GENELKURMAY’DAN ’30 AĞUSTOS’ AFİŞİ

Genelkurmay Başkanlığı tarafından 30 Ağustos Zafer Bayramı için özel afiş hazırlandı.

Genelkurmay Başkanlığı tarafından 30 Ağustos Zafer Bayramı için özel afiş hazırlandı.

Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinden yapılan açıklamada, Zafer Bayramı için hazırlanan 2 afişe yer verildi.

KÖY YAŞAMINDAN DÜNYAYA AÇILDI

Mersin’de, hemcinslerinin yaşadığı sıkıntıları Arslanköylü kadınlarla oluşturduğu tiyatro grubuyla anlatan 60 yaşındaki Ümmiye Koçak’ın başarı hikayesi, tüm dünyaya yayıldı.

Mersin’in Toroslar ilçesine bağlı Arslanköy’de kurduğutiyatro grubuyla hemcinslerinin sesini dünyaya duyuran, bir reklam filminde dünyaca ünlü futbolcu Cristiano Ronaldo ile kamera karşısına geçen 60 yaşındaki Ümmiye Koçak, kadınlara ‘hayallerinin peşinden koşmaları” tavsiyesinde bulunuyor.

Koçak, yıllar önce gelin geldiği Toroslar’ın zirvesindeki Arslanköy’de sıradan bir hayat yaşamak yerine hayaller kurmayı tercih etti. Hayallerini gerçekleştirmek için adım atmaya karar veren Koçak, köyde ev temizliğinden tarlada çalışmaya kadar birçok işi yapan kadınların seslerini duyurmak için 2001’de Arslanköy Kadınlar Tiyatro Topluluğunu kurdu.

Oynadıkları oyunlarla köylü kadınların gündelik yaşamdaki sıkıntılarını anlatmayı başaran, çektiği “Yün Bebek” filmiyle 2. New York Avrasya Film Festivali’nde “Sinemada En İyi Avrasyalı Kadın Sanatçı” ödülünü kazanan Koçak, birçok kişinin görmeyi hayal ettiği ünlü futbolcu Cristiano Ronaldo ile reklam filminde oynadı.

Ümmiye Koçak, AA muhabirine, tiyatro kurarken yaşadığı sıkıntıları, sonrasında köydeki değişimi ve başarı merdivenlerini nasıl tırmandığını anlattı.

Arslanköy’e gelin geldikten sonra çocuk bakmaktan temizliğe, tarla işlerinden hayvanların bakımına kadar birçok işi yaptığını belirten Koçak, aynı zamanda gündelik hayatta yaşadıklarını, geceleri öykü olarak kaleme aldığını söyledi.

Köylerine gelen bir tiyatro ekibinin gösterisini izledikten sonra oyuncuların gerçekte ve rolleri sırasında farklı isimler kullandığını öğrendiğini anlatan Koçak, şöyle konuştu:

“Tiyatro oyununu izledikten sonra köyde gördüğüm sorunları, yanlışları, farklı isimler altında anlatmak için tiyatro kurmaya karar verdim. ‘Biz de burada varız. Bir şeyler yapıyoruz’ diye gösterelim istedim. Kadınları ikna etmek kolay oldu ancak eşlerini ikna etmek zordu. O zaman 40 kapıya gittim 7 kadını bulmak için. Çok argo kelimelerle karşılaştım ancak onların yaptığı her hakaret beni daha da kamçıladı. Çünkü kendimi tanıyordum, ne istediğimi biliyordum ve bunu yapacaktım. Yanlışları gösterme yolu buydu.”

 

“KÖYDE ARTIK KADIN ERKEK BERABER ÇALIŞIR OLDU”

Pes etmeyerek gittiği yolun sonunda grubu kurup sahne aldıklarını kaydeden Koçak, hayallerinin ilk adımını böylece gerçekleştirdiğini ifade etti.

Oyunu sahnelemeye başladıklarında olumlu tepkiler aldıklarını dile getiren Koçak, şöyle devam etti:

“Bir oyuncunun eşi geldi ‘Ümmiye abla sanki beni yazmışın. Çok güzel olmuş’ dedi. Gerçekten de onu yazmıştım. Tiyatroyla bayağı sesimizi duyurduk. Amacım çok kitleye ulaşmaktı. Biz kadınlar istediğimizde her şeyi başarabiliriz. Her şey bizim elimizde. Nene Hatunların torunları olarak, dünyayı yönetecek liderleri de biz anneler doğurduğumuz için bizim bilinçlenmemiz lazım. Onun için de bir şeyler yapmamız lazımdı. Ben de bir şeyler yapmak, kadınların başardığını göstermek için çaba harcadım.”

Daha çok kitleye ulaşmak için sinema filmi hazırlamaya karar verdiğini ve komşularından duyduğu hikayeleri yazarak “Yün Bebek”i çektiğini anlatan Koçak, uluslararası ödül alan bu filmle seslerini dünyaya duyurma fırsatı bulduklarını söyledi.

Tiyatro oyunlarıyla bir şeyleri başardıklarını vurgulayan Koçak, “Köyde artık kadın erkek beraber çalışır oldu. Önceden bana argo kelimeler kullanan insanlar sinema filmini çekerken ‘Ümmiye abla benim hanımıma da küçük de olsa bir rol ver’ dediler ve kendileri geldi. Şimdi herkes ‘Bana da rol ver’ diyor. Burada ön yargılar yıkıldı.” dedi.

Koçak, kadınların istediğinde neleri başarabildikleri gösterdiğine inandığını, bu süreçte yanında olan tüm köylü kadınlara teşekkür ettiğini belirtti.

“ÖNCE HAYAL KURMAK GEREKİYOR”

Başarı için önce hayal kurmak gerektiğine inandığını dile getiren Koçak, şunları kaydetti:

“Biz kadınlar istersek, kafamıza bir şey koyarsak ‘Bunu yapamayız’ diye bir şey yok. Nasıl ki biz zamanında reklamlarda bir dantel örtü görünce televizyondan modelini çıkardıysak, çocuklarımızı iyi yetiştirmeyi de kafamıza koymalıyız. İyi evlat yetiştirelim. Bize bir şey sorduğunda ‘Ben bilmem baban bilir’ dememek için kendimizi geliştirmemiz gerekiyor. Tek istediğim kadınlarımız ‘Ben yapamam’ demesin. Çünkü yapamayacakları hiçbir şey yok. İstemek önemli ama çok istemeli. Kalbiyle, yüreğiyle, her şeyiyle ‘Ben yaparım’ desinler. Hayal kurmak beleş. Herkes kurabilir.”

Şu an kendini geliştirmek isteyen kadınların birçok seçeneği bulunduğuna işaret eden Koçak, “Her yerde kurslar var. Yeteneklerini ortaya çıkarabilirler. Kadınlar ‘Ben başardım’ desinler. Emin olun, hem çocukları hem eşi hem de toplum karşısında bu sayede çok daha güçlü bireyler olacaklar. ‘Ben bunu olmak istedim ama fırsat olmadı’ diyorlar. Oysa şimdi fırsatlar var. Herkes içinde sakladığı hayallerini çıkarıp onun peşinden gitmeli.” dedi.

Koçak, yeni bir tiyatro oyunu hazırlığında olduklarını, bu kez organ nakline dikkati çekeceklerini sözlerine ekledi.

 

BİNLERCE ÇOCUK YAZ OKULLARINA KATILDI

Ataşehir Belediyesi’nin yaz tatiline çıkan çocuklar için hazırladığı sanat ve spor okulları dönem sonu gösterileriyle son buldu. Bu yaz tatilinde 3 bin çocuk yaz spor okulunda, 2 bin 300 çocuk yaz sanat okulunda hem keyifli günler geçirdi hem de öğrenmenin tadına vardı.

