaklaşık 4 milyonu ölümle sonuçlanır. Gelişmekte olan ülkelerde 3 yaştan küçüklerde ishalden ölüm oranı %15’dir.

Nedenleri nelerdir?

Enfeksiyonlar (bakteriler, virüsler, parazitler, helmintler) ishalin en önemli nedenleridir. Diğer nedenleri besinsel etkenler, barsakların anatomik yapısına bağlı nedenler olarak sıralayabiliriz.

Belirtileri nelerdir?

Belirtileri yaş grubunu göre değişiklik gösterse de hastalar genellikle bulantı, kusma, karın ağrısı, sık (günde ortalama 4-5 defadan fazla) ve sulu dışkı, ateş ve vücudun su oranının azalması (dehidratasyon) şikayetiyle başvururlar.

Okullarda ishal salgınları görülebilir mi? Engellemek için neler yapılması gerekir?

İshal en çok okul çocuklarında görülen bir enfeksiyondur ve çok bulaşıcıdır. Rotavirüs, Adenovirüs, Norovirüs gibi mikrobik olanlar hem dışkı hem de solunum yoluyla hızlı bulaşır. Bakteriyel olanlar ise dışkı yoluyla, tuvalet sonrası temizlik iyi yapılmazsa el yoluyla bulaşır. Özellikle sıcak aylarda süt, dondurma, kümes hayvanlarından da bulaşan etkenler vardır. Sudan bulaşan ishal ajanları da vardır. Okullarda ishalin salgına dönmesini engellemek için viral ishali olanları eve göndermek, diğerleri için ise genel hijyen kontrollerine uymak gerekir.

İshal olan çocuğun nasıl beslenmesi gerekir?

İshalde kullanacağımız en önemli tedavi yoğurt ve kefir tüketiminin artırılması; muz, şeftali, yağsız pilav-makarna patates tüketilmesidir.

Hangi belirtiler görüldüğünde mutlaka hekime başvurmak gerekir?

  • Günde 7’den fazla sulu dışkılama varsa,

  • Kusma görülüyorsa,

  • Ağızdan beslenme çok az ise,

  • Halsizlik, baş dönmesi görülüyorsa en kısa zamanda hastaneye başvurulması gerekir.

Nasıl tedavi edilir?

Tedavide çocuğun durumu çok önemlidir. Vücuttan su ve tuz kaybı bulgusu yoksa, ağızdan besin alımı iyi ise ayaktan bile tedavi yapılabilir. Bakteriyel bir enfeksiyon ise antibiyotik tedavisine başlanmalı, viral ise destek tedavisi yeterli olacaktır. Vücuttan su ve tuz kaybı varsa ve kusuyorsa hastanede damardan sıvı verilmeli; vücuttan su ve tuz kaybı var fakat ağızdan besin alımı iyi ise oral rehidratasyon tedavisi uygulanmalıdır.

Oral Rehidratasyon nedir?

Ağızdan alınan, sıvı kaybını yerine koymak için hazırlanmış şeker, tuz ve karbonat karışımıdır. Evde; 1 litre kaynatılıp soğutulmuş suyun içerisine; 1 çorba kaşığı şeker, 1 çay kaşığı tuz, 1 çay kaşığı karbonat koyarak kendiniz de hazırlayabilirsiniz.

 

BESLENME ÇANTALARINA DİKKAT !

BESLENME ÇANTALARINA DİKKAT !

Çocuğunuzun Beslenme Çantasına Koyduğunuz Besinler Onun Geleceğini Etkiliyor…

Çalışan annelerin en büyük problemlerinin başında gelen çocuklarının okul ve beslenme çantalarının hazırlığının telaşı okulların açılmasına sayılı günler kala yeniden başladı. Özellikle okul çağına yeni başlayan ya da ilk yıllarında olan çocukların anneler için bu daha da önemli bir konu.

Çocuğunuzun beslenme çantasına koyduğunuz besinlerin onun geleceğini etkileyebileceğini biliyor muydunuz? Bu sorunun yanıtını Hisar Intercontinental Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Karacanoğlu’ndan öğrendik.

Çocuğunuzun Kalitesiz ve Yanlış Beslenmesi Onun Gelişimini Olumsuz Yönde Etkileyebilir!