 

Çocukların fiziksel, zihinsel ve psikolojik gelişimlerini artırmak amacıyla çalışmalarını sürdüren Ataşehir Belediyesi, açtığı ücretsiz yaz okullarıyla tatile çıkan öğrencilerin hem öğrenmesini hem de eğlenmesini sağladı.

MRT_6165

Sanat ve spor okullarına katılan binlerce çocuk dönem sonu gösterilerinde yeteneklerini sergiledi. Yüzme derslerine katılanlar arasında keyifli yarışlar yaşanırken, basketbol, voleybol, futbol, tekvando, tenis, jimnastik ve kick boks derslerine katılanlar da harika gösteriler sergiledi.

3A5A8863

Sanat okuluna katılan öğrenciler de Mustafa Saffet Kültür Merkezi’nde düzenlenen törende dans, halkoyunları, ritm, cup song ve perküsyon gösterileri yaparken, yaz sanat okulu boyunca atölyelerden çıkan ürünlerin de sergisi yapıldı.

MRT_6490

Yaz aylarında iki dönem halinde düzenlenen yaz sanat okullarında, uzman eğitmenler eşliğinde birbirinden eğlenceli aktivitelere ve atölyelere katılan çocuklar için; Hayal Atölyesi’nin yanı sıra İngilizce oyunlar, dans, ritm, drama, koro, cup song, dans song, temel müzik eğitimi, resim, eğlenelim öğrenelim, halk oyunları, satranç, akıl zekâ atölyesi, enstrüman yapım atölyesi branşlarında eğitimler verildi.

MRT_6456

5-13 yaş arasında 3 bin çocuğun ücretsiz olarak yararlandığı Yaz Spor Okullarında; futbol, basketbol, voleybol, jimnastik, tekvando, kick boks, tenis ve yüzme olmak üzere 8 spor dalında eğitim verildi. Çocukların yaz tatillerini evde bilgisayar ve televizyon karşında hareketsiz geçirmek yerine, arkadaşlarıyla birlikte spor yaparak geçirmeleri amacıyla hazırlanan Yaz Spor Okullarında, profesyonel eğitmenler eşliğinde ücretsiz spor yapma imkânı sunuldu.

 

ŞANLIURFA MÜZİĞİ UNESCO YOLUNDA

Dünyanın en eski kentlerinden biri olarak kabul edilen Şanlıurfa’nın müzik alanındaki köklü birikiminin UNESCO tarafından da tescil edilmesi amacıyla girişimde bulunuldu.

“Müzik şehri” olarak bilinen ve önemli sanatçılar yetiştiren Şanlıurfa’nın bu özelliğinin Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından da tescillenmesi için yapılan ön başvuru kabul edildi.

Dünyanın en eski kentlerinden Şanlıurfa’da kamu kurum ve kuruluşları, köklü bir tarih ve kültür birikimine sahip şehrin müziğinin uluslararası alanda da tescillenmesi için yoğun çaba gösteriyor.

İbrahim Tatlıses, Müslüm Gürses, Nuri Sesigüzel ve Kazancı Bedih gibi birçok ünlü sanatçının yetiştiği kentin sakinleri de müziğe yatkınlıkları ile biliniyor.

 

Şanlıurfa ile özdeşleşen sıra geceleri, hemen hemen her köşe başında bulunan tarihi konukevlerinde düzenlenen eğlence programları yerli ve yabancı turistlerden yoğun ilgi görüyor.

Kentte geçmişte müzikle ilgilenen kişilerin toplandığı, ”müziğin kalbinin attığı yer”olarak kabul edilen ve ”Yasin’in Kahvesi” olarak bilinen kahvehane binası, restorasyon çalışmasının ardından 5 yıldır İbrahim Tatlıses Müzik Müzesi olarak hizmet veriyor. Müzede sıra geceleri, bu kültürü yaşatan müzisyenlerin mumya heykelleri ile yansıtılıyor.

Kentteki “Müslüm Gürses Müzesi”nde ise geçmişten kalan çok sayıda radyo, plak ve enstrümanlar, ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor.

 

Müzik alt yapısı derin

Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat Çiftçi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kentin köklü ve zengin bir kültür birikimine sahip olduğunu söyledi.

Şehrin potansiyelini gelecek nesillere aktarabilmek için çaba gösterdiklerini belirten Çiftçi, çok sayıda ünlü sanatçıyla da görüş alışverişinde bulunarak kentin müzik dalında UNESCO adaylığı için müracaatını kararlaştırdıklarını bildirdi.

UNESCO tarafından ön müracaatın kabul edildiğini aktaran Çiftçi, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Şanlıurfa bir müzik şehridir, bu alanda çok önemli kişileri yetiştiren çok derin müzik alt yapısına sahip bir ildir. Dolayısıyla Şanlıurfa’nın Türk sanat müziğinden gazellere, halk müziğinden Arap hatta Hristiyan müziğine kadar giden tarihi bir alt yapısı var. Bu yapıyı bizim UNESCO nezdinde kültürel miras olarak tescil ettirmemiz lazım. Yani eğer Şanlıurfa müzikte bir marka şehir olmak istiyorsa bunun gereğini yerine getirmesi lazım. Belediyemizin dış ilişkiler daire başkanlığı bu konuda bir proje hazırladı. UNESCO’ya müzik dalında müracaatımızı gerçekleştirdik, ön müracaatımız kabul edildi. Elimizdeki dokümanlar, zenginlik, doğru belgeler ve projenin doğru hazırlanması bu konuda çok etkili oldu.”

 

Paris’te görücüye çıkılıyor

Dünya ölçeğinde müzik dalında UNESCO’ya başka müracaatlar olduğuna işaret eden Çiftçi, Türkiye’den ise Sivas ve Elazığ için de başvuruda bulunulduğunu, yapılan elemede Şanlıurfa’nın belirlendiğini kaydetti.

Fransa’da 15 gün sonra görüşmelerde bulunacaklarını belirten Çiftçi, süreç ile ilgili şu bilgileri aktardı:

“6-7 Eylül’de Paris’te UNESCO’nun dünya temsilcileriyle bir araya geleceğiz. Şanlıurfa’nın müzik anlamında tanıtımını gerçekleştireceğiz. Kendimizi iyi ifade etmemiz, yapacağımız iyi bir lobi çalışmasıyla bu proje Dünya UNESCO Listesi’ne girer. Her şey kültürel somut varlıklardan ibaret değildir, soyut olan çok önemli kültürel varlıklarımız da var. Müzik de bunlardan biridir. Geçmişi binlerce yıla giden müthiş ezgilerle sanatsal eserlerle bugüne kadar taşınanlar var, yaşayanlar var, vefat edenler, ömrünü bu işe verenler var. Birçok besteyi oluşturan, birçok söz yazarı olan var, birçok makamda müziği, Şanlıurfa’yı dışarıda temsil eden şahsiyetler var. Tabii ki bunların hepsinin emeğine saygı göstererek bilimsel ölçüde hepsinin emeğini derleyip toplayıp dünya literatürüne Şanlıurfa’yı müzik şehri yapma noktasında bir müracaattır.”

 

VARLIKLI MÜSLÜMANIN KURBAN KESMESİ GEREKİR

Kur’an Araştırmaları Vakfı Genel Başkanı Prof. Dr. Yavuz, ”Zekat vermekle mükellef yani varlıklı olan her Müslümanın aynı zamanda kurban kesmesi gerekir. Dini anlamda mal varlığı olmayanlar, kurban kesmekle mükellef değildir” dedi.

Kur’an Araştırmaları Vakfı Genel Başkanı Prof. Dr. Yunus Vehbi Yavuz, zekat vermekle mükellef, varlıklı her Müslümanın kurban kesmesinin gerektiğini belirterek, ”Dini anlamda mal varlığı olmayanlar kurban kesmekle mükellef değildir. Ama mükellef olmadığı halde bu kişilerin kurban kesmesinde bir sakınca yoktur.” dedi.

Yavuz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kurban kesme ibadetinin Müslümanlar için önemli olduğunu vurguladı.

Zengin olan Müslümanların Kurban Bayramı nedeniyle kurban kesmekle mükellef olduğunu dile getiren Yavuz, şöyle devam etti:

”Yani dini anlamda zengin olan kimsenin bu ibadeti yapması gerekir. Mesela Hazreti Muhammed zamanında 40 koyunu olan kişi zengin kabul ediliyordu. Bundan dolayı ise 40 koyunu olan kişi, bir koyunu kurban kesebiliyordu. Zekat hesabıyla kurban hesabı aynıdır. Zekat vermekle mükellef, varlıklı olan her Müslümanın aynı zamanda kurban kesmesi gerekir. Dini anlamda mal varlığı olmayanlar kurban kesmekle mükellef değildir. Ama mükellef olmadığı halde bu kişilerin kurban kesmesinde bir sakınca yoktur. Kurban, Hanefi mezhebine mensup olanlar dışındaki mezhep mensuplarına sünnettir, vacip değildir. Ama yine de kesilmesi büyük sevaptır.”

”Kişinin parası yoksa kredi yoluyla kurbanını kesmesi doğru olmaz”

Kurbanda bazı kişilerin kredi çekerek kurban kestiğini ifade eden Yavuz, ”Bir adamın bankada parası olduğu halde bankaya gidemiyorsa kredi kartıyla o hesaba istinaden kurban satın alsa olur. Çünkü bankada parası var. Ama herhangi bir parası yok, bankanın vereceği kredi ile bunu kesecek olursa ibadetin ruhunu ihlal eder. Kurbanda parası bulunan insan kurban kesmekle mükelleftir. Kişinin eğer parası yoksa kredi yoluyla kurban kesmesi doğru olmaz.” değerlendirmesinde bulundu.

”Kurban eti dağıtırken ayrım yapılmaması gerekiyor”

Yavuz, kurban kesmenin asıl amacının kurbanın kanının akıtılması olduğunu hatırlattı.

Kurban kesen kişinin, istediğinde kestiği kurbanın etini hiç almazsa da bunun dini vecibesini yerine getirmesine bir halel getirmeyeceğini aktaran Yavuz, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Ama kestiği kurbanın etinden sünnete uygun olarak yararlanabilir. Kurban etinin üçte birini ev halkına, üçte birini fakirlere, geri kalan üçte birini de eşe-dosta ziyafet edecek şekilde paylaşması uygundur. Kurban etini dağıtırken de hiçbir şekilde ayrım yapılmaması gerekiyor. Kurban etini dağıtırken din ayrımı yapılmaz.”

Kurban derisinin parayla satılamayacağını vurgulayan Yavuz, kurbanlık derisinin hayır kurumlarına bağışlanması halinde bunun önemli hizmetlere vesile olabileceğini sözlerine ekledi.

 

TİYATRO FESTİVALİ YILDIZLARLA VEDA EDİYOR

Kadıköy Belediyesi Tiyatro Festivali 18 Ağustos Cuma günü Yaşamaya Dair” oyunu ile son bulacak.

Kadıköy Belediyesi tarafından bu yıl 15. Düzenlenen Tiyatro Festivali’nde 15 oyun izleyici ile buluştu.  Her akşam yaklaşık bin beş yüz kişinin katıldığı oyunları bugüne kadar yaklaşık 20 bin kişi izledi. Tüm oyunların ilgiyle izlendiği festival 18 Ağustos Cuma günü sona eriyor.

Son haftasına giren Tiyatro Festival’inde bu hafta sezon boyunca kapalı gişe oynayan oyunlar izleyici ile buluşacak.

15 Ağustos Salı akşamı Kadıköy Emek Tiyatrosu “Sevmekten Öldü Desinler” oyunla şarkıcılık hayalleri kuran Gönül ve Mustafa’nın hikayesini seyirci ile buluşturuyor.

Festivalin 16 Ağustos Çarşamba günü sahne alacak oyunu ise ünlü tiyatro sanatçısı Ali Poyrazoğlu’nun  “Usta ve Çırak” isimli oyunu.

Uygur Sanat Tiyatrosu ise 17 Ağustos Perşembe akşamı “Akizadeler-Bir Tatlı Huzur” isimli oyunla Özgürlük Parkı Sahnesi’nde olacak. Nejat Uygur’un yazdığı ve Süha Uygur’un yönettiği oyun İstanbul’un köklü ve önemli ailelerinden biri olan Akizadelerin hayatını konu alıyor.

Festival , Nazım Hikmet’in yaşamından kesitlerin ozanın şiirleri ile anlatıldığı Genco Erkal tarafından uyarlanan “Yaşamaya Dair” oyunu ile veda edecek. Beş yılda 260 kez kapalı gişe oynayan oyunda Tülay Günal ve Genco Erkal Selamiçeşme Parkında izleyici ile buluşacak.

Tiyatro Festivali’ne dair konuşan Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu tiyatro severlerin sezonda izleyemediği bazı oyunları yıldızlar altında izlemeye katkı sunmaktan dolayı mutlu olduklarını belirterek “Ben de sezonda izleme fırsatı bulamadığım bazı oyunları festivalde izledim. Festivale ilgi her geçen yıl artıyor. Bu ilgi bizi çok mutlu ediyor. Sanata, edebiyata, tiyatroya ilginin artmasını çok önemli buluyorum. Tiyatro hayattır, inattır. Sanata, tiyatro ile hayata ve ideallerimize tutunacağız. Sahne alan tüm oyuncularımıza ve tiyatro sahnelerine teşekkür ediyorum.  Önümüzdeki yıl yine sezonun en iyi oyunları ile Özgürlük Parkında olacağız.”  dedi.

Kadıköy Selamiçeşme Özgürlük Parkı Amfi Tiyatro’da sahnelenen oyunların ücretsiz davetiyeleri Kadıköy Belediyesi’nin kültür merkezlerindeki gişelerden alınabiliyor.

15 Ağustos Salı 21.00 / Sevmekten Öldü Desinler / Kadıköy Emek Tiyatrosu

16 Ağustos Çarşamba 21.00 / Usta ve Çırak / Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu

17 Ağustos Perşembe 21.00 / Akidezadeler Bir Tatlı Huzur / Uygur Sanat Tiyatrosu

18 Ağustos Cuma 21.00 / Yaşamaya Dair / Dostlar Tiyatrosu

 

MALTEPE’DE FESTİVAL COŞKUSU SÜRÜYOR

Maltepe Belediyesi Uluslararası Beşçeşmeler Kültür Festivali, Sırbistan ekibinin sahne aldığı muhteşem bir geceyle devam etti. Sırbistan’ın geleneksel ezgilerini seslendiren Vokaraviç Kültür ve Sanat Topluluğu Korosu geceye renk katarken, Sırbistan mutfağından yöresel tatlar da katılanların beğenisine sunuldu.

Maltepe Belediyesi’nin düzenlediği Uluslararası Beşçeşmeler Kültür Festivali, Sırbistan gecesiyle devam etti. Sırbistan Cumhuriyeti Sancak Bölgesi Loznitsa Belediyesi’nin konuk olduğu muhteşem geceye, İstanbul Sırbistan Cumhuriyeti konsoloslarından Sandra Vujinovic, Jovica Topalovic, Sırbistan Cumhuriyeti Sancak Bölgesi Loznitsa Delegasyonu’ndan Knezevic Belediye Meclis Başkanı Milena Manojlovic, Belediye Meclis Sekreteri Dejan Markovic, Bölgesel Kalkınma Ajansı Yöneticisi Tomislav Arnautovic, Loznitsa İlçesi Turist Kuruluşu Yöneticisi Snezana Peric, Belgrad Turist Kuruluşu Yönetici Yardımcısı Slobodan Unkovic, İstanbul Anadolu Yakası Bosna Sancak Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği Başkanı Erdoğan Erdem, Maltepe Belediye Başkan Yardımcısı Melih Morsünbül ve vatandaşlar katıldı.