Çocuğunuzun özellikle gelişim çağında sağlıklı beslenmesi, bağışıklık sistemini güçlendirecek ve gelecekte pek çok hastalıktan korunmasına yardımcı olacaktır. Eğer çocuğunuzun beslenmesine dikkat etmezseniz erken yaşta veya ergenlik dönemi sonrasında karşılaşabileceğiniz hastalıklar;

  • Dikkat dağınıklığı,

  • Şeker hastalığı,

  • Obezite,

  • Erken ergenlik (Özellikle kız çocuklarında daha fazla görülen)

  • Erkeklerde seks hormonlarının baskılanması/kısırlık,

  • Genç kızlarda Polikistik Over Sendromu,

  • Kalp hastalıkları,

  • Genetik kökenli hastalıkların daha hızlı ortaya çıkması,

  • Asosyal gelişime bağlı psikolojik bozukluklar,

Çocuğunuzun Gelişiminin Sağlıklı Olmasını İstiyorsanız!

  • Süt, yoğurt, peynir gibi besinlerden zengin olan bir kahvaltı sofrası kurun.

  • Çocuğunuzu okula kahvaltı etmeden göndermeyin. Mümkün olduğunca evden beslenme çantası hazırlayın.

  • Kantinden alışveriş yapmaya alıştırmayın.

  • Beslenme çantasında mutlaka fındık, ceviz, badem gibi kuruyemişlere, kuru veya taze meyvelere yer verin.

  • Çabuk sıkılan bir çocuğunuz varsa meyveleri dilimleyerek hazırlayın.

  • Demir içeriği zengin, zeka gelişimine katkıda bulunan kuru üzümü, bağışıklık sistemini güçlendiren pek çok antioksidanı içeren yaban mersinini beslenme çantasından eksik etmeyin.

  • Konsantrasyon sağlayan, şekeri düzenleyen, obeziteyi önleyen, Omega 3 içeriğiyle bağışıklık sistemini güçlendiren cevizi mutlaka sevdirin.

  • Hazır meyve sularından ve gazlı içeceklerden kaçının. Hazır meyve suları şişmanlatmasının yanı sıra şeker hastalığına zemin hazırlar.

  • Renkli cam şişelerde veya çelik mataralarda taze sıkılmış meyve suyu, ayran ya da süt tüketmesini sağlayın.

Ataşehir’de engeller yıkılıyor

Ataşehir’de engeller yıkılıyor

Ataşehir Rehberlik ve Araştırma Merkezi, ilçe genelindeki engelli çocuklara verdiği hizmetle, Ataşehir’de engelleri yıkmaya çalışıyor. Merkez, zihinsel ve fiziksel engelli 0 – 23 yaş arası çocuk ve gençlerin, rehabilitasyon hizmetlerinden yararlanmaları için gerekli olan teşhis ve raporu sadece üç günde veriyor.

Merkezde özel öğrenme güçlüğü çeken, down sendromu yaşayan, otizmli, zihinsel ve fiziksel engelli çocuklara verilen hizmetle, çocukların hem zihinsel ve fiziksel engellerinin giderilmesinin, hem de toplumsal yaşamın içinde olmalarının yolu açılıyor. Merkezde ayrıca her yıl yenilenen raporlarla, çocuklar rehabilitasyon sürecinden sonra ki gelişimlerine göre yönlendiriliyor.

BİR GÜN SONRAYA RANDEVU

Günde ortalama 20 kişiye randevu veren Ataşehir Rehberlik ve Araştırma Merkezi, başvurudan bir gün sonraya randevu vererek ve üç gün içinde çıkarttığı raporla Türkiye çapında “tek” olma özelliğini taşıyor.

MASRAFLAR DEVLET’TEN

Ataşehir genelinde dokuz özel rehabilitasyon merkezinin olduğunu söyleyen Ataşehir Rehberlik ve Araştırma Merkezi Müdürü Rüştü Yüksel, engelli çocukların aileleri tarafından verilecek dilekçe sonrası çocuğu tanımaya yönelik mülakat ve gerektiği takdirde zeka testi yaptıklarını ve sonuca göre ilgili kurumlara resmi yazı gönderdiklerini söyledi. Yüksel, çocuğun yönlendirildiği çocuk psikiyatristinin aynı tanıyı koyması takdirde, masraflarını tamamen devletin karşıladığı bu özel rehabilitasyon merkezlerinden çocuğun ücretsiz olarak yararlanabileceğini belirtti.