MALTEPE’DEN BARIŞ VURGUSU

Sırbistan mutfağından yöresel lezzetlerin de sunulduğu ve Sırbistan Turizm Organizasyonu tarafından ülkenin doğal güzelliklerini ve tarihi yerlerini içeren broşürlerin de dağıtıldığı etkinliğin açılış konuşmasını yapan Maltepe Belediye Başkan Yardımcısı Melih Morsünbül, “Daima sevgi kazanacak şiarıyla yola çıkan Belediye Başkanımız Ali Kılıç’ın sevgi ve selamlarını sunuyorum. Asya’dan Avrupa’ya birçok ülkenin birçok kentiyle kardeş şehir anlaşmaları imzaladık. Hiçbir yerde savaş ve kargaşa olmasın istiyoruz. Bunun için de kültürler birbirilerini tanımalıdır diyoruz. Barışı kolay kılabilmek, daha yakından tanışabilmek ve kültür alışverişi yapıp dostluk köprüleri kurabilmek için buradayız. Farklı dilleri konuşsak da, kültürün ve sanatın dilinin ortak olduğunu biliyoruz. Bizlere ülkelerinden dostluk rüzgârı taşıyan tüm ülkelere teşekkür ediyorum” dedi.

 

RÜYA ŞEHİR MALTEPE

İstanbul Sırbistan Cumhuriyeti konsoloslarından Sandra Vujinovic ise şunları söyledi: “Rüya şehir İstanbul ve Maltepe’ye gelmekten dolayı çok onurluyum. Umudum o ki gençler, bu birlikteliği ileriye taşıyacaklar. Yeni köprüler kuracaklarına inanıyorum. Loznitsa’dan gelen misafirlerimiz bu akşam Maltepe’de. İnanıyorum ki Maltepe’de Loznitsa’ya gidecek. Konuştuğumuz konular Türkiye ve Sırbistan Cumhuriyetlerinin kardeşliği ve paylaştıklarıyla ilgili. Her iki ülkenin geçmişi birbirine çok yakın. Aynı dili konuşmuyoruz ama birbirimizi çok iyi anlıyoruz. İstanbul ve Maltepe’de biliyorsunuz Sırbistan’dan, Balkanlardan gelen birçok insan yaşamakta. Onlar bizleri birleştiriyor.”

“İSTANBUL’U DİNLİYORUM”

Loznitsa İlçesi Turist Kuruluşu Yöneticisi Snezana Peric de bir konuşma yaparak, Sırbistan’ın batısında bulunan güzel bir şehirden geldiklerini gelerek, şehirlerini en güzel şekilde tanıtmak istediklerini ifade etti. Barkovizyondan Sırbistan’ın Loznitsa şehrinden görüntü ve kareler akarken, sahne alan Vokaraviç Kültür ve Sanat Topluluğu Korosu söyledikleri şarkılarla geceye renk kattı. Ayrıca iki ülkenin dostluğu adına Orhan Veli’nin “İstanbul’u Dinliyorum” şiiri Sırpça ve Türkçe okundu.

ENVER GÖKÇE ŞİİR ÖDÜLÜ 2017

Kar Dergisi’nin düzenlediği ENVER GÖKÇE ŞİİR ÖDÜLÜ 2017, bu yıl Ataşehir Belediyesi’nin desteğiyle gerçekleştirilecektir. 21- 22 Ekim 2017’de, Ataşehir Belediyesi Cemal Süreya Salonu’nda yapılacak ENVER GÖKÇE SEMPOZYUMU’ndan sonra ödüller sahiplerine verilecektir.

ÖDÜLE KATILIM KOŞULLARI:

1-Ödül ‘kitap’ ve ‘dosya’ olarak iki dalda verilecektir. Ödüle 2016- 2017 arasında yayınlanan kitaplar ve yayıma hazır dosyalar katılabilir. Jüri gerek görürse, her iki dalda ‘özel ödül’ de verebilir.

2-2016- 2017 arasında çıkmış ‘Toplu Şiirler’le de ödüle katılabilinir. Ayrıca; kitap dalındaki başvuruyu yayınevi de yapabilir.

3-Eserler kitap dalında 8 adet, dosya dalında 5 adet olarak gönderilecektir.

4-Her dal için ödül tutarı 5000 (beş bin) TL’dir. Ödül tek kişiye verilebileceği gibi, bölüştürebilinir de.

5-Katılımcılar; gerçek ad ve soyadlarını, kısa özgeçmişlerini, katıldıkları yapıtın adıyla birlikte niyaziyasar34@hotmail.com adresine gönderecekleri gibi, bir zarf içerisinde, yapıtla birlikte, Niyazi Yaşar P. K: 32 Kartal-İSTANBUL adresine de göndermeleri gerekmektedir. Eseler elden de teslim edilebilir. İletişim telefonu: (0533) 572 70 74

6-Başvurular 1 Ağustos- 20 Eylül 2017 arasında kabul edilecektir. Postadaki gecikmelerden başvuru sahipleri sorumludur.

7-Ödül seçici kurulu şu isimlerden oluşmaktadır: Leyla Şahin, Niyazi Yaşar, Metin Cengiz, Yusuf Alper, Hayrettin Geçkin.

ÇATALHÖYÜK ‘4 BİN YIL’ SAVAŞ GÖRMEMİŞ

UNESCO’nun Dünya Miras Listesi’ndeki en eski ve en önemli kültürel miras alanlarından biri olan Konya’nın Çumra ilçesindeki Çatalhöyük’te, 4 bin yıl boyunca savaş yaşanmadığı ortaya çıktı.

Konya’nın Çumra ilçesinde, neolitik dönemde 8 bin kişinin bir araya gelerek kent kurduğu Çatalhöyük’te, 4 bin yıl boyunca savaş, çatışma ve şiddet yaşanmadığı bildirildi.

Çumra ilçesinde neolitik dönem kenti Çatalhöyük, insanoğlunun ilk yerleşim yerlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Çatalhöyük, UNESCO’nun Dünya Miras Listesi’ndeki en eski ve en önemli kültürel miras alanlarından biri olması nedeniyle dünyada dikkatleri üzerine çekiyor.

İngiliz Arkeolog James Mellaart ve ekibi tarafından 1960’lı yıllarda keşfedilen Çatalhöyük’te, 1993 yılında Stanford Üniversitesinden İngiliz Arkeolog Prof. Dr. Ian Hodderbaşkanlığında kazılara yeniden başlandı.

Çatalhöyük’te 9 bin yıl önce üstten girilen, birbirlerine bitişik kerpiç evlerde yaşayan insanların sosyal yapısı, beslenme ve giyim şekilleri gibi çeşitli konular araştırılıyor.

Konya’daki, bir bölümünün üzeri özel bir ahşap çatıyla kapatılan Çatalhöyük kazı alanı, yerli ve yabancı çok sayıda ziyaretçinin uğrak yerlerinden biri olarak ilgi çekiyor.

 

“Lider yok, ortak yaşam var ve barış içindeler”

Prof. Dr. Hodder, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 25’inci yılına giren kazı çalışmalarında bugüne kadar çok sayıda buluntunun gün yüzüne çıkarıldığını söyledi.

Çatalhöyük’ün 9 bin yıllık geçmişe uzanması ve büyük bir alanı kaplamasından dolayı önemli olduğuna işaret eden Hodder, yaklaşık 8 bin kişinin yaşadığı bölgede ilk defa Ortadoğu’nun dışında yerleşik hayatın bulunduğuna dikkati çekti.

Hodder, Çatalhöyük’teki beslenme, sosyal ilişkiler ve iş ilişkilerine dair bulgular elde ettiklerini belirterek, şöyle devam etti:

“Çatalhöyük çok istikrarlı bir topluluktu. 4 bin yıl boyunca çatışma olmadan barış içerisinde, hayatı paylaşarak yaşamayı başardılar. Herhangi bir çatışma olmadan uzun süre yaşama modeli için günümüzde çok iyi bir örnek. Toplum içerisinde kolektif yaşamak önemliydi. Bireysellik önde değildi. Ortak, komin bir hayat paylaşılıyordu. Bunların içinde lider yok, ortak yaşam var ve barış içindeler. Aralarında akrabalık bağları çok yaygın değil. Biyolojik olarak ailelerin bir arada yaşaması yerine toplumda farklı insanlarla bir arada yaşıyorlar. Genetik olarak karışık bir topluluk. Bunlar gerçekten büyük bir aile. Bir asırda yaklaşık 3 ila 8 bin insanın yaşadığı bir topluluk olduğunu tahmin ediyoruz.”

 

“İLK MODERN İNSAN”IN İZLERİ ARANIYOR

Hatay’ın Samandağ ilçesindeki Üçağızlı Mağarası’nda MÖ 41 bin ile 15 bin yılları arasındaki ilk modern insana ait bulgulara ulaşmak için sezon kazıları başladı.

Hatay‘ın Samandağ ilçesinde deniz kıyısında yer alan, MÖ 41 ile 15 bin yılları arasında ilk modern insanların yaşadığı düşünülen Üçağızlı Mağarası‘nda sezon kazıları başlarken, o dönem insanına ait önemli bulgular elde edilmesi hedefleniyor.

Akdeniz kıyısında yer alan ve patika yoldan yürüyerek yaklaşık 40 dakikalık zorlu bir yolculuğun ardından ulaşılan MÖ 41 ile 15 bin yılları arasında insanların yaşadığı mağarada o dönemdeki yaşantıyla ilgili buluntular gün yüzüne çıkarılmaya çalışılıyor.

Sabahın ilk ışıklarıyla Meydan Mahallesi’ndeki kazı evinden hareket eden ekip, önce patikadan inip daha sonra da uzun bir tırmanış ve yeniden inişin ardından yaklaşık 40 dakika sonra ilk modern insanların yaşadığı düşünülen mağaraya ulaşıyor.

“İlk çalışmalar 1950 yıllarında başladı”

Kazı ekibi başkanı Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Antropoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erksin Güleç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Üçağızlı Mağarası’nda ilk çalışmalarının 1950 yıllarında başladığını söyledi.

Daha sonra 1989 yılında Fransız araştırmacı Minzoni-Deroche tarafından bölgede yüzey araştırmaları yapıldığını ve bu sırada geçmişi 200 bin yıl öncesine giden insan türü olan Neanderthaller ile aynı dönemde yaşayan ilk modern insanlarla ilgili kalıntılara ulaşıldığını kaydetti.

Kendisinin de uzun süre Deroche ile çalıştığını, 1997 yılından bu yana ise zaman zaman uluslararası araştırmacıların katılımıyla ve Ankara Üniversitesi Antropoloji Bölümü’nden bir ekiple çalışmaların sürdürüldüğünü dile getiren Güleç, Üçağızlı Mağarası’nı antropoloji ve arkeoloji açısından dünya üzerinde çok önemli bir yer olduğunu belirtti.

Üçağızlı Mağarası’nın en zor kazılardan biri olduğunu vurgulayan Güleç, kazı alanına ulaşmanın bile büyük zorluklar içerdiğini söyledi.

“DNA sonuçları bekleniyor”

Bu sezon kazılarının yaklaşık 1,5 ay süreceğini ve 15 kişilik bir ekiple çalıştıklarını dile getiren Güleç, şöyle devam etti:

“Üçağızlı Mağarası, eski insanların yaşayışları ve Antakya tarihine baktığımızda çok önemli bir yer işgal ediyor. Burada insanlar MÖ 41 ile 15 bin yılları arasındaki süreçte yaşamışlar. Burası, antropoloji ve arkeoloji açısından dünya üzerinde çok önemli bir yer. Çünkü Neanderthaller ile modern insanın birlikte yaşadığı bu dönemde bizim mağaramız kadar boncuk bulduğumuz başka bir yer yok. O dönem insanlarına ait neredeyse hiç fosil kalıntısı yok. Buradaki kazılarda üst çene ve 18 adet diş bulduk. Bunların DNA çalışmaları yapılıyor, dört gözle bunun sonucunu bekliyoruz. DNA, o toplumun diğerlerinden farklı olup olmadığı ortaya koyuyor.”

Güleç, bölgenin Afrika’dan kuzeye doğru Rift Vadisi sistemiyle yukarıya göç eden insanların uğrak yeri olduğunu belirterek, mağaranın hem Anadolu’ya hem Avrupa’ya hem Asya’ya açılan bir kapıda olduğunu kaydetti.

Üçağızlı Mağarası’nın insanlık tarihi açısından hep ilgi odağı olduğunu vurgulayan Güleç, burada çok sayıda boncuk ve taştan yapılmış malzemeler bulduklarını, bunların büyük bir bölümünün Hatay’da müzede sergilendiğini söyledi.

 

 

KİTAP YAZDIRAN AŞK!

Okul yıllarında yaşadığı karşılıksız aşkın ona verdiği ilham kitap yazmasına neden oldu. Henüz hayatının baharında yaşadıklarını kitaplaştıran Hande Ortay, etkilendiği ve bire bir yaşadığı olayları kaleme almanın kendisini çok mutlu ettiğini ve bundan da büyük haz duyduğunu belirtti.

Gazetemizi ziyareti esnasında kendisini yakından tanıma fırsatı buldum. İstanbul Üniversitesi’nde İki fakültede birden eğitimine devam eden Ortay, Türk Sanat Müziğini çok sevdiğini ve her dinlediği şarkıdan esinlenerek karşılık bulamadığı aşkı ile ilgili duygularını kaleme aldığını söyledi.

1993 Almanya doğumlu olan Hande Ortay, ilk ve orta öğrenimini Almanya’da tamamladıktan sonra 18 yaşında Türkiye’ye dönerek yüksek öğrenimini burada sürdürmeye karar veriyor ve o kararını da çift dal okumak kaydıyla yazarlığı yanında eğitimdeki başarısını da kanıtlamış oluyor.

DSCF6278

Hande Ortay; “Oysa Bir Umuttu” kitabında duygularını samimi ve yaşadıklarını akıcı bir dille kaleme almış, okuyucuların hizmetine sunmuştur.

Yazarın, “Oysa Bir Umuttu” ve “Limanı Olmayan Aşıklar” kitaplarını piyasaya sunmuş olup 3’üncü kitabı yazmaya devam etmektedir.

Yazarımız; bir gün Ferhat Göçer’in “Yıllarım Gitti” şarkısını dinlerken bakın aşkı ile ilgili duygularını nasıl dile getirmiş:

“OLUR DA BİR GÜN”

“Artık her gün ağrısını çektiğim bu aşkın vuslata zaman tanımayışına ve kahrına yazdığım, bir dua gibi sana adadığım isyanlarımı kitap yapıyorum. Olur da bir gün okursun diye, olur da bir gün sende kahredersin diye. Öylesine bir sevgi değil, bir aşk da değil yaşadıklarım. Bu çok fazla bir şey. Anlatamayacağım kadar büyük ve bir o kadar da kalple ilgili bir şey. Kimsenin sevmeyeceği kadar, karşılıksız bir aşkla seviyorum seni. Ve ömrümün sonuna kadar bitmeyecek bu sevgi.