“ÇOCUKLARINIZI EVE HAPSETMEYİN”

Özellikle gelir düzeyi düşük vatandaşların bu hizmetten haberdar olmadıklarına dikkat çeken Yüksel, “Vatandaşlarımız nereye gideceklerini bilmiyorlar. Çocuklarını eve hapsediyorlar. Oysa ki bize gelmiş olsalar, çocuğun zihinsel ya da fiziksel sıkıntısını gidermek adına rapor çıkartıp, doktora yönlendireceğiz, Belki de bu çocuk ileride topluma kazandırılacak, hatta engelini kaldırmış olacağız. Bu nedenle halkımızın Rehberlik Danışma Merkezleri’nin ne işe yaradıklarını iyi bilmesi lazım.” dedi.

Ataşehir Rehberlik ve Araştırma Merkezi

Atatürk Mah. Çiftlik Sk. No:5 Ataşehir

Tel: 0216 548 21 22

GSM: 0505 277 55 94

TAMPONSUZ BURUN AMELİYATI

TAMPONSUZ BURUN AMELİYATI

 

Tamponsuz Burun Ameliyatları, Ameliyat Sonrası Konfor Sağlıyor…

Burun ameliyatı olmanız gerekiyor. Ancak çevrenizde burun ameliyatının değil de ameliyat sonrası kullanılan tamponların yarattığı sıkıntılar üzerine hiç de hoşunuza gitmeyen pek çok şey duydunuz. Bu da sizi ameliyatınızı ertelemeye yöneltiyor. Ancak korkmanıza gerek yok. Tamponsuz burun ameliyatlarının sağladığı konforla ameliyat sonrası da sizin için gayet rahat…

Hisar Intercontinental Hospital Kulak Burun Boğaz Hastalıkları ve Baş Boyun Cerrahisi Bölümü Uzmanı Doç. Dr. Seyhan Alkan’la burun operasyonu geçirecek olanların korkulu rüyası olan tamponların yaratacağı sıkıntıdan kurtulmanın yeni yolu, tamponsuz burun ameliyatlarını konuştuk…

Tamponsuz burun ameliyatlarıyla, operasyon sonrasının da konforlu geçtiğinin altını çizen Doç. Dr. Seyhan Alkan, ‘Kronik sinüzit, burun eti büyümeleri ve burun kıkırdak-kemik eğriliği yaşayanların yaptırmak zorunda olduğu burun ameliyatları, operasyondan çok operasyon sonrası kullanılan tamponların çıkarılmasının çok ağrılı olacağı korkusuyla kişilerin kaçındığı bir ameliyat türü. Ancak günümüz tıp cerrahi teknikleri, operasyonda ve sonrasında kullanılacak teknolojik tıbbi malzeme olanakları bu kabusu sona erdiriyor. Sinüzit operasyonları sonrasında oluşan cerrahi alan boşluklarına, kanamayı durdurucu ve eriyebilen materyaller yerleştirerek burun boşluğunu açık bırakıyoruz. Kıkırdak-kemik eğriliği operasyonları sonrasında ise eriyebilen zımba (stapler) kullanarak burun boşluğuna herhangi bir tampon ürün yerleştirmiyoruz. Böylece hastalarımız ameliyat sonrası dönemİ rahatlıkla atlatabiliyorlar. Burun eti (konka) müdahalelerinde kullanılan ısı enerji etkili küçültme (radyofrekans) operasyonlarında da tampon ihtiyacı olmadığı için kullanmıyoruz. Modern tıbbın yarattığı bu imkanlarla hastalarımızın ameliyatlarını en sık erteleme nedeni olan tampon kabusu ortadan kalkıyor.’ açıklamasında bulundu.

“eyvah yine kilo alacağım”

 

“eyvah yine kilo alacağım”

 
 

Eyvah Doktorum Kortizon Verdi!..

Özellikle kadınsanız ve kilo problemi yaşıyorsanız; üzerine bir de doktorunuz kortizon içeren bir ilaç yazdıysa ‘eyvah yine kilo alacağım’ diye endişelenmeye başlamadan bu yazıyı okumanızda fayda var.

Hisar İntercontinental Hospital İç Hastalıkları ve Romatoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mehmet Soy’a kortizon hakkında bilinmesi gerekenleri sorduk.

Kortizon Nedir?

Kortizon vücudumuzda bulunan ve yokluğu yaşamla bağdaşmayan bir hormondur. Böbreküstü bezlerinden salınır. Karbonhidratlar (Kan şekeri), lipitler (kolesterol), protein metabolizması ve bağışıklık sistemi başta olmak üzere hemen tüm sistemler üzerine etkilidir. Bağışıklık sistemi üzerine etkileri nedeni ile iltihaplı birçok romatizmal hastalığın tedavisinde çeşitli doz ve sürelerde kullanılır.

Kortizon kullanmak zararlı mıdır?

Halk arasında kortizon kullanmanın kesinlikle zararlı olduğu şeklinde yaygın bir yanlış bir inanç bulunmaktadır. Elbette her ilaç gibi kortizon da gereksiz yere kullanıldığında zararlı olabilir. Ancak bazı hastalıklar vardır ki kortizonu kullanmazsanız hasta, bu hastalıktan dolayı daha fazla zarar görebilir. Örneğin hastanın aktif Sistemik Lupus Hastalığı varsa; böbrek, beyin ya da diğer bir organı tutulmuşsa kortizonu, hem de yüksek dozlarda kullanmazsak hastanın hayatını kaybetmesine kadar giden bir kötü sonuç yaşanabilir. Aktif eklem iltihaplarının da baskılanmasında kortizon sıklıkla kullandığımız bir ilaçtır. Önemli olan bu ilacı kontrolsüz kullanmamaktır. Gerektiğinde, hekimin önerdiği dozda ve sürede kortizon kullanılabilir.

Kortizonlu İlaç Kullanıyorsanız…

  • Doktorunuzun önerilerine uyun.

  • Tuzlu yemeyin.

  • Yağlı, şekerli gıdaları azaltın, proteinden yüksek beslenin.

  • Potasyumdan zengin (muz, kaysı, narenciye grubu meyveler vb.) gıdalar tüketin.

  • Süt ve süt ürünlerinden zengin beslenin.

  • Yürüyüş gibi sporlar yapın.

  • Enfeksiyonlardan korunun.

DEPREM DEĞİL BİNA ÖLDÜRÜR

DEPREM DEĞİL BİNA ÖLDÜRÜR

Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi;

“Deprem değil bina öldürür gerçeğini unutmayalım”

Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, 17 Ağustos Marmara Depremi’nin 13. yılı nedeniyle yaptığı açıklamada, “Deprem önemleri her türlü siyasi kaygıdan uzak yerel ve merkezi yönetimlerin ortak çalışması hızla hayata geçirilmelidir” dedi.

Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi açıklamasında şunları söyledi:

“Ülkemize büyük üzüntü yaşatan, acılarını hala hissettiğimiz 17 Ağustos Marmara Depremi’nin ardından 13 yıl geçti. Binlerce insanımızın hayatını kaybettiği, yaralandığı, binlerce çocuğumuzun yetim ve öksüz kaldığı bu felakette yaşadıklarımızı unutmadık.

Türkiye’nin en önemli gerçeklerinden biri olan deprem konusunda, yıllardır yaşanan her büyük acının ardından acıları paylaşmanın ötesine geçmeyen tepkiler, önlemlerin hızla gerektiği gibi alınmaması, tüm uzmanların ortak görüşü olan olası bir deprem felaketinde ne yazık ki daha büyük yeni acıları yaşayabileceğimiz gerçeğini bize hatırlatıyor.

Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğu tüm bilimsel verilerle kanıtlanmışken, yine tüm uzmanların sık sık vurguladığı “deprem değil bina öldürür” gerçeğine karşın, yerel ve merkezi yönetimlerin her türlü siyasi kaygıdan uzak, hızla ortak çalışma yapmaları, özellikle deprem riski altında bulunan yerleşim merkezlerinde depreme dayanıklı konutlaşma için tüm olanaklar seferber edilmelidir.

17 Ağustos depreminin yıldönümünde, bir daha böyle acılar yaşanmaması ümidiyle bu felakette kaybettiğimiz vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına bir kez daha başsağlığı ve sabır diliyorum”