Elveda demiyorum sana,

Çünkü elveda diye bir şey yoktur bu hayatta

“bizim için” sevdiğim. O yüzden vedalara gerek yok,

Bir gün vuslat bekliyor bizi.”

İstanbulum Gazetesi ve Gazete Ataşehir ailesi olarak, aşkın verdiği ızdırapla hayat akışını değiştiren genç yazarımıza başarılar dileyerek,  hayat hikâyesini kısaca olsa da kendisinden dinleyelim.

DSCF6282

YAZARLIĞA NASIL BAŞLADINIZ NEDEN ETKİLENDİNİZ?

Üniversiteyi kazanarak İstanbul’a 2014 yılında geldim.  Henüz 1’inci sınıfta iken birine karşı duyduğum duygulardan dolayı karşılıksız âşık oldum ve duygularımı âşık olduğum kişiye belli edemiyorum.  Belli ettikten sonra da karşılık bulamadım ve ret edildim. Dolayısıyla duygularımı kâğıda döktüm.  Ona söyleyemediklerimi yazdım. Bir baktım ki evde deste deste duygu dolu sayfalar bulunca neden bunu kitaplaştırmayayım diye düşündüm.  Yaşadığım duyguları kitaplaştırarak insanların duygularına hitap etmiş olurum diye düşündüm. Böylece de bir eser ortaya çıktı.

İlk yazdığım kitap “Oysa Bir Umuttu”.  İkinci kitabım “İki Dizi Arası” roman türünde bir eser. Bu kitabın arasına şiir serpiştirdik. Şiirler romanın gidişatı ile uyumlu ayrı bir şey değil.

Şu an 3’üncü kitabı yazmaya hazırlanıyorum. Seneye piyasaya çıkacak şekilde bir çalışmayı sürdürüyorum. Bu romanım da ilk romanım olan “Oysa Bir Umuttu” devreye girecek. Daha kapsamlı bir şekilde Nilüferin Çınara olan karşılıksız aşkını anlatıyorum.

ÜNİVERSİTEDE ÇİFT DAL OKUMANIN YANISIRA YAZARLIK ZOR OLMUYOR MU?

Ben zoru seviyorum. Kendimi dinlememek için uğraş arıyorum. İki fakülte okuyorum. Bu şiirlerin çoğunu metroda, yolda ilham aldıkça yazıyorum ve bunları kitaplaştırıyorum. Artık uyku saatlerimi bile hesaplıyorum.

KENDİNİZE BİR HEDEF BELİRLEDİNİZ Mİ?

İnsanlarla her zaman iletişim içinde olmak ve soysallaşmak istiyorum. Hemen parlayıp sönenlerden olmak istemiyorum. Yani sürekli insanlarla iletişimim de eleştirilere de açığım. Şu ana kadar okuyucularımdan hep olumlu tepki aldım. Buda beni motive ediyor. Okuyucularla sürekli iletişim halinde olmak, güzel sözler duymak çok güzel bir duygu.  Henüz daha işin başındayım. Yavaş yavaş edebiyat dünyasının içine de girmeye başladım. Yolum uzun ama önemli olan sabretmek, sabırlı olmak.

DSCF6272

KENDİNİZE ZAMAN AYIRABİLİYOR MUSUNUZ?

Soru müzik olunca, Türk Sanat Müziğinin aşığıyım. O kadar çok seviyorum ki çok şiirimi TSM dinleyerek, ilham alarak yazıyorum. Bundan da müthiş haz alıyorum.

OKUYUCULARINIZA BİR MESAJINIZ VAR MI?

Eğer bir hayalleri varsa peşinden gitsinler. Büyüklerimiz onlara yardım etsin. Ayıp diye bir şey yok. Sonuçta bizde insanız, duygularımız var, âşık olabiliriz. Bu konuda ailem her zaman arkamda durdu, bana destek verdi.  Eğer bir şeyler yapabiliyorsam ailemin desteğinin büyük payı vardır onlarla gurur duyuyorum.  Bana kendimi ifade etmem için bu fırsatı veren İstanbulum Gazetesi ve Gazete Ataşehir’in sahibi ve çalışanlarına ayrıca teşekkür ederim.

ÜMRANİYE BELEDİYESİNDEN KUTLAMA MESAJI

24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı nedeniyle Ümraniye Belediye Başkanı Hasan Can kutlama mesajı yayınladı.

İstanbul Gazetesi ve Gazete Ataşehir ailesi olarak kendilerine teşekkür eder, Belediye Başkanı Sayın Hasan Can’ın şahsında tüm belediye çalışanlarına başarılı bir çalışma dönemi diliyoruz.

Ümraniye Belediyesi’nden gelen kutlama mesajı şöyle:

“Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.

24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü “Gazeteciler ve Basın Bayramı” olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürlüğünün en temel hak olduğu görüşü, modern dünyada tartışmasız kabul görüyor. Kamu adına gerçekleri araştırma, doğru ve gerçek haberlerle kamuoyunu aydınlatma görevi gören basın, demokratik hayatımızın vazgeçilmez unsurlarından biri. Haber alma ve yayma özgürlüğünün en etkili aracı olan basın, demokrasinin yaşamasını ve gelişmesini sağlayan kurumların başında geliyor.

Başkan Hasan Can: “Tüm Basın Mensuplarımızın 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramını Kutlarım”

Ümraniye Belediye Başkanı Hasan Can, 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramını şu cümlelerle kutladı: “Zor şartlarda ve büyük bir özveriyle kamuoyunu hızlı ve etkili bir biçimde bilgilendirmek amacıyla gece gündüz demeden çalışan tüm basın mensuplarımızın 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramını en içten dileklerimizle kutlar, 15 Temmuz ve sonrası yaşadığımız süreçte millî irade için, halka vurulmak istenen hain darbeye karşı verdikleri mücadeleden ötürü teşekkür ederiz. Bu duygu ve düşüncelerle ayrıca;  ilçemizde faaliyette bulunan yerel gazete, dergi, radyo ve televizyonlarımız ve ulusal haber ajansı temsilcileri ile zengin bir kadroya sahip olan ve üstlendikleri sorumluluğun bilinciyle görev yapan değerli basın mensuplarımızın da 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramını candan kutlarım”

 

 

YARIŞMADA DERECEYE GİRENLERE ÖDÜLLERİ VERİLDİ

Ümraniye Belediyesi 13. Geleneksel Resim, Hikâye ve Şiir Yarışmalarının Ödül Töreni, belediye binası bahçesinde gerçekleşti. Törenden önce Başkan Hasan Can ve protokol; Ümraniye Belediyesi Kültür ve Sanat Merkezi’ndeki “15 Temmuz Millî İradenin Şahlanış Destanı” konulu resim sergisinin açılışını yaptı.

Ümraniye Belediyesi 13. Geleneksel Resim, Hikâye ve Şiir Yarışmalarının Ödül Töreni, belediye binası bahçesinde gerçekleşti. Törenden önce Başkan Hasan Can ve protokol; Ümraniye Belediyesi Kültür ve Sanat Merkezi’ndeki “15 Temmuz Millî İradenin Şahlanış Destanı” konulu resim sergisinin açılışını yaptı.

Ümraniye Belediyesinin düzenlediği ve bu sene üç alanda da konusu “15 Temmuz Millî İradenin Şahlanış Destanı” olan 13. Geleneksel Resim, Hikâye ve Şiir Yarışmalarının ödül töreni belediye binasının bahçesinde gerçekleşti. Törene Ümraniye Belediye Başkanı Hasan Can’ın yanı sıra; Ümraniye Kaymakamı Suat Dervişoğlu, AK Parti Ümraniye İlçe Başkanı Av. Mahmut Eminmollaoğlu, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Hüsrev Subaşı, Hattat Hasan Çelebi, Cilt Sanatçısı İslam Seçen, Hattat Savaş Çelik, Yazar Abdurrahman Dilipak, Ümraniye Belediye Başkan Yardımcıları, jüri üyeleri, yarışmaya eser gönderen sanatçılar ve vatandaşlar katıldı.

DSCF6299

ödül töreninde ilk olarak tüm jüri üyeleri adına bir selamlama konuşması gerçekleştiren Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Hüsrev Subaşı, “Ümraniye Belediyesi, bu yarışmaları marka hâline getirerek dünyanın her yerindeki sanatçıları teşvik ediyor ve bu yarışmalara katılan eserler literatüre giriyor. Bu sebeple hem bir vatandaş hem de bir aydın olarak Başkan Hasan Can ve ekibine teşekkür ediyorum” dedi.

DSCF6319

Törende selamlama konuşması gerçekleştiren Gazeteci-Yazar Abdurrahman Dilipak da sanatın öneminden bahsederek emeği geçen herkese teşekkür etti.

DSCF6324

AK Parti Ümraniye İlçe Başkanı Av. Mahmut Eminmollaoğlu, Başkan Hasan Can’ın çalışma düsturunun kaliteli ve sürdürülebilir işler yapmak olduğunu dile getirerek yarışmada emeği geçen herkese teşekkür etti. 15 Temmuz Darbe Girişiminden de bahseden Eminmollaoğlu; bu konuda eserler verilmesinin darbe girişiminin unutturulmaması noktasında çok önemli olduğunu söyledi.

DSCF6327

Törende konuşma gerçekleştiren Ümraniye Belediye Başkanı Hasan Can; törenin belediye binasının bahçesinde yapılmasının bahçede 15 Temmuz gecesi tank tarafından ezilen bir aracın sergilenmesi dolayısıyla olduğunu söyleyerek; “Konumuz 15 Temmuz, o gecenin tablosunu en açık gösteren nesnelerden birini bahçemizde sergiliyoruz. İnanıyoruz ki kaliteli işle kalitesiz iş arasındaki fark çok az bir maliyet farkıdır ve biz işlerimiz kaliteli olsun istiyoruz. İyi bir işte aradığımız diğer özellik ise işin sürdürülebilir olması. Böyle işler yapmaya gayret ediyoruz. Yarışmalarda kalite standartlarının yükseltildiğini dile getirdi. Eserlerin jüri tarafından değerlendiriliş sürecini anlatan Başkan Hasan Can; “Eserler alanında uzman hoca ve sanatçılar tarafından değerlendiriliyor, bizi temsilen bir müdürümüz ve başkan yardımcımız da jüride yer alıyor. Ben bugüne kadar hiçbir yarışmada jüri olmadım; derdimiz konuyu aktarabilen eserlerin en iyi şekilde seçilmesi” dedi.

DSCF6336

1980 Sonrası Türk Hikâyesi-Hikâyenin Bugünü, Bugünün Hikâyesi adlı bir sempozyum yaptıklarını ve buna katılan tüm hocaların hikâye yarışmasının Türkiye’nin en prestijli yarışması olduğunu ve alanında tek olduğunu söylediklerini belirten Başkan Hasan Can, geçmiş yarışmalar hakkında bilgi verdi. 15 Temmuz Darbe Girişiminden de bahseden Başkan Hasan Can, hain girişimin unutturulmaması adına yaptıkları çalışmalardan yalnızca biri olan yarışmalarda verilen eserlerin, girişimin gelecek nesillere aktarılmasında önemli olduğunu dile getirdi.

Başkan Hasan Can; “Bugüne kadar yarışmalarımıza katılan herkese ve jüri üyelerimize teşekkür ediyorum” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

DSCF6339

Ardından bir konuşma gerçekleştiren Ümraniye Kaymakamı Suat Dervişoğlu; belediye tarafından yapılan kültür programlarından bahsederek Başkan Hasan Can ve ekibine teşekkür etti.

DSCF6366

Program Başkan Hasan Can’ın yarışmada ilk 3’e giren eserlerin sahiplerine ödüllerini takdimi ve şiir yarışmasında 1. olan Ziya Karatekin’in yazdığı Baba ve Oğul adlı şiiri okumasının ardından son buldu.

DSCF6395 DSCF6382 DSCF6365 DSCF6303 DSCF6311 DSCF6292 DSCF6398

 

 

AVANAK AVNİ VE OĞUZ ARAL KADIKÖY’DE

Türk karikatürünün efsane ismi Oğuz Aral ve kahramanı Avanak Avni artık Kadıköy’de. Kadıköy Belediyesi tarafından yaptırılan iki heykel karşılıklı durarak Kadıköy’e gelenleri karşılıyor.

Usta karikatürist Oğuz Aral’ın Gırgır Dergisi’nde ofis-boy olarak çalışan Rıza Külegeç adlı çocuktan esinlenerek yarattığı bir karakter Avanak Avni Kadıköy Hasanpaşa’da hem Kadıköy’e gelenleri karşılıyor hem de Kadıköy Belediyesi Karikatür Evini gösteriyor.

Kadıköy Belediyesi usta karikatürist Oğuz Aral ve onun yarattığı Avanak Avni’nin heykellerini yaptırdı. Tipik bir gecekondu mahallesi çocuğu olan sürekli ezilen ama hiç boyun eğmeyen konuşmayı sökemediği için derdini anlatamayan, Leyla’ya sırılsıklam aşık ve sürekli Deve Dilaver’den dayak yiyen Avanak Avni parmağıyla Kadıköy Belediyesi tarafından geçtiğimiz yıl hizmete açılan Karikatür Evi’ni gösteriyor.

41912_20101206152419

Oğuz Aral’ın 1973 yılında çizmeye başladığı çizdiği Avanak Avni’nin maceraları Türkiye sınırlarını aşıp Güney Afrika’daki ırkçı olaylara karşı, Meksika’da ise ABD karşıtı gurupların sembolü olmuştu. Oğuz Aral Gırgır Dergisi’nin el değiştirmesinden sonra 1990 yılında çıkarmaya başladığı dergiye Avni adını vermişti. Avni dergisi 1996’ya kadar yayınını sürdürmüştü. Oğuz Aral’ın 2004’te hayata veda edişinin ardından, Penguen dergisi çizerleri Oğuz Aral’ın anısına Avni’nin karikatürlerini kendi kalemlerinden çizmişlerdi.

Oğuz Aral, bir karikatüründe Avanak Avni’ye konuk olmuş ve Avni’den bir taş da o yemişti.

Kadıköy Belediyesi daha önce Turhan Selçuk’un Abdülcanbaz,Tuncay Akgün’ün Bezgin Bekir ve Uğur Gürsoy’un Fırat karakterlerinin heykellerini yaptırmıştı. Abdülcanbaz, Bezgin Bekir ve Fırat Kadıköy Belediyesi Karikatür Evi’nde gelenleri karşılıyor.

Heykeltraş Yunus Tonkuş tarafından yapılan Avanak Avni ve Turhan Selçuk heykelleri ise hem Kadıköy’ün Hasanpaşa girişinde gelenleri karşılıyor hem de Karikatür Evi’ne davet ediyor.

 

 

 

PARKLARDA SİNEMA KEYFİ

Kadıköy Parklarında yazlık sinema günleri başlıyor. Kadıköy Belediyesi tarafından organize edilen yazlık sinema günlerinde 8 parkta film gösterimleri yapılacak.

Biraz gözyaşı, bol kahkaha, nostalji, özlem ve elbette yıldızlar…  Geçtiğimiz yaz Kadıköy Parklarında yaşanan yıldızlar altında sinema keyfi devam ediyor.

Kadıköy Belediyesi tarafından düzenlenen Yazlık Sinema etkinliğinde geçtiğimiz yıl vizyona giren ve beğenilen dört film, Ekşi Elmalar, Görümce, İstanbul Kırmızısı, Tatlım Tatlım sekiz ayrı parkta izleyici ile buluşacak.

İki hafta sürecek Yazlık Sinema etkinliğinde Cuma ve Cumartesi akşamları gösterilecek filmlerin başlama saati 21.00. Filmler Doğa Parkı, İdea Kadıköy, Gençlik Sanat Merkezi Bahçesi, Koşuyolu Mahalle Evi Koşuyolu, Kadıköy Akademi, Kriton Curi Parkı, Özgürlük Parkı, Fenerbahçe Parkı Set Üstü’nde gösterilecek.

BEŞÇEŞMELER’DE FESTİVAL ZAMANI

Maltepe Belediyesi’nce düzenlenen “Uluslararası Beşçeşmeler Yaz Festivali”, 22 Temmuz’da Bulgaristan ekibinin sahne alacağı geceyle başlayacak.

Maltepe Belediyesi’nin düzenlediği “Uluslararası Beşçeşmeler Yaz Festivali”, 22 Temmuz’da Bulgaristan ekibinin sahne alacağı bir geceyle açılışını yapacak. Etkinlikler kapsamında sırasıyla 29 Temmuz’da Brezilya, 5 Ağustos’ta Sırbistan Loznika, 12 Ağustos’ta Belçika, 9 Eylül’de Moldova’ya bağlı Gagavuzya ve 16 Eylül’de yeniden Brezilya ekipleri, Maltepelilerle buluşacak.

Bulgaristan’ın misafir olacağı ilk geceye, ev sahibi Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç’ın yanı sıra, Bulgaristan Büyükelçisi Nadezhda Nikolova Neynsky, Bulgaristan İstanbul Başkonsolosu AngelMilevAngelov, Bulgaristan Edirne Başkonsolosu VasilValchev, Bulgaristan Bursa Başkonsolosu EvgeniVasilev, Bulgaristan’ın Hasköy iline bağlı Mineralni Bani (Meriçler) Belediye Başkanı Mümin İskender, Belediye Meclis Başkanı Mehmed Latif Şakir, Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) İlçe Başkanı Ekrem Zeynur ve davetliler ile vatandaşlar katılacak.

TONKA KOLEVA MALTEPE’DE

Kardeş şehir protokolünün imzalanacağı açılış etkinliğinde DİGA (Gökkuşağı) Çocuk Grubu folklor dansı yapacak ve Bulgaristan folklorunu ve şarkılarını Avrupa’da temsil eden Ruçey (Küçük Dere) Folklor Grubu’ndan 6 sanatçı da şarkı seslendirecek. Etkinlikte, Bulgaristan’ı pek çok ülkede temsil eden ve altın madalya kazanmış Devlet Sanatçısı TonkaKoleva da yer alacak. Etkinlikte ayrıca, “Kırcaali Kadriye Latifova Müzikal Tiyatrosu”ndan 4 kişilik Türk Tiyatro sanatçısı program dahilinde Türkçe-Bulgarca sunuş yapacak ve şarkı seslendirecek.

SEMTİN DUVARLARI TABLO OLDU

Kadıköy sokaklarının rengârenk duvar resimleriyle süslendiği Mural İstanbul Festivali sürüyor. Kadıköy Belediyesi tarafından organize edilen ve 31 Temmuz’a dek sürecek festivale 3 yerli 3 yabancı sanatçı 6 duvar ve 1 zemin çalışması ile katılıyor.

Kadıköy sokaklarının rengârenk duvar resimleriyle süslendiği Mural İstanbul Festivali’nde ilk hafta geride kaldı. Kadıköy Belediyesi tarafından organize edilen ve bu yıl 6. kez düzenlenen Festivalde Writer Material Grup, Treze ve Mr. Hure Mural çalışmalarını tamamladı.

Raşit Efendi, Kuşak Sokak ve Kuşdili Caddesi’ndeki boş duvarlara yapılan Mural’ler  duvarları tablo haline getirdi. Festival kapsamında 17 Temmuz’da Nuran Erden Kuşluk Parkı’na, Fintan Magee 24 Temmuz’da Nakil Sokak’ta, Alex Maksiov 26 Temmuz’da Talimhane Sokak’ta Mural yapacak.

Kadıköy Belediyesi’nin organize ettiği ve Türkiye’de bina cephelerinin tümüyle boyandığı ilk etkinlik olma özelliğini taşıyan festivalde bu yıl önceki yıllardan farklı olarak Ukraynalı sanatçı Alex Maksiov, Mural çalışmasının yanı sıra 21 Temmuz’da zeminde üç boyutlu resim de yapacak.

2012 yılında Yeldeğirmeni’nde başlayan festivale şimdiye kadar yerli yabancı birçok mural sanatçısı katıldı. Boş bina cephelerine yapılan resimlerle Kadıköy’ün sokakları açık hava sergi salonu haline dönüştü. 27 bina cephesi sanatçılar tarafından özgün çalışmalarla renklendirildi. Festival kapsamında yapılan bazı eserler geçtiğimiz yıllarda dünya çapında en iyi mural eserleri listesinde yer aldı.

Geçen sene yapılan çalışmalar Chu eseriyle başlamış, Tabone, Ares ve Lakormis’in binalara yaptıkları çalışmalarla sona ermişti.  Bu yıl 31 Temmuz’a dek sürecek festivale 3 yerli 3 yabancı sanatçı 6 duvar ve 1 zemin çalışması ile katılıyor.

Festivalin ikinci hafta programı şöyle;

17 – 19 Temmuz

Nuran Erden, Kuşluk Parkı

21 – 24 Temmuz (zeminde 3d çalışma) – 26 – 31 Temmuz (duvar çalışması)

Alex Maksiov,  Talimhane Sokak No:2

24 – 29 Temmuz

Fintan Magee, Nakil Sokak No:17

 

ULUSLARARASI HALK DANSLARI FESTİVALİ

7 ülkeden katılım sağlanan festival, Yalova kent merkezindeki gösterilerle başladı

Yalova Turizm Folklor Araştırma Geliştirme Gençlik ve Spor Kulübü Derneği (TUFAG) tarafından, bu yıl 31’incisi düzenlenen Uluslararası Halk Dansları Festivali renkli görüntülerle başladı.

Festivale bu yıl Arjantin, Şili, Arnavutluk, Gürcistan, Bulgaristan, Sırbistan ve KKTC olmak üzere 7 ülkeden katılım oldu. Festival kapsamında Yalova, 200’e yakın dansçıyı ağırlıyor.

Bu yıl 31’incisi düzenlenen festivalin açılışı, Gazipaşa Caddesi’nde gerçekleştirilen kortej yürüyüşüyle başladı. Festivale katılan ekipler, yürüyüş sırasında mini gösteriler sundu.

Festival kapsamında, 14 Temmuz Cuma günü Koruköy ve Çınarcık’ta düzenlenecek gösteriler, saat 21.00’de eş zamanlı başlayacak.

Kortej yürüyüşüne Yalova Belediye Başkan Yardımcıları Jülide Güner ve Dinçer İlhan ile TUFAG Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Çolak da katıldı.

TUFAG Uluslararası Halk Dansları Festivali, 16 Temmuz 2017 Pazar günü Barış Manço Açık Amfi Tiyatrosu’nda düzenlenecek 19. Altın Karanfil Halk Dansları Yarışması ve Otantik Kostüm Yarışması’nın ardından sona erecek.